{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/413 - 2024/662<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/413 <br>KARAR NO\t: 2024/662<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                    K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/102 E.  -  2021/380 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka YİDK İptali, Hükümsüzlük<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/12/2021 tarih ve 2021/102 E. - 2021/380 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin, “...” markasının TPMK nezdinde tanınmış marka olarak tescilli olduğunu, aynı zamanda “...” markasının WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı) nezdinde 23.02.2000 tarih ve 738 993 no. ile tescil edildiğini, davalının 2020/28999 başvuru numaralı “...” ibareli marka başvurusuna müvekkili şirketin “... ...” ibareli markası dayanak gösterilerek itiraz edildiğini, itirazların haksız olarak reddedildiğini, müvekkili şirketin “...” markasının da TPMK nezdinde T/03137 sayı ile tanınmış marka olarak tescil edildiğini, müvekkili şirkete ait itiraz gerekçesi “... ...” ibareli markanın “...” ibareli markanın serisi statüsünde olduğunu, dava konusu markanın “...” markasının tanınmışlığından faydalanacağını, başvuru ile müvekkili şirket markalarının aynı sınıflarda tescil edildiğini, markaların yazılış biçimlerinin ayniyet derecesinde benzer olduğunu, dava konusu marka ile karşılaşan ortalama tüketicinin markayı müvekkili şirketin seri markalarından biri olarak algılayacağını, davalı şahsın kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, TPMK YİDK’in 2021-M-1119 sayılı kararının iptaline, 2020/28999 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.         <br> Davalı kurum vekili, davacı tarafın itiraz sürecinde sadece 2017/48242 sayılı “... ...” ibareli marka ile 6769 sayılı SMK m.6/1 hükmüne dayandığını, YİDK kararının iptali talebi bakımından Kuruma itiraz aşamasında ileri sürülmemiş iddiaların dava dilekçesinde ileri sürülemeyeceğini, her iki markanın Türkçe’de bilinen bir anlamı bulunmadığını, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığını, markaların karıştırılma/iltibas ihtimali bulunmadığını, YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\tDiğer davalı şahıs vekili, taraf markaları bir bütün olarak incelendiğinde aralarında karıştırılacak bir benzerlikten söz edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili markasının özgün bir marka olduğunu ve davacı markasıyla iltibas yaratma amacı gütmediğini, markaların yazılış, okunuş ve kompozisyonunun birbirinden çok farklı olduğunu, markaların amaç ve kullanım biçimi itibariyle de farklı olduğunu, “...” ibaresinin Arapça kökenli bir kelime olduğunu, “toprak testi” anlamına geldiğini, yöresel ağızda toprak testi yerine “...” kelimesinin kullanıldığını, Hatay yöresine ait ... peyniri ve ... kebabının meşhur olduğunu, “...” ibaresinin ise İspanyolca “yüz” anlamına geldiğini, davacı markasında esas ve ön planda olan unsurunun “...” ibaresi olduğunu,  “...” ibaresinin tek başına kullanılan ve tescil edilen müstakil bir marka olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, YİDK karar iptali davası bakımından dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan 30. sınıf, 35. sınıf, 43. sınıf ile davacıya ait markada yer alan emtiaların ile aynı/aynı tür/benzer olduğu, hükümsüzlük davası bakımından, dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan 29. sınıf, 30. sınıf,  43. sınıf ile davacıya ait markada yer alan emtiaların ile aynı/aynı tür/benzer olduğu, davalıya ait dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait “...” ve \"... ...\" esas unsurlu markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, dolayısıyla YİDK kararının iptali şartlarının  oluşmadığı, davacının hükümsüzlük talebinin yerinde olmadığı, YİDK karar iptali davası bakımından davacı markasının tanınmışlığının ispatlanamadığı, hükümsüzlük davası bakımından davacıya ait “...” markasının tanınmış olduğu, taraf markalarının benzer olmadığı, bu nedenle davalıya ait markanın davacı markasının tanınmışlığı gerekçesi ile haksız yarar sağlanması, davacı markasının itibarına zarar verilmesi veya davacı markasının ayırt edici karakterinin zedelenmesine sebebiyet vermeyeceği  gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, <br>mahkeme kararında markaların tescil sınıflarının <br>benzerliğinin iltibası arttırmaya yönelik etkisine değinilmediğini, gıda ürünlerinin tüketim amacı, nispeten daha ucuz olması, erişiminin oldukça kolay olması, tüketim aşamasında gerekli özenin gösterilmesinin beklenmemesi gibi <br>çoğaltılabilir nedenlerle dikkat düzeyi daha düşük ortalama tüketici bakımından iltibasın <br>engellenebilmesi adına markalar arasındaki farklılığın çok daha belirgin olması gerektiğini, müvekkilinin tanınmış markasının erozyona uğrama ihtimalinin göz ardı edildiğini, \"...\" ve \"...\" ibareli davacı markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olan <br>ve bu benzerlik nedeniyle iltibas yaratan ve aynı sınıflarda tescili talep edilen dava konusu “...” <br>esas unsurlu markasının tesciline izin verilmemesi gerektiğini ileri sürerek  yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>GEREKÇE\t: Dava,  marka YİDK iptali, hükümsüzlük istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirleneceği, buna göre \"...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \" ... ...\" ve bunun yanında hükümsüzlük davasına mesnet \"...\" asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, bir bütün olarak dava konusu başvurunun, gerek davacı markalarında yer almayan renk ve şekil üzerinde konumlandırılma biçimi, gerekse dava konusu markanın “...” ya da “...” <br>şeklindeki telaffuzunda vurgunun özellikle ilk hecenin sonunda ve ikinci <br>hecenin başında yer alan “r” harfleri üzerinde toplanmasıyla oluşan baskın işitsel farklılık itibariyle davacı markalarından yeterince farklılaştığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından, davacı markalarının tanınmış olmalarının tescil engeli oluşturmayacağı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 29/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/04/2024\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"29ec0091c446103f","SID":"70da26a20c031396"}}