{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2021/1950 <br>KARAR NO: 2024/509<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 06/07/2021<br>NUMARASI: 2019/1151 Esas - 2021/564 Karar<br>DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan )<br>KARAR TARİHİ: 28/03/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava  dilekçesinde özetle; 26.06.2018 tarihinde davalı sigorta şirketine ZMMS sigorta poliçesi ile teminat altında olan ... plakalı araç sürücüsü dava dışı ...’in Gediz Karayolu – Göynükören Köyü yol ayrımında aracının direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu meydana gelen tek taraflı trafik kazasında , araç içinde yolcu konumunda bulunan müvekkillerinin ağır yaralandığını ve malul kaldıklarını, dava öncesinde davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu ancak tazminat ödemesi yapılmadığını belirterek, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik her bir davacı için ayrı ayrı 100,00 TL geçici iş göremezlik ve 100,00 TL sürekli maluliyet tazminatı olmak üzere toplam 400,00 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep  etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı araç işleteni/ sigortalı ... adına tescilli aracın 20.01.2018/2019 vadeli olarak ZMMS poliçesinin müvekkil sigorta şirketi nezdinde düzenlendiğini, sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, davacı tarafın kazadan sonra 1 yıllık sürenin dolmadan önce ve maluliyet raporu düzenlenmeden  tazminat talebinde bulunduğunu, gelir belgesi ve diğer genel şartlarda belirtilen belgelerin tamamlanmadığı davacının ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğin belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davanın kısmen kabulü ile, davacı ... yönünden takdir olunan hatır taşıması indirimi neticesinde 4.642,92 TL geçici iş göremezlik 38.423,56 TL sürekli iş göremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ... yönünden takdir olunan hatır taşıması indirimi neticesinde 80,00 TL geçici iş göremezlik 288.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,  \" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacıların yaralanmalarına sebep olan 26.06.2018 tarihinde meydana gelen kaza, ... plakalı araç sürücüsü ...'in aracının kontrolünü kaybetmesi sonucu tek taraflı olarak meydana geldiğini, davacılar ... ile ... ise kazada asli ve tam kusurlu bulunan ... plakalı araçta yolcu konumunda bulunduğunu,  kazada kusurlu bulunan ... plakalı araç sürücüsü ..., davacılardan ...'in oğlu ...'in ise öz kardeşi,  ayrıca ... plakalı aracın ruhsat sahibi olan ... ise davacılardan ...'in eniştesi ...'in ise damadı olduğunu, bu nedenle  davacıların kusurlu araçta yolcu konumunda bulunmaları sebebiyle hak ettikleri tazminat bedelleri üzerinden %20 oranında hatır taşıması indirimi uygulamış olmasının Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına ve hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı tarafından, sigorta kuruluşuna zorunlu belgeler eklenmeden doğrudan dava yoluna gidilmesi yazılı başvuru şartının hiç yapılmamış olması anlamına geleceğini,  davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, meslekte kazanma gücünden kayıp oranının Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik / Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik” bağlamında bildirilen araz için esas alınması mümkün olan özür oranı ise % 23 - 28 aralığında olabileceğini, bunların ışığında dosyanın Adli Tıp Genel Kuruluna tevdii gerektiğini,  sürekli sakatlık tazminatı hesaplaması Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk(trafik) poliçesi genel şartları ve eklerinde yer alan kural ve ilkelere göre belirlenmesi gerektiğini (buna  göre hesaplama yöntem, tablosu ve iskonto oranı),  bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosunun nazara alınması gerektiğini, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Yönetmeliği hükümlerine göre maluliyet değerlendirmesi gerektiğini, tazminat hesaplamasında son 3 aylık vergilendirilmiş gelirine ait belgeler esas alınması gerektiğini, davacının çalışma süresi hesaplanırken bir kimsenin çalışma süresinin hiçbir zaman ömrünün tüm süresi kadar uzun olamayacağı gerçeği de göz önünde bulundurulması gerektiğini, davacının vücut bütünlüğünde bir azalma veya eksilmenin olması yanında bu ihlâl nedeniyle maddî bir zarara uğramış olması da gerektiğini, aksi kanaat halinde, maluliyet hesaplamasında hatır taşımacılığı indirimi uygulanması gerektiğini, ZMMS Genel Şartları Hükümleri gereğince, geçici iş göremezlik tazminatı teminat kapsamında bulunmadığını,  geçici iş göremezlik tazminatı zararı SGK'nın sorumlu olduğu tedavi giderleri kapsamında olduğunu, kaldı ki geçici iş göremezlik tazminatı açısından, davacı tarafça gelirden mahrum kalınması ispat edilmediğinden de davanın reddi gerektiğini, davacı tarafa, SGK tarafından rücuya tabi herhangi bir ödeme veyahut gelir bağlama işleminin yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerektiğini  belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından,  26.06.2018 günü, saat 17:40 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile ... kod no'lu Devlet karayolunu takiben Çavdarhisar istikametinden Kütahya yönüne doğru seyir halinde iken kaza mahalli olan sağa tehlikeli virajlı olan kavşaktan çıtığı sırada direksiyon hakimiyetini kaybedip sağ taraftan yol dışına çıkarak takla atması sonucu araçta yolculuk eden davacıların yaralanması nedeniyle tazminat talep edildiği anlaşılmıştır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/1983 E. 21.10.2020 tarih ... numaralı kararında özetle;\"....Yerel mahkemece her ne kadar bozma ilamı doğrultusunda, kazada yaralanan ve ölen sürücü ... kardeşi ... için hükmolunan tazminat yönünden de hatır taşıması indirimi yapılmış ise de;yakın akrabaların taşınması ahlaki bir ödevin ifası kapsamında olup, belirlenen tazminattan hatır taşıması indirimi yapılamaz. Sürücü ile yaralanan kardeşi ... arasındaki bu taşımada hatır taşıması bulunmamasına göre, ... yönünden hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle tazminat belirlenmesi isabetli olmamıştır...\" denilmektedir. Somut uyuşmazlıkta Mahkemece, savcılık dosyasının incelenmesinde, araç sürücüsünün davacı ...'in kardeşi, diğer davacı ...'in ise oğlu olduğu, araç içerisinde yolculuk ettikleri,  taşımanın davacıların menfaatine uygun biçimde yapıldığı ve araç sürücüsünün taşımada bir menfaatinin bulunmadığı gerekçesiyle davacıların geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatları üzerinden %20 hatır taşıması indirim yapılarak karar verilmesi  sürücü ve yolcuların yakın akraba olmaları nedeniyle doğru olmamıştır. Davacılar vekilinin istinaf itirazı yerindedir. Somut uyuşmazlıkta, dava tarihi  itibariyle 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olup, davacı vekilinin dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine başvurduğu, ancak eksik belge verildiğinden işlem yapılamadığı belirtilmektedir. Eksik belge ile  başvuru  yapılmış olsa dahi başvuru koşulunun yerine getirildiğinin kabulü gerekir. Davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı yerinde değildir. Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı Kararı ile \"Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinin “...bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.” Bölümünde Yer Alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi, ikinci cümlesinde yer alan “...ve genel şartlarda...” ibaresinin,  b) Kanun’un 92. maddesinin (i) bendi “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” ibaresinin, Anayasa’nın 5., 13., 17., 35. ve 48. maddelerine aykırı olduğundan  oy çokluğu ile iptallerine karar verilmiştir. Bu nedenle iptal kararı gereğince tazminat hesaplarında Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ve Ekleri uygulanmayacağından bu yöne değinen istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel kararları gereğince Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne  alınarak davacı için TRH 2010 Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminat hesaplaması gerekmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.06.2023, 2023/585 Esas ve 2023/8309 Karar, 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı kararları). Mahkemenin hükme esas aldığı hesap raporunda da; TRH-2010 Yaşam Tablosu ve bilinmeyen dönem için her yıl %10 arttırım ve %10 iskonto yapılmasını öngören “progressif rant” tekniğine göre yapılan hesaplamadaki  raporun hükme esas alınmasında isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenle 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaf talebi yerinde değildir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi genel şartlar değişikliğinden önce ve halen yürürlükte bulunan KTK'nın 98.maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 27/03/2014 tarih, 2013/ 4616 E. ve 2014/4465 K. sayılı  kararında;  \"2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesi kapsamında kalan tedavi giderlerinden Sosyal Güvenlik Kurumu, yasa kapsamı dışında kalan bakıcı veya tedaviye bağlı sair giderlerden varsa trafik şirketi yoksa Güvence Hesabı ve her iki halde de diğer haksız fiil sorumlularının (işleten ve sürücü gibi) sorumlulukları devam edecektir\" yönünde; 14.10.2014 tarih, 2014/ 16455 E. ve 2014/13330  K. sayılı kararında ise \"Geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez\" yönünde  karar vermiştir. Bu nedenle davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir (Benzer yönde Yargıtay  4.  Hukuk Dairesinin   2021/5305  E. ve 2021/7685  K. sayılı kararı). Çalışma gücü kaybı zararının hesabında yaralanan veya malul olanın gelirinin belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır. Zarar görenin kaza tarihi itibariyle mesleği ve geliri tespit edilmelidir. Kişinin herhangi bir işi yoksa, zarar görenin geliri asgari ücret kabul edilerek, raporun hazırlandığı tarihteki net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılacaktır. Dosyanın incelenmesinde; hükme esas alınan tazminat bilirkişi raporunda, davacıların  herhangi bir işi bulunmadığı anlaşılmakla asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmış olmasında isabetsizlik görülmemiştir.İlk Derece Mahkemesince SGK'ya rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığı sorulmuş olup  müzekkere cevabına göre davacılara herhangi bir ödeme yapılmadığının saptanması karşında bu yöne değinen istinaf talepleri yerinde değildir. Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de  Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4.  Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre  maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal  Sigorta  Sağlık  İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015  tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında  Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında  Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve  2022/6235 K.,  2021/11515  E. ve   2022/5238 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince tazminatın belirlenmesinde kaza tarihinde yürürlükte bulunmayan \"Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\" hükümlerine göre düzenlenen maluliyet raporunun hükme esas alınmış olması usul ve yasaya aykırı olmuştur. O halde İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken, ATK'dan ya da başka bir Üniversite Hastanesinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümünden oluşturulacak aralarında adli tıp \"Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik\" uzmanı da bulunan uzman doktor heyetinden, kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan  hükümlerine uygun olarak davacıda var olduğu ileri sürülen yaralanmaya bağlı geçici iş göremezlik oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise süresi,  kalıcı işgöremezlik durum ve oranının ne olduğu ve tespit edilecek maluliyetin kaza ile illiyeti bulunup bulunmadığı konularında, dosya içerisinde bulunan tedavi evrakları ile dosyada mevcut olan  taraflarca sunulan delilleri de irdeler biçimde denetime elverir nitelikte maluliyet raporu alınması ve tespit edilecek maluliyet oranına göre hükme esas alınan rapor tarihi itibariyle aktüer bilirkişiden ek rapor alınması ve hatır indirimi uygulanmaması ile  sonucuna göre   usuli kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmesi  olmalıdır. Açıklanan nedenlerle, taraflar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Taraflar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"725f518e1187dae7","SID":"66657f03172cf2eb"}}