{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2024/517 <br>KARAR NO: 2024/634 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ: 13/02/2024 ( Ek Karar Tarihi ) <br>DOSYA NUMARASI: 2024/13 Değişik İş - 2024/23 Karar <br>TALEP: İhtiyati Haciz <br>KARAR TARİHİ: 04/04/2024 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ek karara karşı aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen borçlu vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: İhtiyati haciz talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; Karşı taraf ... tarafından; 31.10.2018 keşide tarihli, 02.03.2022 vade tarihli, 500.000,00 tutarlı bir adet bono keşide edilmiş olup, iş bu bononun hamilinin müvekkil ... olduğunu, borçlu tarafın müvekkile herhangi bir ödemede bulunmamış olup, halihazırda müvekkile olan güncel toplam borcunun 500.000,00-TL olduğunu, Müvekkil, müteaddit defalar borçlu tarafa başvurarak borcu ödemesini istemiş ise de, bir sonuç elde edilemediğin, yaptıkları araştırmada borçlunun işbu borcunu ödememek için tedbirler almakta olduğunun öğrenildiğini, bugüne dek ödenmeyen ve rehinle teminat altına alınmamış alacaklarının alınmasını sağlamak için mahkemeye başvurmak zorunluluğu hasıl olduğunu, ihtiyati haciz istemlerine konu teşkil eden ve mahkemece tayin olunacak teminatı yatırmaya hazır olduklarını beyanla; müvekkilin alacağı olan  500.000,00-TL'yi karşılar miktarda borçlu tarafın, menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN 10/01/2024 TARİH VE 2024/13 D.İş - 2024/23 KARAR SAYILI KARARI İLE; \" Talebin kabulü ile 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 257 ve devamı maddeleri gereğince ihtiyati haciz talep edenin ileride ihtiyati haciz de haksız çıkması halinde borçlu/borçlular ile üçüncü şahısların bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan sorumlu olması kaydı ile ihtiyati haciz isteyen alacaklının şimdilik talebe konu alacak olan 500.000-TL'nin %15 (yüzde onbeş) oranınına isabet eden (75.000 -TL)  miktarındaki nakdi teminat tutarını veya muteber bir bankanın kesin ve süresiz nitelikteki teminat mektubunu (şayet alacaklı bir banka ise kendisi dışındaki bir başka bankaya ait teminat mektubu olmak kaydı ile) mahkememize yatırdığında veya ibraz ettiğinde borçlunun/borçluların gerek elindeki gerekse üçüncü şahıslardaki taşınır ve taşınmaz malları ile hak ve alacaklarının yukarıda miktarı yazılı alacağa yetecek kadar kısımlarının İHTİYATEN HACZİNE, kararın infazı için İstanbul  İcra Müdürlüğünün esas sayılı dosyasına tevdiine, ... \" karar verilmiş olup verilen karara karşı, aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen ... vekili tarafından itiraz kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İHTİYATİ HACZE İTİRAZ EDEN VEKİLİ İTİRAZ DİLEKÇESİNDE ÖZETLE;  \"Sayın mahkemenizce 10/01/2024 tarihinde verilen ihtiyati haciz kararı İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine konulmuş ve uygulanmıştır. Aşağıdaki nedenlerle süresi içerisinde ihtiyati haciz kararına itiraz ediyoruz.  Müvekkil ... ile dava dışı müteveffa Avukat ... arasında 24.11.2017 tarihli Anlaşma Protokolü bulunmaktadır. Bu protokol; müvekkil ...'in birtakım dava ve icra takip işlerini vekaleten yürüten Avukat ...'ya  ödenecek avukatlık ücreti hususlarını içermektedir. Taraflar arasında bu ana protokole ek olarak ikinci bir  protokol yapılmıştır. Söz konusu ek protokol neticesinde taraflar karşılıklı edimler üstlenmişler ve protokolde belirtildiği üzere bu edimleri yerine getirmişlerdir. Taraflar arasında yapılan ek protokolün 6.maddesinde ilgili dava ve icra dosyalarında Avukat ... tarafından yapılacak ödemelerin karşılığı olarak müvekkil ... tarafından 500.000,00 TL'lik teminat senedi verileceği kararlaştırılmıştır. Akabinde müvekkil ... tarafından düzenleme tarihi 31/10/2018 olan ve protokol gereği teminat senedi niteliğinde 500.000,00 TL'lik senet düzenlenmiş ve Avukat ...'ya teslim edilmiştir. Müvekkil protokol gereğince ...'ya protokol'ün 3.maddesinde ve 4.maddesinde yer alan taşınmaz devirlerini gerçekleştirmiştir. Protokolün 5.maddesinde yer alan 90.000,00 TL'lik ödeme şarta bağlanmış, tarafların müşterek taşınmazının satımı sonrasında ödeneceği kararlaştırılmıştır. Ancak Söz konusu taşınmaz hala satılmamış, 90.000,00 TL'lik borç muaccel hale gelmemiştir. Müvekkil ... protokolde yer alan edimlerini yerine getirmişse de Avukat ... tarafından alınan teminat senedi müvekkile teslim edilmemiştir. 15.10.2023 tarihinde İstanbul Barosuna ... Sicil Numarası ile kayıtlı Avukat ... vefat etmiştir. Avukat ...'nın vefatından sonra ise müvekkilim ...'nın mirasçılarına başvurarak muris ile aralarında protokollerin olduğunu bu protokoller doğrultusunda murise verilen bir teminat senedi olduğunu , protokollerde yer alan kendi edimini yerine getirmesine rağmen teminat senedinin iade edilmediğini bu sebeple murisin terekesinde bulunan teminat senedinin iadesini istediğini belirtmişse de mirasçılar tarafından herhangi bir yanıt alamamıştır. İlerleyen süreçte kötüniyetli şekilde, müvekkil tarafından verilen işbu ihtiyati hacze konu teminat senedi  murisin damadı olarak bilinen ve ihtiyati haciz talebinde bulunan ...'ye ciro edilmiş ve müvekkil aslında borçlu olmamasına rağmen ödememiş gibi gösterilerek ihtiyati haciz talebinde bulunulmuştur. İşbu dilekçe ekinde yer alan protokolden de anlaşılacağı üzere talebe konu senedin 2018 yılında keşide edildiği hususu sabittir.  Asla kabul anlamına gelmemek  ve diğer itirazlarımız saklı kalmak kaydıyla huzurdaki talebe konu senetten doğan başvurma hakkı zamanaşımına uğramıştır.  Zamanaşımına uğrayan ve teminat senedi olduğu açıkça belli olan senede dayanarak verilen ihtiyati haciz kararının sırf bu sebepten kaldırılması gerekmektedir. Müvekkil tarafından 31/10/2018 düzenleme tarihli 500.000,00 TL değerinde ki senedin taraflar arasında düzenlenen protokol gereği teminat senedi olduğu protokolün 6.maddesinde açıkça yazmaktadır. Teminat senedi niteliği itibariyle şarta bağlı bir ödeme vaadi içermesi nedeniyle borç senedinden farklı olarak kambiyo vasfına haiz değildir. Bu nedenle teminat senedi üçüncü bir kişiye ciro edilemez. Fakat müvekkil tarafından düzenlenen teminat senedi hukuka aykırı şekilde ciro edilmiş ve 3. kişi olan ... tarafından ihtiyati hacze konu olmuştur. Hukuka aykırı olarak 3. kişiye ciro edilen teminat senedinin, ihtiyati hacze 3.kişi tarafından konu edilmesi tarafımızca kabulü mümkün değildir ve hukuka aykırı olan bu işlemin iptali gerekmektedir. Sayın Mahkemece bu yöndeki itirazlarımızın dikkate alınmasını ve ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmekteyiz. Kaldı ki müvekkil ilgili protokol gereği tüm yükümlülüklerini yerine getirmiştir. Borcunu ödemiş olan müvekkil hakkında ihtiyati haciz kararı doğrultusunda yapılan icra işlemleri müvekkilin zarara uğramasına ve mağdur olmasına neden olmuştur. Sayın Mahkemece bu hususun dikkate alınmasını ve ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmekteyiz. Müvekkil tarafından 31/10/2018 tarihinde düzenlenen 500.000,00 TL'lik teminat senedi protokol gereğince ...'ya teslim edilmiştir. Müvekkil protokolde yer alan edimlerini yerine getirmiştir. Fakat senet müvekkile teslim edilmemiş ve ... 15/10/2023 tarihinde vefat etmiştir. Söz konusu senet ...'nın vefatı sonrasında ciro edilmiş ve ihtiyati hacze konu olmuştur. ... tarafından yaklaşık 5 yıl boyunca işleme koyulmayan senedin vefatından sonra  işleme konulması ve müvekkilin zararına kötüniyetli şekilde hareket edilmesi hususuna ayrıca dikkat edilmelidir. Müvekkil tarafından düzenlenen teminat senedi arka tarafına yazılmak suretiyle ciro edilmişse de söz konusu işlem ...'nın vefatı sonrasında hukuka aykırı şekilde 3.kişilerce yapılmıştır. Senedin arka tarafındaki el yazısının ve imzanın ...'ya ait olmadığı müvekkilde bulunan protokol incelendiğinde ve ...'nın başkaca resmi evrakları incelendiğinde açıkça belli olmaktadır. Müteveffa ... avukatlık mesleğini icra ettiğinden dolayı el yazısı ve imzasına dair evraklar basit bir araştırma ile bulunabilecektir.  Ayrıca ciro edilen 3.kişi ... müteveffa ...'nın eniştesidir. Alacaklı ...  hukuka aykırı olarak özel belgede sahtecilik yapmış, müvekkil tarafından düzenlenen senedi hukuka aykırı olarak kendisine ciro etmiştir.  İhtiyati haciz kararı sadece müvekkil hakkında talep edilmiştir. Sonuç olarak müvekkil tarafından düzenlenen teminat senedinin arka tarafı 3. Kişilerce hukuka aykırı olarak doldurulmuş ve ciro edilmiştir. Senedin arka tarafında bulunan el yazısı ve imza müteveffa ...'ya ait değildir. Sayın Mahkemenin, hukuka aykırı ciro edilmiş ve imzası ciro edene ait olmayan senet doğrultusunda vermiş olduğu ihtiyati haciz kararının kaldırılması gerekmektedir. Sayın mahkemenizce verilen İhtiyati Haciz şeklindeki kararın ciro zincirinde kopukluk olması sebebiyle de kaldırılmasını talep ederiz.  Müvekkil, alacaklı tarafından cebri icra dayatması doğrultusunda teminatın iadesine muvafakat vermişse de söz konusu teminatın oranına ayrıca itiraz etmekteyiz. Taraflar arasında protokol olması, senedin teminat senedi vasfında olması ve senedin arka tarafındaki el yazısı ve imzanın ...'ya ait olmaması hususları neticesinde Sayın Mahkemece takdir edilen %15 teminat oranı da ayrıca düşük bulunmaktadır. Bu nedenle teminat oranına da açıkça itiraz ederiz ve teminat oranının arttırılmasını talep etmekteyiz. Müvekkilin kötüniyetli şekilde ihtiyati haciz ile karşı karşıya kalması neticesinde uğramış olduğu zararlar teminat bedelinden daha fazladır. Müvekkilim ... esasen borçlu olmadığı, ciro zincirinde kopukluk olduğu bariz olan teminat senedi sebebiyle yaşamış olduğu ihtiyati haciz şeklindeki ev haczi tehditi altında 15/01/2024 tarihinde hacze katılan alacaklı vekiline 15.000TL ve 35.000 TL olmak üzere iki havale gerçekleştirerek toplam 50.000 TL tutarında ödeme yapmıştır. Alacaklı vekilinin ev haczi tehdidi devam ettiği için 16/01/2024 tarihinde 30.000 ve 100.000 TL olmak üzere iki ayrı havale olmak üzere 130.000TL tutarında daha ödeme yapmıştır. Yine alacaklı vekilinin ev haczi tehditi üzerine mahkemece yatırılan teminatın iadesi hususunda muvafakat vermek zorunda kalmıştır. Sayın Mahkemece 10/01/2024 tarihinde karar verilen ihtiyati haciz akabinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasıyla 15/01/2024 tarihinde yapılan ev haciz neticesinde, müvekkil borçlu olmadığı halde aile huzuru ve iş düzeni zarar görmüştür. Açıkladığımız nedenler doğrultusunda Sayın Mahkemece 10/01/2024 tarihli ve 2024/23 Karar sayılı ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını...\"  şeklinde beyan ve talepte bulunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesinin 13/02/2024 tarih ve 2024/13 Değişik İş - 2024/23 Karar sayılı Ek Kararı ile;  \" İİK 265 maddesi uyarınca 25/01/2024 tarihinde duruşmalı olarak itirazın incelenmesine karar verilerek taraf vekillerine usulünce tebligat yapılmıştır. Taraf vekilleri duruşmaya katılmış olup, beyanları alınmıştır.  Mahkememizin 13/02/2024 tarihli mürafaa duruşmasında; davacı vekili: \"Yazılı beyanlarımızı tekrar ederiz, takip kesinleşmiştir, borçlunun muafakatnamesi de bulunmaktadır, teminat olduğunu kıymetli evrak üzerinden yazılmaması halinde ciro alacaklısını bağlamamasına dair Yargıtay Hukuk genel kararı vardır, bu sebeple itirazın reddine karar verilmesini talep ederiz...\" dedi. Mahkememizin 13/02/2024 tarihli mürafaa duruşmasında; davalı vekili: \"Yazılı beyanlarımızı tekrar ederiz, bizim teminat senedi olduğu yönünde itirazımız var ayrıca sahtecilik yapıldığı yönünde de bir itirazımız vardır, buna ilişkin suç duyurusunda bulunduk, yine menfi tespit davası açmak için arabuluculuğa başvurduk, henüz süreç tamamlanmamıştır, ayrıca ihtiyati haczin koşulları oluşmamıştır, müvekkil bu senede binaen 180.000,00TL'lik bir ödeme yapmıştır, bu sebeple mal kaçırma çabası içinde de değildir, itirazımızın kabulü ile ihtiyati haczin kaldırılmasını talep ederiz...Müvekkil haciz baskısı altında ödeme yapmıştır, dilekçemizi karar verilmesini talep ederiz...\" dedi.Mahkememizin 13/02/2024 tarihli mürafaa duruşmasında; davalı: \"Haciz baskısı altında ödeme yaptım, benim karşı tarafa herhangi bir borcum yoktur, dilekçelerimizi ve avukatlarımın beyanlarını tekrar ediyorum, ihtiyati haczin kaldırılmasını talep ederim...\" dedi. İİK 257. maddesinde \"rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmemiş bir para borcunun alacaklısı borçlunun yerinde veya 3.şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir\" hükmü yer almaktadır. İİK 265 maddesinde \"Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuru ile yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir\" hükmü yer almakta olup, ihtiyati hacze itiraz sebepleri sayılmıştır.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 2023/2437 E 2023/2095 K sayılı ilamında özetle; \"Talep,  İİK'nın 257 ve devamı hükümleri uyarınca ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine; istinaf ise ihtiyati hacze borçlu  tarafın yaptığı itirazın reddi kararına ilişkindir. İlk derece mahkemesince verilen ihtiyati haciz talebinin kabulü kararına borçlu vekilince yapılan itirazın reddine dair verilen ek karara karşı, borçlu vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Uyuşmazlık, somut olayda ihtiyati haciz kararı verilmesi koşullarının oluşup oluşmadığı, itirazın reddi kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini garanti altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati hacze ilişkin yasal düzenleme İİK'nın 257 ila 268. maddesinde yer almaktadır. Bilindiği gibi ihtiyati haciz talep edebilme koşulları İİK’nın 257. maddesinde gösterilmiş olup maddede hem vadesi gelen hem de henüz vadesi gelmemiş para alacakları için ihtiyati haciz şartları düzenlenmiştir. Bunlar muaccel alacaklarda alacağın vadesinin gelmiş olması ve alacağın rehinle temin edilmemiş olmasıdır. Müeccel alacaklarda ise kural ihtiyati haciz istenemeyeceği ise de borçlunun belli bir adresinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu amaçla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa vadesi gelmemiş alacaklarda da ihtiyati haciz kararı verilebilir. Sözü edilen maddede bunun dışında herhangi bir koşul öngörülmemiştir. Öte yandan, İİK’nın 258. maddesi “Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur” hükmünü içermekte olup ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı ve miktarı hakkında kanaate varılması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken, alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi olmayıp yaklaşık ispat ölçüsünde alacağın varlığını gösteren delillerin sunulmasıdır. İİK'nın 265/1.maddesi hükmü uyarınca ise borçlu, kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. Eldeki dosyada, ihtiyati haciz talep eden alacaklının 13.11.2017 düzenleme ve 19.10.2020  vade tarihli, 2000.000,00 TL   bedelli senede dayanarak  alacağın vadesinde ödenmemesi  üzerine ihtiyati haciz talep ettiği, senette düzenleyenin borçlu şirket olup,  kefil olarak ...' ın imzası bulunduğu, alacaklı lehtarın ise ihtiyati  haciz isteyen/alacaklı  olduğu, mahkemece ihtiyati haciz isteminin taleple bağlı olarak 1.876.000,00 TL  tutar üzerinden ve alacağın %15'i oranındaki teminat karşılığında kabulüne karar verildiği, bu karara borçlular vekilince yapılan itirazın reddine karar verilmesi üzerine bu ek karara karşı istinaf isteminde bulunulduğu  anlaşılmaktadır. Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesinde; ihtiyati haciz talep eden alacaklının yukarıda belirtilen  senette yer alan alacak nedeniyle ihtiyati haciz isteminde bulunduğu, somut olayda ihtiyati hacze konu kambiyo senedinin bononun tüm unsurlarını taşıdığı, ihtiyati haciz talebinde bulunanın lehtar olduğu anlaşılmaktadır.  Her ne kadar borçlu tarafça  senedin teminat senedi olduğu ileri sürülerek itiraz ve istinaf nedeni yapılmışsa da, ilk derce mahkemesi gerekçeli kararında ifade edildiği üzere bono üzerinde teminat olduğuna dair kayıt bulunmadığı gibi, bononun sebepten mücerret kıymetli evrak olduğu da gözetildiğinde, borçlular vekilinin bu yöndeki istinafı yerinde görülmemiştir. Borçlular vekilince teminat tutarına da itiraz edilmekle, mahkemece bu yöndeki taleplerinin dikkate alınmadığı ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir. İlk derece mahkemesince bonoya dayalı  ve taleple bağlı olarak verilen ihtiyati haciz kararının % 15 teminat karşılığı verildiği anlaşılmakla borçlular vekilinin bu konudaki istinafı da yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle ve borçlular vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak  dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda; ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz kararına itirazın reddine dair verilen ek kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, borçlular vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın  353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.\" şeklinde karar verilmiştir.  Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; ihtiyati hacze itiraz eden tarafça 31/10/2018 düzenleme tarihli bononun esasen teminat senedi olduğu ve cirolanamayacağı ayrıca borçlunun bir kısım ödemeleri yapmış olması hasebiyle mal kaçırma gayreti içerisinde bulunmadığı iddia edilerek mahkememizce verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılması talep edilmiştir. Bahse konu bononun suretinin incelenmesinde üzerinde teminat senedi olduğuna dair herhangi bir ibare bulunmamaktadır. İhtiyati hacze itiraz eden tarafça sunulan sözleşmenin 6. Maddesinde ...'ya 500.000,00 TL tutarında teminat senedinin düzenlenerek teslim edileceğine ilişkin hüküm bulunsa da ihtiyati haciz kararına itirazın kısıtlı bir inceleme olması, ihtiyati hacze itiraz edenin itiraz sebeplerinin yargılamayı gerektirir nitelikte olması ve bononun üzerinde teminat için verildiğine dair herhangi bir kayıt bulunmaması sebebiyle itirazın reddine karar vermek gerekmiştir. Ayrıca İİK 257 uyarınca borçlunun mal kaçırma gayesi içerisinde bulunup bulunmadığının önem arz etmesi için vadesi gelmemiş bir borcun bulunması gerekmektedir. Vadesi gelmiş borçlar bakımından İİK 257/1 uyarınca borçlunun mal kaçırma gayretinde bulunup bulunmadığının değerlendirilmesine lüzum yoktur.  Tüm bu sebeplerden dolayı ihtiyati haciz kararına itirazın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. \" gerekçeleri ile;  \" 1-İhtiyati haciz kararına davalı (aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen) vekilince yapılan İTİRAZIN REDDİNE, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, ihtiyati haciz kararına itiraz eden vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati haciz kararına itiraz eden vekili istinaf dilekçesinde özetle;  İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2024/13 Değişik İş numaralı dosyasında 2024/23 Karar numarası ile verilen ihtiyati haciz kararına itiraz edilmesi sonrasında itiraz isteminin 13.02.2024 tarihinde duruşmalı olarak incelendiğini, akabinde ihtiyati tedbirin kaldırılması taleplerinin reddine karar verildiğini, söz konusu ret kararının hukuka ve yasaya aykırı olduğundan dolayı istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğu hasıl olduğunu,  Müvekkil ... ile İstanbul ... Nolu Barosuna ... sicil numarasıyla kayıtlı  Avukat ... arasında 24.11.2017 tarihli Anlaşma Protokolü bulunmakta olduğunu, Bu protokolün; müvekkil ...'in birtakım dava ve icra takip işlerini vekaleten yürüten  Avukat ...'ya ödenecek avukatlık ücreti hususlarını içermekte olduğunu, (EK - 1 , 24.11.2017 tarihli Protokol ) Tarafların 31.10.2018 tarihinde bu ana protokole ek olarak ikinci bir  protokol yaptığını, söz konusu ek protokol neticesinde tarafların karşılıklı edimler üstlendiklerini ve protokolde belirtildiği üzere bu edimleri yerine getirdiklerini, ( EK -2 , 31.10.2018 ikinci protokol ) Taraflar arasında yapılan 31.10.2018 tarihli ek protokolün 6. maddesinde ilgili dava ve icra dosyalarında Avukat ... tarafından yapılacak ödemelerin karşılığı olarak müvekkil ... tarafından 500.000,00 TL'lik teminat senedi verileceğinin kararlaştırıldığını, akabinde müvekkil ... tarafından düzenleme tarihi 31/10/2018 olan ve protokol gereği teminat senedi niteliğinde 500.000,00 TL'lik senedin düzenlendiğini ve Avukat ...' ya teslim edildiğini,  Bu protokolün yapılmasından yaklaşık iki sene kadar sonra müvekkilinin söz konusu protokol ile ilgili bütün yükümlülüklerini yerine getirip ilgili senedin iadesini istediğini, ancak bu dönemde Covid 19 hastalığının etkileri sebebiyle senedin iadesinin bir türlü sağlanamadığını, Avukat ...'nın kanser hastalığından muzdarip olması sebebiyle periyodik olarak kemoterapi tedavisi görmekte olduğunu, bu sebeple müvekkili ile ... arasında yüz yüze sağlıklı bir iletişim kurulamadığını, 15.10.2023 tarihine gelindiğinde ise İstanbul Barosuna ... Sicil Numarası ile kayıtlı Avukat ...'nın vefat ettiğini, Avukat ...'nın vefatından sonra ise müvekkilinin ...'nın mirasçılarına başvurarak muris ile aralarında protokollerin olduğunu bu protokoller doğrultusunda murise verilen bir teminat senedi olduğunu, protokollerde yer alan kendi edimini yerine getirmesine rağmen teminat senedinin iade edilmediğini bu sebeple murisin terekesinde bulunan teminat senedinin iadesini istediğini belirtmişse de mirasçılardan  herhangi bir yanıt alamadığını, 15.01.2024 tarihine gelindiğinde ise İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2024/13 Değişik İş numaralı ihtiyati haciz dosyası ile birlikte müvekkilinin bütün banka hesaplarına ve aracına bloke konulup evine haciz memurları geldiğini, bu aşamada müvekkilinin söz konusu teminat senedinin Avukat ...'nın imzası taklit edilmek suretiyle ciro edilerek ihtiyati haciz talep eden ...' nin hamiline geçirildiğini ve ...'nin bu ciro işlemi ile birlikte hukuki belirsizlik yaratarak haksız kazanç elde etme amacıyla İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2024/13 Değişik İş Numaralı dosyası ile ihtiyati haciz kararı aldığını, kendileri dinlenmeksizin dosya üzerinden alınan bu kararı İstanbul ... İcra Dairesi' nin ... E sayılı dosyası ile uygulatarak ihtiyaten haciz uyguladığının anlaşılmakta olduğunu, Böylece senet alacaklısı ...'nin, senedi teminat vasfından çıkarabilmek için lehtar ...'nın imzası ve yazısını taklit ederek senedi kendisine ciro etmiş olduğunu, Hamil ...'nin lehtar ... ( veya mirasçılarına ) başvurmayarak sırf müvekkil aleyhine takibe girişmesinin de bu iddialarını destekler nitelikte olduğunu,  Kendileri tarafından ihtiyati haciz talep eden ... tarafından başlatılan İstanbul 20. Dairesi' nin 2024/1706 E sayılı dosyasındaki kambiyo yolu ile takipte ödeme emrine İstanbul 34. İcra Hukuk Mahkemesi' nin 2024/26 E sayılı dosyasıyla gerekli itirazlarının yapıldığını,  Yine kendilerinin, senedin lehtar Avukat ...'nın imzası taklit edilmek suretiyle ciro edilerek şüpheli ...' nin hamiline geçirilmesi ile ilgili istanbul Cumhuriyet Basşavcılığı'nın 2024/25493 soruşturma sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunulmuş olup tahkikatın devam etmekte olduğunu, Diğer yandan müvekkil ...'in, alacaklı vekilinin ev haczi tehditleri altında alacaklı vekiline  180.000 TL ödeme yaptığını, tüm bu hususların müvekkilin yukarıda sıralanan itirazlarında samimi olduğunu göstermekte olduğunu, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/13 Değişik İş numaralı dosyasında 2024/23 Karar numarası ile verilen ihtiyati haczin kaldırılması talebininreddi kararının gerekçesinde '' muaccel '' alacaklar için mal kaçırma olgusunun olup olmamasının değerlendirilmediği, bu hususun müeccel alacaklar için değerlendirildiği belirtildiyse de bu hususun kabulünün ihtiyati haciz kurumunun sıradan bir icra işlemi olarak görülmesi sonucunu doğurmakta olduğunu, mahkemenin gerekçesinin esas alınmasının, ihtiyati haciz kurumunun muaccel bir alacağın alacaklısının icra yoluna başvurmadan önce prosedür olarak başvurulan bir kurum olduğu sonucunu doğurmakta olduğunu, İhtiyati haczin, temel olarak alacaklının alacağına ulaşamaması endişesinin önüne geçmeye yönelik ihtiyati tedbirin bir türü hükmünde olduğunu, buna göre alacaklı lehine ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için öncelikle alacaklının alacak hakkına sahip olduğu hususunun tartışmasız nitelikte olmakta olduğunu, oysa huzurdaki talebe dayanak senet metni üzerinde senet metninden anlaşılan sahtecilik iddiası bulunmakta olduğunu, mahkemenin bu hususa rağmen ihtiyati haczin kaldırılması talebinin reddine karar vermesinin hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, Bu nedenlerle İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2024/13 Değişik İş dosyasında 13.02.2024 tarihli 2024/23 Karar numaralı İhtiyati Haciz Talebinin Kabulüne Karşı Yapılan İtirazın Reddine kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması zorunluluğu hasıl olduğunu beyanla;  İstanbul 3 Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/13 Değişik İş Numaralı dosyasında 2024/23 K sayılı ihtiyati haczin kabulüne karşı itirazın reddi kararına karşı İstinaf Kanun Yolu Başvurularının kabulü ile; İstinaf incelemesi neticesinde ilgili kararın kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini, Yargılama gideri ve avukatlık ücretinin ihtiyati haciz talep eden üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; bonoya dayalı alacağın tahsilinin temini için ihtiyati haciz kararı verilmesi talebine ilişkin olup, Mahkemece 10/01/2024 tarih, 2024/13 değişik iş esas ve 2024/23 değişik iş karar sayılı kararı ile ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmiş, aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen borçlu vekilinin ihtiyati haciz kararına itiraz etmesi üzerine Mahkemece 13/02/2024 tarihli ek kararı ile ihtiyati haciz kararına itirazın reddine karar verilmiş, verilen ek karara karşı aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen borçlu vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İİK'nun 257/1 maddesi uyarınca;  rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nun 257/2 maddesi; \"Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:  1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa;\" düzenlemesini içermektedir.  İİK'nun 258 maddesi uyarınca;  ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. <br>İİK'nun 265. maddesi uyarınca, borçlu kendisi dinlenilmeden verilen ihtiyati haciz kararına yönelik haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata, huzuru ile yapılan hacizlerde haczin uygulandığı, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Bu durumda mahkeme, gösterilen itiraz sebepleri ile bağlı inceleme yaparak itirazı kabul veya reddeder.  Somut talepte; ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından bonoya dayalı olarak ihtiyati haciz talebinde bulunulmuş ve Mahkemece ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmiştir. Aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen borçlu vekili, talebe konu bononun keşideci borçlu ile lehtar ... arasında akdedilen 31/10/2018 tarihli protokol uyarınca teminat senedi olarak verildiğini, protokol kapsamındaki edimlerin yerine getirilmesine rağmen teminat senedinin iade edilmediğini, vefat eden lehtarın imza ve yazısının taklit edilerek senedin ciro edildiğini ve Mahkemece alınan teminatın yetersiz olduğunu ileri sürerek ihtiyati haciz kararına itiraz etmiştir. Az yukarıda belirtilen İİK'nın 265. maddesi uyarınca borçlu  kendisi dinlenilmeden verilen ihtiyati haciz kararına yönelik ancak haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin itirazda bulunabileceği, borçlu tarafından ileri sürülen senedin teminat senedi olduğuna ve lehtarın imza ve yazısının taklit edildiğine ilişkin sebeplerin bu maddede sayılan itiraz sebeplerinden olmadığı, Mahkemece alınan teminatın yeterli olduğu, zaten borçlunun teminatın alacaklıya iadesine de muvafakat ettiği, mal kaçırma olgusunun vadesi gelmemiş alacağa ilişkin ihtiyati haciz kararı verilebilmesine ilişkin koşullardan olduğu, bu hususlar dikkate alındığında ve İİK'nın 257 ve 258. maddesi uyarınca ihtiyati haciz koşulları gerçekleştiğinden Mahkemece ihtiyati haciz kararı verilmesi ve ihtiyati haciz kararına itirazın reddine karar verilmesi isabetli olup, aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen borçlu vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.  Açıklanan nedenlerle dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme  13/02/2024 tarihli ek kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen borçlunun ek karara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-İhtiyati hacze itiraz edenin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04/04/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.   </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f881cad23dd79114","SID":"df19c70f7c46b33e"}}