{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/333 <br>KARAR NO: 2024/358<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/11/2020<br>NUMARASI: 2017/616 Esas - 2020/776 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/03/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin kaynak suyu işletmecilerinden su ve satın alarak bayilere satış yaptığını, davalı  ... Ltd. Şti. İle de bu şekilde ticari ilişkide bulunulduğunu, zamanla gelişen iyi ilişkiler neticesinde davalı ... yetkilisi ile ... plakalı ... marka araç, ... plakalı ... marka araç, ... plakalı ... marka araç ve ... plakalı ... marka araç ile bayilik verilmesi hususunda sözlü anlaşma yapıldığını, toplam satış bedeli olarak 250.000,00 TL kararlaştırıldığını, 50.000,00 TL'nin peşin olarak ödendiğini, kalan bedelin 5.000,00 TL'şer olmak üzere 40 eşit taksitle ödenmesinin kararlaştırıldığını, ödemelerin teminatı için davalı şirket yetkilisine 40 adet senet verildiğini, bu senetlerden yalnızca bir tanesinde müvekkili ...'ın imzasının bulunduğunu, geri kalan senetlerde müvekkili ...'ın imzası bulunduğunu, anlaşma gereği anılan araçların müvekkillerine teslim edildiğini, bugüne kadar 23 adet senet bedeli olan 115.000,00 TL'nin ödendiğini ve senetlerin geri alındığını, ancak davalı ... şirketinin araçların devrini gerçekleştirmediğini, müvekkillerini bayilik verileceğine ilişkin inançlarını yitirdiğini, davalının ödenmeyen 17 adet senedi icra takibine koyduğunu, senetlerin sonradan doldurularak lehdar olarak davalı  ... Ltd. Şti'nin gösterildiğini, müvekkillerini anılan davalı ile herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, davalı şirketler arasında organik bağ bulunduğunu belirterek; müvekkilinin ödenmeyen senetler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve senetlerin iptaline, yapılan 165.000,00 TL tutarlı ödemenin faizi ile birlikte istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı ... Vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin kaynak suyu işletmeciliği yaptığını, diğer davalı ... firmasının bir dönem müvekkilinin ana bayisi olarak faaliyet gösterdiğini, davacıların ... firması ile yaptıkları anlaşma kapsamında ... şirketinin ticari portföyün ve iki adet aracının 2016 yılının 3.ayında devraldığını, devir sonrası 07/10/2016 - 28/12/2016 tarihleri arasında müvekkilin ana bayisi olarak faaliyet gösterdiklerini, davalı ... şirketinin müvekkiline olan cari hesap borcu kapsamında davacılara ait bir kısım senetlerin müvekkiline ciro edildiğini, bu senetlerden 3 tanesinin davacılar tarafından ana bayiliklerinin devamı sırasında ödendiğini, kalan 17 senet nedeniyle icra takibi başlatıldığını, davacılar tarafından iddia edildiği üzere kendileri ile doğrudan araç devri ve bayilik sözleşmesi yapılmadığını, bahsi geçen araçların müvekkiline ait olmadığını savunarak; davanın reddine ve %20 oranından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı .... Ltd. Şti. Tarafından cevap süresinden sonra sunulan dilekçede özetle; kendilerinin davalı ... şirketinin ana bayisi olarak faaliyet gösterdiğini, davacılar ile aralarında ticari portföyleri ve iki adet aracın 2016 yılının 3. Ayında devrine yönelik sözlü anlaşma yapıldığını, bu kapsamda mezkur bayiler ve araçların davacılara devredildiğini, devir bedeli olan 250.000,00 TL'nin 50.000,00 TL'lik kısmının nakit olarak, geri kalan kısmının her biri 5.000,00 TL bedelli 40 adet senetle alındığını, devir sonrası davacıların 2016 yılı sonuna kadar davalı ... firmasının ana bayisi olarak faaliyet gösterdiğini, davacıların 07/10/2016 tarihine kadar kendileri üzerinde faaliyet gösterdiğini, 07/10/2016 - 28/12/2016 tarihleri arasında ise kendi adlarına kurdukları  ... Ltd. Şti. Üzerinden faaliyet gösterdiklerini, daha sonra davacıların üçüncü bir dağıtım firmasının bayiliğini yapmaya başladığını, davalı ... firmasına olan cari hesap borcu nedeniyle davacılardan alınan senetlerden 20 adedinin ciro edildiğini, diğer 20 senet karşılığı ödeme alınmadığını, davacıların ödeme iddiasını ispatlaması gerektiğini belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"... davacılar, davalı ... şirketi ile yapılan sözlü anlaşma gereğince 50.000,00 TL nakit ödemenin davalı ... şirketine yapıldığı, 40 adet senedin de davalı ... şirketine verildiğini, ancak davalının edimlerini yerine getirmediğini, davalı ... firması ile herhangi bir ticari ilişkilerinin bulunmadığı, senetleri sözleşmeye aykırı olarak doldurulduğu iddia edilmiş ve 17 adet senet nedeniyle davalılar borçlu olunmadığının ve 165.000,00 TL'nin davalı ... firmasından istirdadının talep edildiği anlaşılmıştır. Davalılar ise; davalı ... firması ile davacılar arasında sözleşme ilişkisi kurulduğu, 50.000,00 TL nakit ödemenin ve 40 adet senedin ... firmasından sözleşme kapsamında alındığı, senetlerden 20 adedinin ... firması tarafından ... firmasına cari hesap borcu kapsamında ciro edildiği, ancak bedellerinin ödenmediği belirtilmektedir. Davacılar senetlerin teminat senedi olarak verildiği iddiası bakımından; taraflar arasında herhangi yazılı bir sözleşmenin mevcut olmadığı, dava konusu senetler üzerinde de senetlerin teminat olarak verildiğine dair herhangi bir ibare bulunmadığı, bu nedenle davacıların senetlerin teminat olarak verildiği iddialarının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Her ne kadar kural olarak menfi tespit davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davalı tarafa düşmekte ise de, davacıların keşidecisi olduğu senetler nedeniyle borçlu olunmadığı ve istirdatı isteminin bulunduğu dikkate alındığında, ispat yükü davacılar üzerindedir. Davalı ... firması sözleşmenin kendileri ile davacılar arasında yapıldığını ve 50.000,00 TL ödemenin davacılardan alındığını ifade edilmiş ise de; davacılar sözleşme ilişkisinin davalı ... firması ile yapıldığı, ödemelerin de davalı ... firmasına yapıldığı, davalı ... firması ile herhangi bir ticari ilişkilerinin bulunmadığı iddia edilmektedir. Davacıların işbu iddiasına göre, davalı ... firmasının beyanları ikrar niteliğinde kabul edilemeyecektir. Bu durumda davacılar tarafından dava konusu sözleşmenin davalı ... firması ile kurulduğu iddiasının ispat edilmesi gerekmektedir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, davacılar ile davalı ... şirketi arasında bayilik ilişkisi kurulduğuna ilişkin herhangi bir yazılı delilin bulunmadığı, davalıya ait olduğu belirtilen araçların dava dışı üçüncü kişilere ait olduğu, davacılar tarafından yemin deliline de başvurulmadığı, bu hali ile davacıların iddialarını ispatlayamadığı kanaatine varılarak; dosya kapsamından tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda açıklandığı üzere Yasa ve Yargıtay İçtihatları gereğince ayrıntılı, detaylı inceleme yapılmış olup, yukarıda gerekçesi de yazılı olduğu üzere davanın bu gerekçe ile reddine\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkiller ve davalılar arasında haricen yapılan anlaşma sonucunda, 4 adet araç ve  ... bayiliği verilmesi hususunda anlaşma yapıldığını, toplamda 250.000,00-TL olarak kararlaştırıldığını, buna göre 50.000,00-TL ödeme baştan verildiğini, 200.000,00-TL bedel ise, 5.000,00-TL bedelli olmak üzere 40 eşit taksitte ödeneceğine dair anlaştığını, müvekkiller anlaşıldığı üzere ödemelere başlamış olup, 115,000,00-TL ödeme yaptığını, ödemeler yapılınca da ilgili senetler alındığını, buna ilişkin olarak geri alınan senetler dosya mündeceratına sunulduğunu, anlaşılan şekilde araç devri gerçekleştirilirken hacizli çıkması sonucunda devir işlemleri tamamlanamayınca, müvekkiller tarafından kararlaştırılan ödemelere devam edilmediğini, buna ilişkin olarak araçlar devir öncesinde teslim edilmiş olduğundan ve hatta sigorta ödemeleri dahi kaza sonrası yapılmış olduğundan gerekli tüm deliller sunulduğunu, 10.02.2020 tarihli bilirkişi raporu kapsamında, müvekkillerden ...'ın defterlerinin kesin delil vasfına haiz olduğunu, aynı zamanda davalılardan ... Şirketi ile aralarında, kendilerinin inkar etmesine rağmen ticari ilişkinin bulunduğunu, aynı şekilde müvekkil ...'ın da ticari defterlerinin kesin delil vasfı taşıdığını ve davalılardan her biri ile ticari işlemlerin yapılmış olduğunu, iddia edildiğinin aksine cari hesap ve defterlerinde ... Şirketi'nin ... borçlu olmadığı tespit edildiğini, davalılar araç devrinin gerçekleştiğini iddia ettiğini, ancak dosya kapsamına giren Trafik Şube Müdürlüğü'nün tescil-devir belgeleri kapsamında yapılan araştırmalarda böyle bir devrin gerçekleşmediği ispat edildiğini, buna yönelik olarak mahkemenin, davalıların tüm beyanlarının bilirkişi raporu ile çürütülmesine rağmen \"kanıtlanamayan davanın reddine\" karar vermesi hakkaniyetli olmadığını, davalıların iddiaları kapsamında bayiliklerin müvekkiller tarafından devralındığını iddia ettiğini, ancak böyle bir devrin olmadığı olsa idi, ticari defterlerde bu durumun yer alacağı gözden kaçırılmamasını, bu halde davalıların iddiaları bu halde de ispatlanamadığını, devri gerçekleşmeyen tüm araç ve bayilik, iddialarımız doğrultusunda bilirkişi raporu ve ticari defterler kapsamında kanıtlandığını, tarafların harici olarak anlaştıkları hususlar kapsamında, davalıların da kabulü çerçevesinde araç devri ve bayilik işletmesinin yapılmasına yönelik bir anlaşmanın olduğu belli olduğunu, o halde böyle bir aracın devredilmediğinin ve bayiliğin devri hususunda böyle bir işletmenin yapılmamış olmasının  tespit edilmesi üzerine senet bedelleri kapsamında borçlu olmadığının ve ödenmiş olan miktarın da iadesine karar verilmesi gerektiğini, açıklanan sebeplerle yargılama esnasında hukukun temel ilkeleri ihlal edilmiş ve davalıların da ikrarı çerçevesinde yapılan anlaşmanın varlığı, bu anlaşmanın da bilirkişi tespitleri doğrultusunda ifa edilmediğinden müvekkillerin borçlu olmadığının tespitini, açılan davanın eksik inceleme sonucunda davanın reddine karar verilmesini, davanın kabulüne karar verilerek mahkemenin kararının bozulmasını talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava; icra takibine konu edilen bonoların teminat bonosu olduğu ve davacıları borcu bulunmadığı gerekçesiyle  icra takibine konu edilen bonolar nedeniyle borçlu olunmadığının tespit ve takip öncesi ödenen bono bedellerinin istirdadı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller çerçevesinde davanın reddine karar verilmiş, davacılar vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa konu uyuşmazlık takip konusu bonoların teminat için verilip verilmediği, bonoların bedelsiz kalıp kalmadığını, sebep olan borcun  bedelsiz kalıp  noktasındadır.Davacılar takibe konu bonoları davalı ... Ltd.Şti.'ne 4 adet araç bedeli ve bayilik verilmesi karşılığı olarak verildiğini, toplam 250.000 TL ye anlaşma yapılıp 50.000 TL nin  ... Ltd.Şti.'ne  peşin verildiğini, her bir 5.000 TL bedelli 40 adet bononun düzenlenip bu firmaya verildiğini, bonolardan 23 adedinin bedeli olan  115.000 TL nin ödenerek bonoların geri alındığını, araç satışları yapılmayınca teminat olarak verilen bonolarından 17 adedinin  ödenmediğini ve takibe geçildiğini belirtip teminat ve bedelsizlik nedeniyle menfi tespit ve ödenen bir kısım bono bedelinin istirdadını talep etmişlerdir.Dava konusu takibe dayanak bonoların; ihdas nedeni \"nakden\" olduğu tümünün lehdarının davalılardan ... ltd. Şti. olduğu, ciro yoluyla diğer davalı ... Ltd.Şti' ye verildiği ve onun tarafından takip başlatıldığı, bonolardan bir tanesinde davacı ...'a atfen imza bulunup diğer tüm bonolarda davacı ... imzasının bulunduğu  görülmektedir. Kambiyo senedinin teminat senedi olarak verildiğini iddia eden bu hususu yazılı belge ile ispatlamalıdır. Senedin teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin açıkça yazılması gerekir.(YHGK 06.03.2013 tarih ve E:2012/12-768 -K:2013/312 ). Temel borç ilişkisindeki bir edimin teminatı olarak düzenlenen kambiyo senetlerinde, teminat ettikleri husus gerçekleşinceye kadar geçici bedelsizlik, gerçekleşince kesin bedelsizlik söz konusudur. Eğer teminat ettikleri husus gerçekleşmez ise senette bedelsizlik ortadan kalkacaktır.  (YHGK 'nun 19/04/2022 tarih ve E:  2019/(19)11-449 -K: 2022/569  )Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.  İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir.  Menfi tespit davasında kural olarak; hukuki ilişkinin varlığını iddia eden davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Ancak, borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş; ancak, bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu, ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira; davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir (Hukuk Genel Kurulu'nun 17/12/2003 gün ve E:2003/19-781, K:2003/768; 12/10/2011 gün ve E:2011/19-473, K:2011/607; 04/12/2013 gün ve E:2013/19-89, K:2013/1645; 14/05/2014 gün ve E:2013/19-1155, K:2014/660 sayılı ilamları). Bu durumda, davacı bu iddiasını HMK. 200. maddesi uyarınca, senet ile aynı nitelikte yazılı delliler ile ispatlanmalıdır. Bono nedeni ile borçlu olunmadığının tespitini içeren davada ispat yükü kural olarak senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Davaya konu bono metninde teminat amaçlı olarak verildiğine yönelik bir açıklama yoktur. Bononun teminat olarak verildiği iddiasının 6100 sayılı HMK'nun 200 ve 201 maddeleri uyarınca yazılı delillerle kanıtlanması gerekmektedir. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre senedin teminat senedi olarak verildiği iddiasının senede açıkça atıf yapan bir sözleşme ile de ispatı mümkündür.Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 776/1-b uyarınca bono kayıtsız ve şartsız bir bedel ödemek vaadini içerir. Bonoda yer alan taahhüdün herhangi bir kayda ve şarta bağlanamaması nedeniyle bono, temel olarak Türk Borçlar Kanunu madde 18 anlamında soyut borç tanıması (ikrarı) içeren bir kambiyo senedidir. Bono senedine karşı ileri sürülecek bedelsizlik iddiasında bulunan borçlu senedin bedelsiz kaldığını ispat etmek zorundadır. İspat yükü borçludadır.Bonoda yazılı bulunan bedel kaydının hem borçlu hem de alacaklı tarafından talil edilmesi hâlinde ise TMK’nın 6. ve HMK’nın 191. maddesi uyarınca ispat yükünün davacı senet borçlusunda olduğu yolundaki genel kuralın yer değiştirmeyeceği ve davacının senedin bedelsiz olduğunu ispatlaması gerektiği kabul edilmelidir(Yargıtay HGK'nın 05.02.2019 tarih ve 2017/19-821 E. - 2019/58 K. Sayılı Kararı).Takibe konu bonolarda ihdas sebebi olarak nakden ibaresi bulunduğu, davacı tarafça ihdas nedeni olarak araç alım satımı ve bayilik verilmesi karşılığı olarak ihdas nedeninin talil edildiği bu durumda davalılardan ... Ltd. Şti.'nin de senetlerin ihdas nedeninin bayilik sözleşmesi ve araç satışı olduğuna yönelik senetlerin düzenlenme sebebini talil etmiş olması ispat külfetini yer değiştirmesi sonucu doğurmaz. İspat külfeti davacılarda kalmaya devam eder. Davacı taraf iddialarının davalılardan ... Ltd.şti. ile olan ticari ilişkisine dayandırmakta olup diğer davalı ... Ltd.Şti ile ilişkisi olmadığını iddia etmektedir. Davacı tarafça ... Ltd.Şti.'ye yönelik iddialarını yazılı belge veya ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan rapor ile ispatlamış değildir.İkrar: taraflardan birinin karşı tarafça kendi aleyhine ileri sürülen vakıanın doğruluğunu mahkemeye beyan etmesidir. Davacı tarafın ... Ltd.Şti.'ye yönelik herhangi bir ticari ilişki ileri sürmediği anlaşılmakla davalı ... Ltd.Şti.'nin davacı ile ilişkisi olduğu ve bu ilişkinin yerine getirildiği savunması ile ispat yükünü üstüne almış olmaz ve davalı ... Ltd.Şti'nin beyanları ikrar olarak kabul edilemez. Bu durumda davacı tarafça takip konusu senetlerin ve ödeme yapılan senetlerin bedelsiz kaldığı hususu ispatlanamadığından bu yönlere ilişkin istinaf istemleri yerinde değildir. Davacılar bonoların teminat senedi olarak verildiğini iddia etmişler ise de bu hususa ilişkin yazılı bir belge sunmadıkları gibi hangi temel borç ilişkisindeki hangi edimin teminatı olarak düzenlendiğini, dolayısıyla bonoların teminat altına aldığı  hususun ne olduğu da ispatlanmış değildir. Kaldı ki kendi beyanları ile bonoların  ticari ilişkiden doğan borçlarına karşılık verildiği iddiası karşısında bu yöne ilişkin iddia  ve istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açık bono düzenlenmesi durumunda ise açık bononun aradaki anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden davacının, bu yöndeki iddiasını yazılı delille ispatlaması gerekir (Yargıtay 19. H.D. 08/02/2016 Tarih E:2016/9545 K:2016/15531, Yargıtay 19. H.D. 01/10/2016 Tarih E: 2016/4281 K:2016/13264).Ayrıca TTK hükümlerine açığa senet düzenlenmesi de mümkündür. Açığa düzenlenen senedin boş kısımlarının anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden davacıların  bu iddiasını da yazılı delille kanıtlaması gerekir. Davacıların senet üzerine lehdar  adının sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiaları da yazılı delille ispatlanmış değildir. Yine dava konusu bono  kambiyo vasfında, sebepten bağımsız kıymetli evrak olup davalının  bu senedi ne şekilde edindiğini ispat mecburiyeti de  bulunmamaktadır. Bu durumda ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.  HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.12/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6cac0af396ef2b53","SID":"a23c10430d4caf8b"}}