{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     <br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2023/88 \t\t                                        ( KABUL KALDIRMA)<br>KARAR NO\t: 2024/317<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: DR. ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/11/2022<br>ESAS-KARAR NO\t: 2016/720 E 2022/738 K<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALI\t: <br>\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak <br>KARAR TARİHİ\t: 25/03/2024<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 25/04/2024<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ<br>İDDİANIN ÖZETİ<br>Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 1989 yılından bu yana devam eden tek satıcılık sözleşmesi olduğunu, bu sözleşme çerçevesinde müvekkilinin davalı firmanın tüm ürünlerinin Türkiye’de satış ve pazarlaması, kurulumu ve teknik servis hizmeti ile ilgili olarak tek yetkili temsilci olarak atandığını, davalı şirketin sözleşmenin devamı sırasında müvekkili şirkete birçok sorun çıkardığını, davalının 16.03.2015 tarihinde müvekkiline yeni bir sözleşme imzalatarak distribütör olmasını istediğini, davalı şirketçe 18.02.2016 tarihli ihtarnamesi ile tek satıcılık sözleşmesinin sona erdiğini, müvekkili şirketin, davalı şirket tarafından yapılan feshin haksız olduğunu, dava dışı ... firmasının müvekkili şirketin tek temsilcisi olduğu ... firmasının ürünlerini teklif etmeye başladığını ve davalı şirketin verdiği yetkilendirmeye istinaden dava dışı ... şirketi müvekkili şirketin tek temsilcisi olarak iş yaptığı bölgede iş almaya başladığını, tek satıcının yetkili olduğu alanın daraltılmasının ürün alış ve satış koşullarının ağırlaştırılarak ticaret yapamaz hale getirilmesi gibi hallerde de tek satıcı açısından haklı fesih şartlarının oluşacağını, başka bir konunun da sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye çalışmak amacıyla yapılan işlemlerin haksız rekabet hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, portföy tazminatının şartlarının oluştuğunu, tek satıcılık ilişkisinin 25 yılı aşkın süredir devam ettiğini, haksız feshi nedeni ile doğan tek satıcının stoğunda kalan malların ücretini, müvekkili şirket tarafından yapılan yatırım masraflarını, kar (kazanç) kaybı tazminatını, haksız fesih nedeni ile doğan zararı ve denkleştirme zararının tazminini talep ettiklerini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 3.200.000,00-TL müşteri (portföy) tazminatının, haksız fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline, şimdilik 200.000,00-TL haksız fesih tazminatının, haksız fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline, 200.000,00-TL kar (kazanç) kaybı tazminatının, haksız fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline, 200.000,00-TL atıl duruma düşen yatırımlardan doğan tazminatın, yatırımların yapıldığı tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline, 200.000,00-TL stok durumunda kalan mallardan doğan tazminatın, haksız fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>Davalı vekili; taraflar arasındaki distribütörlük ilişkisine dair taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığını, davacının davalının ürünlerini kamu hastanelerinin ihalelerine girmek sureti ile pazarladığını, davacı ile ticari ilişki içinde olan ve bu kapsamda yetki belgelerini düzenleyen şirketlerin üretici şirkete göre yıllar içerisinde farklılık gösterdiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2012 yılından itibaren davacı siparişlerinin sebepsiz yere azalması, davacının distribütörlük ilişkisini yerine getirmemesi ve davacı tarafından pazarın iyi değerlendirilememesi sebepleriyle  bozulmaya başladığını, ürünlerin birim fiyatındaki yıllık artış oranını kendisinin belirlediğini, ürünlerin garanti süresinin uzatılmasını ve hatalı bir ürün  durumunda ürünün davalıya geri gönderilmesi beklenmeden yenisi ile değiştirilmesini talep ettiğini, davacının taleplerinin kabul edilmemesi üzerine fiyatların çok yüksek olduğu yüksek tutarlı siparişler veremeyeceğini bildirdiğini, müvekkilinin sürümü arttırmak amacıyla özel  transfer fiyatı üzerinden sipariş verilmesine izin verdiğini fakat davacının bu fiyatı tüm siparişler için uygulamaya çalıştığını, onay alamayınca da mal alım tutarını daha da düşürdüğünü, davacının 2015 yılından önceki yılların çok altında mal alımı taahhüdünde bulunduğunu, hedefe ulaşmak için müvekkili yetkilileri tarafından davacıya her türlü desteğin verildiğini, müvekkilinin davacı ile yüz yüze görüşmek istediğini fakat davacının 1 ay gibi uzan bir süre sonraya uygunluk verdiğini, müvekkilinin çözüm önerilerini yazılı olarak ileterek davacının ulaşabileceği sipariş miktarını öğrenmek istediğini, davacının belirtilen  hedeflere ulaşmak için ürün fiyatı üzerinden %40 ile %60 oranında indirim yapılmasını talep ettiğini ve bu indirim talebinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının mal alımında yaşanan düşüklüğe ilişkin olarak ileri sürdüğü ve indirim taleplerini dayandırdığı iddiaların da gerçek dışı olduğunu, davacının adeta hiç işletme sermayesi koymadan ticari hayatına devam etmek istediğini ve bu şekilde rakipleri ile rekabet ederek başarılı olmayı beklediğini, davacı tarafından müvekkilinin satış fiyatlarının reddi yoluyla taraflar arasındaki ticari ilişkinin bloke edildiğini, müvekkilinin Türkiye’deki satışlarını ve pazar payını ciddi derecede düşürdüğünü, müvekkilinin taraflar arasındaki mevcut distribütörlük ilişkisini yazılı hale getirmek amacıyla 16.03.2015 tarihinde taslak distribütörlük sözleşmesinin aynı şekilde müzakere dahil edilmeden davacı yanca reddedildiğini, davacının sadakat yükümlülüğü başta olmak üzere müvekkiline karşı yükümlülüklerini ağır şekilde ihlal ettiğini ve taraflar arasındaki ilişkiyi devam ettiremez hale getirdiğini, sözleşmenin haklı sebeplerle 18.02.2016 tarihinde feshedildiğini, bildirerek davacının haksız ve  yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>Mahkemece; benimsenen bilirkişi heyeti raporu doğrultusunda: Davalı tarafından sözleşmenin feshedildiği 18.02.2016 tarihe kadar hiçbir şekilde TTK 18/3. maddesi kapsamında davacı tarafından feshe yönelik  herhangi bir ihbar veya ihtar vb. bildirimlerde bulunulmadığı, fesih hakkının kullanılmadığı, davacının tek satıcılık sözleşmesinin davalı tarafından ihlal edildiğinin bilinmesine ve fesih hakkının kullanılmamasına karşın mevcut davada bu ihlalin yapıldığı iddia edilerek davalı tarafın feshinin haksız olduğunun ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile de bağdaşmayacağı, davalının feshinin haksız olduğuna yönelik davacı iddiasına itibar edilmediği, davacı tarafından, davalının sözleşme devam ederken dava dışı  ... ... A.Ş.'ye tek satıcılık yetki alanında satış yetkisi verdiğinden bahisle uğradığı kar kaybına yönelik talebi değerlendirildiğinde; dava dışı ... .... A.Ş.'nin dosya kapsamında tespit edildiği kadarıyla davacının yetki alanındaki 5 adet ihaleyi girdiği, söz konusu 5 adet ihalenin 3 adedine davacının da girdiği ve söz konusu 3 adet ihalenin davacı üzerinde kaldığı, davacı üzerinde kalan ihaleler nedeni ile davacının kar kabının bulunmadığı, diğer iki adet ihaleye dava dışı ... ... A.Ş. girer iken davacının girmediği, davacının girmediği bir ihaleden dolayı kar kaybına uğraması söz konusu olamayacağı, davalının feshinin  haklı bulunduğu, davacı tarafından haksız feshe dayalı olarak yapılan portföy tazminatı, haksız fesih tazminatı, sözleşmenin haksız feshi nedeni ile yapılan kazanç kaybı tazminatı, haksız fesih nedeni ile atıl duruma düşen yatırımlardan kaynaklı tazminat talebi ve haksız fesih nedeni ile stokta kalan mallardan doğan tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili; taraflar arasında 1989 yılından fesih tarihine kadar tek satıcılık ilişkisi bulunduğunu, yazılı olamayan sözleşmenin davalı tarafından feshedildiğini, sözleşme devam ederken davalının başka bir firma üzerinden satış yaptığını, davalının tek satıcılık hakkını ortan kaldıran haksız bir sözleşme imzalatmak istediğini, davalının sözleşmeyi haksız feshettiğini, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br><br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık; taraflar arasındaki, sözleşme ilişkisinin münhasır tek satıcılık sözleşmesi niteliğinde olup olmadığı, feshin haklı sebeplerle yapılıp yapılmadığı, sözleşme ilişkisi devam ederken davacı tarafça dava dışı firmaya sözleşme konusu ürünlerin verilip verilmediği, portföy tazminatı istenip istenemeyeceği, miktarı, davacının zararının olup olmadığı, varsa miktarı noktasında toplanmaktadır.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Dava; taraflar arasındaki tek satıcılık sözleşmesinin feshi nedeniyle denkleştirme tazminatı ve davacının uğradığı zararın giderilmesi istemine ilişkindir.<br>Tek Satıcılık Sözleşmesi, üretici ile tek satıcı arasındaki ilişkileri düzenleyen, üreticinin mallarını belirli bir bölgede tekel şeklinde satmak üzere tek satıcıya göndermeyi üstlendiği, tek satıcının da kendisine gönderilen malların sürümünü artırmak için kendi adına ve hesabına faaliyette bulunduğu, taraflar arasında sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşme olarak nitelendirilmektedir. <br>Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Ancak, yazılı olmayan bu sözleşme ile davalının davacıya tek satıcılık verdiği, davalının sözleşmeyi feshettiği,  uyuşmazlık davalının sözleşmeyi fesihte haklı olup olmadığı, konusunda toplanmaktadır.<br>Belirsiz süreli, sürekli borç ilişkilerinde taraflar her biri kural olarak tek taraflı irade beyanıyla bu ilişkiyi sona erdirebilir. Sözleşmenin bu şekilde sona erdirilmesi her somut olayda sözleşmenin amacına uygun olacak şekilde belirlenmelidir.<br>Mahkemece bilirkişi incelemesine başvurulduğunda; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi,  raporda hâkimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer verilmesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarının gerekçeleriyle ve olayın teknik özellikleriyle tartışılması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir. Bilirkişi raporunun teknik özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması, mevcut bilirkişi raporları ile çelişki oluşturması ya da verilen bilgilere göre somut olayın özellikleri ve var olan teknik verilere göre kendi içinde çelişki oluşturur tarzda olması hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır. Hâkim bu durumda, HMK'nın 31 inci maddesi hükmüne uygun şekilde davayı aydınlatma yükümlülüğünün de bir gereği olarak, eksiklik veya belirsizliğin ya da çelişkilerin giderilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması için 6100 sayılı Kanun'un 281 inci  maddesinde belirtilen yolu izlemelidir .<br>Anılan yol, 6100 sayılı Kanun'un \"Bilirkişi raporuna itiraz\" başlıklı  281 inci maddesinde \"(1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (Ek cümle:22/7/2020-7251/24 md.) Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir.<br>(2)Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir.<br>(3)Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir...\" şeklinde belirtilmiştir.<br> Çözümü hukuk bilgisi dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektirdiği için bilirkişiye başvurulan hâllerde Mahkeme, bilirkişi raporunda noksan veya müphem gördüğü hususların tamamlanması veya açıklanması için kendiliğinden veya tarafların itirazı üzerine bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla tekrar inceleme de yaptırabilir. Zira bilirkişi raporları arasında çelişki varsa, çelişki giderilmeden karar verilemeyeceği gibi uzman olmayan bilirkişinin düzenlediği rapor esas alınarak da hüküm kurulamaz.<br>Açıklanan hususlar  dikkate alındığında dosyaya alınan  bilirkişi raporları kendi içinde çelişki içerdiği kabul edilmelidir. İlk raporda  taraflar arasında inhisari olarak devam eden belirsiz süreli tek satıcılık sözleşmesinin bulunduğu, portföy tazminatı, kar kaybı, masraflar olarak alacak kalemlerinin hesap edildiği, sözleşmenin haklı nedenlerle feshedilmediği tespiti yapılmıştır. İtiraz üzerine ikinci bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak  davalının, sözleşmeyi haksız feshettiğine dair haklı bir emare bulunmadığı, şeklinde görüş bildirildiği mahkemece ikinci bilirkişi heyetinin raporu hükme esas alınmış ise de ilk bilirkişi heyeti ile ikinci bilirkişi heyeti arasındaki oluşan görüş ayrılığı giderilmeden hüküm oluşturulması doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece, çelişkilerin giderilmesi amacıyla, taraf ve yargı denetimine açık bilirkişi heyeti raporu alınması ve sonucuna uygun karar verilmesi gerekir.<br>Bu durumda, dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br> Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2016/720Esas, 2022/738Karar ve 10/11/2022 tarihli kararının KALDIRILMASINA,<br>2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf  karar ilam harcının istek halinde davacıya İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br> HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 25/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t\t\t\t<br><br>Başkan...<br>   e-imzalıdır<br><br>Üye...<br>   e-imzalıdır<br><br>Üye...<br>   e-imzalıdır<br><br>Katip...<br>  e-imzalıdır <br>  <br><br><br><br><br>NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\"   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"846febe5b2aac2ac","SID":"e8ee1710891c217c"}}