{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2021/1621 <br>KARAR NO\t\t: 2024/813<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 11.06.2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/435 E. - 2021/332 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 24.04.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 24.04.2024<br><br>\tKarşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.06.2021 tarih  2019/435 E. - 2021/332 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili,  06/05/2019 tarihinde saat 18.35 sularında kendi sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletiyle seyir halinde olan sürücü ...'ın gerekli hız kurallarına riayet etmemesi sonucu, evinin yakınlarında oynayan 2014 doğumlu küçük ...'a çarpması suretiyle gerçekleşen yaralamalı trafik kazasında küçüğün ciddi şekilde yaralandığını ve malul kaldığını, kaza neticesinde hiçbir kusuru olmamasına karşın henüz 4 yaşındaki davacının yaralandığını, kaza sonrası tutulan tespit tutanağında davalı sigorta şirketine 270138186 poliçe numarası ile bağlı bulunan ... plakalı araç sürücüsünün 2918 sayılı KYTK'nun 52/1-b maddesinde yer alan kuralı ihlal etmesi sebebiyle kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ... plakalı araç sürücüsünün asli kusuru sonucu oluşan bu olay neticesinde davacı ...'ın Çiğli Bölge Eğitim Hastanesi Çocuk Cerrahisi Servisine sevkinin sağlandığını, gerçekleşen bu kaza sebebiyle henüz 4 yaşındaki küçüğün yüzünün sağ yanında abrazyonlar ve sol tıbia fibula parçalı fraktürü meydana geldiğini, vücudunun pek çok başka yerinde ise çökme ile hassasiyet ve çeşitli travmatik bulgular olduğunun saptandığını, kaza tespit tutanağında da belirtildiği üzere ... plakalı aracın ... Sigorta A.Ş'ye 270138186 numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk (trafik) sigorta poliçesi ile bağlı olduğunun anlaşıldığını, .... Sigorta Genel Müdürlüğü hasar servisine söz konusu aracın sebep olduğu kazanın ve davacının sakatlık durumunun bildirildiğini, zararının karşılanması gerektiği aksi halde dava yoluna başvurulacağının ihtar edildiğini, fakat söz konusu sigorta şirketinin zararı karşılamadığını, ardından 2019/5518 büro dosya no ve 2019/91361 arabuluculuk numarası ile davalı şirketle alternatif uzlaşı yoluna gidildiğini, ancak 05/09/2019 tarihli arabuluculuk son oturum tutanağından da anlaşılacağı üzere taraflar arasında bir anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, davacılara ödenmesi gereken işgücü kaybından doğan toplam 1.000,00-TL daimi sakatlık tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.\t<br>\tDavacı vekili 15.04.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle, dava dilekçesinde talep etmiş oldukları 1.000,00 TL tazminatı  26.915,44 TL arttırarak, toplam 27.915,44 TL'ye çıkartmıştır.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, öncelikle davacı tarafın delillerinin tebliğini, aksi halde savunma hakkının kısıtlanacağını, motorlu araç kazalarından doğan maddi tazminat taleplerine ilişkin olarak zamanaşımı konusunun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesinde düzenlendiğini, zamanaşımı itirazları doğrultusunda başvurunun reddi gerekeceğini, davalı şirketin poliçe kapsamında sorumluluğunun, poliçe üzerinde yazılı azami teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere, poliçede yazılı özel şartlar ve trafik sigortası genel şartları kapsamı ile sınırlı olduğunu,  teminat limiti bildirmelerinin davayı kabul anlamına gelmediğini, manevi tazminat taleplerinin poliçe teminatı dışında olduğunu, zorunlu trafik sigortasının bir meblağ sigortası olmayıp bir zarar sigortası olduğunu, söz konusu teminat limitinin tamamının defaten ödenmesi söz konusu olmayıp, zarar görenlerin kaza nedeniyle uğradığı gerçek maddi zararın tespiti ve sigortalının kusuru oranında bu gerçek zararın tazmininin esas olduğunu, kusur oranlarının tespiti için hem Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’nden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, davalı şirketin sigortalısının kusuru oranında tazminat ödemesi yapmakla yükümlü olduğu için öncelikle dosyaya konu kazada sigortalı araç sürücüsünün kusurunun tespit edilmesi gerektiğini, dosyada kusur oranlarının tespitine ilişkin herhangi bir rapor yer almadığını, ayrıca sigortalı araç sürücüsünün dava konusu kaza meydana geldiği esnada alkollü içki ve/veya uyuşturucu madde etkisinde olup olmadığını, geçerli sürücü belgesinin bulunup bulunmadığı anlaşılmadığından bu konuya ilişkin de mahkeme tarafından inceleme yapılması gerektiğini, davalı şirketin sigortalı araç sürücüsüne/işletenine rücu hakkı doğuracağından mahkeme tarafından sigortalı araç sürücüsünün dava konusu kaza meydana geldiği esnada alkol ve/veya uyuşturucu madde etkisi altında olup olmadığının ve geçerli sürücü belgesinin bulunup bulunmadığı hususunun araştırılmasına karar verilmesini, davacılar tarafından dosyaya sunulan tedavi evraklarının, yargılama neticesinde davalı şirket aleyhine verilecek olası bir hükme esas teşkil etmesinin hukuken mümkün olmadığını, bu nedenle maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu marifetiyle özürlülük ölçütü, sınıflandırılması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporlarına ilişkin mevzuat doğrultusunda tespit ettirilmesi gerektiğini, davacı tarafça dosyaya sunulan bir takım hastane kayıtları ile tedavi belgelerinin; objektif değerlendirmelerden uzak ve Mahkeme kararına dayanak teşkil edemeyecek nitelikte olduğunu, sürekli ve kalıcı bir maluliyetten söz edilebilmesi için kaza tarihinden itibaren en az bir sene geçmesi gerektiğini, dolayısıyla davacıların tedavileri tamamlanmadan alınmış olan hastane evraklarının kalıcı maluliyeti yansıtmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla tazminat hesabı yapılmasına karar verilir ise Hazine Müşteşarlığı tarafından kabul edilen bir aktüer uzmanı seçilerek anılan hesaplamaların yaptırılması gerektiğini, mevcut olayda, gerçek zararın belirlenebilmesi için olay sebebiyle elde edilen kazanımların tazminat tutarından indirilmesinin zorunluluk arz ettiğini, tüm bu hususlar göz önüne alındığında, davacıya davaya konu kaza nedeni ile Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan elde ettiği gelir ve tazminatların tespit edilerek, huzurda görülen dava neticesinde davalı şirket aleyhine hükmedilecek olası bir tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, ilgili kurum tarafından davacıya gelir bağlanmamış olması ihtimalinde ise, bu durumun davacının hakkını doğrudan etkileyeceğinden, davacı tarafa SGK’ya (veya ilgili kuruma) karşı dava açması için önel verilmesi gerektiğini, açılacak bu yeni dava sonuçlanıncaya kadar da, huzurundaki işbu davada bekletici mesele yapılması gerektiğini, ayrıca yine dava konusu trafik kazası ile ilgili açılmış bulunan ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davayı ve faiz istemini kabul anlamına gelmemek kaydıyla, gerekli şartların varlığı halinde dava konusu tazminatın ancak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte talep edilebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.  <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, gerçeğe ve hukuka uygun görülerek hükme esas alınan Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın maluliyet  raporu, mahkemece aldırılan kusur raporu ve hesap ve aktüerya  incelemesi sonucunda düzenlenen raporlardan  da anlaşılacağı üzere, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsü ... ın % 25  kusurlu olduğu, yaya ...'ın %75 kusurlu olduğu, maluliyet raporunda belirtildiği üzere küçük ...'ın özür oranının % 5 olduğu,  buna uygun alınan aktüerya raporunda  davacının   kaza nedeniyle, TRH 2010 yaşam tablosuna göre 27.915,44 TL bedensel zararının bulunduğu, temerrüdün dava ile gerçekleştiği ve dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edildiğinden alacağa dava tarihinden itibaren  yasal faiz isteyebileceği gerekçesiyle davanın  kabulüne, 27.915,44-TL'nin dava tarihi olan 13/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli kararı ile iptal edilen maddelerin işbu uyuşmazlık bakımından dikkate alınmaması gerektiğini, genel şartların kanun atfından bağımsız olarak uygulama alanı bulması gereken, genel işlem koşulu olarak değerlendirilmesi mümkün olmayan, kapsam ve hükümleri taraflarca bilinir durumda olan, tarafsız kurum tarafından hazırlanan, sigortacının sorumluluğunu düzenleyen mevzuat olmakla, KTK'nun 90.maddesinde yapılan değişikliğin işbu düzenlemelerin uygulanmasına engel teşkil etmediğinin kabulünün gerekeceğini, Anayasa Mahkemesi kararının 17.07.2020 tarihinde verilmiş olmakla geriye yürümeyeceğinin de gözetilerek kabul anlamına gelmemek üzere karar tarihinden önce düzenlenen poliçeden de kazalar bakımından etkisi bulunmadığının gözetilmesi gerektiğini, sigorta şirketinin sorumlu tutulacağı tazminat miktarının hesaplanmasında TBK'nun 49-56 maddelerinden farklı kurallara tabi kılındığını, sigortalı ile sigortacının sorumluluğunun aynı kabul edilerek tazminat hesaplamasının kabul edilemeyeceğini, bu nedenlerle tazminat hesaplaması bakımından Genel Şartlarda belirlenen usul ve esasların dikkate alınmasını talep ettiklerini,  karara esas alınan maluliyet raporunun yetkili merci tarafından hazırlanmadığını,  dolayısıyla huzurdaki raporun yargılama neticesinde davalı şirket aleyhine verilecek olası bir hükme esas teşkil etmesinin hukuken mümkün olmadığını, bu nedenle maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu marifetiyle Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik doğrultusunda tespit ettirilmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE :Dava, 06.05.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazasına dayalı olarak kazada yaralanan küçük ... yönünden maluliyete ilişkin maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t06.05.2019 tarihinde yaya küçük ...’m trafik akımı olan sokakta tek başına yolun karşısına geçmek üzere yaya geçidi olmayan yerden ve park halinde olan iki aracın arasından araç trafiğini kontrol etmeden yola girdiği esnada 433 sokak üzerinde seyir halinde olan sürücü ...'ın idaresindeki ... plakalı motosikletin ön kısmı ile çarpılması sonucu yere düşerek yaralandığı, yaya küçük ...’ın bu fiillerinin kazanın oluşunda (%75) oranında etkili olduğu, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortalı ... plakalı motosikletin sürücüsü ...’ın idaresindeki aracı ile meskun mahal içinde, iki yönlü, iki şeritli, düz ve eğimsiz, görüşe açık, 8m genişlikte, her iki yönde 2m yaya kaldırımı bulunan, sokakta, yolun sağındaki yaya kaldırımından hareketle park halindeki iki aracın arasından geçerek yola giren yaya çocuğu görerek 8m genişlikteki sokakta motosikleti ile etkin fren tedbiri alma veya sola manevra ile çarpmayı engelleme olanağı varken, dalgınlığı ve dikkatsizliği ile fren tedbiri alamadan küçüğe çarparak 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunun 52.maddesine muhalefet etmek sureti ile kazanın oluşunda %25 oranında tali kusurlu olduğu, kusura ilişkin alınan bilirkişi raporunun olayın oluş şekline uygun ve dosya kapsamı ile uyumlu bulunduğu anlaşılmıştır. <br>\tAnayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli 2019/40 E-202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. (Yargıtay 17. HD'nin 03.12.2020 tarih 2019/6271 E. -2020/8104 K.). Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>\tİş gücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden artık uygulanamaz. (Yargıtay 4. H.D. 22.06.2021 tarih 2021/3089E, 2021/3441K). Bu nedenlerle, davalı vekilinin Anayasa Mahkemesi'nin iptal edilen maddelerinin uygulanmaması gerektiği yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.<br>\tDavalı vekilinin, hükme esas alınan sağlık kurulu raporunun yetkili hastanelerden alınmadığı, 20.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik esaslarına göre düzenlenen maluliyet raporu alınması gerektiğine ilişkin istinaf sebebinin incelenmesinde; Maluliyete ilişkin alınacak raporların, Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiil; 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal  Sigorta  Sağlık  İşlemleri Tüzüğüne, 11.10.2008  ila 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne, 01.09.2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'ne, 01.06.2015 tarihinden sonra ise Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğine, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine, yaralananın çocuk olması halinde ise 20.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin tespiti gerekmektedir.<br>\t Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nca düzenlenen 03.11.2020 tarihli sağlık kurulu raporunda davacı ...'ın trafik kazası nedeniyle Resmi Gazetede yayınlanan 30692 sayılı 20.02.2019 tarihli Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğine göre ilgili cetvelde özür oranları olmadığından dolayı Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik cetveline göre özür oranı %5 olduğu, 06.05.2019 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası ile illiyet bağının bulunduğu, tıbbi iyileşme ve rehabilitasyon süresi dikkate alındığında tazminata esas olmak üzere geçici iş göremezlik süresinin 120 gün olduğu ve geçirdiği trafik kazasından dolayı mevcut lezyonlar göz önünde bulundurulduğunda 60 gün geçici bakıcıya ihtiyacı olduğu tespit edilmiştir. Yaralananın çocuk olması halinde 20.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin tespiti gerekmekte ise de, somut olayda kaza tarihi 06.05.2019 olmakla, 03.11.2020 tarihli maluliyet raporunun, maluliyet oranının tespitinde kaza tarihinde yürürlükte olan  Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümleri esas alınarak hazırlanmış olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay 4. HD 2021/13699 Esas, 2022/9138 Karar sayılı ilamı) Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde değildir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 1.906,90 TL'den peşin alınan  476,72 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.430,18 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ea44b6f2dc2bd7cd","SID":"1e1df761c1f430fb"}}