{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 20/01/2021<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 11/03/2024<br><br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacı vekili, müvekkili şirketin ... Aş firmasından ... inşaatında kullanılmak üzere Marshall marka toplam 255 kova boya ve 40 kova astar satın aldığını, bedelini ise 10/03/2014 keşide tarihli 24.871,33 TL bedelli çek ile ödediğini, boya işlemi yapıldıktan sonra boyada ayıp olduğunun anlaşıldığını,Antalya 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'Nin ... D.İŞ sayılı dosyasında aldırılan bilirkişi raporunda ayıbın bilirkişilerce saptantığını,  söz konusu rapor ile müvekkili şirketin iddialarının ispatlandığını belirterek davalı şirketten alınan boyaların iadesine, ve 24.871,33.-TL bedelin işleceyek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... ... A.Ş vekili,  bahsi geçen ürünlerin ayıplı olması gibi bir durumun söz konusu olamayacağını,  Antalya 2. Sulh hukuk mahkemesince aldırılan raporu kabul etmediklerini ve bu raporun çelişkilerle dolu olduğunu, bu raporun iş bu dava dosyasında bağlayıcı olamayacağını bu nedenle davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini beyan etmiştir.<br>Davalı ... ... A.Ş vekili, davacı tarafın boya yaparken uygulama hatası yaptığını ve bunun müvekkili şirketin sorumluluğunda olmadığını,TSE belgesine sahip olan bir ürünün ayıplı olmasının mümkün olmadığını, bilirkişi raporunun çelişkili ifadelerle dolu olduğunu ve kabul etmelerinin mümkün olmadığı, davacı tarafından yasal süresi içinde ayıp ihbarının yapılmadığını ve davacının satın aldığını ürünleri kabul ettiği anlamına geldiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Mahkemece, \"... Davacı ile davalı ... ... AŞ arasında diğer davalının ürettiği boyaların satımına ilişkin bir sözleşme olduğunda ihtilaf yoktur. Sorun satıma konu boyaların ayıplı olup olmadığı, davacının bundan zarara uğrayıp uğramadığıdır. Davacı taraf usulüne uygun şekilde ayıp ihbarında bulunmuştur. Davacı talebine dayanak olarak delil tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunu göstermektedir. Bu rapor davalı tarafından itiraza uğradığından mahkememizce denetlenmedikçe delil olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Bu sebeple hem TSE Deney ve Kalibrasyon Merkezi Başkanlığından rapor alınmış hem de yeni bir heyetten rapor alınması için talimat yazılmıştır. TSE Deney ve Kalibrasyon Merkezi Başkanlığından alınan test sonucunda boyalarda bir ayıp olmadığı, davacının delil tespiti dosyasında aldığı rapordaki analizin TSE standartlarına uymadığı belirlenmiştir. Diğer yandan bilirkişi raporu alınması için talimat yazılmış ise de alınan rapora göre numunelerin incelemeye uygun olmadığı, bozulmuş olduğu, saklama koşullarına uyulup uyulmadığının belirlenemediği son kullanma tarihinin geçtiği bu sebeple bir analiz yapılamayacağı; diğer taraftan davacı tarafından alınan raporun TSE standartlarına uygun olmadığının bildirildiği görülmüştür. Ayıp iddiası bunu ileri süren davacı tarafından kanıtlanmak durumundadır. Davacının dayandığı tek delil olan delil tespit raporunun itiraza uğramış olduğu ve mahkememizce alınan raporlarda anılan tespit raporunun gerekli standartlara uygun olmadığının anlaşılması karşısında davacının dayandığı bu delil tespit raporunun hükme esas alınamayacağına kanaat getirilmiştir. Diğer yandan her ne kadar yazılan talimat akim kalsa da TSE Deney ve Kalibrasyon Merkezi Başkanlığından alınan raporda dava konusu boyaların standardının özelliklerini taşıdığının bildirilmesi ve davacının boyaların ayıplı olduğunu kanıtlayacak başkaca bir delil de sunamamış olduğu göz önüne alındığında davacının davasını kanıtlayamadığı anlaşılmış ve davanın reddine\" karar verilmiştir. <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece yargılama sırasında davaya konu boyaların gönderildiği ve/veya davaya konu taleplerin incelenip incelenemeyeceği Türkiye çapında TSE, TUBİTAK gibi kurumların da olduğu birçok üniversiteye de müzekkere ile sorulduğunu, gelen yazışma cevaplarının çoğunda davaya konu boyaların yüzeye uygulanmasındaki kusur ve ayıpların tespitini yapmak için gerekli ekipman ve inceleme imkanlarının bulunmadığı yönünde olumsuz cevaplar geldiğini, boyaların gönderilmesi ile alınan bazı raporların ise eksik ve davadaki iddiaları karşılayamayacak nitelikte olduğunu, ancak davanın ikamesinden bugüne kadar alınan raporların hiçbir zaman delil tespiti ile hazırlanan raporun aksine kanaat oluşturmadığını ve aynı zamanda iddiaları gibi ayıplara ilişkin yüzey uygulaması yapılarak rapor hazırlanmadığını, davanın ikamesinden önce müvekkilinin delil tespiti talebi ile yaptırmış olduğu bilirkişi incelemesinde açıkça tespit edilen kusurun Türkiye'deki imkanlar dahilinde başka hiçbir kurumca tespit ve incelemesinin yapılamayacağını müvekkilinin öngörmesinin de mümkün olmadığını, tespit raporu ve dosyada yargılama sırasında alınan raporlar ile davada ileri sürdükleri hususlar bir arada değerlendirildiğinde; iddialarının tamamen ve sadece delil tespitine ilişkin bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak incelendiğini, davanın başından bugüne kadar davaya konu boyalardaki ayıbın boya formülasyonunun yani boyanın içeriğindeki bileşenlerin eksik ve / veya az olmasından kaynaklanan hatalar olduğunu, müvekkilinin Türkiye'de sadece bir üniversitede bu incelemenin yapılabileceğini bilmesinin de mümkün olmadığını, boyaların davanın ikamesinden bugüne kadar geçen uzun zaman içerisinde son kullanma tarihlerinin geçmesinde müvekkiline isnat edilebilecek herhangi bir kusurunun bulunmadığını, delil tespitine ilişkin bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulü gerektiğini, istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. <br>Dava, satıcının ayıba karşı tekeffül hükümleri kapsamında satış bedelinin iadesi istemine ilişkindir. <br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine  karar verilmiştir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, TSE Deney ve Kalibrasyon Merkezi Başkanlığının 05/06/2017 tarihli muayene ve deney raporlarında, yapılan analizler sonucunda, incelenen parametrelere göre her iki boya numunesinin de standardın istediği özeliklere sahip olduğunun tespit edildiği, 12/10/2017 tarihli cevabi yazıda da, deney raporlarının içeriğindeki deneylerin TS-5808:2012-06 “Boyalar ve Vernikler- Su Bazlı Kaplama Malzemeleri ve Sistemleri- İç Mekan Duvar ve Tavanlar için” standardına göre gerçekleştirildiği, deneylerden alınan sonuçların ilgili ürün standardına göre raporlandığı, Yıldız Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Tekstil Laboratuvarının düzenlemiş olduğu raporda ise analizlerin TS-5808: 2012-06 Standardına göre raporlanmadığının belirtilmesine, talimat yoluyla aldırılan bilirkişi heyeti raporunda da, numunelerin bozulmuş olması nedeniyle incelemeye uygun olmadığı, saklama koşullarına uyulup uyulmadığının belirlenemediği, son kullanma tarihinin geçtiği bu sebeple bir analiz yapılamayacağı ve boya numunelerinin ayıplı olup olmadığı hususunda bir değerlendirme yapılamayacağı, davacı tarafından alınan tespit raporunun TSE standartlarına uygun olmadığının belirtilmesine, davacının ayıp iddiasını ispat edememesine, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalılar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi.11/03/2024<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a90f93db38c7d8a6","SID":"83ef2dd69acba968"}}