{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/3482 <br>KARAR NO: 2024/1477<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/09/2022<br>NUMARASI: 2020/605 Esas -  2022/596 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar sebebiyle)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/04/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı/borçlu tarafından 30.10.2019 tarihinde Sarıyer İlçesi, ... içerisi, ... Lisesi önü adresinde yapılan çalışma esnasında davalı tarafça  müvekkili şirketin enerji dağıtım altyapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verildiğini, meydana gelen tesis hasarı ve enerji kesintisi müvekkili şirketin yüklenici şirketi tarafından giderilmiş olup işbu hasarın onarımında sarf edilen malzeme, montaj, işçilik bedelleri ile hasardan kaynaklanan diğer kayıplar müvekkil şirketin maddi zararına sebebiyet verdiğini, davalı/borçlu tarafından hasardan doğan bedellerinin ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine, hasar tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz dahil 166.604,00-TL'nin tahsili amacıyla  İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile  ilamsız takip yapılmış ve borçluya ödeme emri gönderildiğini, davalı ödeme emrini tebellüğ ettikten sonra borca ve icra takibine itiraz ettiğini, davalı borçlu tarafından icra takibine haksız bir şekilde itiraz edildiğinden icra takibine konu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere belirlenecek icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davaya usul ve esas yönünden itiraz ettiklerini, usul yönünden davaya konu icra takibine vekaleten itiraz edilmiş ve dava şartı olan arabuluculuk görüşmelerine yine vekaleten katıldıklarını ve dava dilekçesi ve ekleri E tebligat olarak müvekkili şirkete gönderildiğini, emsal karar ve TK 11 gereğince vekil ile takip edilen işlerde vekile tebliğ gerekliği olduğunu, esas yönünden davacı tarafın müvekkili şirkete atfettiği haksız fiile dair hiçbir delil sunmadığını,  davacı şirketin çalışanlarının kendi arasında tutmuş olduğu tutanağa göre işlem yapmakta olduklarını,  olaya ilişkin görüntü, tanık vb hiçbir delil sunulmadığını, müvekkili şirket tarafından yapılan araştırmada hiçbir personel ya da şirket aracının böyle bir fiilde bulunduğuna dair tespit yapılmadığını,  müvekkilin ilgili personelin iş akdinin feshi ya da  rücu hakkı bulunduğu için haksız fiilin kim ve ne zaman yapıldığının kesin bir şekilde tespiti gerektiğini, tam olarak tespiti halinde müvekkilin All Risk sigorta poliçesi kapsamında ilgili sigorta şirketi tarafından da ödeme yapılabileceğini, kusur ve zararın kesin olarak ispatı gerekmekte olduğunu,  davacı tarafın kendi personelleri tarafından tutulan ve tarafımıza tebliğ edilmeyen tutanak kapsamında davanın kabulü mümkün olmadığını, alacağa işletilen faiz miktarı ve vadesi de hatalı olduğunu, fiilin taraflarınca yapıldığı ispat edilmediğini ve yapılan masrafın da kesin bir hesabı bulunmadığını, Tüm tamirat ve tadilatların piyasa rayicinde olup olmadığının ispatı gerektiğini,  zararın yargılamaya muhtaç olduğu ve likit olmadığıni,  bu sebeple kötü niyet tazminatının da reddi gerektiğini, zararın meydana geldiği alanın müvekkili şirket tarafından All Risk Sigorta poliçesi bulunduğunu, bu sebeple davanın ... Sigorta A.Ş.'ye ihbar edilmesi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; \"...Açıklanan sebeplerle  usul, yasaya uygun hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu mahkememizce de benimsenmiş, raporda belirlenen tutar üzerinden davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi cihetine gidilmiştir. Ayrıca İİK 67 maddesi gereğince itirazın iptali davasında alacaklı-davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksız ve alacağın da likit olması, borçlu-davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibe geçmede haksız ve kötü niyetli olması zorunludur. Buna göre alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilerek...1-Davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile; davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğnüün ... e. Sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline; takibin 5.398,23 TL asıl alacak, 157,07 TL işlemiş faiz olmak üzere yekun 5.555,30 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine,  ...\" karar verilmiştir. Verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Bilirkişi raporuna itirazlarını karşılar nitelikte inceleme yapılmadığını, sadece bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilerek diğer dayandığ hasar tespit tutanakları ve ilgili sair delillerin gerekçeli kararda tartışılmadan, neden hükme esas alınmadığı açıklanmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, tüm alacak kalemleri ve icra inkar tazminatı yönünden davanın kabulü gerektiği gerekçesi ile kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; 161.048,70 TL üzerinden davalı müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken Yerel mahkemece lehine 5.555,30 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, harca esas değer olan 161.048,70 TL üzerinden hesaplama yapıldığında tarafı lehine hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin 19.325,844 TL olduğu  sebebiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız fiil iddiasına dayalı  maddi tazminat  istemine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi geregince, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”. Bu hüküm dikkate alındığında kusur sorumluluğu olarak tanımlanan haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurları; fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir.  Madde 50 gereğince  zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 190. maddesi gereğince herkes iddiasını ispatla mükelleftir. İlk Derece Mahkemesince yaptırılan inceleme sonucunda alanında uzman bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunun dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüşmesine ve denetime elverişli olmasına, uzman bilirkişi raporunda belirtilen tespitlerin  hükme esas alınmasında bir usulsüzlük görülmemesine göre  davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.HMK 355. maddesi gereğince davalı vekilinin Vekalet ücreti yönünden resen yapılan istinaf  incelemesinde;Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT.'nin  madde13(3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. Bu sebeple ilk derece mahkemesince vekalet ücreti takdiri yerinde olup davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/09/2022 tarih, 2020/605 Esas - 2022/596 Karar sayılı kararına yönelik taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubuyla bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 95,70 TL'nin mahsubuyla bakiye 331,90 TL harcın davalıdan tahsiliyle  Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 7- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 24/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"995a930f6d7e2be5","SID":"d0a0fd40e1390992"}}