{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/55 <br>KARAR NO\t\t: 2024/776<br>KARAR TARİHİ\t: 03/04/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25/09/2020<br>NUMARASI\t\t: 2017/320 Esas 2020/239 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 03/04/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 05/04/2024<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin konusunda uzman isimler tarafından 2011 yılında Almanya’nın Köln şehrinde kurulmuş olduğunu, müşterilerine eksiksiz bir dezenfektan ve temizlik ürünleri yelpazesi sunmayı hedefleyen bir şirket olarak ticari hayatına başladığını,  müvekkili şirketin davalı şirket ile ticari ilişkiler içerisinde bulunduğunu ve farklı zaman dilimleri içerisinde talepte bulunulan malların teslimatının gerçekleştirildiğini, davalı şirkete 19.02.2016 tarih 3.940,73-TL, 11.10.2016 tarih 5.452,60-TL, 07.10.2016 tarih 2.166,48-TL, 06.10.2016 tarih  1.770,00-TL, 19.08.2016 tarih 1.862,90-TL, 16.08.2016 tarih 5.790,73-TL’, 27.07.2016 tarih 1.812,48-TL, 12.07.2016 tarih 6.660,01-TL, 07.06.2016 tarih 941,64-TL, 25.07.2016 tarih 2.147,60-TL, 15.06.2016 tarih 3.584,18-TL, 01.06.2016 tarih 12.654,72-TL'lik faturalara konu malların satılarak teslim edildiği,  davalı şirket tarafından söz konusu faturalara ilişkin olarak ödeme yapılmaması üzerine, müvekkili şirketin alacağının tahsilini sağlamak üzere Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü’nün 2017/2209 E. sayılı dosyası tahtında icra takibi başlatıldığını, davalı şirket tarafından icra takibine haksız olarak itiraz edildiğinden takibin durduğunu, bu nedenlerle fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın haksız olduğunu, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü’nün 2017/2209 E. sayılı dosyasında mevcut ilamsız icra takibine davalı şirket tarafından yapılan haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı şirket aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya herhangi bir borçlarının olmadığını, taraflar arasında kurulan ticari ilişkiye konu tüm fatura bedellerinin müvekkili şirket tarafından alacaklıya ödendiğini, ödeme belgelerinin icra takibinden önce yapılan görüşmeler akabinde e-posta yoluyla alacaklı vekiline gönderildiğini, buna rağmen icra takibi yapılmasının kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin ticari ilişki boyutunda düzenlenen faturalar karşılığı olarak yaptığı ödemeler sonucunda yaklaşık 7.000,00-TL civarında bir borcu ortaya çıkıyor gibi görünse de; alacaklı şirket adına müvekkili şirketin üçüncü şahıslara yapmış olduğu ödemeler nedeni ile yaklaşık 8.000,00-TL civarında alacaklı şirketten alacağı bulunduğu halde müvekkili şirket aleyhine bu yönde bir icra takibi yapılmasının haksız hukuksal dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olarak başlatıldığını, bu nedenlerle açılan davanın reddine, haksız takip nedeni ile talep olunan alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacı taraftan tahsili ile kendilerine ödenmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece \"...Dava, İİK.nun 67.madde uyarınca açılmış olup, ticari ilişki kapsamında ödenmeyen fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Harçlandırılan dava değeri: 50.562,55-TL'dir.<br>Davacı vekili delil olarak; Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2017/2209 Esas sayılı dosyası, faturalar, taraflara ait ticari defter ve kayıtlar, tanık beyanı ve bilirkişi incelemesine dayanmış, dayanak belgelerini dosyaya sunmuştur.<br>Davalı vekili karşı delil olarak; faturalar, ödeme belgeleri, karşılıklı olarak gönderilen e-mail dökümleri, whatsapp yazışmaları, cari hesap ekstreleri, taraflara ait ticari defter kayıtları, tanık anlatımları ve bilirkişi incelemesine dayanmış, dayanak belgelerini dosyaya sunmuştur.<br>Taraflar arasında satım ilişkisinin bulunduğu mal tesliminin yapıldığı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın teslim edilen mal bedellerinin  (7.000,00-TL'si haricinde) davalı yanca ödenip ödenmediği, ayrıca yine davalı tarafça  davacı adına üçüncü bir şahsa 15.000,00-TL patent ödemesi yapılıp yapılmadığı, icra takibine konu olan miktar kadar davacı alacağının bulunup bulunmadığı noktasında olduğu tespit edilmiştir.<br>Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2017/2209 Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; alacaklısının davacı, borçlusunun davalı olduğu, takibin  47.969,15-TL asıl alacak, 2.593,40-TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 50.562,55-TL üzerinden yapılan ilamsız icra takibi olduğu, takibin dayanağının 12 adet fatura olarak gösterildiği, ödeme emrinin davalı-borçluya 28/02/2017 tarihinde tebliğ edildiği, takibe davalı-borçlu tarafından 06/03/2017 tarihinde borcu bulunmadığından ödeme emrine, yetkiye, takibe, borca, faize ve tüm fer'ilerine itiraz edildiği, takibin durduğu tespit edilmiştir.<br>Mahkememizin 29/12/2017 tarihli ara kararı gereğince; dosyanın SMMM uzmanı bilirkişiye tevdi ile, taraflara ait ticari defter ve belgeler incelenerek, söz konusu uyuşmazlık konusunda rapor düzenlenmesine karar verilmiştir.<br>Bilirkişi ... tarafından davalı tarafın ticari defter ve belgeleri incelenmiş olup, mahkememize sunulan 09/08/2018 havale tarihli bilirkişi raporunda; davalı tarafın 2016 ve 2017 yılları yevmiye ve kebir defterleri incelenmiş olup, defterlerinin yıl sonu noter kapanış tasdiklerinin yaptırılmış olduğu, defter kayıtlarına göre; davalının davacıya takip tarihi itibariyle borcu gözükmediği ancak, 2016 yılı sonunda 6.469,16-TL borcun silinmesi kaydının usulüne uygun olmadığı, bu sebeple defter kayıtlarına göre davalının davacıya takip tarihinde 6.469,16-TL borçlu olmasının gerektiği, davalı defterlerinde 8 adet makbuz ile toplam 41.500,00-TL ödemenin davalı kayıtlarında yer almamakla ihtilafın da buradan çıkmakta bulunduğu, bu makbuzla ödemeler geçersiz kabul edildiğinde ise borcun 47.969,16-TL olabileceği, davalı taraf takip öncesinde temerrüde düşürülmüş gözükmemekle, davacının işlemiş faiz isteminin yerinde olmadığı bildirilmiştir.<br>Talimat yoluyla davacı tarafın ticari defter ve belgeleri incelenmiş olup, bilirkişi ... tarafından talimat mahkemesine sunulan 14/08/2018 tarihli bilirkişi raporunda; iki hesaplama yapıldığı, birinci hesaplamada; 47.969,15-TL asıl alacak taleple bağlı kalarak %10,50 avans faizi 853,45-TL işlemiş faiz ilave edildikten sonra 48.822,60-TL toplam alacağı olacağı, ikinci hesaplamada; davacının davalıdan icra takip tarihi itibariyle 47.969,15-TL asıl alacağına takip tarihinden itibaren tahsil tarihine kadar davacı vekilinin talebiyle bağlı kalarak tarafların tacir olması nedeniyle değişen oranlarda yasal faiz hesabının yapılması gerekeceği bildirilmiştir. <br>Mahkememizin 02/11/2018 tarihli celsesinde verilen ara kararı gereğince; dosyanın mahkememizce kök rapor alınan SMMM uzmanı bilirkişiye tevdi ile, talimat mahkemesince alınan rapordaki davacı defterleri üzerindeki belirlemeler de denetlenmek suretiyle ek rapor düzenlenmesine karar verilmiştir.<br>Bilirkişi ... tarafından mahkememize sunulan 20/08/2019 havale tarihli ek raporda; davalı defter kayıtları ile davacı resmi defter kayıtları karşılaştırıldığında, her iki taraf defter ve kayıtlarında da davacı tarafın tahakkuk ettirdiği fatura bedeli 84.733,08-TL olmakla aynı miktarda olduğu, talimat bilirkişi raporunda tespit edilen 9 adet toplam 11.763,93-TL bedelli davalı tarafın tahakkuk ettirdiği karşı faturanın davacı kayıtlarında da yer aldığı, ayrıca davacı kayıtlarında 25.000,00-TL de çekle tahsilat gözüktüğü, davacı kayıtlarında 8 adet ... (... da olabilir) imzalı makbuzla davalının ödediğini iddia ettiği 41.500,00-TL nakit ödemenin gözükmediği, ancak talimatla alınan raporda, 4 adet çekle toplam 25.600,00-TL ödemenin yer almadığı makbuzdaki çeklerin dökümünün yapıldığı, davacı taraf kayıtlarında ise makbuz ve çek tarihleri ve toplam bedelleri ile uyuşmayan 29/06/2016 tarihli 25.000,00-TL bedelli çek kaydının yer aldığı, raporda cari işlemlerle bu çek kaydının toplamının 36.763,93-TL olarak verilmiş olduğu, oysa çek bedeli 25.000,00-TL olarak kayıtlı ise toplamlarının 36.163,93-TL olması gerektiği, arada 600,00-TL fark olduğu, bu durumda kaydın hatalı rapora geçirilmiş olmasının mümkün olduğu, zira kök raporda incelenen davacı defter kayıt suretlerinde de çek kaydının 25.600,00-TL olarak görüldüğü, ilgili kayıt döküm suretinin davacının 31/08/2018 tarihli dilekçesi ekinde yer aldığı, bu halde bu çeklerin davacı defterlerinde yer alan 25.600,00-TL bedelli çek kaydı olduğunun anlaşılması ve çeklerin tevdi bordrosundaki gibi ... (... da olabilir) aracılığıyla verilmiş bulunması (ve davacı tarafça tahsil edilmiş olması) halinde bu kişinin davacı adına tahsilat yapmaya yetkisinin ve muteber belge etkisinin takdiri mahkememize ait olup, aksi takdirde ise HMK 222 maddesi gereği her iki taraf ticari defterleri de usulüne uygun olmakla davacı defterlerinde yer almayan ödeme kayıtlarının delil niteliği kaybedeceği anlaşılmakla, kök rapordaki tespit ve değerlendirmelerin halen geçerli olduğu bildirilmiştir.<br>Mahkememizin 27/09/2019 tarihli celsesinde verilen ara kararı gereğince; Tuzla Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'ne ve Kadıköy Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak dava dışı ... (...) isimli şahsın davacı şirket çalışanı olup olmadığı hususunda bilgi verilmesinin istenmesine karar verilmiş, gelen yazı cevapları incelendiğinde dava dışı ... (...) isimli şahsın davacı şirket çalışanı olmadığı tespit edilmiştir.<br>Davalı vekilinin 15/11/2019 havale tarihli beyan dilekçesine istinaden; ... Bankası ... Şubesi'ne müzekkere yazılarak, 01/01/2017 tarihli, ...'ın hamili bulunduğu, 12.000,00-TL bedelli çekin bankaya ibraz edilip edilmediği ve ödeme yapılıp yapılmadığı, ibraz-ödeme yapılmışsa, ibraz ve ödemeye ilişkin tüm kayıtların ve ibraz edenin kimlik bilgileri ile çekin önlü arkalı fotokopisinin gönderilmesi  istenilmiş olup, bankaca verilen cevabi yazıda, 11/01/2017 tarihinde çekin ilgili bankaya ibraz edildiği, ... tarafından tahsil edildiği bildirilmiştir.<br>Dosya içine alınan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; gerçeğe ve hukuka uygun görülerek hükme esas alınan bilirkişi raporlarıyla da görüleceği üzere, her ne kadar ... isimli sahsın davaı şirket çalışanı olduğu resmi kayıtlarl sabit değil isede bu kişi taafından düzenlenen  ve tahsilat makbuzunda listelenen çeklerin davaı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, bu kişinin davacı adına tahsilat yapmaya yetkisinin  olduğu ve nakit ödeme makbuzları düşüldüğünde davalı borçlunun 6.469,16-TL'ye yapmış olduğu itirazın iptali ve fazlaya ilişkin istemin reddi gerektiği anlaşılmış olup, alacak likit olduğundan davacı yararına iptal edilen kısım üzerinden İİK 67.madde uyarınca %20 tazminat verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar tesis edilmiştir.\" gerekçesi ile; \"Davanın KISMEN KABULÜ ile; Davalının Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2017/2209 Esas sayılı dosyasında 6.469,16-TL'ye yapmış olduğu itirazın iptaline, Davacı yararına itirazı iptal edilen miktar üzerinden %20 (1.293,83-TL) tazminat verilmesine, Fazlaya ilişkin (44.093,40-TL) istemin REDDİNE,\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme tarafından verilen kararda, davacı müvekkili şirketin davalı şirketin alacaklısı olduğunun tespit edildiğini, buna rağmen davanın kısmen kabul edilmiş ve hesaplamanın bu kabul üzerinden gerçekleştirildiğini, ancak müvekkili şirkete ait 01.01.2016-31.12.2016 yıllarına ait mizan kayıtlarında da 120.01.015 ... olarak açılmış olan alacak hesabında davalı şirketin, müvekkili şirkete 84.733,08.-TL borcu olduğu ve buna karşılık 36.763,93.-TL’lik borç ödediğinin görüldüğünü, bu bağlamda davalı şirketin 47.969,15.-TL’lik borç bakiyesi bulunduğunu, aynı zamanda, bilirkişiler tarafından müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde de müvekkili şirketin davalı şirketten alacaklı olduğunun tespit edildiğini, müvekkil şirkete ait ticari defter ve kayıtların incelenmesinin akabinde ... tarafından tanzim edilen 14.08.2018 tarihli bilirkişi raporunda da davalının müvekkili şirkete 47.969,15 TL’lik tutarında borçlu bulunduğu hususunun tespit edildiğini, davalı şirket tarafından mahkemeye sunulan ve taraflarınca kabulü mümkün olmayan 8 adet makbuzu düzenleyen ...'ın müvekkili şirketin ne yetkilisi ne de çalışanı sıfatında olmadığının Kadıköy SGM ve Tuzla SGM'den gelen yazı cevapları ile tespit edildiğini, bu kapsamda ...'a yapılan/yapıldığı iddia edilen hiçbir ödemenin de kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili şirkete ait firma sicil bilgilerinin ekte sunulduğunu, müvekkili şirket yetkilileri ..., ... ve ... olarak görüldüğünü, ... Ticaret Sicil Gazetesi’nde de yine müvekkili şirketin kurucuları ve müvekkili şirketi temsile yetkili olan kişilerin de açıkça gösterildiğini, bu nedenle ... isimli şahsın müvekkili şirket adına tahsilat yapmaya yetkisi olmadığı gibi, kendisinin düzenlediği makbuzların müvekkili şirket ile bir ilgisi bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından ödemelerin alınmadığının dosya kapsamındaki tüm beyanları, dosyada mübrez bilirkişi raporları, dosyada mübrez belgelerden anlaşıldığını, mahkemenin incelemesine sunulmakta olan defteri kebirin 120 alıcılar hesabında da görüleceği üzere davalı tarafından mahkemeye sunulan makbuzlarda gösterilen miktarların müvekkili şirketin kayıtlarında yer almadığını, söz konusu makbuzların müvekkili şirket yetkilileri tarafından düzenlenmemiş ve işbu nakit ödemelerin müvekkili şirket tarafından alınmadığını, mahkeme tarafından verilen tahsilat makbuzunda listelenen çeklerin davacı defterinde kayıtlı olduğu ve ... isimli şahsın da davacı adına tahsilat yapmaya yetkisi olduğu kararlarının taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, dosya içerisindeki makbuz içeriklerinde de görülmekte olan 4 adet çekin müvekkili şirket tarafından alınmış ancak bu hususta bir makbuz düzenlenmesi söz konusu olmadığını, işbu çeklerin ise daha önceki borçların ödenmesi için verildiğini, 08.07.2016 tarihli 30.500,00 TL’lik ödemeyi gösteren makbuzda 4 adet çek ve 4.900,00 TL’lik nakit ödeme gösterildiğini, çeklerin ticari ilişkinin gerçekleştiği dönemde davalı şirket tarafından müvekkili şirkete verildiğini, ancak 08.07.2016 tarihinde düzenlenen makbuzun müvekkili şirketle bir bağlantısı bulunmadığı gibi ne gerekçeyle düzenlendiği hususunda da nakit ödemelerin bulunduğu diğer makbuzlarda olduğu gibi bir açıklık bulunmadığını,  söz konusu makbuzun müvekkili şirket tarafından düzenlenmediğini, bu bağlamda 08.07.2016 tarihli makbuzun da geçerliliğinin kabul edilmemesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek ve makbuzların geçerliliği hususundaki itirazları baki kalmak kaydı ile yapılacak inceleme neticesinde söz konusu makbuzların geçerli olduğu kabul edilse dahi söz konusu ödemelerin 6098 Sayılı TBK'nun 102. maddesi gereği muaccel olan borç için yapılmış sayılması gerektiğini, bu hususa ilişkin ek bilirkişi raporunda herhangi bir değerlendirme yapılmamışsa dahi dosyada mübrez 14.08.2018 tarihli bilirkişi raporunda isabetle tespit edildiğini, tüm bu nedenlerle  Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25.09.2020 tarih, 2017/320 E., 2020/239 K. sayılı kararının müvekkili şirket aleyhine olan kısım yönünden kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır.<br>HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>Davacı vekili; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafça davalıya satılıp teslim edilen mallar karşılığı düzenlenen faturalar gereğince davacının davalıdan davaya konu icra takibine konu tutar kadar bakiye alacağın bulunduğu, talep edilmesine rağmen bakiye alacağın ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için davacı tarafça davalı hakkında başlatılan icra takibine vaki itirazının iptali ile, icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili; davacı tarafça iddia edildiği şekilde davacının davalıdan takibe konu edildiği şekilde bakiye bir alacağının bulunmadığını,  taraflar arasında kurulan ticari ilişkiye konu tüm fatura bedellerinin davalı şirket tarafından davacı alacaklıya ödendiği, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturalar karşılığı olarak davalının yaptığı ödemeler sonucunda yaklaşık 7.000,00-TL civarında bir borcu ortaya çıkıyor gibi görünse de;  davacı alacaklı şirket adına davalı şirketin 3. şahıslara yapmış olduğu ödemeler nedeni ile yaklaşık 8.000,00-TL civarında davalının alacaklı konuma geçtiğini, bu nedenle davalı şirket aleyhine  başlatılan icra takibinin  haksız ve hukuka aykırı olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulü ile; davalının Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2017/2209 Esas sayılı dosyasında 6.469,16-TL'ye yapmış olduğu itirazın iptaline, davacı yararına itirazı iptal edilen miktar üzerinden %20 (1.293,83-TL) tazminat verilmesine, fazlaya ilişkin (44.093,40-TL) istemin reddine karar verilmiştir. <br>İşbu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>Davaya konu Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2017/2209 Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden, davacı tarafından davalı borçlu hakkında,  47.969,15-TL asıl alacak, 2.593,40-TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 50.562,55-TL üzerinden  ilamsız icra takibinin başlatıldığı, takibin dayanağının 12 adet fatura ve cari hesap olarak gösterildiği, ödeme emrinin davalı-borçluya 28/02/2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalı-borçlu tarafından  06/03/2017 tarihinde sunulan itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu görülmüştür.<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında davalı tarafın ticari defteri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde alınan bilirkişi raporunda; davalı tarafın incelenen 2016 ve 2017 yılları ticari defterlerine göre, 2016 yılı içerisinde davacının davalıya düzenlediği 18 adet toplam 84.733,09 TL bedelli  faturaların davalıya ait ticari defterlerde kayıtlı olduğu, bu şekilde davacı tarafça düzenlenen takibe konu 12 fatura ile birlikte 6 adet faturanın da davalıda kayıtlı olduğu, buna karşılık davalının davacıya düzenlediği toplam 11.163,93 TL bedelli faturalar ile, 67.100,00 TL nakit ödeme olmak üzere toplam 78.263,93 TL'nin mahsubu neticesinde yıl sonu itibarıyla davacının 6.469,16-TL alacak kaydının  \"hesapların kapatılması\" açıklaması ile  borç kaydının sıfırlandığının tespit edildiği bildirilmiştir.<br>Yine davacı tarafın ticari defteri üzerende yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda;  2016 yılı içerisinde davacının davalıya düzenlediği 18 adet toplam 84.733,09 TL bedelli  faturaların davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, buna karşılık davalı tarafça davacı adına düzenlenen 9 adet fatura ve  29.06.2016 tarihli 25.000 TL'lik çek kaydı olmak üzere toplam  36.763,93 TL'nin mahsubu neticesinde davacı ticari defterlerine göre davacının davalıdan icra takip tarihi itibariyle 47.969,15-TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu tespit edilmiştir.<br>Bu şekilde davalı tarafça yıl sonu itibarıyla  \"hesapların kapatılması\" açıklaması ile 6.469,16-TL  borç kaydının kapatılması işlemi hariç olmak üzere, her iki taraf ticari defterleri arasında (47.969,15-TL- 6.469,16-TL=)  41.500,00TL'lik fark bulunmaktadır. İş bu farkın nedeni ise   davalı tarafça delil olarak dosyaya birer sureti sunulan ve \"teslim alan\" bölümünde ... isim ve imzası bulunun 8 adet  makbuz karşılığı yapılan toplam 41.500.00 TL'lik nakit ödemenin davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklanmaktadır. Mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen 15.09.2019 tarihli  ek raporda belirtildiği üzere,  davalı tarafça sunulan 07.07.2016 tarihli makbuzda belirtilen  ... bankasına ait  25.07.2016 keşide tarihli 5.000,00 TL,  15.08.2016 keşide tarihli 5000,00 TL, 15.09.2016 keşide tarihli 7.000,00 TL, 15.10.2016 keşide tarihli 8.600,00 TL bedelli olmak üzere toplam 25.600,TL bedelli çeklerin davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, ancak iş bu makbuzdaki 4.900,00 TL'lik nakit ödeme ile diğer  28.05.2016 tarih 5.500,00 TL, 13.10.2016 tarih 4.700,00 TL, 10.06.2016 tarih 5.800,00 TL,  22.08.2016 tarih 5.200,00 TL, 10.08.2016 tarih 5000,00 TL, 30.12.2016 tarih 5.600,00 TL,  15.07.2016 tarih 4.800,00 TL bedelli makbuzlardaki toplam 41.500,00 TL nakit ödemenin davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. Davalı vekili nakit ödemelerin,  birer sureti dosyaya sunulan 8 adet makbuz içeriğindeki nakit ve yine 07.07.2016 tarihli makbuz içeriğindeki çeklerle yapıldığını iddia etmiştir. Davacı vekili tarafından da makbuzlarda isim ve imzası bulunan ...ın  davacı şirket yetkili ve çalışanı olmadığından makbuzlar içeriğindeki nakit ödemelerin kabul edilmediği, 07.07.2016 tarihli makbuz içeriğindeki  4 adet çekin ise teslim anında herhangi bir makbuz düzenlenmeksizin davalıdan alındığı ve ticari defterlere de işlendiği, ancak davalı tarafça sunulan makbuzların davacı ile bir ilgisinin bulunmadığı iddia edilmiştir.  Bu durumda iş bu makbuzlara dayalı toplam 41.500,00 TL'lik nakit ödemelere ilişkin ödeme iddiasının davalı tarafça yazılı delillerle ıspatlanması gerekmektedir. Mahkemece  davacı şirketin  çalışanlarına  ilişkin olarak getirtilen SGK kayıtlarına ve davacı şirketin yetkili temsilcileri ile ilgili olarak dosyaya davacı tarafça sunulan ticaret sicil kayıtlarına  göre  makbuzlarda isim ve imzası bulunan ...'ın davacı şirket çalışanı yada yetkilisi olmadığı anlaşılmıştır. Aksine bir yazılı belgenin davalı tarafça da sunulmadığı görülmüştür.  <br>Her nekadar İlk derece mahkemesince  davalı tarafça sunulan 07.07.2016 tarihli makbuzda belirtilen  ... Bankasına ait  25.07.2016 keşide tarihli 5.000,00 TL,  15.08.2016 keşide tarihli 5.000,00 TL, 15.09.2016 keşide tarihli 7.000,00 TL, 15.10.2016 keşide tarihli 8.600,00 TL bedelli olmak üzere toplam 25.600,TL bedelli çeklerin davacı ticari defterlerinde kayıtlı olması nedeni ile bu tahsilat makbuzu ve nakit ödemelere ilişkin diğer 7 adet makbuzu \"teslim alan\" olarak imzalayan ...'ın davacı şirket adına tahsilata yetkili olduğu kabul edilerek bu ödemeler mahsup edilmek suretiyle yazılı olduğu şekilde davalı ticari defterlerinde kayıtlı 6.469,16-TL bakiye üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; davacı tarafça 07.07.2016 tarihli makbuzda kayıtlı  toplam 25.600 TL bedelli 4 adet çekin davalıdan alındığı inkar edilmemekle birlikte  iş bu çekler alınırken yazılı bir tahsilat makbuzu düzenlenmediği iddia edilmiştir. Bu durumda makbuzları \"tahsil eden\" sıfatı ile imzalayan ...'ın davacı adına tahsilat yapmaya yetkili kişi olduğunun davalı tarafça ıspatlanması gerekmektedir. Yukarıda belirtildiği üzere her nekadar ilk derece mahkemesince yapılan yarılama neticesinde davalı tarafça sunulan 07.07.2016 tarihli makbuzda belirtilen  ... bankasına ait toplam 25.600,TL bedelli 4 adet çekin  davacı ticari defterlerinde kayıtlı olması nedeni ile bu tahsilat makbuzu ve nakit ödemelere ilişkin diğer 7 adet tahsilat  makbuzunu  imzalayan    ...'ın( yada ...) davacı şirket adına tahsile yetkili olduğu kabul edilerek bu şahıs tarafından \"tahsil eden\" sıfatı ile imzalanan nakit tahsilatlar davacı alacağından mahsup edilerek bakiye üzerinden karar verilmiş ise de, 07.07.2016 tarihli tahsilat makbuzu içeriğinde geçen 4 adat çeke ilişkin bilginin ilgili bankadan getirtilmediği görülmüştür. Bu nedenle ilk derece mahkemesince ... Bankası'na müzekkere yazılarak çeklerin keşide tarihi itibarıyla bankaya ibraz edilip edilmediği, ibraz edilmiş ise kim tarafından ibraz edildiği, ödenmişse ödemenin kime yapıldığı, çeklerin ibraz anındaki  arkalı önlü suretleri getirtilerek tahsilatın da davacı şirket adına ... tarafından yılıp yapılmadığı denetlenmek suretiyle oluşacak duruma göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus araştırılmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak esas hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır.<br>Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin diğer sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,<br>2-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  25/09/2020 tarih,  2017/320 Esas ve 2020/239 Karar sayılı  hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davacı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 54,40 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde İADESİNE,<br>6-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 148,60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, <br>7-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 03/04/2024\t\t\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5862ba32f89aa92d","SID":"906eb3cf6053bd90"}}