{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/410 <br>KARAR NO: 2024/483<br>KARAR TARİHİ: 28/03/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/10/2020 (Gerekçeli Karar) - 15/12/2020 (Ek Karar)<br>NUMARASI: 2019/291 Esas -  2020/437 Karar<br>DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/03/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 11/09/2018 tarihinde Konkordato başvurusunda bulunduğunu, konkordato davasının görüldüğü İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1054 esas sayılı dosyasında hazırlanan 13/09/2018 tarihli tensip zaptının 6/a nolu karan ile \"şirket hakkında 13/09/2018 tarihinden başlamak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesine\" karar verildiğini, aynı konkordato dosyasının 10/12/2018 tarihli 1. celsesinde \"davacı şirket yönünden verilen üç ayhk geçici mühlet süresinin 13/12/2018 tarihinden itibaren iki ay süre ile uzatılmasına,\" karar verildiğini, 11/02/2019 tarihli duruşmada ise 1 yıllık kesin mühlet karan verildiğini, geçici ve kesin mühlet süreleri kapsamında mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararlan ve icra iflas kanunundaki yasaklamalara rağmen davalı bankaca davalı nezdinde bulunan ve müvekkili şirkete ait olan hesaptan müvekkilin rızası hilafında komiser onayı olmadan hukuka aykırı olarak 02/10/2018 tarihinde 5006 nolu ihtarname masrafı tahsilatı (1.070,00 TL), 4868 nolu idari takip masrafı tahsilatı (365,20 TL), 4972 nolu idari takip masrafı tahsilatı (27.128,53 TL) açıklamalarıyla banka nam ve hesabına tahsilat yapıldığım, müvekkili şirkete ait olan müşteri çeklerinin davalı banka tarafından tahsil edilmesinin ardından davalı bankanın yasaya ve mahkemenin tedbir kararına aykırı kesintiler yapması üzerine müvekkili şirket tarafından davalı bankaya kesintilerin faizi ile birlikte iade edilmesini aksi halde yasal işlem yapılacağını bildirir Kartal ... Noterliğinin 01/11/2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı İhtarnamesinin gönderildiğini, İhtarnameye rağmen hukuka aykırı kesintilerin iade etmeyen davalı aleyhine müvekkili şirketçe İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine itiraz etmesi üzerine İstanbul  Anadolu Arabuluculuk  Bürosunun ... Büro  dosya  numarası  ve ... arabuluculuk dosya numarası ile arabuluculuk görüşmeleri yapıldığını, ancak tarafların uzlaşamamış olması nedeniyle anlaşmama tutanağı tutulduğunu, konkordato süreci banka hesaplarından hukuka aykırı olarak tahsil ettiği ihtarname masrafı tahsilatını, idari takip masrafı tahsilatları, sair kesintileri ve hukuka aykırı bu kesintilerin iadesi için müvekkilce gönderilen ihtarnamenin masrafının müvekkile iade edilmesi gerektiğini ileri sürerek ihtiyati haciz talebinin kabulü ile borçlunun menkul, gayrimenkul malları ile 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının İhtiyaten haczine, davalı borçlunun takip dosyası kapsamında itirazının iptaline ve takibin devamına, davalının takip konusu alacağın % 20' sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine bu alacağın davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacı vekili tarafından yapılan işlemin gerek maddi hukuk kuralları ve gerekse taraflar arasında akdedilen sözleşmeler karşısında hiç bir hukuki dayanağı bulunmadığını, davacı şirket ile müvekkili banka arasında 02/08/2017 tarihinde 7.500.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını ve çeşitli projeler halinde krediler kullandırıldığını, kullandırılan kredilerin vadesinde ödenmemesi üzerine Kartal ... Noterliğinin 14/09/2018 tarih ve ... yevmiye numarası ile keşide edilen ihtarname ile 4.951.321,74 TL, 57.389,40 EURO tutarındaki nakdi 12.800,00 TL tutarındaki gayrinakdi kredi borcunun ödenmesi aksi takdirde yasal işlemlere başlanacağı ve bu kapsamda kredinin teminatında bulunan ipoteklerin paraya çevrileceğinin ihtar edildiğini, kat ihtarnamesindeki sürede borcun ödenmemesi üzerine davalı firma hakkında konkordato dosyasından geçici süre verilmesi olması nedeniyle kefilleri hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü takip yolu ve İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile de kredinin teminatında bulunan borçlu şirkete ait taşınmaz üzerindeki ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takip işlemleri başlatıldığını, ayrıca daha sonra borçlu şirketin kredilerin ödemesi olarak müvekkil bankaya devir ve ciro ettiği kambiyo senetlerinden karşılıksız çıkanlar hakkında da çeşitli takipler başlatıldığını, borçlunun önce ihtarname çekerek ve daha sonra da icra takibi başlatmak suretiyle iadesini talep ettiği tutarların gönderilen ihtarname ve başlatılan icra takipleri nedeniyle yapılan harç ve masraflardan oluşan bedeller olduğunu, genel kredi sözleşmesinin banka nezdindeki hesap, hak ve alacaklarının rehni, takas ve mahsup hakkı başlıklı 16. maddesi doğrultusunda yapılan yasal işlem masrafları tahsil edilen kıymetli evrak tutarlarından öncelikle tahsil edildiğini ileri sürerek haksız ve dayanaksız davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"davanın İİK 67 maddesine göre açılan itirazın iptali davası olduğu, davacı tarafından davalı hakkında İstanbul Anadolu .... İcra Müd. ... E. Sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığı, ödeme emrinin 30,04.2019 tarihinde tebliğ edildiği davalının 06.05.2019 tarihinde süresinde yaptığı itiraz ile takibin durduğu eldeki davanın İİK 67 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. İtiraz iptali davası takibe sıkı sıkıya bağlı dava olmakla takip dayanağının idari takip masrafı ve noter masrafı olarak davacıdan kesilen alacakların tahsiline ilişkin olduğu, davacı şirketin İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1054 E. Sayılı dosyası ile 13.09.2018 tarihinde  İİK 287.286 maddeleri uyarınca 3 ay süre ile hakkında geçiçi mühlet kararı verildiği, ... tarihinde Mahkemece bu süre 2 ay süre ile uzatıldığı, 11.02.2019 tarihinde davacı şirket hakkında 1 yıllık kesin mühlet verildiği, Mahkemece tensip kararı ile birlikte davacı şirket hakkında  İİK 297 maddesindeki hallerde dahil olmak üzere malvarlıklarının muhafazası için tüm tedbirlerin alınmasına , bu kapsamda davacı şirketin mahkemenin izni dışında geçici mühlet kararından itibaren rehin tesis etmesinin, kefil olmasının, ivazsız tasarrufta bulunmasının önlenmesine aksi halde yapılan işlemlerin hükümsüz kalacağına, İİİK 288/1 maddesi gereğince geçici mühlet kesin mühletin sonuçlarını doğuracağından İİK 294,295,296,297 maddelerinin uygulanmasına, Amme Alacaklarının Tahsili Usulüne göre takiplerde dahil olmak üzere hiçbir takip yapılmamasına. Her türlü ihtiyati haciz, tedbir ve muhafaza işlemleri de dahil tüm takip işlemlerinin ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına, 13.09.2018 tarihinden önce yapılmış takiplerin bugünkü durumları ile korunarak durdurulmasına, muhafaza altına alınan tüm makine, araç ve teçhizatların yediemin olarak davacı şirkete tedbiren teslimine,karar verilerek davacı şirketin yönetim ve karar organlarının tüm iş ve işlemlerinin komser onayına tabi tutulmasına karar verildiği, davalı banka tarafından geçici mühlet kararının verilmesinden sonra 13.09.2018 tarihinden başlamak üzere 28.563,73 TL'nin davacı şirket hesabından çekildiği bu hususun bilirkişi raporu ve davalı beyanınına göre de ihtilafsız olduğu,ihtilafın davalı bankanın geçiçi mühletin devam ettiği sürede konkordato talep eden davacı malvarlığına ilişkin bir bedelin diğer alacaklıların ve konkordato komiserlerinin izni dışında kendisinde bulunan nakit miktardan resen kesinti yapıp yapamayacağı hususunda bulunduğu, konkordato geçici mühlet süresinde verilen İhtiyati tedbirlerin amacı, konkordato talep eden borçlunun malvarlığı veya işletmesinin bütünlüğünün korunması ve konkordatonun amacına ulaşmasının sağlanmasıdır. Ancak, yasanın açık düzenlemelerine aykırı düşecek şekilde İhtiyati tedbir kararı verilmesi de kabul edilemeyecektir. Diğer yandan, borçlunun konkordato mühleti içinde bazı istisnai alacaklar dışında, alacaklıların takiplerinden ve malvarlığının korunmasına dair diğer bütün tedbirlerin, konkordatonun amacının öngördüğü zorunlu bir sonuç olduğunu kabul etmek kaçınılmazdır. Zira, konkordato talep eden borçlunun, konkordato işlemlerini gerçekleştireceği bu süreç içinde, icra ve iflas takiplerine muhatap kılınması ve bir kısım tedbirlerin alınmaması  malvarlığının tümüyle elinden çıkmasına yol açabilir. Oysa konkordatoda temel ilke borçlunun malvarlığının başında bulunması ve işletmesini yeniden sağlam bir yapıya kavuşturmasıdır. Bu dönemde, borçlunun tedbirlerin alınmaması sonucunda malvarlığının tasfiye edilmesi durumu  ile karşılaşması hali, konkordato kurumunun amacı ile bağdaşmayacaktır.Davalı banka davacının geçici mühlet süresi içinde mal varlığının tümü ile korunmasına ilişkin tedbirlere aykırı olarak bedeli tahsil ettiği, bu miktar üzerinden itirazın iptali ile davalıya bu miktarların ödenmesi için gönderilen ihtarnamenin tebliğ tarihine göre bilirkişi tarafından yapılan hesaplama ya göre takip tarihine kadar işlemiş faiz 5.385,45 TL üzerinden de itirazın iptaline, ...\" karar verilmiştir.İlk derece Mahkemesince verilen istinaf başvurusunun değerlendirilmesine ilişkin ek kararda, verilen kesin süreye rağmen davalı vekilince eksik istinaf karar harcının ve istinaf avansının yatırılmadığı  anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine, karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili nihai karara karşı istinaf dilekçesinde özetle; görülmekte olan konkordato davasında işbu davanın dayanağını oluşturan alacak kalemleri nisaba dahil edilmediğini, bu hususla ilgili olarak mahkemenin 22.10.2019 tarihli ara kararının 11. sayfasında açıkça komiser raporunda, şuan huzurda görülen dava konusu miktarın nisap oluştururken dahil edilmemesi gerektiğinin yazdığını, mahkemece bu tutar için davalının davacıya karşı sanki borçlu gibi hüküm verilip itirazı iptal etmesi sonucunda davalının hem huzurdaki dava konusu borcu ödemek zorunda kalacak hem de konkordato nisabında bu tutar düşüldüğünden borç mükerrer olarak hesaptan düşülmüş olacağını, banka kayıtları, ticari defterler incelendiğinde işbu bilirkişi raporunun aksine davalı bankanın davacı şirketten alacaklı olduğunu, davacının bankanın alacaklı olduğu yönünde bir itirazı bulunmadığını, davacı konkordato geçici mühletinden kararından sonra yapılan tahsilatların mahsup edildiği alacak kalemlerine itiraz ettiğini, bu konu asıl mecrası olan derdest konkordato davasında tartışılmış ve davalı bankanın alacakları konkordato nisabına işbu davanın dayanağını oluşturan takip konusu alacak kalemleri düşülmek suretiyle kabul edildiğini, hem konkordato nisabına özellikle takip konusu kalemler yönünden, davalı banka alacaklarının kaydını kabul etmeyerek davalı bankaya düşük ödeme yapma çabası içine giren ve daha sonra konkordato nisabına dahil edilmeyen alacak kalemleri ile ilgili olarak haksız ve dayanaksız bir şekilde icra takibi yapan davalının huzurda getirdiği davada konkordato dosyasını incelemeden bilirkişi incelemesi yapılmasının usulen eksik olduğunu, derdest konkordato davası nedeniyle korunmaya değer bir hakkı olmayan bu nedenle de dava şartı yerine gelmemiş olayda bilirkişinin davalı bankanın davacıya borçlu olduğu yönünde rapor düzenlemesi hukuken ve mantıken kabul edilemez nitelikte olup davacı şirketin davalıdan konkordato nisabına dahil edilmesini talep ettiği alacaklarını özellikle işbu davanın dayanağını oluşturan icra takibine konu kalemler yönünden reddetmek suretiyle, alacağın düşük kaydedilmesini sağlamış olduğunu dolayısıyla davalıdan talep edebilecek bir alacağı bulunmadığını, tam tersi konkordato dosyasında kendisinin de kabul  ve ikrar ettiği  637.847,82 TL tutarında borcu olduğunu ve bu tutarın daha fazla olduğunu ve süresi içinde sair yasal haklarını kullanmayı saklı tutmakla beraber davacının işbu davayı kazanarak davalı bankadan bu bedeli tahsil etmesi durumunda, sebepsiz bir zenginleşme yaratılacağını beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili ek karara karşı istinaf dilekçesinde özetle; tebliğ edilen evrakın usulüne uygun düzenlenmediğini, hakim veya mahkeme başkanı imzasını içermeyen, yalnızca tebliğ mazbatası içine ihtar başlığı altında yazılı bir tebligat zarfı olup usulsüz ve muhtıra niteliğine haiz olmadığını beyanla istinaf talebinden vazgeçmiş sayılmasına kararının kaldırılmasına karar verilmesini ve istinaf talebimizin esastan görülmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, konkordato mühleti içerisinde tahsil edilen tutarların konkordato isteyen şirkete iade edilmesi istemiyle açılan alacak davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının davaya konu tutarları tahsil yetkisi bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davacı şirket tarafından 11/09/2018 tarihinde konkordato talep edilmiş ve İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1054 Esas sayılı dosyasında 13/09/2018 tarihinde 3 ay geçici mühlet kararı verilmiştir. Daha sonra 10/12/2018 tarihinde 13/12/2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere geçici mühlet 2 ay uzatılmıştır.Davalı tarafça 02/10/2018 tarihinde davacı hesabından çeşitli tahsilatlar işlenmiştir.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"ihtarname ile talep edilen ihtarname masrafı tahsilatı, idari takip masrafı tahsilatı, ihtar masrafı alacağının tahsili\" sebebine dayalı olarak 28.738,12 TL asıl alacağın 5.511,42 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 26/04/2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. İlk Derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuş ancak istinaf harç ve masraflarının yatırılması için çıkarılan tebligata rağmen eksikliklerin giderilmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Davalı tarafça bu karara karşı da kendisine usulüne uygun muhtıra gönderilmediğinden bahisle istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. HMK'nın 344. Maddesinde, istinaf kanun yoluna başvuru için gerekli harçlar ve gerekli giderlerin hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi hâlde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususunun başvurana yazılı olarak bildirileceği düzenlenmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2010/19-286 E., 2010/330 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere muhtıranın geçerli olabilmesi için muhtırada hakim veya mahkeme başkanının sicili ve imzasının bulunması, yatırılacak harç, masraflar ve yatırılacağı yerin doğru olarak gösterilmiş olması ve verilen sürede muhtıra gereğinin yerine getirilmemesinin sonuçlarının hatırlatılması gerekmektedir. Bu unsurları taşımayan muhtıra ile geçerli bir bildirimin yapıldığından söz etmeye de imkan yoktur. Bu hususlar gözetildiğinde hakim imzası olmadan kalemce davacılar vekiline gönderilen tebligat üzerine şerh verilerek yapılan bildirimin geçerli olmadığı açıktır(Yargıtay 11. HD'nin 30/09/2019 Tarih ve 2018/4583 E. - 2019/5956 K. Sayılı Kararı). Eldeki davada, istinafa başvuran davalı hakkında harç ve masraf eksikliğinin ikmali hususunda muhtıra düzenlenmemiş, sadece tebligatın üzerine şerh verilmekle yetinilmiştir. Tebligat üzerine yazılan ve hâkimin sicil numarası ve imzasını taşımayan açıklamalar, yasanın aradığı yönteme uygun kabul edilemeyeceği gibi, hâkim tarafından verildiğinin kabulüne de olanak yoktur. Bu bakımdan hukuki sonuç doğuracak nitelikte de değildir. Bu halde Mahkemenin, hâkim tarafından verilmiş; usulüne uygun bir kararı ve tebligatı bulunmadığından; hakim imzasından yoksun bildirimin hukuken geçerli kabul edilmesi mümkün olmadığı gibi; usule aykırı ve geçersiz bu belgenin hak kaybına yol açacak şekilde sonuç doğurması da kabul edilemez. Davalıya henüz usulüne uygun bir muhtıra tebliğ edilmeden istinaf harç ve masrafları tamamlanmıştır. Bu nedenle, mahkemenin istinaf başvurusunun değerlendirilmesine ilişkin 15/12/2020 tarihli kararı yerinde olmayıp, davalı vekilinin bu karara karşı yaptığı istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak davalının nihai karara karşı yaptığı istinaf başvurusunun incelenmesi gerekmiştir. Geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğurur(İİK m. 288/1). Mühlet içinde borçlu aleyhine 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları uygulanmaz, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez(İİK'nın m. 294/1). Mühlet sırasında rehinle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez(İİK'nın m. 295).Mahkemece alınan bilirkişi  raporunda, mühlet kararından sonra davacının davalı banka nezdindeki 373674-1 nolu hesabından 02/10/2018 tarihinde 4719 nolu ihtarname masrafı tahsilatı adı altında 1.070,00 TL, 5006 nolu ihtarname masrafı tahsilatı adı altında 365,20 TL, 4868 nolu idari takip masrafı tahsilatı adı altında 27.128,53 TL olmak üzere toplam 28.563,73 TL tahsilat yapıldığı tespit edilmiştir.İİK'nın 297/1. Maddesinde borçlunun, komiserin nezareti altında işlerine devam edebileceği, şu kadar ki, mühlet kararı verirken veya mühlet içinde mahkemenin, bazı işlemlerin geçerli olarak ancak komiserin izni ile yapılmasına veya borçlunun yerine komiserin işletmenin faaliyetini devam ettirmesine karar verebileceğini düzenlemiştir. Davacı şirket hakkında geçici mühlet kararı verilmesine ilişkin 10/12/2018 tarihli kararda davacı şirketin yönetim ve karar organlarının tüm iş ve işlemlerinin komiser onayına tabi tutulmasına karar verilmiştir. Buna göre, mühlet kararı içinde borçlunun, alacaklıya borcunu komiser onayı olmadan ödemesi mümkün olmadığı gibi alacaklı tarafından da çeşitli usullerde tahsilat yapılması mümkün değildir.Davalı tarafça, bankanın kullandırdığı kredinin ödemesi olarak borçlu şirketin kendisine devir ve ciro ettiği kıymetli evrakın tahsil olunması neticesinde oluşan tutarlardan taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin banka nezdindeki hesap, hak ve alacakların rehni, takas ve mahsup hakkı başlıklı 16. maddesi doğrultusunda yapılan yasal işlem masraflarının tahsil edilen kıymetli evrak tutarlarından öncelikle tahsil edildiği ileri sürülmüştür.  İİK'nın 297/2. Maddesine göre, borçlu, mahkemenin izni dışında mühlet kararından itibaren rehin tesis edemez, kefil olamaz, taşınmaz ve işletmenin devamlı tesisatını kısmen dahi olsa devredemez, takyit edemez ve ivazsız tasarruflarda bulunamaz. Aksi halde yapılan işlemler hükümsüzdür. Buna göre, konkordato mühletinin verilmesinden önce, hesaba girecek tutarlar için mevduat rehni verilmiş ve konkordato mühletinin verilmesinden sonra hesaba para girmiş ise, bu para yönünden mevduat rehni sonuç doğurmaz.  Somut olayda, davacının hesabına, mühlet kararından sonra giren paralar davalı tarafından davaya konu tahsilat işlemlerine konu edilmiş olup, bu tutarlar yönünden geçerli bir mevduat rehni bulunduğunun kabulü mümkün olmayıp, bu haliyle söz konusu tutarlar usulsüz tahsil edilmiştir. Dolayısıyla mühlet kararından sonra hesaba giren ve davalı yanca tahsilata konu edilen tutarların davacıya iadesi gerekir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun değerlendirilmesine dair ek karara ilişkin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf başvurusunun değerlendirilmesine dair ek kararının KALDIRILMASINA, Davalı vekilinin istinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesinin nihai kararına karşı yapmış olduğu  istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-İlk derece mahkemesi ek kararına ilişkin, davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-Davalı tarafından başvuru sırasında, nihai karara ilişkin istinaf karar harcı 525,36 TL'nin alınması gerekli olan 2.319,06 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.793,70 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafın ek karara karşı istinaf istemi kabul edilmekle birlikte nihai karara karşı istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi nedeniyle istinaf aşamasında yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 28/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a64e403865c73c85","SID":"69e8dd50446b1758"}}