{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\tEsas-Karar No: 2024/72 Esas - 2024/295<br>\tT.C.<br>                Ankara Batı<br>ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>GEREKÇELİ KARAR<br><br>ESAS NO\t: 2024/72 <br>KARAR NO\t: 2024/295<br><br>BAŞKAN\t: <br>ÜYE\t: <br>ÜYE\t: <br>KATİP\t:<br><br>DAVACI \t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI \t: <br>VEKİLİ\t: <br><br>DAVA\t: Yönetim Kurulu Kararının İptali<br>DAVA TARİHİ\t: 23/08/2016<br>KARAR TARİHİ: 20/03/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 17/04/2024<br><br>Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ  :<br>TALEP\t:Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... kurucularından olan ... üyesiyken arsa bedelini kooperatife ödediğini, ...’ ... katılımcısı olmasıyla müvekkilinin de hak ve yükümlülükleriyle ... katılımcısı olduğunu, bu sebeple ... ... Etap ... ada ... parsellerin bedelsiz olarak 06.11.2004 tarihli sözleşmelerle davacıya tahsis edildiğini, arsaların bir kısmının halen tahsis edilmediğini, tahsisi yapılmış olanların bir kısmının da henüz inşaat ruhsatı alınarak tesis yapılmamış olmasına rağmen, davalının 27.05.2016 tarihinde tebliğ edilen ... sayılı yazısı ile tahsis edilen arsalar üzerinde tahsis tarihinden itibaren bir yıl içinde projenin hazırlanıp ruhsat alınması, 2 yıl içinde de üretime geçilmesi gerektiği hatırlatılarak 60 gün içinde yapı ruhsatı alınması, aksi takdirde arsa tahsisinin iptal edileceği uyarısında bulunulduğunu, bunun üzerine müvekkilinin proje ve ruhsat alımı çalışmalarına başladığını ancak davalının “yol kotu ve imar çapı” verilmesi, proje onayı gibi davalıdan kaynaklanan gecikmeler yaşandığını ve nihayet 19.07.2016 tarihinde başvuru yapıldığını, 23.07.2016 tarihinde de mimari projenin düzeltilmiş haliyle statik, elektrik ve mekanik projeleriyle birlikte teslim edildiğini, davalının 25.07.2016 tarih ve ... sayılı yazıyla inceleme onay sürecinin devam ettiğinin bildirildiğini, 29.07.2016\ttarih ve ... sayılı yazıyla da 60 gün içinde yapı ruhsatı alınmadığı gerekçesiyle OSB Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 108. maddesi uyarınca müvekkiline tahsisi yapılan ... ... Etap ... ada ... parsellerin tahsis işleminin iptal edildiğinin bildirildiğini, halen çok sayıda arsanın tahsis edilmemiş olduğunu, tahsisi yapılan arsaların birçoğunda da yapı kurulamadığını, yapı ruhsatı alınarak üretime başlanamadığı halde hiç bir işlem yapılmadığını, eşit işlem kurallarına aykırı olarak müvekkilinin arsa tahsis işleminin iptal edildiğini, davalının  sübjektif nedenlerle işlem tesis ettiğini, müvekkilinin kooperatifin genel<br>e-imza \te-imza \te-imza \te-imza <br><br>kurulunda yönetimin faaliyetleri hakkında eleştirilerde bulunduğunu, imar plan değişikliği yaptırma ve üyelerden yüksek miktarlı para taleplerine karşı çıktığım, bu genel kurul sonrası 60 gün süre verilerek iptal işleminin yapıldığını belirterek, davacıya tahsis edilen ... ... ... ... ... ada ... ve ... parsellerin tahsisinin iptaline ilişkin 29.07.2016 tarih ve ... sayılı yönetim kurulu kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP\t:Davalı vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının, dava dilekçesinde ikrar ettiği gibi ...’nin kurulmasından önce ... üyesi olduğunu, ...’ın ...’nin katılımcısı olmasından sonra dava konusu gayrimenkullerin davacıya 06.11.2004 tarihinde bedelsiz olarak noter huzurunda tahsis edildiğini ve 24.11.2004 tarihli yönetim kurulu kararıyla da onandığını, tahsis hakkının davacıya verildiği tarihin üzerinden 12 yıl geçmesine ve aşamalarda tahsisin iptal edileceği yönünde yapılan uyarılara rağmen müvekkilinin 23.05.2016 tarih ve ... sayılı yazısına kadar tahsis edilen arsalara ilişkin en ufak bir çalışmasının dahi olmadığını, müvekkili kurumun bünyesinde bulunan gayrimenkullerin tahsis oranının %90’ı aşmış durumda olduğunu, süresi içerisinde üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyen katılımcılara da aynı süreç işletilerek birçok katılımcının tahsis haklarının iptal edildiğini, ayrıca, davacının dava dışı bir şirketle kira anlaşması yaptığı ve bu anlaşmanın uygulanması sebebiyle zarara uğradığı şeklindeki iddiasının OSB Uygulama Yönetmeliğinin 173. maddesinde yer alan ön şart olarak kiralanacak tesisin tapusunun alınmış olmasını aradığını, oysa, davacının tapu sahibi değil tahsis hakkı sahibi olduğunu, yasal anlamda kira sözleşmesi yapma hakkının bulunmadığını, davacının halen devlet memuru olduğunu, ticaret yapmasının mevzuat uyarınca yasak olduğunu, tahsis hakkının iptaline ilişkin kararda davacının kuruma başvurarak gerekli prosedürleri tamamlaması durumunda tahsis hakkı iptal edilen parsellere ilişkin ödemelerin OSB Uygulama Yönetmeliği’nin geçici 6. maddesi uyarınca yapılacağının davacıya bildirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.<br>DELİLLER\t:Niza konusu edilen ...'in 28.07.2016T., ... sayılı kararı, tahsis ve katılım sözleşmeleri, tahsis iptali hakkında 1. ve 2. uyarı yazıları, davalı kayıtları, sicil kayıtları, mahallinde 03.05.2017 tarihinde icra edilen keşif ve bilirkişi heyetinin 08.11.2017 tarihli raporu, 26.02.2017 tarihli ek rapor, ikinci bilirkişi heyetinin 10.07.2018 tarihli raporu, 10.07.2018 tarihli (ikinci heyetin) ek raporu ile tüm dosya kapsamı.<br>Mahkememizin 06/03/2019 tarihli ve ... esas, ... karar sayılı ilamı ile; \"davanın reddine\" karar verilmiştir. <br>Mahkememizce verilen kararın istinaf edilmesi üzerine inceleme yapan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesinin 18/05/2021 tarihli ve 2020/289 esas, 2021/872 karar sayılı ilamı ile; \"Somut olayda, her ne kadar davacı, ... üyesi olması nedeniyle bu tahsisinin yapıldığını, tahsisin iptal edilemeyeceğini iddia etmişse de, taraflar arasında sözleşme bulunması nedeniyle artık taraflar arasındaki hukuki ilişkinin, sözleşme ve bu kapsamda OSB kanun ve yönetmelikleri kapsamında değerlendirilmesi gerekmekte olup,  Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği'nin 108. maddesinde kurala bağlanan koşulların  gerçekleştiği, verilebilecek ek sürenin takdire bağlı  olduğu, kaldı ki verilen ek süreler içinde de sözleşmenin 12. maddesi kapsamındaki eksikliklerin giderilmediği sonucuna varıldığından davalı ... tarafından 28/07/2016 tarih ve ... sayılı arsa tahsisinin iptaline karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.\" denilmek suretiyle istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. <br>Kararın temyiz edilmesi üzerine temyiz incelemesini yapan Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 21/11/2023 tarihli ve 2022/6461 esas 2023/3282 karar sayılı ilamı ile;  \"herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır ve hakim  haklı sebepleri göz önünde tutarak karar verir. Her ne kadar davacının verilen sürede inşaat ruhsatını  alamadığı  ve  davalının  aynı  durumda  olan katılımcılar yönünden eşitlik ilkesine<br>e-imza \te-imza \te-imza \te-imza <br><br>aykırı davrandığı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; dosyada yer alan belgelerden ve bilirkişi raporlarından, ruhsata esas imar çapının davalı tarafından davacıya çok geç (2 hafta sonra) verildiği, ihtarname ile verilen 60 günlük süre içerisinde davacının ruhsata esas proje taslağını ve hatta düzeltilmiş projeyi davalıya verdiği, ayrıca aynı durumda olduğu halde iptal edilmeyen tahsisler de olduğu göz önünde bulundurulduğunda, davalının tahsisin iptali kararının 4721 sayılı TMK'nın 2 nci maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmayıp hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu  değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.\" denilmek suretiyle, istinaf kararı kaldırılmış ve mahkememiz kararı bozulmuştur.<br>Yargıtay'ın bozma ilamına uyularak yeniden inceleme yapılmıştır. <br>GEREKÇE\t:Talep, davalı ... Bölgesinin üyesi olan davacıya yapılan tahsisin iptaline yönelik (yönetim kurulu) kararın iptali istemine ilişkindir. <br>Yargıtay'ın yukarıda anılan bozma kararında da belirtildiği gibi; dosyada yer alan belgelerden ve bilirkişi raporlarından, ruhsata esas imar çapının davalı tarafından davacıya çok geç (2 hafta sonra) verildiği, ihtarname ile verilen 60 günlük süre içerisinde davacının ruhsata esas proje taslağını ve hatta düzeltilmiş projeyi davalıya verdiği, ayrıca aynı durumda olduğu halde iptal edilmeyen tahsisler de olduğu göz önünde bulundurulduğunda, davalının tahsisin iptali kararının 4721 sayılı TMK'nın 2 nci maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmayıp hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu mahkememizce de vicdanen kabul edilmiş ve bu nedenle davanın kabulüne karar verilerek aşağıda belirtilen şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davanın KABULÜ ile, davalı ... nin 29/07/2016 tarih ve ... sayılı yönetim kurulu kararının İPTALİNE, <br>2-a)Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 427,60TL karar ve ilam harcından peşin alınan 29,20TL harcın mahsubu ile bakiye 398,40TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>b)Davacı tarafından yatırılan 29,20TL peşin harç, 29,20TL başvuru harcı ve 221,80TL keşif harcı olmak üzere toplam 280,20TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>3-Davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir edilen 17.900,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>4-Davacı tarafından sarf edilen 5.900,00TL bilirkişi ücreti, 270,00TL keşif araç ücreti, 247,40TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 6.417,40TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>5-Karardan sonraki yargılama giderinin davacının gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının davacıya iadesine,<br>Dair, davacı vekili ile davalı vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.20/03/2024<br><br>Başkan \tÜye \tÜye \tKatip <br>e-imza \te-imza \te-imza \te-imza <br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"729a74b3e6efd664","SID":"4f98dbf953a4b985"}}