{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2024/347 - 2024/604<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2024/347 <br>KARAR NO\t: 2024/604<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>                                                  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/11/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/381 E.  -  2023/437 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLLERİ<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t:YİDK Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/11/2023 tarih ve 2023/381 Esas - 2023/437 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, davalı ...’in diğer davalı Kuruma 2019/03315 sayılı \"... A.Ş.\" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince adına tescilli \"...\", \"...\", \"...\", \"...\" ibareli markalara dayalı olarak bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili markalarının dava konusu başvurudan önce tescil edildiğini, söz konusu markaların tescillerinden önce dahi 1954 yılından itibaren müvekkilinin, ticaret unvanında yer alan \"...\" ibaresi ile bu ibarenin baş harflerinden oluşan ... ibaresini petrol ve petrol ürünleri üzerinde ve akaryakıt dolum, dağıtım istasyonlarında yaygın fasılasız ve ticari etki doğuracak şekilde kullandığını, müvekkiline ait markaların halk nezdinde belli bir tanınmışlığa ve bilinirliliğe sahip olduğunu, ... ibareli markanın Türk Patent ve Marka Kurumu’nun 27.04.2016 tarih ve 2016-OE-191191 sayılı kararı ile T/02601 sayı ile tanınmış marka olarak kabul edildiğini, dava konusu markanın müvekkilinin daha önce tescil edilmiş markaları ile ayniyet derecesinde benzer olduğunu, aynı malları/hizmetleri kapsaması nedeni ile iltibas tehlikesi yarattığını, itiraza konu markanın \"... A.Ş.\" ibaresinden oluştuğunu, markada yer alan \"A.Ş.\" ibaresinin bir ticaret şirketi kısaltması sıfatı ile yardımcı unsur olduğunu, markada ayırt edici ek bir şekil ibaresinin olmadığını, markadaki esas ve müvekkili markaları ile iltibas tehlikesi olan unsurun ise \"...\" ibaresi olduğunu, müvekkili adına tescilli seri markaların da \"...\" ibaresini esas unsur olarak içerdiğini, dava konusu marka ile müvekkili markalarının görsel ve işitsel açıdan benzer olduklarını, bu nedenle dava konusu marka tescil edildiği takdirde refleks olarak müvekkilinin markalarını ve sunduğu hizmetleri çağrıştıracağını, müvekkiline ekonomik olarak bağlı bir firma tarafından sunulduğu intibaını oluşturacağını, dava konusu marka sahibinin ise bu benzerlikten haksız kazanç sağlayabileceğini ve müvekkilinin piyasadaki itibarının zedelenebileceğini, SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddeleri koşullarının oluştuğunu, \"...\" ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanının esas unsuru teşkil ettiğini ve dava konusu başvurunun müvekkilinin ticaret unvanı ile de iltibasa yol açacağını, zira müvekkilinin, söz konusu ticaret unvanını tüm iştigal alanlarında çok uzun süredir kesintisiz olarak kullandığını, bu bağlamda dava konusu markanın, müvekkiline ait bir sınai mülkiyet hakkını kapsadığını ve hak sahibinin tescil başvurusunu önleme yetkisinin ortaya çıktığını, ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabeti genel olarak aldatıcı hareket ve iyi niyet kurallarına aykırı diğer şekillerle ekonomik rekabetin her türlü kötüye kullanılması olarak tanımladığını, buna göre dava konusu markanın da müvekkil markaları ile birebir aynı ibare kullanılarak tescilinin istenmesi nedeniyle tüketiciler üzerinde ürünlerin kaynağının müvekkiliymiş gibi bir algıya sebep olarak yanıltıcı ve aldatıcı bir etki bırakacağını ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-10208 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın tescilinin reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı ..., davacı markası ile müvekkiline ait başvuru arasında ne görsel ne fonetik ne de bütünsel açıdan ortalama tüketici nezdinde iltibas tehlikesinin söz konusu olmadığını, müvekkilinin markası nedeniyle herhangi bir haksız yarar elde etmesinin, davacının marka imajının zedelenmesinin ve davaya konu markanın haksız rekabete neden olması ihtimalinin söz konusu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br> \tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu markanın kapsamında yer alan mallar/hizmetler ile davacının markalarının kapsamındaki mallar/hizmetlerin aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olduğu, dava konusu marka ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından karıştırılmaya yol açacak düzeyde işitsel ve görsel benzerlik bulunmadığı, dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimalinin olmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden ve SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların varlığı ispat edilmediğinden, davacı markalarının tanınmışlığından kaynaklanan bir tescil engelinin bulunmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği, davalı markasının davacının tescilli markası ile görsel/işitsel/anlamsal açılardan benzemediği, benzemeyen markaların kullanılmasının/tescil edilmesinin, mevzuatta geçen “haksız rekabet” hukuki müessesesi ile örtüşmediği, davacının \"...\" kılavuz unsurlu ticaret unvanı ile dava konusu marka arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, dolayısıyla davacının SMK 6/6 maddesi kapsamında yaptığı itirazın da yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.      <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, istinaf mahkemesinin kaldırma kararı sonrasındaki ilk duruşmada,  mahkemece kaldırma kararında belirtilen haksız rekabet ve ticaret unvanına ilişkin iddiaları açısından hiçbir delil toplamadan, tekrar bir bilirkişi heyeti görevlendirilmeden davanın reddine karar verildiğini, dosyada eksik inceleme bulunduğu gibi delilleri toplanılmadığından adil yargılanma haklarının da ihlal edildiğini, dava konusu başvurunun 37. sınıftaki hizmetleri kapsadığını, müvekkili markalarının da birebir aynı hizmetler için tescilli olduğunu, dolayısıyla aynı tür hizmetler üzerinde tescili talep edilmiş olan dava konusu markanın, tüketici nezdinde iltibas riski oluşturmasının kaçınılmaz bulunduğunu, itiraza konu markanın \"... a.ş.\" ibaresinden oluştuğunu, markada yer alan \"A.Ş.\" ibaresinin, ticaret şirketi türü olan anonim şirketin kısaltması olduğunu ve tali unsur olarak markada yer aldığını, markadaki esas ve müvekkil markaları ile iltibas yaratan unsurun ise \"...\" ibaresi olduğunu, müvekkili adına tescilli seri markaların da \"...\" ibaresini esas unsur olarak içerdiğini, ilk bakışta dava konusu markanın müvekkilinin \"...\" ibareli seri markalarından biri gibi algılanacağını ve iltibasa neden olacağını, önceki tarihli tescilli markanın tanınmışlık derecesinin, tüketici nezdinde ilişkilendirilme dahil karıştırılmaya yol açabilme ihtimalinin değerlendirilmesinde mutlaka göz önüne alınması gereken bir unsur olduğunu, gerekçeli kararda ise sadece müvekkiline ait ... ibaresinin tanınmış marka olarak bahsinin geçmesinin, müvekkiline ait markaların tanınmışlığı ve bu durumun benzerlik açısından etkisi değerlendirilmeden sonuca varılmasının hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını, müvekkilinin ticaret unvanı nedeniyle de dava konusu başvurunun tescilinin mümkün bulunmadığını, söz konusu başvurunun tescilinin müvekkili aleyhine haksız rekabete yol açacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre \"... AŞ\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\", \"...\", \"...\" ve \"...\" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, marka işaretleri benzemediğinden davacının tanınmışlık, ticaret unvanı ve haksız rekabete dayalı iddialarının da yerinde olmadığı, başvurunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;\t<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcı davacı tarafça istinaf başvurusu sırasında yatırıldığı anlaşıldığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/03/2024 <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"96986d09c1ff2b60","SID":"03e11977f688dc52"}}