{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ  : 12/03/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ : ANTALYA 3.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ : 25/01/2021<br>DAVANIN KONUSU : Tazminat <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ : 12/03/2024<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, Müvekkili olan kurumca ''Su Sayacı Okuma, Bağlama, Kesim Kontrol ve Buna Bağlı Hizmetlerden Oluşan Muhtelif Saha İşlerinin Yaptırılması'' hizmet alım işinin davalılara ihale edilmesi neticesinde; davalıların işçileri eliyle söz konusu hizmeti yürüttüğünü, ancak davalı şirketlerde çalıştığını beyan eden işçi ... tarafından müvekkili olan kuruma karşı Antalya 5. İş Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan davanın yargılaması neticesinde; dava dışı işçi lehine kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, boşta geçen süre ücreti, işe başlatmama tazminatı, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiğini, karara karşı istinaf başvurusunda bulunduklarını, kararın istinaf incelemesinden sonra kesinleştiğini, dava dışı işçi ... vekili tarafından Antalya 11. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine takip başlatıldığını, takipte kesinleşen miktarın, icra faiz ve masrafları ile bu dava kapsamında mahkum kalınan yargılama giderleri ve harçları dahil olmak üzere toplamda 48.336,84-TL'nin kurum tarafından ödendiğini, ayrıca 1.423,92-TL bakiye karar harcı, 584,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 59,10-TL tehir-i icra harcı ve 1.941,30-TL onama harcının müvekkili olan kurum tarafından ödendiğini, Antalya 5. İş Mahkemesi'nin 12/09/2018 tarihli ... Esas ve ... Karar sayılı ilamında ; dava dışı işçinin haklarının korunması adına Mahkemece işçi alacaklarından diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulduklarını, müvekkili kurumun ihale bedelini ihaleyi alan firmalara ödenmesinden başka bir sorumluluğunun bulunmadığını, işçi alacaklarına ilişkin sorumluluğun, ihaleyi alıp işe aldığı işçilerle yapan davalı şirketlere ait olduğunu, işçiyi işten çıkaranın davalı şirketler olduğunu; bu nedenle işçiyi işten çıkartan davalı şirketlerin dava yargılama giderleri ve vekalet ücretinden de sorumlu olduklarını, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu gereğince ihale usulüyle \"hizmet alımı\" yapıldığından yapılan işlemin ihale mevzuatı hükümlerine tabi olduğunu, işçi alımı niteliğindeki bir alım olmadığından İş Kanun ve Mevzuatı hükümlerine tabi olmadığını, davalı firmalar ile kurum arasında yapılan ihale sözleşmesinde ; \" ..işçilerin İş Kanunu Ve Sosyal Sigortalar Mevzuatı gereğince doğacak tüm hak ve yükümlülüklerinden yüklenici firma sorumludur\" hükmüne yer verildiğini, bu nedenlerle Antalya 5. İş Mahkemesi'nin 12/09/2018 tarihli ... Esas ve ...  Karar sayılı ilamı neticesinde Antalya 11. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibi ile dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, boşta geçen süre ücreti, işe başlatmama tazminatı, yargılama gideri ve vekalet ücretinin, alt işveren konumunda bulunan davalı şirketlerden rücuen tazmini ile 48.336,84-TL'nin ödeme tarihi olan 10.07.2019 tarihinden itibaren; 584,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının ödeme tarihi olan 18.10.2018 tarihinden itibaren; 1.423,92-TL bakiye karar harcının ödeme tarihi olan 18.10.2018 tarihinden itibaren; 59,10-TL tehir-i icra harcının ödeme tarihi olan 18.10.2018 tarihinden itibaren; 1.941,30-TL onama harcının 26/02/2019 tarihinden itibaren, toplamda 52.345,26-TL'nin arabuluculuk yoluna başvuru tarihi ile ödeneceği tarihe kadar işletilecek mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalı şirketten rücuen tahsiline dair karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.<br>DAVALI SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalılar vekili,  davacı tarafın dava dilekçesindeki tüm iddia ve beyanlarının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yetki ve görev yönünden itirazlarının olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, davaya dayanak yapılan Antalya 6. İş Mahkemesi'nin ... E. -... K. sayılı dosyasında taraf olmayan ... ve ... .Şti. aleyhine husumet yöneltilemeyeceğini, dava dışı işçi ... başından beri davacı kurumun çalışanı olduğunu, davacı kurum ile imzalanan ihale sözleşmesine istinaden yine davacı ... tarafından, müvekkili olan şirkete işe alınacak personel listesi verilmek suretiyle ve belirli süreli hizmet sözleşmesiyle müvekkili olan şirketlerde işe başladığını, 28/09/2011 - 31/07/2012 tarihlerinde ... Şti.'de 01/08/2012-31/07/2013 tarihlerinde ... Şti.'de; 01/08/2014-31/07/2014 tarihlerinde ise; ... Şti.'de belirli süreli iş sözleşmesi kapsamında çalıştığını, ihale sürelerinin bitimiyle de iş akitlerinin sonlandırıldığını, bu elemanların tamamen kurum yetkililerinin gözetimi altında onların emir ve talimatlarıyla çalıştıklarını ve bu nedenle de işçi alacaklarından da asıl işveren olan kurumların sorumlu olması gerektiğini, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/son maddesi uyarınca \"...işletmenin ve işin gereğiyle teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez.\" hükmünün yer aldığını, davacı ... tarafından ihale ile müvekkil şirketlere verilen işlerin ...'ın asıl işlerinden olduğunu, 4857 sayılı İş Kanununun 112. maddesine yeni bir fıkra eklenerek alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilerin kıdem tazminatları hakkında yeni bir düzenlemeye gidildiğini, işçinin değişik alt işverenler nezdinde aynı kamu ve kuruluşuna ait işyerinde çalışması halinde; ( davada da işçinin kesintisiz olarak asıl işveren ... nezdinde çalışmış olduğunu) işçinin kıdem tazminatının ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından ödeneceği yasal düzenlemesinin getirildiğini, 7166 sayılı Kanunun 12. maddesi ile..\" kamu kurum ve kuruluşları tarafından alt işverene rücu edilmek üzere yürütülen davalarda;112. maddesinin 6. fıkrası kapsamında rücu edilmeyecek kısım için ihtilafın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir, yargılama gideri ve vekalet ücreti taraflar üzerinde bırakılır..\" hükmünün getirildiğini, bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, yine kabul anlamına gelmemekle birlikte alt taşerona rücu imkanı bulunsa dahi, alt taşeronun sorumluluğunun işçinin kendi bünyesindeki çalışma süresiyle sınırlı olduğunu, davacı asıl işverenin kendi payı oranında sorumluluğunun devam ettiğini, neticede davanın hem husumeten hem de esasen reddini talep ettikleri anlaşılmıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"..En son tazminatın 10/07/2019 tarihinde ödendiği, iş bu davanın 20/09/2019 tarihinde açıldığı, dolayısıyla ödeme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında iki yıllık zaman aşımı süresinin geçmediği anlaşılmakla davalılar vekilinin zaman aşımı itirazının reddine karar verilmiştir.<br>Davalılar 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca işçilik alacaklarından asıl iş verenin sorumlu olduğunu belirtmişler ise de, ilgili düzenleme İşçiyi korumak amaçlı getirilmiş bir düzenleme olup, asıl işverenin bu sorumluluğu sadece işçiye karşıdır. Eldeki davada ise, uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, aynı sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkla ilgili verilmiş mahkeme kararları ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmelidir.<br>Taraflar arasında yapılan hizmet alım işi birim fiyat sözleşmelerinin 22. maddesinde yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumluluklarının ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve genel şartnamenin 6. bölümünde belirlendiği, yüklenicinin bunları aynen uygulamakla yükümlü olduğunun belirtildiği, genel şartnamenin 6. bölümündeki 38. maddede çalışanların özlük haklarının düzenlendiği, bu maddede yüklenicinin iş verdiği alt yüklenicilerin gündelikçi, haftalıkçı veya aylıkçı olarak iş yerinde çalıştırdığı işçi, personel ve teknik elemanların tamamı da yüklenicinin elemanları hükmünde olup, bunların ücretinin ödenmesinden de doğrudan doğruya yüklenici sorumludur. Yüklenici bunların ücretleri hakkında da aynen kendi elemanları gibi işlem yapmak zorundadır\" dendiği, bu şekilde yüklenicinin çalışan elemanlarla ilgili olarak sorumlu olduğunun vurgulandığı, teknik şartnamenin 7.1.3 ve 7.3 maddelerinde ise; \" yüklenici sözleşme sonunda sözleşme süresince çalıştırdığı personelin ilgili mevzuat gereği hak ettiği tüm yasal hakları ve/veya alacakları personeline kendi masrafında ödemek zorundadır. Bu kapsamda oluşacak maliyetlerin yüklenicinin teklif ettiği birim fiyatlara dahil edilmiş olduğu kabul edilmiştir.\" hükümlerinin düzenlendiği anlaşılmıştır.<br>Dava dışı işçi 01/08/2011 ile 31/07/2012 tarihleri arasında davalı ... ... Ltd. Şti. de işçi olarak çalışmakta iken sırası ile ihale ile işi devralan  01/08/2012 ile 31/07/2013 tarihleri arasında davalı ... . ... Ltd. Şti. de, 01/08/2013 ile 31/07/2014 tarihleri arasında da ... Ltd. Şti. de çalıştığı, Antalya 5. İş Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı kararı ile iş verenin dava dışı işçiyi işe davetinde samimi olmaması nedeniyle hizmet süresine 4 ay daha eklendiği, dava dışı işçinin yaptığı işe aynen devam ettiği, yani önceki alt işverenin ihale süresinin sona ermesi anında dava dışı işçinin iş akdinin sonlandırılmayıp ihaleyi yeni alan alt işveren nezdinde çalışmasını sürdürdüğü, bu itibarla emsal Yargıtay içtihatlarına göre davalılar arasındaki ilişkinin iş yeri devri niteliğinde olduğu, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2016/6034 Esas, 2019/3626 Karar sayılı ilamında, kıdem tazminatından her bir işverenin işçiyi çalıştırdığı dönem ile sınırlı olarak sorumlu olduğu, İzin ücreti ve ihbar tazminatından ise son yüklenicinin sorumlu olduğunun belirtildiği, yine iş akdinin haklı bir neden olmaksızın feshine bağlı işe iade davalarında hükmedilen boşta geçen süre tazminatı ile işe başlatmama tazminatından da işçiyi işe almayan son işveren davalı  ... Ltd. Şti.'ye ait olup, diğer davalı işverenlerin İzin ücreti, ihbar tazminatı, boşta geçen süre tazminatı ve işe başlatmama tazminatından ötürü herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığı, davalı yüklenicilerin sorumluluklarının miktarında davacının icra dosyasına ödediği faiz ve yargılama gideri dahil yapılan tüm ödemenin dikkate alınması gerektiği, gerek ihale sözleşmelerinin 11/09/2014 tarihinden önce yapılması gerekse 7166 sayılı yasanın 11. maddesi ve 12. maddesinin 1. cümlesi Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden davalılar vekilinin kıdem tazminatından asıl işverenin sorumlu olduğuna ilişkin savunmalarına itibar edilemeyeceği anlaşılmış, denetime elverişli ve dosya kapsamına uygun olması nedeniyle alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının davasının kabulü ile 52.345,26-TL'nin 5.165,61-TL'sinden davalı ... ... Ltd. Şti.'nin, 5.490,39-TL'sinden davalı ... ... Ltd. Şti.'nin, 41.689,26-TL'sinden davalı ... ... Ltd. Şti.'nden tahsil edilmesi gerektiği,  hüküm altına alınan alacağa ödeme tarihlerinden itibaren yasal faiz işletilmesine\" karar verildiği anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının talep ettiği rucü alacağının TBK'da belirtilen süreler geçtikten sonra açıldığını, davanın zamanaşımına uğradığını, husumet itirazlarının değerlendirilmeden karar verildiğini, müvekkili şirketler bakımından huzurdaki davanın pasif husumet yokluğundan reddinin gerektiğini,  ihale konusunun, iş değil işçi olduğunu, sözleşmede yaptırılacak ihale ile üstlenilen belirli bir iş bulunmayıp taraflar arasındaki sözleşme işçi teminine yönelik olduğunu, kıdem tazminatından yüklenici değil, 6552 sayılı ve 7166 sayılı kanun ile 4857 sayılı kanunun 112. maddesine eklenen fıkra  gereği asıl işveren davacı kurum sorumlu  olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda sorumluluğun belirlenmesinde ve yapılan hesaplamaların da hatalı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede işçilik alacaklarının tamamından yüklenicinin sorumlu olacağına dair bir düzenleme olmadığını, bir an için alt işverene rücu imkanı bulunduğu kabul edilse dahi davacı asıl işverenin yarı yarıya sorumluluğunun devam ettiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, dava dışı işçiye ödenen tazminatın sözleşme kapsamında davalılardan tahsiline ilişkin olarak açılan rücuen tazminat talebine ilişkindir. <br>Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>İstinafa konu kararda kabul edilen toplam alacak miktarı 52.345,26-TL olup; bu miktarın 5.165,41-TL'sinin davalı ... . Şti.'den, 5.490,39-TL'sinin ... Şti.'den, 41.689,26-TL'sinin ise; ... Ltd. Şti.'den tahsili ile davacı yana verilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Davalılar ... . ve ...  ve ... . Şti.'nin istinaf istemi yönünden yapılan değerlendirmede; 02 Aralık 2016 gün ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Yasanın 41. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu 6100 sayılı HMK'nın 341/2 maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00-TL'ye çıkarılmıştır. Bu miktar  2021 yılı için 5.880,00-TL'dir. İstinafa konu karar anılan yasanın yürürlüğünden sonra 25/01/2021 tarihinde verildiğinden miktar itibariyle kesin niteliktedir. <br>İstinaf başvurusunun kesin nitelikte bir karara yönelik olup olmadığını denetleme görevi öncelikli olarak ilk derece mahkemesine aittir. Ancak ilk derece mahkemelerinin bu hususu gözetmeden dosyayı bölge adliye mahkemesine göndermesi halinde, bölge adliye mahkemesi tarafından ne şekilde bir karar verileceği 6100 sayılı HMK'nın 352. maddesinde gösterilmemiş, sadece gerekli kararın verileceği ifade edilmiştir. Bu konuda kanunda bir açıklık bulunmamakla birlikte 01/06/1990 tarih ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nın bu tür olaylarda kıyasen uygulanması mümkündür. Sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararı, ilk derece mahkemelerinden verilen bir kararın kesin nitelikte olmasına rağmen temyiz edilmesi ve ilk derece mahkemesi tarafından bu konuda bir karar verilmeksizin dosyanın Yargıtay'a gönderilmesi halinde Yargıtay'ın, ilk derece mahkemesine bu konuda geri çevirme kararı verilmeksizin, temyiz talebinin reddine karar vermesinin mümkün olduğu yönündedir. <br>İlk derece mahkemesince Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 8/11 maddesi gereğince kanun yolu formu hazırlanmak suretiyle istinaf dilekçesiyle birlikte dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmesi halinde, ilk derece mahkemesinin istinaf kanun yoluna başvurulan kararın kesin nitelikte olmadığı kabulüne ulaşarak dosyayı bölge adliye mahkemesine göndermiş olduğunu kabul etmek gerekir. Zira ilk derece mahkemesince kararın kesin nitelikte olmadığı kabulüne ulaşılması halinde ayrı bir karar yazılmamaktadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesinin kararın kesin nitelikte olmadığı kabulüne ulaştığı kabul edilerek, bölge adliye mahkemesi tarafından 6100 sayılı HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince gerekli kararın (ret kararının) verilmesi gerekecektir.<br>İlk Derece Mahkemesince verilen karar davalılar ... ve ... . Şti.  yönünden 6100 Sayılı HMK'nun 341/2 maddesi uyarınca kesin niteliktedir. Bu davalıların karara karşı istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşıldığından, 6100 Sayılı HMK'nın 341/2 maddesi ve 352/1-b maddesi gereğince istinaf başvuru dilekçesinin miktar itibariyle usulden reddine karar verilmesi  gerekmiştir. <br>Davalı ... Şti.'nin istinaf istemi yönünden yapılan değerlendirmede; HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, TBK'nın 73/1 maddesi gereğince  zamanaşımı itirazının reddi ara kararında ve taraflar arasındaki sözleşme kapsamınca husumetin davalılara yöneltilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, işçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğuna, dava dışı işçinin önceki alt işverenin ihale süresinin sona ermesi anında dava dışı işçinin iş akdinin sonlandırılmayıp ihaleyi yeni alan alt işveren nezdinde çalışmasını sürdürdüğü, yani dava dışı işçinin yaptığı işe aynen devam ettiği, bu itibarla emsal Yargıtay içtihatlarına göre davalılar arasındaki ilişkinin iş yeri devri niteliğinde olması sebebiyle boşta geçen süre tazminatı ile işe başlatmama tazminatından da işçiyi işe almayan son işveren davalı  ... ... Ltd. Şti.'nin sorumlu olmasına, 7166 sayılı yasanın 11. maddesi ve 12. maddesinin 1. cümlesi Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden davalılar vekilinin kıdem tazminatından asıl işverenin sorumlu olduğuna ilişkin istinaf isteminin yerinde olmamasına, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaya mahkemece itibar edilerek karar verilmesinin usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>A-1-Davalılar  .... . ŞTİ  ve ... ŞTİ. vekilinin  ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352/1-b maddesi  gereğince USULDEN REDDİNE,<br>2-Davalılar  ... . ŞTİ  ve ... ŞTİ. tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendilerine İADESİNE,<br>B-1-Davalı ... ŞTİ. vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br> 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 2.847,79-TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 894,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.953,79-TL istinaf karar harcının davalı ... ŞTİ.'den tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davalıların istinaf başvurusu nedeniyle yaptıkları yargılama masraflarının kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>C-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin 378.290,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi. 12/03/2024<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dd59ee269094f0cd","SID":"6ed6b0763b626c97"}}