{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/2011 <br>KARAR NO: 2024/620 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ: 17/09/2020 <br>DOSYA NUMARASI: 2014/318 Esas - 2020/504 Karar <br>DAVA: Ticari Şirket (Fesih ve Tasfiye İstemli) <br>KARAR TARİHİ : 04/04/2024 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı ... Ticaret A.Ş. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin kurucuları oldukları ... Ticaret AŞ’nin kullandıkları krediler karşılığında %51 hissesinin ... Bankası'na devredildiğini ve şu anda müvekkillerinin toplamda %49 hisseyi temsil ettiğini, diğer hissedarın ... Bankası A.Ş. Olduğunu, 19.03.2007 tarihli genel kurulda alınan kararlara ilişkin iptal davası açıldığını, bu genel kurulda alınan sermaye artırımı ve yönetim kurulu seçimi kararlarının hukuka aykırı olduğunu ve bu kararlarla %49 oranında pay sahibi olan müvekkillerinin mağdur edilmeye çalışıldığını, davalı şirket tarafından davalı Banka’dan şirketi zarara uğratıcı mahiyette avanslar alındığını, Şirket sermayesinin TTK.324 maddesi uyarınca 2/3 zayii olduğu bu nedenle TTK m. 434/3 bendinde belirtilen infisah sebebinin gerçekleştiğini ileri sürerek davalı ... AŞ’nin tasfiyesine ve tasfiye memuru atanmasına, dava masraflarıyla vekalet ücretinin davalı üzerine yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Bankası A.Ş.  vekili cevap dilekçesinde özetle; Sermayenin 2/3’ ünün zayi olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, 19.03.2007 tarihli genel kurul toplantı sonucuna göre, şirket sermayesi 492.650,00 YTL artırılarak, 500.000.00 YTL. ’ye çıkarıldığını, Sermaye artırımında rüçhan hakları ve diğer ortaklarca kullanılmayan rüçhan hakları nominal toplamı olan 492.650,00 YTL’nin müvekkil Banka tarafından taahhüt ve ödemede bulunulduğunun ve müvekkil Bankanın şirket sermayesindeki payının %99,28 'e ulaştığını ve ilgili sermaye taahhüt ödemelerinde, avans alacaklarının mahsup edildiğini, bu sebeplerle davacının iddialarının dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Ticaret AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin mali durumunun iyi olmaması nedeniyle, zorunlu mahkeme giderlerini karşılamak, şirketin çıkarlarını korumak için dava ve takibatlar yapmak ve diğer genel yönetim giderlerini karşılamak amacıyla zorunlu olarak şirketin % 51 pay sahibi ortağı ... Bankası’ndan avans alınması yoluna gidildiği ve alınan avansların kullanılmasında herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını, 19.03.2007 tarihli genel kurulunda alınan sermaye artırımı ve diğer konulara ilişkin kararların hukuka uygun olduğunu; bunların hükümsüzlüğüne ilişkin açılan davaların mahiyeti itibariyle uzun sürebileceğinden bahisle sermaye artışının dava sonuçlarını beklemeden yapılmasının hukuka aykın olmadığını, Müvekkil şirketin 19.03.2007 tarihinde yapılan genel kurulunda seçilen denetçi ve yönetim kurulu üyelerinin tamamının ... Bankası’nın belirlediği kişilerden oluşması genel kurulun bir takdiri olduğu, söz konusu üyelerin seçilmesinin genel kurulda oy çokluğu ile olduğu ve bu işlemlerde hukuka aykın bir durum olmadığını, Müvekkil şirketin hâlihazırdaki yönetim ve denetim mekanizmaları kanunen kendilerine yüklenen ödevleri gereği gibi yerine getirdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 17/09/2020 tarih ve 2014/318 Esas - 2020/504 Karar sayılı kararı ile; \" Taraflarca gösteriler deliller toplanmış, İstanbul Kapatılan 29. ATM'nin 2013/197-266 E.-K. Sayılı ilamı celp edilmiş, davanın mahiyeti gereği tasfiye şartlarının oluşup oluşmadığı yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve rapor alınmıştır. Bilirkişi heyeti 21/09/2018 tarihli raporunda \" Davacının, pay sahibi sıfatıyla, şirket sermayesinin üçte ikisinin karşılık kaldığı İddiasından hareketle şirketin feshini isteyebilmesinin mümkün olmayacağı; - Pay sahibi sıfatıyla sermayenin üçte ikisinin karşılıksız kalması sebebiyle münfesih olan şirketin tespitinin istenebilmesi için gerekli olan prosedür yürütülmediğinden ve bu sebeple şirket münfesih sayılmayacağından davacıların bu talepleri açısından gerekli şartların oluşmadığı; - 6762 sayılı Kanun m. 436 uyarınca açılacak olan davada davanın şirket tüzel kişiliğine karşı açılması gerekirken diğer pay sahibi sıfatına sahip Türkiye Kalkınma Bankası’na karşı husumet yöneltileraeyeceği; - Davacının Davalı ... Ticaret AŞ’ye karşı yöneltilen husumet açısından davadaki iradesinin ve ileri sürdüğü fesih sebeplerinin ispat hukuku açısından haklı sebeple fesih davası açısından değerlendirilmesine kanaat oluştuğu; - Haklı sebeple fesih davası açısından yapılan incelemede davacılar ve davalılar arasında uzun yıllardır süren birden çok dava olduğu, şirketin ana faaliyet konusu olan otelin uzun yıllardır faaliyetlerine devam etmediği, bu bağlamda şirketin ana faaliyet konusunu olan otel İşletmeciliği faaliyetinin fiilen sona erdiği ve davacılarla davalılar arasındaki ilişkinin uzun yıllardır süren husumetin sonucu olarak sürdürülemeyecek noktaya geldiğinin anlaşılmasından haklı sebeplerin oluştuğu kanaatinin oluştuğu;- 6012 sayılı Kanun’un 531. maddesine dayalı olarak değerlendirilecek haklı sebeple fesih isteminin, davacının iradesi göz önünde bulundurulduğunda 6762 sayılı Kanun döneminde açılan dava açısından da ileri sürülebileceği; \" görüşü bildirilmiştir. Yapılan itirazlar nedeniyle bilirkişi heyetinden ek rapor alınmış, alınan 08/04/2019 tarihli raporda \" 1. Davacı vekilinin itirazlarının bakımından belirtelim ki, kök raporda da temas edildiği üzere, davacının, pay sahibi sıfatıyla, şirket sermayesinin üçte ikisinin karşılık kaldığı iddiasından hareketle şirketin feshini isteyebilmesi mümkün değildir. Pay sahibi sıfatıyla sermayenin üçte ikisinin karşılıksız kalması sebebiyle münfesih olan şirketin sona erdiğinin tespitinin istenebilmesi için gerekli olan prosedür yürütülmediğinden ve bu sebeple şirket münfesih sayılmayacağından davacıların bu talepleri açısından gerekli şartlar oluşmamıştır. 2. Davalı ... Ticaret A.Ş.' vekilinin itirazları bakımından belirtelim ki, davalı şirketin beyanlarına göre ana faaliyet konusu olan otelde halen faaliyet bulunmamaktadır. Şirketin taşınmazı, otel müştemilatı ve teşrifatı ile birlikte satılmıştır. Şirketin fiilen gelir getirici bir faaliyeti bulunmamaktadır. Şirketin kira alacağı ve diğer hususlardaki davalann mevcut olması şirketin gerçek manada faaliyetine devam ettiği anlamına gelmeyecektir. Gerek otelin elden çıkmış olması gerek taraflar arasındaki husumet nedeniyle şirketin feshi bakımından haklı sebebin mevcut olduğu yönündeki görüşümüzde bir değişiklik olmamıştır. 3. Davalı şirket vekili ayrıca oluşmuş zarar ve sorunların büyük kısmının davacıların geçmişteki iş ve işlemlerinden kaynaklandığını belirtmiştir. Öncelikle şirketi zarara uğrattığı iddia edilen iş ve işlemler eldeki davanın konusunu oluşturmamaktadır. Öte yandan anonim şirketin haklı sebeple feshi şartlarının oluştuğu durumlarda, verilecek karar bakımından, bu şartların oluşumunda kimin ne kadar etkili olduğu gibi bir araştırmaya gidilmesi söz konusu değildir. 4. Davalı vekili, İstanbul 29. ATM'nin 2013/197 E. sayılı dosyasında verilen kesinleşmiş karara ilişkin açıklamalarda bulunmuşsa da, raporumuzun özet kısmında yer vermiş olmamıza rağmen bu kararın içeriğinin, ulaşmış olduğumuz kanaate bir etkisi olmamıştır. O bakımdan bu karar yönünden inceleme yapılmasını gerektirir bir durum söz konusu değildir.\" görüşü bildirilmiştir. Tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde açılan dava, anonim şirketin tasfiyesi istemine ilişkindir. Davanın açıldığı tarih ve tasfiyeye esas gösterilen maddi vakalar 6102 sayılı TTK'dan önce gerçekleşmiş olduğundan 6762 sayılı TTK'nın davaya uygulanması gerekmekte olup davacılar somut davada şirket sermayesinin üçte ikisinin karşılıksız kalması nedenine dayanmakta  ve 6762 sayılı Ticaret Kanununun 324 Md.'ne göre düzenlenecek ara bilanço ile sermayenin üçte ikisinin karşılıksız olduğu anlaşıldığı takdirde toplanacak genel kurul sermayesinin tamamlanmasına veya kalan sermaye ile yetinilmesine karar vermesi gerektiği, aksi halde şirketin münfesih olduğu Ticaret Kanunu 436 Md'de alacaklıların bu durumdaki şirketin feshini talep edebilecekleri, alacaklıların dava açabilmeleri için genel kuruldan karar aldırmaya gerek bulunmadığı, oysaki somut davada davacıların pay sahibi olup bu nedenle 436 md'ye göre direkt dava açma hakkına sahip olmadıkları, şirketin münfesih olduğunun tespiti davası açabilecekleri fakat gerekli süreç işletilmediğinden bunun da mümkün olmadığı zaten açılan davanın tespit davası da olmadığı, davacıların sermayenin üçte ikisinin karşılıksız kaldığı iddiasının dışında tasfiyeye yönelik iddiaların haklı nedenle fesih oluşturup oluşturmadığı noktasında öncelikle tasfiye davasının şirket tüzel kişiliğine yönetilmesi gereken bir dava olması nedeniyle davalı ... Bankası yönünden pasif husumet ehliyeti olmadığından bu davalı yönünden açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş, diğer davalı şirket yönünden ise haklı nedenle tasfiye şartları incelendiğinde 6762 sayılı TTK'da haklı nedenle fesih şartları düzenlenmemiş olmasına rağmen davacı pay sahiplerinin yargılama süresince tasfiyeye yönelik iradelerini sürdürdükleri ve bu nedenle 6102 sayılı TTK'nın 531 Md'sinin somut davada uygulanabilirliği olduğu, şirketin ana faaliyet konusu olan otelin satılmış olması, şirkete gelir getirecek işletmenin olmaması, sadece kira alacağı ve buna ilişkin davaların şirketin devamı için esas teşkil etmeyeceği taraflar arasında birden çok dava ve husumet bulunduğu, taraflar arasındaki ilişkinin \"çekilmezlik\" halini aldığı gözönüne alındığında davalı anonim şirketin tasfiyesi için haklı nedenlerin varlığının söz konusu olup TTK hükümleri uyarınca şirketin tasfiyesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \" gerekçeleri ile; \" A) Davalı ... Bankası A.Ş.'nin pasif husumet ehliyeti bulunmadığından onun yönünden açılan davanın REDDİNE, B)Davalı ... Yönünden açılan davanın KABULÜNE, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı ... Tic. A.Ş.'nin haklı sebeple TASFİYESİNE, Tasfiye Memuru olarak SMM ...'ın aylık 1.000,00 TL ücretle atanmasına, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davalı ... Ticaret A.Ş. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... Ticaret A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 17/09/2020 tarih ve 2014/318 Esas- 2020/504 Karar sayılı kararında müvekkil şirket (... A. Ş.) yönünden açılan davanın kabulüne karar verildiğini, Yerel Mahkemenin, gerekçeli kararının müvekkil şirket yönünden açılan davayı kabulüne ilişkin kısmını özetle; \" .... davalı ... Bankası yönünden pasif husumet ehliyeti olmadığından bu davalı yönünden açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş, diğer davalı şirket yönünden ise haklı nedenle tasfiye şartları incelendiğinde 6762 sayılı TTK'da haklı nedenle fesih şartları düzenlenmemiş olmasına rağmen davacı pay sahiplerinin yargılama süresince tasfiyeye yönelik iradelerini sürdürdükleri ve bu nedenle 6102 sayılı TTK'nın 531 Md'sinin somut davada uygulanabilirliği olduğu, şirketin ana faaliyet konusu olan otelin satılmış olması, şirkete gelir getirecek işletmenin olmaması, sadece kira alacağı ve buna ilişkin davaların şirketin devamı için esas teşkil etmeyeceği taraflar arasında birden çok dava ve husumet bulunduğu, taraflar arasındaki ilişkinin \"çekilmezlik\" halini aldığı gözönüne alındığında davalı anonim şirketin tasfiyesi için haklı nedenlerin varlığının söz konusu olup TTK hükümleri uyarınca şirketin tasfiyesine karar vermek gerekmiş...\" şeklinde gerekçelendirdiğini, Yerel Mahkemenin müvekkil şirket yönünden davanın kabulüne yönelik bu hükmünün usul ve yasaya aykırı olup, bu hükmün kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Dava dosyası kapsamındaki beyan ve delillerini tekrarla ve yerel mahkeme kararındaki aleyhe gerekçe ve hükmü kabul etmediklerini beyanla; özellikle işbu davanın açıldığı tarihte davacıların iddia ve taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olup, müvekkil şirket yönünden davanın kabulüne dair usul ve yasaya aykırı Yerel Mahkeme kararının kaldırılması ve davanın reddi gerektiğini, Somut olayda ve işbu davanın açıldığı tarihte mevzuat gereği aranan dava açma koşullarının gerçekleşmemiş olduğunu, davanın açıldığı tarihte yürürlükteki mevzuat uyarınca, davacıların işbu davayı açma hak ve yetkisi bulunmadığını, davacıların pay sahibi sıfatıyla, şirket sermayesinin üçte ikisinin karşılıksız kaldığı iddiasından hareketle şirketin feshini istemek hakkı bulunmadığı gibi; pay sahibi sıfatıyla sermayenin üçte ikisinin karşılıksız kalması sebebiyle münfesih olan şirketin tespitinin istenebilmesi için gerekli olan prosedür yürütülmediğinden ve bu sebeple şirket münfesih sayılmayacağından davacıların bu talepleri açısından da gerekli şartların oluşmadığını, davacıların dayandıkları maddelerin 6762 sayılı Kanun'un 324 ve 434. maddeleri olduğu, dava dilekçelerinde haklı sebeple fesih talebinde bulunmadıkları gibi dava açıldığı tarihte zaten bu nedenle feshe ilişkin koşulların da oluşmadığı, müvekkil şirketin faal olduğu ve dolayısıyla davanın usulden ve her halükarda esastan reddi gerekirken, yargılama sürecinin çok uzun bir süreye yayılarak zorlama bir şekilde aleyhe hususlar yönünden nesnellikten uzak bilirkişi raporlarına da dayanılarak Yerel Mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yerel mahkemece hükme dayanak yapılan, eksik inceleme ve değerlendirme ile  davanın açıldığı tarih de dikkate alınmaksızın düzenlenen bilirkişi raporlarındaki aleyhe hususların kabul edilemeyeceğini, ilgili raporlarda itirazlarının da tam olarak karşılanmadığını, İlgili genel kurullarda hem kanunen hem de şirketin nakdi ihtiyaçları nedeniyle nakdi sermaye artırımı yapılmasının zorunlu olup, davacıların rüçhan hakları kapsamında bu haklarını kullanmamayı tercih ederek artışa katılmama yönünde irade ortaya koymaları gerçeği karşısında davacıların iddialarının hukuki mesnet ve yarardan yoksun olduğunu, Yerel mahkemece hükmün gerekçe kısmında yargılama sürecinde davacının iradesi dikkate alındığı halde, yaklaşık 13 yıl gibi uzun süren bu süreçte davanın ilk yılı geçilse bile ilerleyen ilk yıllarda dosyaya ilişkin kapsamlı ve denetime elverişli bilirkişi raporu alınmayarak hukuka ve hakkaniyete aykırı davranıldığını, Davanın açıldığı tarihteki dava dilekçesi incelendiğinde görüleceği üzere davacının kanundaki madde numaralarını açıkça belirtmek suretiyle (Şirket sermayesinin TTK.324 maddesi uyarınca 2/3 zayii olduğu bu nedenle TTK m. 434/3 bendinde belirtilen infisah sebebinin gerçekleştiğini ileri sürerek) istemde bulunup dava açtığını ve gerek yerel mahkeme hükmü ile gerekse de bilirkişi raporlarıyla sabit olduğu üzere bu maddelere dayanılarak açılan davada davacıların taraf ve dava ehliyeti olmadığı halde davanın esasına geçilerek davacının da yazılı talebi dışına çıkılarak hüküm kurulduğunu, yerel mahkemece re'sen gözetilerek dava şartı yokluğundan davanın reddi gerekirken, yargılama sürecinin yıllarca devam ettirildiğini, yerel mahkeme kararındaki müvekkil şirket yönünden davanın kabulü ve aleyhe diğer hükümlerin bu hukuka aykırılık sebebiyle de kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, Yerel mahkemece, hükümde gerekçe olarak sunulan (kabul anlamına gelmemekle birlikte) \"çekilmezlik\" unsurunun ve haklı nedenlerin kaynağının araştırılmasına dahi gerek bulunmadığını, ancak haksız olarak yargılama masrafları ve vekalet ücretinin müvekkil şirkete yükletildiğini, masraflar hakkaniyet gereği paylaştırılmadığı gibi lehlerine de vekalet ücretine hükmedilmemiş olduğunu, bu nedenle de usule ve hukuka aykırı kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep ettiklerini, Açıklanan ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle; yerel mahkeme tarafından verilen hükmün müvekkil şirket yönünden açılan davanın kabulü ve aleyhe diğer hükümler kısmının  usul ve yasaya açıkça aykırı olup, ilgili kısımların kaldırılması ve kararda aleyhe kabul edilen yönlerden de müvekkil şirket açısından davanın tümüyle reddine karar verilmesi için istinaf yoluna müracaat etme zorunluluğu hasıl olduğunu beyanla; Açıklanan ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle; Hükümde geçen müvekkil şirket (\"davalı ... Turizm\") yönünden açılan davanın kabulü ve diğer aleyhe kısımlar yönünden İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/09/2020 tarih ve 2014/318 Esas - 2020/504 Karar sayılı kararının müvekkil şirket (\"davalı ... Turizm\") yönünden açılan davanın kabulü ve diğer aleyhe kısımlar yönünden istinafen incelenerek, yerel mahkeme ilamının kaldırılması ile davanın tünüyle reddine, İstinaf, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi hükmü uyarınca davalı anonim şirketin haklı sebeplerle feshi istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalı ... Bankası A.Ş.'nin pasif husumet ehliyeti bulunmadığından bu davalı yönünden açılan davanın reddine, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı davalı ... Ticaret A.Ş. aleyhine açılan davanın kabulü ile haklı sebeple tasfiyesine ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmiş, verilen karara karşı davalı ... Ticaret A.Ş. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacılar vekili, davacıların davalı şirkette % 49 hisseyi, davalı ... Bankası A.Ş.'nin % 51 hisseyi temsil ettiğini, şirketin tek malvarlığının ... mevkiindeki otel olduğunu, taraflar arasında hukuki ihtilaf ve yargılamaların bulunduğunu, ihtilafların çözümü için sulh çalışmaları yapıldığını, bu çalışmalar kapsamında yönetim kurulu ve denetim kuru üyelerinin seçildiğini, ancak banka tarafından kendisini temsilen seçilen yönetim kurulu üyelerinin görevden alındığını ve yerine yeni yönetim kurulu üyeleri ve denetçi atandığını, bu kişiler tarafından şirkete yeni bir avukat ve mali müşavirin atandığını, bu kişilere piyasa rayicinin üzerinde ücret ödendiğini, şirketin kasasında nakit bulunmadığından bu kişilere ödenecek ücret için  davalı bankadan nakit avans çekildiğini ve şirketin borçlandırıldığını, şirketin sulhen tasfiyesine ilişkin çalışmaların askıya alındığını ve otelin çürümeye bırakıldığını, şirket sermayesinin 2/3'sinin zayi olduğunu 6762 Sayılı TTK'nın 434/3 maddesinde belirtilen infisah sebebinin mevcut olduğunu, yeni atanan yönetim kurulu üyeleri tarafından şirketin ve davacı ortakların zarara uğratıldığı, ellerindeki tek malvarlığı otelinde ellerinden gitmek üzere olduğu, bu sebeplerle şirketin Mahkemece tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili, davacılar davalı şirkette % 49, davalı ... Bankası A.Ş. % 51 hisseye sahip olup, davalı banka tarafından % 51 hisse satışa çıkarıldığı, hissenin davacı ... tarafından alınasına rağmen bedelinin ödenmediği, bundan sonra taraflar arasında hukuki ihtilafların çıktığı, davalı şirketin mali durumunun iyi olmaması, mahkeme, icra takibi masrafları ve yönetim masraflarının karşılanması için davalı ortak bankadan avans çekildiğini, yönetim kurulu üyelerine yaptıkları görev sebebiyle huzur hakkı ödenmesi ve davalı bankadan avans çekilmesinde herhangi bir usulsüzlüğün olmadığı, avukat ve mali müşavire ödenen ücretlerinde piyasa rayicinin üzerinde olmadığı, davacı ... tarafından şirketin malvarlığı olan otelin işletilmesi sebebiyle şirkete borcu olmasına rağmen ödenmediği ve maddi destek sağlanmadığı, davacıların iddialarının aksine şirketin zarara uğramasına davacıların eylemlerinin sebep olduğu, davalının yönetim ve denetim mekanizmalarının kanunen kendilerine yüklenen ödevleri gereği gibi yerine getirdiğini ve davalı şirketin durumunu düzeltmek için gereken çabayı gösterdiğini, şirket sermayesinin 2/3 sinin de zayi olmadığını, bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili, davacılar tarafından şirket sermayesinin TTK.324 maddesi uyarınca 2/3 zayii olduğu ve bu nedenle TTK m. 434/3 bendinde belirtilen infisah sebebinin gerçekleştiğini ileri sürerek istemde bulunup dava açmış olmasına ve bu sebebe dayalı olarak davacıların taraf ve dava ehliyeti bulunmamasına ve koşullar oluşmamasına ve Mahkemece davanın bu sebeplerle dava şartı eksikliği sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken, davacılar tarafından dava dilekçesinde ileri sürülmeyen haklı sebeplerle fesih hukuki sebebine dayanılarak dava tarihi itibariyle bu sebeplerinde oluşmamasına rağmen davanın kabulüne karar verilmesi, bilirkişi raporlarının hükme esas alınmasına yeterli olmamasına rağmen itirazları karşılanmadan hükme esas alınmasının, haklı nedenlerin kaynağı araştırılmadan aleyhlerine yargılama giderleri ve vekalet ücreti takdirine karar verilip, lehlerine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacılar vekili tarafından davacı ...'ın vekaletnamesi dosyaya sunulmamış ve iş bu davacı tarafından davanın takip edilmemesi sebebiyle Mahkemece 15/04/2009 tarihli duruşmada bu davacı yönünden dosyanın HUMK nun 409 maddesi uyarınca süresi içerisinde yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. Ancak davacı ... tarafından işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren süresi içerisinde dosya yenilenmemesine rağmen Mahkemece hükümde bu davacı hakkında olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmemesi ve davacı ... tarafından verilen 13/04/2009 tarihli dilekçe ile davalı şirkette mevcut 1 adet hissesinin diğer hissedar ...'a 2007 yılında devretmiş olduğunu beyan etmesine rağmen davacının davada aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı yönünde de herhangi bir değerlendirme yapılmaması yerinde olmamıştır. 6102 Sayılı TTK'nın Anonim Şirketin Genel olarak sona erme sebepleri başlıklı 529.maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi \"İflasına karar verilmesiyle, sona erer.\" hükmünü, yine aynı Kanun'un İflas halinde tasfiye başlıklı 534/1 maddesi \"İflas hâlinde tasfiye, iflas idaresi tarafından İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yapılır. Şirket organları temsil yetkilerini, ancak şirketin iflas idaresi tarafından temsil edilmediği hususlar için korurlar.\" hükmünü içermektedir. Somut uyuşmazlığa konu davalı şirket aleyhine İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/575 esas ve 2022/261 karar sayılı dosyasında 19/09/2019 tarihinde iflas davası açıldığı ve Mahkemece 31/03/2022 günü saat 15:32 itibariyle davalı şirketin iflasının açılmasına karar verildiği, İstanbul ... İflas Dairesi'nin ... iflas sayılı dosyasından verilen cevaba göre iflas kararının henüz kesinleşmediğinin bildirildiği görülmüştür. Mahkemece yargılama sırasında davalı şirketin iflası hakkında dava açılmasına rağmen iflas dosyası celbedilerek ve iflasının kesinleşmesi beklenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu husus da gözetilmeksizin esas hakkında karar verilmesi isabetli olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı şirketin istinaf başvurusunun bu aşamada usulen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-4-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, kaldırma sebebine göre davalının istinaf başvurusu sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı şirketin istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ ile; İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/09/2020 tarih ve 2014/318 Esas - 2020/504 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a4 ve 353/1-a6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 4-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04/04/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c4d0817e32272d43","SID":"9885fd30c3ce4173"}}