{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2021/1270 Esas 2024/398  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1270 <br>KARAR NO\t: 2024/398<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE \t\t: ...\t\t  ...<br>KATİP\t\t: ... \t...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03/03/2021<br>NUMARASI\t\t:2017/214 Esas  2021/142 Karar\t<br>DAVACILAR\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALILAR \t:<br>DAVA\t: Tazminat<br>DAVA TARİHİ\t: 05/09/2016<br>KARAR TARİHİ\t:  13/03/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t:   13/03/2024<br><br><br>\tTaraflar arasındaki tazminat istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacılar vekili dava dilekçesinde özetle;  Ankara 4 ATM'nin 2011/556 esas sayılı dosyasında ortaklar kurulu kararı olmadan davacı %50 hisseli ortak ...'nın red ve şikayetine rağmen davalıların iştiraken başkasının arsasına bina yaparak şirket parasını  yok ederek ve suç işleyerek kaçak bina yaptıklarını, bundan dolayı şirketin zarara uğradığını, davalı şirket eski müdürünün  ortağı ağabeyine şirketin 315.000,00 TL parasını karşılıksız verip jeep ve villa aldırdığını, davalı şirket eski müdürünün kasa paralarını bankada kendi hesaplarına yatırdığını, bunlardan dolayı fazla haklar saklı kalmak üzere her üç kalemden toplam 20.000,00 TL zararın şirkete tazmini talepli açılmış  davanın  derdest olduğunu iddia ederek bu yeni davada ise  kaçak inşaattan dolayı diğer  davada 500,00 TL şirket müdürünün ortak ağabeyine jeep ve villa almak için verdiği paradan dolayı 1,00 TL şirket müdürünün şirket kasasından kendi banka şahsi hesaplarına yatırdığı paradan dolayı 1,00 TL,  kaçak bina idare para cezasından dolayı 1,00 TL olmak üzere bu davada fazla haklar saklı tutularak her dört kalemden toplam 503,00 TL zarardan  502,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen, 1,00 TL'nin davalı şirket müdürü  ...'ten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalılar vekili cevap dilekçesinde özetle ; davacının iddia ettiği şekilde ortağı olduğu adı geçen şirketi temsile yetkisinin bulunmadığını, şirketin denetçisi ve müdürü olmadığından dava açma hakkının bulunmadığını, HMK 54/3 maddesine göre şirket genel kurulu kararı bulunmadığından davanın yürütülmesinin mümkün olmadığını, davacının kaçak yapı iddiasının hakikatten uzak olduğunu, ortakların müşterek kararıyla  taşınmazın 4 yıllığına kiralanmış olduğunu, kira sözleşmesinin halen devam ettiğini,  davacı şirket tarafından göz hastalıkları merkezi olarak kullanıldığını, belediye tarafından verilen yıkım kararının yerin maliki tarafından açılan dava sonucunda mahkemece iptal edildiğini ve gerekli ruhsatlar alınarak yıkımın engellendiğini, bundan dolayı herhangi bir zararın oluşmadığını, asıl dava olarak açılan 4 ATM'nin 2011/556  esas sayılı dosyasında alınan raporlarla davacı iddialarının yerinde olmadığının tespit edildiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece;  davacının %50 ortağı olduğu şirketin davalı şirket müdürü olan ... ile şirketin ortağı olan diğer davalının birlikte faaliyetlerden dolayı şirketin zarara uğratıldığını belirterek sebep oldukları zararların davalılardan tahsili ile davacı şirkete verilmesi talebiyle Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2011/556  esas sayılı dosyasında dava açıldığı, yargılama aşamasında davacıya şirketin eski yöneticilerine karşı dava açılması için genel kurul kararı alınması gerektiği bu nedenle genel kurul kararının alınarak dosyaya sunulması için süre verildiği, bu aşamada davacının asıl  davada  dava konusu yaptığı dört kalem yönünden saklı tuttuğu fazlaya ilişkin haklara yönelik ek dava açarak bu dosya ile birleştirildiği, mahkemece asıl dosyanın  gelinen aşaması dikkate alınarak birleşen dosyanın tefriki ile ayrı esasa kaydının alındığı,  asıl dosyada verilen kesin süreye rağmen genel kurul kararı sunulmadığından HMK 54. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına  karar verildiği,  davacı şirketin limited şirket olup davacı ... ile ... %50'şer oranında ortak olduğu, davalı ...'ün ise şirket ortağı olmayan genel kurul tarafından atanan şirket müdürü olup  şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındığı, davacı hem ortak olarak kendi adına hem de şirket  adına temsilen davalı eski yönetici ile diğer ortağa karşı yaptığı faaliyetlerden dolayı şirketi zarara uğrattıkları iddiasında bulunduğu ve bu zararın tazmini ile şirkete ödenmesini talep ettiği, ticaret sicil kaydı ve dosya kapsamından anlaşılacağı üzere davacı ...  davacı ... şirketinin hissedarı olup temsile yetkili  şahıs veya denetçi konumunda olmadığı, gerek eski Ticaret Kanunun 336 ve devamı maddeleri gerekse  TTK 553 ve devamı maddeleri kapsamında şirket yönetim kurulu üyeleri ve yöneticileri hakkında sorumluluk davası açma yetkisi şirket genel kurul tarafından alındığı  karara istinaden  şirket denetçilerine tanındığı,  davacı ... şirketin denetçisi olmadığı gibi şirketi temsil ve ilzama yetkili şahısta olmadığından şirket adına temsil yetkisi bulunmadığı, ayrıca verilen kesin süreye rağmen şirket genel kurulunca dava konusu olaylar yönünden sorumluluk davası açılması için  karar alınarak dosyaya sunulmadığından davacı ...'ın davacı  ... şirketi adına  açtığı davanın HMK 114 maddesi uyarınca taraf ehliyeti bulunmadığı,  davacı ... dava konusu şirketin %50 ortağı olup TTK 555 maddesi uyarınca her pay sahibi şirketin uğradığı zararın  sorumlulardan tazmini ile şirkete ödenmesi için dava açma yetkisine sahip olduğu,  bu nedenle davacı ...'ın hissedar olarak bu davaya açma hakkının bulunduğu, ancak toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosyasına göre davacının iddia ettiği fiillerden dolayı davalı şirketin zarara uğratıldığı  hususunun ispatlanamadığı gerekçeleriyle davacı ... Sağlık Yatırım Eğitim Bilişim San.ve Tic.Ltd.Şti.tarafından davalılar aleyhine açılan davanın HMK 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine, davacı ...'nın davalılar aleyhine açtığı davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada davacı konumunda ... temsilen yasal denetçisi ... ve şirket ortağı ...'nın olduğunu, kararın eksik olduğunu, bilirkişi raporunun yanlı olduğunu, bilirkişi raporlarını kabul etmediklerini, itirazlarının ve delillerinin görmezlikten gelindiğini,  işbu davanın eski TTK hükümlerine değil yeni TTK hükümlerine tabi olduğunu, kamu düzenine ilişkin bu davada sıfat uyarlaması sebebiyle artık ortaklar kurulu kararına gerek olmadığını, maddi tazminatın şirkete ödenmesini talep edildiğini, şirketin zarara uğratıldığını, birleştirme taleplerinin reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,   davalılar iştirak halinde suç ortağı olup, aleyhlerine dava açmak için diğer ortağın oy hakkına ve çağrısına gerek olmadığını, işbu davayı açan davacının % 50 şirket hissesine sahip olup, azınlık sayıldığını, davalılardan biri diğeri aleyhine davacıya katılmasının istenemeyeceğini, mahkemece ortaklar kurulu kararı alınması için 2017 yılında verildiği kesin süre sırasında şirketin yasal ve meşru müdürünün bulunmadığını, 2014 yılında davalılarca sahte ortaklar kurulu kararıyla sahte müdürler oluşturduğunu, davalılar hakkında sahtecilikten dolayı Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduklarını, Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, itirazlarının Sulh Ceza Hakimliğince reddi üzerine de Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 17/11/2016 tarih ve 2016/11761 Esas 2016/9789 Karar sayılı kararıyla Sulh Ceza Mahkemesinin kararının bozulmasına karar verildiğini, bunun üzerine Sulh Ceza Hakimliğince kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın kaldırılmasına karar verildiğini, Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 30/01/2017 tarih 2017/221 D. İş esas sayılı yeni kararıyla bozma ilamına uyularak kovuşturmaya yer olmadığına kararının kaldırıldığını, sahte müdürlüğün iptali için Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/834 Esas sayılı dosyasının derdest olduğunu, mahkemece sahte müdürlükleri hakkında ceza soruşturması ve hukuk davasının sonucunun  beklenilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesinin hüküm ve gerekçesinin çelişkili olduğunu, davalı müdüre karşı dava açılabilmesi için diğer davalı ortağın muvafakatının istenmesi, davalı ortağa da diğer davalı müdürün dava açması gerektiği gerekçesinin adalet ve hakkaniyete aykırı olduğunu, şirketi yönetim kayyımı atanması gerekirken tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, davalı şirket müdürünün kasadaki paralarını zimmetine geçirdiğine ilişkin iddialarının ceza bilirkişilerince incelenmesi gerekirken bilgisiz ve yetersiz bilirkişiden rapor alınmasının yanlış olduğunu, şirketin paralarını zimmetine geçiren davalı ortağının lüks araç ve villa aldığını, şirkete borcu bulunduğunu, 2009 yılında diğer davanın cevap dilekçesinde ikrar ettiğini, tasdiksiz defterlere 5 yıl sonra 2008 defter kayıtlarını sahtecilik yapılarak ödendi denilerek, borcu yok dava ispat edilmedi diyen bilirkişileri reddettiklerini,  hiç olmazsa kâr paylarının ortaklar kurulu kararsız, yolsuz harcamasında davanın kabulü gerektiğini, şirketin 6.536.572,00 TL zararının bulunduğunu, ortak ...'nın  bundan zarar gördüğünü, davanın ispatlandığını, davalıların dava dilekçesinde belirtilen taleplerle şirketi zarara uğrattıklarını, cevap dilekçelerinde davayı kabul ettiklerini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞER<br>\tDava, davacı şirketin eski yöneticisi ve ortağı olan davalıların usulsüz işlemleri  nedeniyle şirketi zarara uğrattıkları iddiasıyla uğrattıkları zararların davalılardan TTK.553 ve devamı maddeleri uyarınca tahsili ile şirkete ödenmesi  istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tTicaret sicil kayıtları, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/556 esas 2017/214 karar sayılı kararı, bilirkişi raporları vs deliller dosya arasında mevcuttur. <br>\tEldeki dava konusu şirkette davalı ... ile davacı  ...  %50 şer hisse sahibi olup,  davacı şirket iki ortaklıdır. Davalı ... ...  ise şirketin 21.06.2004 tarihli ana sözleşmesi ile ilk 10 yıl için münferiden davacı şirketi temsile yetkili olarak atanmış olup görev süresi 23.06.2014 tarihinde sona erecektir.<br>\tİlk derece mahkemesince yargılama sırasında alınan bilirkişi raporları  özetlenmiş olup yargılama sonunda davacı şirketin açtığı davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacı ... tarafından açılan sorumluluk davasının  ise davalıların, davacı şirketi zarara uğrattıkları hususunda delil elde edilemediğinden  reddine karar verilmiştir.<br>\tAnayasa'nın 36 ncı maddesinin ilk fıkrasına göre,\"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.\"<br>\t6100 sayılı Kanun'un “Hukuki dinlenilme hakkı” kenar başlıklı 27 nci maddesinde ise; “(1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir.” hükmü düzenlenmiştir. <br>\tBuna göre mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden (re’sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkemede, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını, ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir  hüküm, ne kadar haklı olursa  olsun, gerekçesiz ise  tarafları doyurmaz  (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). <br>\tÖte yandan bilindiği üzere, Anayasa'nın 141/3. maddesi, \"bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır\" buyurucu hükmünü içermektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde de,  hükmün kapsayacağı hususlar ayrıntılı biçimde belirtilmiş olup, (c) bendine göre, mahkeme kararlarında tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, ve delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepler açıkça gösterilmesi gereklidir. Nitekim, 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye vurgu yapılmıştır.<br>\tSomut olayda mahkemece, davacı ... vekilinin  davalılar  hakkında açtığı sorumluluk davası yönünden anılan Yasa hükmünde belirtilen hususları ve sonucu kapsayacak şekilde bir karar verilmesi gerekirken davacı ...  tarafından şirketin zarara uğratılmasına ilişkin   haklı sebep oluşturduğu ileri sürülen iddialar,   davalıların savunması ile tarafların sunmuş oldukları deliller ve yargılama sırasında alınan bilirkişi raporları karar yerinde tartışılmaksızın, yazılı şekilde salt  davalıların, davacı şirketi zarara uğrattıkları hususunda delil elde edilemediğinden davanın reddine karar verilmesi Anayasa'nın 141. ve HMK'nın 297.maddesi hükmüne aykırılık oluşturmaktadır. Bu şekilde gerekçesiz karara yönelik istinaf incelemesi yapılması mümkün değildir.İlk derece mahkemesince davacı ... tarafından  açılan davada, anılan davacının her bir iddiası ayrı ayrı gerekçelendirilerek somutlaştırma yükümlülüğünün de davacıda olduğu gözeltilmesi ve tarafları aynı olan  Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin  03/02/2021 tarih  2019/241 Esas ve 2021/54 Karar sayılı dosyasının Dairemizin 23/11/2023 tarih  2021/662  Esas ve 2023/1658 Karar sayılı kararı ile HMK.nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine gönderilen dava dosyası ile irtibatlı olup olmadığı hususu araştırılıp değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi  gerekirken,yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve   HMK'nın 355. Maddesindeki kamu düzenine aykırılık hususu yönünden yapılan inceleme sonunda  davacılar vekilinin istinaf istemlerinin kabulü gerekmiştir. <br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık hususu yönünden yapılan inceleme sonunda kabulüne, davacılar vekilinin davalı şirket tarafından açılan davanın usulden reddine dair karara ve diğer hususlara ilişkin öteki istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına, anılan asıl ve birleşen dava dosyalarının HMK'nın 353/1-a-6. maddesine göre yeniden esası hakkında bir karar verilmek üzere mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.   <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;  <br>\t1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık yönünden yapılan inceleme sonunda   KABULÜNE, <br>\t2- Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03.03.2021 tarihli ve 2017/214 Esas-2021/142 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Davanın yeniden görülmesi için dava dosyasının  ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre davacılar  vekilinin istinaf başvuru dilekçesine konu öteki istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına, <br>\t5-Davacılar vekili tarafından peşin yatırılan 59,30 istinaf maktu karar harçlarının talepleri halinde kendilerine iadesine, <br>\t6-İstinafa başvuran tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, <br>\t7-İstinaf incelemesi sırasında duruşma yapılmadığından başvuran taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi uyarınca tarafların yokluğunda kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/03/2024<br><br>  Başkan- ...                 Üye - ...\tÜye - ...             Zabıt Katibi-...<br> ...             ...          ...               ...<br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cbc4569e4c584555","SID":"cf519c3eb795fc66"}}