{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/238 - 2024/597<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/238 <br>KARAR NO\t: 2024/597<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/06/2021<br>NUMARASI\t\t: 2017/76 E.  -  2021/472 K.<br><br>DAVACI\t:\t  <br>VEKİLLERİ\t<br>DAVALILAR<br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17/06/2021 tarih ve 2017/76 Esas - 2021/472 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, davalıların oluşturduğu iş ortaklığının İnşaat All Risk Sigorta Poliçesi kapsamında müvekkilince sigortalandığını, sigortanın konusunu, Trabzon-Aşkale Yolu Kop Dağı tünel geçişi kesiminin yapılması işinin oluşturduğunu, bu poliçeye ilişkin 03.08.2016 tarihi itibariyle vadesi gelmiş toplam 579.710,14 TL ödenmeyen prim borcunun bulunduğunu, prim borcunun ödenmesi için davalılara ihtarname gönderildiğini, davalıların bu ihtarnameye \"... Müvekkil şirketlerin oluşturduğu iş ortaklığı tarafından kullanılmayan ve kuruma ibraz edilmeyen söz konusu sigorta poliçesinin hiçbir şekilde hükmünden yararlanılmamıştır. Bu nedenle söz konusu taleplerinizin iş ortaklığınca kabulü mümkün değildir. Söz konusu poliçenin kullanılmadığı, herhangi bir kuruma ibraz edilmediği, hiçbir şekilde hükmünden yararlanılmadığı, dolayısıyla sigorta poliçesi prim bedelinin ödenmesinin söz konusu olamayacağı hususları; şirketinizle olan tüm görüşmelerde açıkça belirtildiğinden, aradan geçen süre içerisinde şirketiniz tarafından poliçenin iptal edildiği düşünülmüştür. Bu nedenle iş ortaklığından böyle bir alacağınız olduğunu ve iş ortaklığının prim bedelini ödemesini talep etmeniz haksız ve mesnetsizdir.\" şeklinde cevap verdiklerini, oysa riskin gerçekleşip gerçekleşmemesinin, sigortacının prim talep etmesine engel teşkil etmediğini, poliçenin kullanılmamasının ya da herhangi bir kuruma ibraz edilmemesinin de sigorta ettireni, prim ödeme sorumluluğundan kurtarmadığını, prim borcunun ödenmemesi üzerine davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazları üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra takibinin devamına, alacağın  % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.     <br> Davalılar vekili, müvekkillerinin oluşturduğu iş ortaklığının, dava dilekçesinde belirtilen poliçe nedeniyle davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacının 17.12.2015 tanzim tarihli zeyilnamesinde, 20.02.2014-17.12.2015 tarihleri arasındaki hasarların teminata dahil olmadığı belirtildiği halde primin hesaplanmasında bu sürenin de dikkate alındığını, davacının taşıdığı herhangi bir risk olmaması nedeniyle, tanzim edilen zeyilnamenin idareye ulaştırılmadığını ve işleme alınmadığını, 25.01.2016 tarihinde, davacıdan e-posta yolu ile söz konusu zeyilnamenin iptalinin istenildiğini, ancak davacının 27.01.2016 tarihinde e-posta yolu ile idareden yazı isteyeceğini, sonrasında reasüröre bilgi vereceğini belirttiğini, zeyilnamenin iptalinin 16.03.2016 tarihinde tekrar e-posta yolu ile sorgulandığını, davacının da aynı tarihte zeyilnamenin idareden sorgulanacağını bildirdiğini ve müvekkillerine idare ile yazışma yaptığına dair bir geri bildirimde bulunmadığını, müvekkillerine gönderdiği 24.10.2016 tarihli İhtarname tarihine kadar beklediğini, sigorta şirketinin 222 gün bekledikten sonra sigorta primine ilişkin alacak talebinin, zaman kazanmaya yönelik bir davranış olduğunu, davaya konu zeyilnamenin 20.02.2014 ile 17.12.2015 tarihleri arasına teminat vermemesinin ve 25.01.2016 tarihlinde iptalinin istenmesinin dikkate alınarak, süreci uzatmak suretiyle davacının sigorta primi talep etmesinin haksız zenginleşmeye yol açacağını, Türk Medeni Kanunu'nun 2.maddesine de aykırı olacağını, müvekkillerince kullanılmayan, herhangi bir kuruma ibraz edilmeyen, hiçbir hükmünden yararlanılmayan ve iptali istenen poliçeye ilişkin prim bedeli ödenmesinin söz konusu olamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.  <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, 13.12.2011 tarihli  sözleşme kapsamındaki yapım işinde meydana gelebilecek rizikolara karşı, sözleşmenin 17. ve sözleşme eki Yapım İşleri Şartnamesinin 9. maddesi gereği, KOP Tünelinin yapımı ve bakımı dönemlerine ait İnşaat All Risk Poliçesinin düzenlendiği,  ihale şartlarına uygun bir sigorta sözleşmesinin yapıldığı, ancak sözleşme ve şartname  hükümleri dahilinde sigorta sözleşmesinin sürekliliğinin sağlanmadığı, Kamu İhale Mevzuatına göre ihaleyi alan yüklenicinin sözleşme yapmak üzere ihale süresini ve ihale tutarını kapsar şekilde İnşaat Bütün Riskler (All Risks) Poliçesi düzenleyerek idareye vermek zorunda olduğu, dava konusu olayda da o zamanki adı ... Sigorta olan davacı şirketçe bu kapsamda yapılan ve 13/12/2011-20/02/2014 tarihlerini kapsayan 800 günlük ve 214.954.508,64.-TL sigorta bedelli poliçenin düzenlendiği, poliçe sona erip davacı şirketin sorumluluğu da bittiğinde davalı tarafın uzunca bir süre ses çıkarmadığı, bu esnada inşaatın yapımının da ödenek yetersizlikleri nedeniyle 2015-2016 hatta 2017 yıllarına sarktığı, İhale Mevzuatına göre, sözleşme esnasında ve her bir hak edişte yüklenici firmanın vermesi gereken bazı belgelerin bulunduğu, bunların Sosyal Güvenlik Kurumu ilişiksizlik belgesi, vergi borcu olmadığına dair belge ve İnşaat All Risk Poliçesinin varlığı ve prim borcu olmadığına dair belgeler olduğu, ilk poliçenin ardından kuruma sunulmuş ve hakediş ödemelerine esas olması gereken devam poliçesine rastlanmadığı, Karayolları Genel Müdürlüğünün ilk poliçe sonra erdikten sonraki süreçte devam poliçesi olmamasına rağmen hakedişleri nasıl ödediğinin anlaşılamadığı, ancak davalı tarafın, bu eksiğini tamamlamak için ilk poliçeyi düzenleyen davacı şirket ile yazışmalara başladığı, geçmişe etkili sigorta hükümlerini de içeren, ilk poliçenin bittiği tarih olan 20/02/2014 tarihinde başlayıp 20/03/2016 tarihinde bitecek 2 nolu zeylin yapılması konusunda tarafların 17/12/2015 tarihinde anlaştıkları ve poliçe tanzim ettikleri, 2 nolu zeyle göre sigortanın bitiş tarihinin 20/03/2016 tarihine ilerletildiği, bakım devresi için de 20/03/2016-2017 tarihlerinin öngörüldüğü, bu ilerletilen dönem için ödenecek brüt prim tutarının da 625.000,00 TL olarak belirlendiği, poliçe zeylinin iptali talebi üzerine davacı şirket tarafından 07/03/2016 tarihinde 3 nolu iptal zeylinin düzenlendiği, bu zeyil ile 25/01/2016 tarihinden 20/03/2016 tarihine kadar kalan 2 aylık sürenin priminin 45.289,86 TL olarak hesaplanıp ilk poliçe tutarından mahsup edildiği, bakiye borcun 579.710,14 TL olarak hesaplandığı, devam zeyli olmaksızın davalı tarafın hakediş ödemelerinin yapılmasının ihale mevzuatına göre olanaklı bulunmadığı, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından dosyaya gönderilen 24/12/2020 tarihli yazı ekinde, davalı tarafa 2016 yılında yapılan hak ediş ödemelerine ait belgeler gönderildiği, içinde poliçenin varlığına rastlanmadığı, 29/12/2020 tarihli KGM cevabında da, sadece 2014 yılında biten ilk poliçenin sureti ve prim ödeme makbuzlarının varlığının bildirildiği, 26/08/2020 tarihli cevabi yazı ekinde toplam 35 adet hakediş tutanakları ve eki belgelerinin yollandığı, bu belgelerin içinde de herhangi bir poliçe bilgisine rastlamak mümkün olmamakla birlikte 29/03/2017 tarihli 29 sayılı hakediş belgeleri ekinde “Takip Formu” adı altında bir belge bulunduğu, rapor ekinde verilen belgeye göre all risks poliçesinin iş artışı ve yeni süresine göre yapıldığının da yazılı olduğu, diğer yandan poliçenin taraf iradelerine uygun ve geçmişe yönelik olarak düzenlendiği, bu süreçte davalı tarafça, salt kendi kusurlarıyla ilgili olarak anılan geçmiş dönemde olmuş varsa hasarlarla ilgili tazminat talebinde bulunulmayacağının tarafların kabulünde bulunduğu, sigorta şirketinin bu yönde davalıdan bir hasar talep edilmeyeceğine dair yazı da aldığı, bu durumda, bu süre içerisindeki 3.şahıs veya sigorta ettiren dışındaki tazminat talepleri olursa karşılanmasının TTK Sigorta Hukuku Hükümlerine göre mümkün olabileceği, esasen bu hususta bir uyuşmazlık da olmadığı, diğer hasar ve tazminat taleplerinin düzenlenen geçmişe etkili poliçe kapsamı içinde olması doğal bulunduğu, tüm bu hususlar değerlendirildiğinde, Kamu İhale Mevzuatına göre düzenlenmesi zorunlu ve gerekli olan poliçenin davalılar  tarafından davacıya düzenletildiği, poliçenin kullanılıp kullanılmamasının esasen onun geçerli olmasına ve sonuç doğurmasına etki etmeyecek bir husus olduğu, kaldı ki düzenleniş amacı düşünüldüğünde böyle bir poliçe olmaksızın davalı tarafın idare nezdinde işinin devam edemeyeceği, hakedişlerini alamayacağı, belirtilen nedenlerle taraf iradelerine uygun düzenlenmiş poliçe nedeniyle davalı şirketin prim ödeme borcu bulunduğu, davalı tarafın poliçe iptal talebi sigorta şirketine ulaştıktan sonra da gerekli hesaplamalar yapılmak suretiyle sigortacılık tekniğine uygun şekilde poliçeden kaynaklı net borç bakiyesinin hesaplandığı, buna göre, davacı şirket tarafından iptal sonucu kalan bakiye prim borcu tutarının 579.710,14 TL olduğu, davalıların 15/08/2016 cevabi ihtarname tarihi itibariyle temerrüde düştükleri, dava konusu Ankara 2.İcra Müdürlüğü’nün 2016/23738 Esas sayılı dosyasındaki takibe davalıların itirazının haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalıların Ankara 2. İcra Müdürlüğü’nün 2016/23738 Esas sayılı dosyasında 579.710,14 TL asıl alacak, 20.178,68 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 599.888,68 TL alacağa yönelik itirazlarının iptali ile asıl alacağa icra takip tarihinden tahsil tarihine kadar avans faizi uygulanmak sureti ile takibin devamına, alacağın %20’si oranında 119.977,73 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar vekili, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan ikinci raporun varsayıma dayalı olup, teknik ve bilimsel veri ihtiva etmeyen bu raporun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, mahkemece Karayolları Genel Müdürlüğüne müzekkere yazıldığını, gelen yazı cevabından analaşılacağı üzere dava konusu alacağa dayanak gösterilen poliçenin ilgili iş kapsamında kullanılmadığını, söz konusu poliçenin herhangi bir makama sunulmadığını ve kullanılmadığını, davacı sigorta şirketinin üzerinde taşıdığı bir riskin söz konusu olmadığını, dolayısıyla da sigorta primine hak kazanmadığını, prim borcunun, sigorta himayesinin karşılığı olduğunu, mahkemece hükme esas alınan ikinci bilirkişi raporunda, hesaplama tekniklerinin gösterilmediğini ve davacı talebi gibi sonuç bildirildiğini, davacının iddia ettiği hesaplama yönteminin ise mevzuata ve uygulamaya uygun bulunmadığını, sigorta prim borcunun ancak bir riskin taşındığı dönem için talep edilebileceğini, riskin bulunmadığı bilinmesine rağmen yapılan sigorta sözleşmesinin ise geçersiz olduğunu, Karayolları Genel Müdürlüğü ile müvekkilleri arasındaki sözleşme ve eklerinin huzurdaki davanın konusu olmadığını, kararda belirtilen asıl alacak ve faiz hesaplamasının ne şekilde yapıldığının belirsiz olduğunu, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hukuka aykırı bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t:Dava, sigorta prim alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.  <br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı tarafça gerçekleştirilen Trabzon-Aşkale yolu Kop Dağı tünel geçişi işinin, davacı tarafça düzenlenen all risk sigorta poliçesi ile teminat altına alındığı, poliçenin 13.12.2011-20.02.2014 tarihlerini kapsadığı, 17.12.2015 tarihli zeyilname ile poliçe süresinin 20.03.2016 tarihine kadar uzatıldığı, bu zeyilnamenin TTK'nın 1458. maddesi kapsamında geçmişe etkili sigorta mahiyetinde bulunduğu, her ne kadar zeyilnamede, 20.02.2014-17.12.2015 tarihleri arasında yaşanmış hasarların teminata dahil olmadığı belirtilmiş ise de özellikle davalılar tarafından yapım işinde 20.02.2014 tarihinden  14.12.2015'e olan süre içinde meydana gelen hasarın teminata dahil olmadığı, bu dönemde oluşan hasara dair tazminat talebinde bulunmayacakları yönünde verilen taahhüt de gözetildiğinde, yalnızca davalılar tarafından belirtilen süreye ilişkin tazminat talebinde bulunulamayacağı, buna karşılık bu süre içerisindeki 3. şahısların veya sigorta ettiren dışındakilerin tazminat taleplerinin sigorta teminatı dahilinde olduğu, zira diğer hasar ve tazminat taleplerinin düzenlenen geçmişe etkili poliçe kapsamında bulunduğu, öte yandan  29/03/2017 tarihli 29 sayılı hakediş belgeleri ekinde yer alan \"Takip Formu\" başlıklı belgede, all risks poliçesinin iş artışı ve yeni süresine göre yapıldığının belirtildiği, zaten Kamu İhale Mevzuatına göre belirtilen poliçenin düzenlenmesinin zorunlu olduğu, dolayısıyla davalılarca söz konusu poliçenin düzenlettirildiği, sigorta priminin de tarafların anlaşması ile belirlendiği, iptal edilen gün sayısına göre davacı tarafın isteyebileceği prim bedelinin usulünce hesaplandığı, icra takibine konu alacağın likit bulunduğu, dolayısıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de bir isabetsizlik olmadığı, her ne kadar dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediği hususu bir istinaf nedeni olarak ileri sürülmüş ise de söz konusu raporlar arasındaki çelişkinin hukuki değerlendirmeye ilişkin olduğu ve hukuki değerlendirmenin hakim tarafından yapılması gerektiği, bu itibarla anılan istinaf nedeninin de yerinde olmadığı anlaşılmakla, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gereken 40.978,40 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 59,30 TL maktu, 59,30 TL maktu, 10.176,00 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 30.683,79‬ TL bakiye harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t<br>\t3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdelerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/03/2024 <br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9737701f1ad0af65","SID":"3464f7c84a8e977b"}}