{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/103 <br>KARAR NO: 2024/537<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05.11.2020<br>NUMARASI: 2018/1241 E. - 2020/548 K.<br>DAVANIN KONUSU: Banka kredisinden kaynaklı itirazın iptali<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili  dava dilekçesinde özetle; davalı şirketlere Bursa Anabulvarı Ticari Şubesinden krediler kullandırıldığını; davalı şirketlerin hem kredi borçlusu olduğunu hem de birbirlerinin kullandığı kredilere müşterek borçlu müteselsil kefil olduklarını; bu nedenle icra takibine konan tüm kredilerden ya borçlu olarak ya da müşterek borçlu müteselsil kefil olarak sorumlu olduklarını bildirerek; kredilerin usulünce ödenmemesi nedeniyle müvekkili bankaca hesapların kat edildiğini, kat ihtarlarının davalılara tebliğ edildiğini ancak davalıların kredi borçlarını yine ödemediklerini belirterek, davalılar aleyhine  İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasıyla icra takibi yaptıklarını, davalıların haksız itirazıyla takiplerin durduğunu belirterek; itirazın iptaline takibin devamına ve davalılardan %20 icra inkar tazminatı tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili savunmasında özetle; müvekkili şirketlerin davacıya muaccel herhangi bir borcu olmadığını, davacı tarafın takipte bahsetmediği bir takım sözleşmeleri dava dilekçesinde beyan etmişse de, bu sözleşmelerin sunulmadığını; faizin fahiş olduğunu, ihtarların usulsüz olduğunu, bu nedenle BSMV olmayacağını ayrıca alacak likit olmadığından dolayı da inkar tazminatı talep edemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...kredi sözleşmesinde davalıların borçlu ve birbirlerine müteselsil kefil müşterek borçlu olarak sözleşmeleri imzaladıkları; taraflar arasında imzalanan ve artık ihtilafsız olan sözleşme hükümlerinden aynı zamanda \"delil sözleşmesi\" niteliğinde düzenlemelerinde bulunduğu; taraflar arasında ihtilaf çıkması halinde davacı bankanın kayıtlarının geçerli olacağının kararlaştırıldığı; bu delil sözleşmesinin geçerli olduğu; buna göre ihtilafın banka kayıtları nazara alınmak suretiyle çözümleneceği, davalı şirketlerin ticari defter ve kayıtlarının bu nedenle incelenemeyeceği; davalı tarafın sadece icra takibine konan borçları ödediğine dair karşı tarafın imzasına havi belge ya da banka havalelerine dayanmak suretiyle savunmada bulunabileceği, ödeme belgelerininde sunulmadığı sebebiyle banka kayıtları üzerinde yaptırılan uzman bankacı bilirkişi incelemesi ile alınan raporla yetinilmiş; bu rapor denetlenmiş; rapordaki gerekçeler hesaplama şekli ve dosyaya uygunluğu nedeniyle rapor hükme esas alınmış ve kabule şayan bulunmuştur. Bankacı bilirkişi icra takibine konan kalemler yönünden, kredi borçlarının ödenmediğini, bu nedenle bankanın kredi sözleşmesini kat etmesinin sözleşme gereğince yetkisinde olduğunu, kat ihtarlarının tebliğ edildiğini; kredi borcunun ödenmemesiyle sözleşme fesih edildiğinden artık taraflar arasında imzalanan ödeme protokolünün ortadan kalktığını; hesabın kat tarihiyle davalıların temerrüte düştüğü tarih arasında akdi faiz, temerrüt tarihiyle takip tarihi arasında da temerrüt faizi oluşacağına dair tespiti ve buna ilişkin hesaplamalarının doğru olduğu; akdin haklı nedenle kat edilmesi halinde akdi faizin ve temerrüt faizinin bankaca belirleneceğine dair sözleşmede hüküm bulunduğu, bu nedenle bankaca bu faiz oranlarının belirlenmesinin yerinde olduğu ve bankaca belirlenen faizinde o dönem Merkez Bankasınca sınırlanan faiz tahdidi içinde kaldığı nazara alınmak suretiyle bilirkişi raporunda her bir kalem için tespit edilen miktarlar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; ancak davacı tarafın çek depo talebi yönünden söz konusu çeklerin muhatapları tarafından bankaya başvurulup muhataplara herhangi bir ödeme yapılmadığından davacı bankanın çek depo talebi hakkının doğmadığı; bu halde ancak muhataplara ödeme yapılmasa dahi hesabın katı ile çeklerin derhal bankaya ibrazı gerektiği yönünde sözleşmede açık bir hüküm olması halinde iş bu icra takibinde depo talebinin haklı sayılabileceği ancak sözleşmede de böyle bir hüküm olmadığından dolayı çek depo talebi yerinde görülmemiş ve reddedilmiş; Kredi sözleşmelerinden doğan alacaklar likit olduğu için ve davalıların itirazları da yerinde olmadığı için kabul edilen ve hüküm altına alınan asıl alacak üzerinden inkar tazminatına hükmedilmiş; Davalı tarafta kötü niyetli takip tazminatı talebinde bulunmuş ise de; icra takibine itirazın iptali talebinin reddedilen kısmının hesap şeklinden kaynaklandığı; reddedilen kısmın senaryo bir alacaktan kaynaklanmadığı nazara alınarak; davalı lehine kötü niyetli takip tazminatı şartlarının oluşmadığı... \" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile; davalılar hakkındaki bu takibin; nakdi krediler yönünden: ... nolu spot kredi için: 424.087,31 TL asıl alacak ( rehinle temin edilen / ipotekle temin edilen 182.315,00 TL ile tahsilde tekerrrür ettirilmemek koşuluyla ) 2.999,24 TL akdi faiz, 136.386,48 TL temerrüt faizi, 6.831,16 TL %5 gider vergisi, 1.660,98 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 571.965,17 TL üzerinden ve sadece asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip talebindeki faiz cinsi ve oranı uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya dair itirazın iptali talebinin reddine, ... nolu spot kredi için: 976.150,05 TL asıl alacak, 6.903,55 TL akdi faiz, 313.929,86 TL temerrüt faizi, 15.723,74 TL %5 gider vergisi, 1.733,43 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 1.314.440,63 TL üzerinden ve sadece asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip talebindeki faiz cinsi ve oranı uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya dair itirazın iptali talebinin reddine, ... nolu doğrudan borçlanma kredisi yönünden: 157.623,84 TL asıl alacak, 1.160,28 TL akdi faiz, 50.024,61 TL temerrüt faizi, 2.501,23 TL %5 gider vergisi, 2.023,25 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 213.332,71 TL üzerinden ve sadece asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip talebindeki faiz cinsi ve oranı uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya dair itirazın iptali talebinin reddine, ... nolu spot kredi için: 699.747,00 TL asıl alacak, 4.948,77 TL akdi faiz, 225.038,64 TL temerrüt faizi, 11.271,47 TL %5 gider vergisi, 1.660,98 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 942.666,86 TL üzerinden ve sadece asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip talebindeki faiz cinsi ve oranı uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya dair itirazın iptali talebinin reddine, Böylece takibin 2.257.607,71 TL asıl alacak ve 784.797,66 TL işlemiş faiz üzerinden yukarıda açıklandığı şekilde devamına, davanın bu miktarlar yönünden kabulüne, Fazlaya dair nakdi kredilere ilişkin itirazın iptali talebinin reddine, Çek depo talebinin reddine, 2.257.607,71 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacı bankaya verilmesine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kısmen kabul yönünden kararın kaldırılarak davanın tamamen kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili tarafından verilen 15.01.2024 tarihli beyan dilekçesinde: davaya konu icra dosyasına sunmuş oldukları itirazlarından vazgeçmeleri sebebiyle konusu kalmayan davada hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesini talep ettiklerini, dava sebebiyle yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını, davacı tarafa gider avansı iadesine muvafakat ettiklerini beyan etmişlerdir. Davalılar vekilinin vazgeçme dilekçeleri davacı vekiline tebliğ edilmiştir. Davacı vekili UYAP üzerinden göndermiş olduğu 12.03.2024 tarihli beyan dilekçesinde, davalıların icra dosyasına yaptığı itirazından vazgeçmesi nedeniyle takip ve dosya borcunun davalılar yönünden takip talebindeki şartlarla kesinleşmiş olduğundan itirazın iptali için açılan iş bu davanın konusunun kalmadığını, davalılardan yargılama gideri ve vekalet ücreti  taleplerinin olmadığını belirterek, konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine olmadığına karar verilmesini, masraf ve vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67. maddesi iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, kredi sözleşmesinin varlığı, davacı banka tarafından gönderilen ihtarname neticesinde  başlatılan icra takibi ile icra takibine karşı itiraz konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. İstinaf aşamasında davanın konusuz kalması nedeniyle istinaf nedenlerinin incelemesine gerek kalmamıştır. Davalılar vekilinin yukarıda yer verilen icra takibine karşı itirazlarından vazgeçtiklerine dair dilekçeleri ve davacı vekilinin davalılar vekilinin dilekçesine karşılık beyan dilekçesi de dikkate alınarak karar verilmesi uygun görülmüştür. Ödeme emrine itiraz etmiş olan borçlu veya vekaletnamesinde kabul özel yetkisi bulunan vekil itirazından her zaman vazgeçebilir. Borçlunun itirazdan vazgeçtiğini, icra tutanağına geçirilmesi ve imza edilmesi gerekir. İtirazdan vazgeçmenin kayıtsız şartsız olması halinde itirazın hükmü kalmaz. Somut olayda, ödeme emrine itiraz etmiş olan davalılar vekilinin Bursa ... Noterliğinde düzenlenen 18.01.2010 tarihli vekaletnamede davayı kabul yetkisinin mevcut olduğu anlaşılmıştır. İtirazın geri alınması itirazın iptali davasına özgü davayı sona erdiren bir taraf işlemidir. Yargıtay bir  kararında geri alınma işlemini davanın kabulü niteliğinde görmüştür. İtirazın geri alınması halinde ortada geçerli bir itiraz bulunmadığından itirazın iptali davası konusuz kalacağından mahkemece konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı şeklinde bir hüküm tesis edilmelidir. İtirazın geri alınması halinde yargılama giderleri konusunda HMK hükmü uyarınca karar verilmelidir. Somut davada ise  davacı vekili vekalet ücreti ve yargılama giderleri taleplerinin olmadığına dair dilekçe sunulmuştur. Bu durumda, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve davacı yararına vekalet ücreti takdir edilmesine yer olmadığına, yapılan yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına dair hüküm tesis edilmesi gerekmiştir. Diğer yandan, davacı vekili, son dilekçesinde davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığını karar verilmesin istemiş, icra inkâr tazminatı talebinde bulunmamıştır. Bu nedenle, davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, istinaf incelemesi sırasında dava konusuz kaldığından, bu konuda bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, istinaf incelemesi sırasında dava konusuz kaldığından, bu konuda bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, dava hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davalı borçluların dava konusu İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı ilamsız icra takibine yapmış oldukları itirazlarından vazgeçtiklerinden, konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-Alınması gerekli 427,60 TL harcın, peşin olarak alınan 37.001,31 TL harçtan mahsubu ile artan 36.573,71 TL harcın, hüküm kesinleştiğinde ve talep hâlinde, davacı tarafa iadesine, 3-Davacı vekilinin 12.03.2024 tarihli beyan  dilekçesine istinaden davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-Taraf vekillerinin beyanları dikkate alınarak, taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-Taraflarca yatıralan gider avans bakiyelerinin, hüküm kesinleştiğinde, yatırmış olan taraflara iadesine, 6-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden: a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, b-Davacı tarafından harcanan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 8-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 28.03.2024  tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6f4dea3f744fc0c0","SID":"e0ad0c9cc4d58a13"}}