{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/48 <br>KARAR NO\t\t: 2024/812<br>KARAR TARİHİ\t: 17/04/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/10/2020<br>NUMARASI\t\t: 2018/570 Esas  2020/619 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 17/04/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 17/04/2024<br><br>Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı aleyhine, ödenmeyen cari hesap bakiye alacağının tahsili amacıyla Aliağa İcra Müdürlüğü 2017/4086 esas numaralı dosya ile ilamsız takiplerde haciz yolu ile icra takibi başlatılarak borçluya usulüne uygun şekilde ödeme emri tebliğ edildiğini, davalı tarafından borca ve yetkiye itiraz edildiğini, yapılan itiraz sonucu takibin durduğunu, davalının, davacıdan 34. 430,54 TL değerinde mal aldığını,  ancak davalının bugüne kadar sadece 11/08/2017 tarihinde 10.000,00 TL 'lik bir ödeme yaptığını, davalının borcunun bulunmadığına ilişkin itirazlarının gerçekleri yansıtmadığından bahisle takibe itiraz eden borçlunun haksız itirazının iptaline, takibin devamına,  ve %20' den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye  mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve  dava etmiştir.  <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkiline yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, müvekkili aleyhine başlatılan Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün 2017/2686 esas takip sayılı dosyasma yaptıkları itirazı vekil olarak yaptıklarını dosya ile ilgili yapılacak işlemlerin vekili tebliğ edilmesi gerektiğini, ayrıca Tebligat Yasası'nın 11. maddesi gereğince vekil ile takip edilen işlerin tebliğinin vekile yapılacağını, açılan bu davanın  niteliği gereğince icra takibi dosyasının  devamı niteliğinde olduğunu, davacı tarafça icra takibi ile istenen faizin hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemesi şartıyla, davacının  faiz isteyebilmesi için davalının temerrüde düşürmesi gerektiğini, temerrüt tarihinin icra takibinin açıldığı tarih olan 30.10.2017 tarihi olduğunu, davacının  bu tarihten itibaren faiz isteyebileceğini, davacının takip talebinde cari hesaptan bahsettiğini, cari hesabın  yasa gereğince ancak yılın belirli dönemlerinde ancak bazı koşullarda istenebileceğini, buna ilişkin yasal prosedürlerin Türk Ticaret Yasasının 89-101.maddeleri arasında düzenlenmiş olduğunu, özellikle olayda TTK m.97 ile m.98'in dikkate alınması gerektiğini, buna göre taraflar arasında cari hesap kesilmeden tarafların birbirlerinden alacaklı ya da borçlu olamayacağını,  davacının cari hesap ilişkisini haklı sebeple fesih ettiğini kanıtlamak zorunda olduğundan bahisle  davanın reddine, yargılama harç ve masrafları ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini  talep ettiği görülmüştür. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece \"... Kemalpaşa İcra Dairesi'nin 2017/2686 E. Sayılı dosyasının UYAP çıktısı,  faturalar, bilirkişi kök ve ek raporu dosyamız içerisindedir. <br> Kemalpaşa İcra Dairesi'nin 2017/2686 E. Sayılı dosyasının incelenmesinde; Mahkememiz davacısı tarafından davalı aleyhine 24.430,54 TL asıl alacak ve 424,19 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 24.854,73 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından yapılan itiraz üzerine takibin durduğu görülmüştür.<br>Mahkememizce 26/02/2019 tarihli duruşmada verilen ara karar doğrultusunda dosyanın SMM bilirkişi ...'a tevdii ile tarafların ticari defter ve kayıtları  üzerinde yerinde inceleme yetkisi de verilmesi ile taraflar arasında cari hesap ilişkisinin olup olmadığı, dosyaya sunulan ve takibe dayanak yapılan faturalar nedeni ile davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise Kemalpaşa İcra Dairesi'ne 2017/2686 E. Sayılı takip dosyasındaki her bir alacak kalemi için ne miktarda alacaklı olduğu, işlemiş faiz miktarı ve faiz oranının yerinde olup olmadığı konularında bilirkişi raporu düzenlemesinin istenilmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan 20/02/2020 tarihli rapor dosyaya sunulmuş ve taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Rapora karşı taraf vekilleri tarafından beyan dilekçesinin sunulduğu görülmüştür. Raporun incelenmesinde; tarafların ibraz ettiği 2017 yılma ait defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal Mevzuat hükümleri doğrultusunda yaptırılmış olduğu, defterlere kayıtların muhasebe standartlarına uygun kaydedildiği, Yevmiye defteri-Defteri Kebir-Envanter defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin  mevcut olduğu, davacı tarafından davalı adma 2017 Yılma ait toplamda 34.430,54 TL bedelli 4 adet fatura düzenlendiği ve davalmm cari hesabma alacak olarak kaydedildiği, davalının ise resmi defterlerinde dava konusu dört adet fatura bedelini ticari mallar ilk madde malzeme hesabmda kayıt altma alarak davacı cari hesabına borç şeklinde kaydedildiği, kayıtların ve cari hesabm birbirini desteklediği, yine 2017 yılında davalı tarafından davacıya 10.000,00 TL EFT yapılarak her iki tarafta da bakiyenin 24.430,55 TL olarak göründüğü, karşılıklı yapılan kayıtlar ve alışveriş ile aralarında ticari ilişkinin sabit olduğu Takip tarihi ve dava tarihi itibariyle Davacının, davalıdan asıl alacak yönünden 24.430,55 TL alacaklı olduğu, asıl alacak tutarı olan 24.430,55 TL için faiz tutarı, faiz başlangıcı olan 30.10.2017 tarihinden takip tarihine kadar olan hesaplama ile 1.270,39 TL hesaplanarak, faiz talep uygulanması ile 25.700,93 TL olduğu şeklinde görüş bildirilmiştir. <br>Mahkememizce 25/06/2020 tarihli ara karar doğrultusunda dosyanın yeniden aynı bilirkişiye tevdii ile takibe konu edilen asıl alacağı oluşturan faturaları davalı defterlerinde kayıt tarihlerinin tek tek tespit edilerek 6102 sayılı TTK'nın 1530/4 maddesinin a bendi uyarınca işlemiş faiz hesabının \tyeniden değerlendirilerek sonuçta oluşturulacak raporun Mahkememiz dosyasına sunulması istenilmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan 10/09/2020 tarihli ek rapor dosyaya sunulmuş ve taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Rapora karşı davacı vekili tarafından beyan, davalı vekili tarafından itiraz dilekçesinin sunulduğu görülmüştür. Ek raporun incelenmesinde; asıl alacak yönünden 24.430,55 TL alacaklı olduğu ve TTK 1530/4-a bendi doğrultusunda takip tarihine kadar toplam 479,50 TL faiz tahakkuk ettiği tespit edilmiş olup, taleple bağlılık ilkesi gereği alacak tutarının 24.430,55 TL ve işlemiş faizin 424,19 TL olduğu şeklinde görüş bildirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Mahkememizce yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, deliller tüm dosya kapsamına göre;<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu husus; davalıya ait ... plakalı aracın kazaya karışması sonucunda davacı şirkete getirildiği ve onartıldığı, ancak onarım bedelinin davalı tarafından ödenmediği, bu nedenle kesilen faturanın İzmir 20. İcra Dairesinin 2017/4663 Esas sayılı takibine konu edildiği davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğu ileri sürülerek davalının borca itirazının iptaline, takibin devamına ve %20 den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesi talebine karşılık davalı tarafça kendisinin tamirat için davacıdan talepte bulunmadığı, tamir edildiğinden haberinin olmadığı, davalı şirket temsilcisi ile yaptığı görüşmede aracın şoförü tarafından tamir edilmek üzere davacıya götürüldüğü ve tamir bedelinin onun tarafından ödeneceğinin söylendiği, kendisinin olaydan habersiz olduğu borcun bulunmadığı ve davanın reddi gerektiğinin savunulduğu, böylelikle uyuşmazlığın davacının aracının tamiri konusunda davacıyla davalı arasında eser sözleşmesi akdedilip akdedilmediği, tamir bedelinden davalının sorumlu olup olmadığı, sorumluysa tamir bedelinin ne kadar olduğuna konularında olduğu belirlenmiştir.<br>Her ne kadar davalı tarafça faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmasının fatura içeriği ürünlerin müvekkiline teslim ettiğini ispatlamadığı belirtilmiş ise de, takibe konu edilen cari hesaba dayanak faturanın davalı defterinde itiraz olmaksızın kayıtlı olması hususunun fatura içeriği malların davalı tarafa teslim edildiği yönünde adi karine oluşturduğu bu hususun aksinin ispatının davalı tarafta olduğu ancak davalı tarafça ispatlanamadığı anlaşılmakla davalının bu yöndeki savunmasının yerinde olmadığı ve fatura içeriği malların tesliminin sübuta erdiğine kanaat edinilmiştir.<br>Her ne kadar davalı vekilince dosyaya sunulu bilirkişi raporuna itiraz edilmiş ise de davacı tarafça takip konusu edilen asıl alacağın her iki tarafın da defterlerinde aynı tutarda kayıtlı olması ve defterlerin bu tutar yönünden birbirleri ile uyumlu olması, her iki tarafın defterlerindeki ödeme tutarlarının da birbirleri ile uyumlu olması ve  dolayısı ile artık davacı tarafın takibine konu ettiği faturaların içeriği ürünlerin davalı tarafa tesliminin kanıtlanmış olması nedenleri ile davalı vekilinin asıl alacak yönünden itirazlarının yerinde olmadığı faiz yönünden de değerlendirmenin Mahkememizce yapılacağı kanaatine varılmıştır.<br>Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından 2017 yılı temmuz ayı içerisinde davalı aleyhine 34.430,54 TL toplam bedelli dört adet fatura düzenlediği, söz konusu faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğu gibi davalı defterlerinde de aynı toplam meblağ üzerinden kayıtlı olduğu, yine taraf defterlerine göre söz konusu faturalara istinaden 10.000,00 TL tutarında davacı hesabına ödeme yapıldığı, takip tarihi itibariyle davacı defterlerine göre davacının davalıdan 24.430,54 TL tutarında alacaklı olmasına rağmen davalı defterlerine göre davacı alacağının 24.430,55 TL olduğu ve söz konusu bu tutarın takibe konu edilen asıl alacak tutarına eş değer olduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar taraf defterlerinin karşılaştırılması neticesi bakiye alacak-borç tutarları arasında fark olsa da her iki taraf defterlerinde kayıtlı fatura tutarlarından ödeme tutarlarının çıkarılması neticesinde bedelin 24.430,54 TL olması  dolayısı ile TTK'nun 21/2 maddesi kapsamında asıl alacak tutarı olan 24.430,54 TL yönünden her iki taraf kayıtları da birbirlerini doğruladığından bu yönden davalının itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca her ne kadar dosyaya sunulu ilk raporda işlemiş faiz alacağının 1.270,39 olarak belirtilmesine rağmen her bir fatura yönünden ayrı ayrı olmak üzere işlemiş faiz hesabının yapılması gerektiği muhakkak olduğundan bu yönden dosyaya sunulan ek bilirkişi raporuna göre davacı tarafından istem konusu edilebilecek faiz tutarı 497,50 TL olacaktır ancak icra takibinde istem konusu edilen faiz miktarı göz önüne alındığında taleple bağlılık ilkesi gereği faiz değerlendirilmesinin yapılması gerektiği anlaşılmakla açılı davanın kabulü ile Kemalpaşa  İcra Müdürlüğü'nün 2017/2686 E. Sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın reddi ile takibin 24.430,54 TL asıl alacak 424,19 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 24.854,73 TL üzerinden aynen devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9,75 oranında  faiz işletilmesine, İİK 67/ son gereği hükmolunan alacağın % 20'si, olarak hesaplanan 4.970,94 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesi ile; \"Davanın KABULÜNE, Kemalpaşa  İcra Müdürlüğü'nün 2017/2686 E. Sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın REDDİ ile takibin 24.430,54 TL asıl alacak 424,19 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 24.854,73 TL üzerinden aynen devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9,75 oranında  faiz işletilmesine, İİK 67/ son gereği hükmolunan alacağın % 20'si, olarak hesaplanan 4.970,94 TL icra inkar tazminatının DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE,\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  yerel mahkeme tarafından verilen kararın hukuka aykırı olup kararın kaldırılması gerektiğini, dosyada borcun dayanağı olarak gösterilen cari hesap sözleşmesinin varlığının hiçbir şekilde irdelenmediğini, cari hesap ilişkisinin olup olmadığı hakkında bilirkişiden rapor istenmiş olup, bilirkişinin bu konu hakkında herhangi bir açıklama yapmamış olduğu gibi bu hususa gerekçeli kararda da değinilmediğini, borcun dayanağının varlığı incelenmeden borcun varlığına karar verildiğini, TTK 89/2 gereğince cari hesap sözleşmesinin yazılı olarak yapılması gerektiğini, bu durumun cari hesap sözleşmesinin geçerlilik şartı olduğunu, bilirkişinin bu hususu sorgulamadan cari hesap sözleşmesi var kabul ederek defterleri incelemesinin hatalı olduğunu, sözleşmenin varlığını iddia eden davacının bu sözleşmenin varlığını yazılı sözleşmeyle ispatlamasının zorunlu olduğunu, müvekkili ile davacı arasında böyle bir yazılı sözleşme bulunmadığını, dolayısıyla cari hesap ilişkisi de mevcut olmadığını, mutabakat metninin cari hesap sözleşmesi niteliği taşımadığını, varsayımlara ve iddialara dayanarak cari hesap ilişkisinin varlığını kabul etmenin TTK 89/2' ye açık bir şekilde aykırı olduğunu, borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte, cari hesap ilişkisi var kabul edilse bile; taraflar arasındaki cari hesap sözleşmesinin belirsiz süreli cari hesap sözleşmesi niteliğinde olacağı, buna göre belirsiz süreli cari hesap sözleşmelerinde ise, her takvim yılının son günü hesabın kapatılması günü olarak kabul edileceğini ve buna göre işlemlerin ifa edileceğini, hesap kesilmeden alacak ve borcun ortaya çıkmayacağını, davacının cari hesap ilişkisini haklı sebeple feshettiğini kanıtlaması gerektiğini, yine borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte, borcun varlığı kabul edilse bile; bilirkişinin ek raporunda faizin TTK 1530/4 hükmüne göre hesaplanmış olup, bu hesaplamanın hukuka aykırı olduğunu, TTK 1530/4 uygulama alanı bulabilmesi için mal ve hizmet tedarik sözleşmesinin mevcut olması gerektiğini, somut olayda tedarik sözleşmesi söz konusu olmayıp satış sözleşmesinin mevcut olduğunu, müvekkili ile davacı arasında satış sözleşmesi gerçekleştirilmiş olup, müvekkilinin 20.08.2017 tarihinde 10.000,00 TL bedelinde ödeme yaptığı, daha sonra fatura konusu malların müvekkiline teslim edilmediğini, bu sebepten müvekkilinin 24.430,54 TL'lik borcu malın teslimi ile ödemeyi hedeflemiş, fakat malların müvekkilince hiçbir zaman teslim edilmediğini, bunun üzerine de müvekkilinin haklı olarak herhangi bir ödeme yapmadığını, davaya konu olayda mal satışı sözleşmesi mevcut olup,  davacı tarafından da edim gereğince yerine getirilmediğini, dolayısıyla olmayan bir borç var gibi kabul edilse bile, faiz hakkında uygulanması gereken hükümlerin genel hükümler olup, olayda mal ve hizmet tedarik sözleşmesi için söz konusu olan TTK 1530/4 uygulama alanı bulamayacağını, bu nedenle müvekkilinin davacıyla arasında cari hesap ilişkisinin olmadığı, mal satış sözleşmesi mevcut olup davacının edimini yerine getirmediği, mal tedarik sözleşmesinin söz konusu olmadığı dolayısıyla borcun varlığı kabul edilse bile faizin yanlış hesaplandığı açık olduğundan bahisle takibe itirazlarının haklı olup, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır. <br>HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>Davacı vekili; davacı tarafça davalıya 34.430,54 TL değerinde malın satılarak teslim edildiği, ancak davalı tarafça 11/08/2017 tarihinde 10.000,00 TL ödeme yapıldığı, bakiye kısmın ise ödenmediğinden bahisle davalı hakkında başlatılan icra takibine vaki davalının itirazının iptali ile alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla davalının icra  inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili; takip talebini davacı tarafın cari hesaba dayandırdığı, TTK 97 ve 98. maddeleri gereğince taraflar arasında cari hesap kesilmeden tarafların birbirinden talepte bulunamayacağı, ayrıca davacı tarafın takip talepnamesinde talep ettiği işlemiş faizin de yerinde olmadığından bahisle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne, Kemalpaşa  İcra Müdürlüğü'nün 2017/2686 esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın reddi ile takibin 24.430,54 TL asıl alacak 424,19 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 24.854,73 TL üzerinden aynen devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9,75 oranında faiz işletilmesine, İİK 67/son gereği hükmolunan alacağın %20'si, olarak hesaplanan 4.970,94 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İşbu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br> Kemalpaşa İcra Dairesi'nin 2017/2686 Esas Sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafça davalı hakkında 30/10/2017 tarihinde 24.430,54 TL asıl alacak ve 424,19 TL işlemiş faiz  olmak üzere toplam 24.854,73 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalı borçlu tarafından yapılan itiraz üzerine takibin durduğu görülmüştür.<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında mali müşavir bilirkişiden alınan kök rapora göre, davacı tarafın incelenen ticari defterlerine göre davalı tarafça davacı adına düzenlenen 08/07/2017 tarih 9.415,30 TL, 15/07/2017 tarih 12.004,00 TL, 24/07/2017 tarih 6.764,24 TL ve 29/07/2017 tarih 6.247,00 TL bedelli toplam 34.430,54 TL bedelli 4 adet faturanın davacıya ait ticari defterlerden aynen kayıtlı olduğu ve 20/08/2017 tarihli EFT ile yapılan  toplam 10.000,00 TL'lik ödeme neticesinde takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 24.430,54 TL alacaklı olduğunun aynen kayıtlı olduğu, davalı şirketin incelenen 2017 yılı ticari defterlerinde de davacı tarafça davalı adına düzenlenen 4 adet faturanın ve yine 10.000,00 TL davalı ödemesinin aynen kayıtlı olduğu ve bu şekilde takip tarihi itibariyle davalı şirket ticari defterlerine göre davacının davalıdan 24.430,55 TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir. Ayrıca aynı bilirkişiden alınan 09/09/2020 tarihli ek rapora göre, yapılan hesaplama gereğince takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 479,50 TL faiz talep edebileceği, ancak davacı tarafça takip talepnamesinde 424,19 TL talep edildiğinden bu taleple bağlı kalınması gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. <br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre, davacı taraça davalı adına düzenlenen toplam 34.430,54 TL bedelli 4 adet faturanın ve yine davalı tarafça yapılan 10.000,00 TL'lik ödemenin her iki tarafa ait ticari defterlerde aynen kayıtlı olduğu ve bu şekilde takip tarihi itibariyle davacının davalıdan takibe konu asıl alacak tutarı olan 24.430,54 TL alacaklı olduğunun her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğunun tespit edilmesi ve mali müşavir bilirkişiden alınan ek rapor göz önüne alındığında, her iki taraf ticari defterlerinde takip tarihi itibarıyla davacı alacağı olarak  kayıtlı olan asıl alacak yanında talep gibi işlemiş faize de hükmedilmesinde ve yine davaya konu alacak faturaya dayalı olup likit olduğundan davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre davalı  vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/10/2020 tarih, 2018/570 Esas ve 2020/619 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 1.697,83 TL  karar harcından peşin olarak alınan 424,46 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.273,37‬ TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,   <br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 17/04/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"92ec966069bbc540","SID":"9bcdb14530dbffc8"}}