{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/410 - 2024/661<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/410 <br>KARAR NO\t: 2024/661<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                    K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/12/2020<br>NUMARASI\t\t: 2018/381 E.  -  2020/287 K.<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/12/2020 Tarih ve 2018/381 Esas - 2020/287 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkiline ait \"...\" ibareli markanın T/02464 sayı ile tanınmış marka siciline kaydedildiğini, yine müvekkili şirkete ait tescilli münhasıran ''şekil'', ''...+şekil'' ibarelerinden oluşan ve bu ibareyi esas unsur olarak içeren seri markaları ile davalı yana ait ''şekil'' ibaresinden oluşan markanın iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, davalı şirketin müvekkiline ait tanınmış   şekil markasının ayniyet derecesinde benzerini ve özellikle aynı renk ve renk tonu ile birlikte başvuruya konu ederek taraf markaları arasında iltibas yarattığını, müvekkili şirketin turuncu rekli bu şekle tüketici nezdinde tanınmışlık ve ayırt edicilik kazandırdığını,   davaya konu markada şeklin ortasında bir kesik yer almaktaysa da bu farklılığın markaları birbirinden ayırt etmeye yetmeyeceğini ve ilk bakışta fark edilebilir olmadığını,  bu durumun markalar arasında iltibasa sebebiyet vereceğini, davalı Şirket tarafından içerisinde “...” ibaresi geçen web sayfaları oluşturulduğunu, bu sayfaların arama sonuç sayfası gibi gösterilmeye çalışıldığını, başvurunun kötüniyetli olduğunu ve müvekkili şirketin tanınmışlığından yararlanma amacı taşıdığını ileri sürerek, TPMK YİDK'in 2018-M-7864 sayılı kararının iptaline, dava konusu 2017/25640 sayılı “şekil” ibareli marka tescil  edilmiş ise hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... vekili, başvuru markasının şekilden oluştuğunu, davacı yanın itiraza mesnet markasının ise ''...+şekil'' şeklinde olduğunu, her ne kadar karşılaştırılan şekil markaları turuncu renkte ise de, başlı başına şekil unsurlarının farklı olduğunu, başvuru markasında düzenlenen şeklin üçgen çatılı ev şeklinden ziyade turuncu bir kağıdın kıvrılarak değişik geometrik şekilerden oluşturulması sonucu elde edildiği görüntüsünün mevcut olduğunu, davacı markalarında ise \"...\" ibaresi ile birlikte basit bir ev şeklinin yer aldığını, taraf markalarının ortalama tüketici nezdinde karıştırılacak derecede benzer olmadığını, başvurunun kötüniyetle yapıldığını gösterir kanıtların itiraz ekinde sunulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde, davacının kötüniyetli olduğunu, 2010/13447 sayılı ve 2010/13448 sayılı markalarının tanınmış marka olmadığını, davacı yanın T/02464 başvuru nolu ve şekil unsuru içermeyen sadece “...” sözcüğünden oluşan markasının tanınmış marka statüsünde olduğunu, müvekkilinin  şekil markası ile davacının işbu davaya dayanak gösterdiği markaları arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak derecede görsel, işitsel ve kavramsal yönden benzerlik bulunmadığını, müvekkili markasında yer alan turuncu renkli şekilin müvekkilinin 2014 yılından bu yana aralıksız olarak kullandığını, “şekil” unsurunun dikdörtgen  bir kağıdın alt ve üst kenarlarından üst kısım sağdan sola ve alt kısmın ise soldan sağa doğru katlandığında aldığı şekli tasvir ettiğini, davacı yana ait markanın ise figürden oluştuğunu ve üçgen ev/ beşgen figür şekilli bir ev figürünün içerisinde yazan \"...\" ibaresi ile bir arada kullanıldığını, “turuncu ev figürlü” markaların zayıf marka haline geldiğini, ev figürünün özellikle eve ait ürünlerin satıldığı mağazalarda tanımlayıcı unsur olarak kullanıldığını, markalarda yer alan “....com” ve “...” ve sair asli nitelikteki unsurların markaları birbirinden farklılaştırdığını savunarak davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının  itirazına mesnet markalarıyla dava konusu başvuru arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, turuncu ev figürü ile markalarda yer alan kısmi benzerliğin karışıklığın doğması için yeterli bir benzerlik olmadığı, bu tür markalar arasındaki iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebileceği, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da bulunmadığı, başvurunun kötüniyetli olduğunu gösterir hiçbir vakıa ve emarenin olmadığı, yine SMK 6/5 maddesinin uygulama alanı bulamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece alınan bilirkişi raporu müvekkili şirket lehine iken, yeni bir rapor alınmaksızın davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkiline ait markaların tanınmışlığının iltibas tehlikesine etkisinin değerlendirilmediğini, taraf markaları arasında iltibas ihtimali bulunduğunu, tanınmışlık derecesine ulaşan davacı markası için zayıf marka ibaresinin kullanılamayacağını, tanınmış markanın ayniyet derecesinde benzerini barındıran bir markanın özellikle de bu tanınmış markanın bilindiği sektörde seçilmesinin tesadüf olmadığını, davalı Şirketin müvekkiline ait markalara yakınlaşma gayesi, iltibas yaratma amacı ve kazanç elde etme isteğinin açık olduğunu, davaya konu markada, şeklin ortasında bir kesik yer almaktaysa da, bu farklılığın markaları birbirinden ayırt etmeye yetmeyeceğini, ilgili tüketici kitlesinin dikkati yüksek kişilerden oluşmadığını, davaya konu marka başvurusu kapsamında yer alan tüm mallar ve hizmetlerin, müvekkilin tanınmış marka tescilleri kapsamında yer alan mallar ve hizmetler ile birebir aynı veya aynı tür olduğunu, davalının müvekkili firmayla aynı sektörde faaliyet gösterdiği dikkate alındığında, davaya konu marka kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler yönünden, müvekkili şirket markaları ile iltibas yaratacağını, davalı şirket marka başvurusunun, kötü niyetli olunması nedeniyle de hükümsüz kılınması gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t:Dava, marka başvurusuna itirazın reddine dair YİDK kararı iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİşlem dosyasının incelenmesinden; davalı şirketin 2017/25640 sayılı şekil markasının (kağıt katlama tekniği ile oluşturulduğu izlenimi veren turuncu ev şekli) tescili için davalı Kuruma başvurduğu, başvuru kapsamında 10,20,35,41. sınıf mal ve hizmetlerin yer aldığı,  davacı Şirketin \"turuncu ev şekli\" asıl unsurlu markalarına dayalı olarak iltibas, gerçek hak sahipliği,  tanınmışlık,  diğer fikri mülkiyet hakları ve kötü niyet iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacı itirazının YİDK'in 20/09/2018 tarih, 2018-M-7864 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiği, kararın 24/09/2018 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 02/11/2018 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. <br>\tİlk derece mahkemesince taraf markaları arasında iltibas koşullarının oluşmadığı, SMK'nın 6/5. Maddesinin uygulama alanı bulmayacağı ve kötüniyetin ispatlanmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olup, davacının istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık taraf markaları arasında, dava konusu olan mal ve hizmetler yönünden, 6769 sayılı  SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluşup oluşmadığı, aynı Kanun'un 6/5 maddesi uyarınca başvurunun tescili engeli bulunup bulunmadığı ve dava konusu başvurunun kötü niyetli olup olmadığı noktasındadır.<br>\t6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. <br> Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru kapsamında 11,20,35,41. sınıf mal ve hizmetler yer almaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, uyuşmazlık konusu anılan mal ve hizmetler davacının itirazına mesnet ve başvuru tarihi itibariyle kullanım ispatına tabi olmayan 2016/93665 ve 2012/61935 sayılı markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle aynı ve benzer olduğundan, taraf markaları arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği kanaatine varılmıştır.<br>Tarafların marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru    origami (kağıt <br>katlama) formunda turuncu bir ev figüründen ibarettir. Markanın tek ve esaslı unsuru bu <br>şekil olup başkaca herhangi bir yazı ve şekil unsuru içermemektedir. Davacının markalarında  beşgen formdaki, turuncu ev figürü kullanılmış olup, bu ev şeklinin üzerinde çaprazlama şekilde <br>yazılmış ... ibaresi mevcuttur. 2016/93665 sayılı markada yer alan “...” ibaresi <br>bir slogan olup, markasal ayırt edicilik \"turuncu ev şekilli ... logosunda\" toplanmıştır. Yine 2012/ 61935 sayılı markadaki ... ibaresi “sabitlemek, tamir etmek, onarmak” anlamına gelen İngilizce bir ibare olup, ülkemizde “... ...” şeklindeki yaygın kullanım neticesinde “sabit, değişmez” <br>anlamı ile bilinen bir sözcüktür. Pek çok sektörde seri marka yaratmak adına ek ibare olarak kullanılan bu sözcüğün, markasal ayırt ediciliği oldukça düşüktür. Dolayısıyla söz konusu markada <br>da \"turuncu ev şekilli ... logosu\" ayırt ediciliği haizdir. Davacı markalarının ayırt edici unsuru turuncu ev figürü olmakla, turuncu evin origamik hali <br>şeklindeki davalı markasının, davacı markalarından uzaklaşmasını sağlayacak başkaca bir şekil ya <br>da sözcük içermediği görülmektedir. Bu kapsamda söz konusu marka işareti, davacı markalarının yeni bir versiyonu, bir serisi görünümündedir.<br>Nitekim, emsal bir uyuşmazlığa ilişkin, tarafları da dosyamızın tarafları ile aynı olan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/03/2023 tarih, 2021/6654 Esas, 2023/1379 Karar sayılı kararında, \"Davacı itiraz dilekçesinde, itirazına mesnet tescilli markalarını göstermiş olup, bu markalarında turuncu renk ve ev şeklinde olan 2018/07812, 2017/115361, 2017/115357, 2016/93665, 2014/30105, 2010/13448, 2010/13447 başvuru numaralı markaları ile diğer aynı şekil + kelime ibareli markalarına dayanmış, davacının bu markaları ile davalı markası karşılaştırıldığında, davalı markasının tüketici nezdinde davacının seri markası olduğu imajını yaratacağı ve dolayısıyla tüketicilerde benzer mal ve/veya hizmetlerin aynı kökenden geldiği imajını uyandırabileceği ihtimali bulunmakta ve dolayısıyla markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin (birinci) fıkrası hükmü kapsamında iltibas oluşturabilecek düzeyde sessel, görsel ve anlamsal yönünden benzer oldukları gözetilerek tescilli oldukları mal ve hizmetler de değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. \" denilmiştir.<br>Hal böyle olunca, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında, 6769 sayılı SMK'nın  6/1 maddesi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, en azından ortalama tüketicilerce markaların ilişkilendirileceği ya da başvurunun davacı Şirketin seri markalarından biri olarak algılanacağı kabul edilmiştir.<br>Diğer taraftan davacı vekili, somut olay bakımından 6769 sayılı SMK'nın 6/5 . maddesindeki koşulların oluştuğunu ileri sürmüşse de, uyuşmazlık konusu olan tüm mal ve hizmetler bakımından taraf markalar arasında iltibas koşullarının oluştuğu kabul edildiğinden, Dairemizce davacının bu iddiaları yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek görülmediği gibi SMK'nın 6/9.maddesine dayanan kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı, benzer marka başvurusunda bulunmanın tek başına kötüniyeti göstermeyeceği kabul edilmiştir.<br>Sonuç olarak; dava konusu 2017/25640 sayılı kağıt katlama tekniği ile oluşturulduğu izlenimi veren turuncu ev figürlü \"şekil\" markası ile, davacının, tescil tarihi itibariyle kullanım ispatına tabi bulunmayan itiraza ve davaya mesnet turuncu ev figürü asıl unsurlu markaları arasında  6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesİ 15/12/2020 gün ve 2018/381 Esas - 2020/287 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın KABULÜ ile, ... YİDK'in 20/09/2018  tarihli 2018-M-7864 sayılı kararının İPTALİNE,<br>                        3-Davalı Şirket adına tescil edilen 2017/25640 sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, <br>\t3-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 35,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 391,70-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t4-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t5-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 1.800,00-TL bilirkişi ücreti, 294,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 98,30-TL tebligat masrafı, 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.354,40-TL yargılama giderine, 35,90-TL başvurma harcı, 35,90-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.426,20-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t6-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),<br>   8-Davacıdan peşin olarak alınan 59,30-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 29/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/04/2024\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9908e057730c1570","SID":"8d546cb6a90da8c2"}}