{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/457<br>KARAR NO: 2024/550<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/05/2018<br>NUMARASI: 2016/37 Esas -  2018/521 Karar<br>DAVA: Alacak (İntifa bedelinin kullanılmayan kısmının iadesi)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2024<br>Taraflar arasındaki asıl alacak birleşen itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kabulüne-birleşen davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraflar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dairemizce verilen 2020/667 E. 2022/222 K. Sayılı ilamı yargıtay 11 Hukuk dairesinin 2022/4360 E. 2024/537 K. Sayılı ilamıyla kaldırılması üzerine dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp duruşmalı olarak yapılan incelemesi sonucunda; <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ ASIL DAVA: Davacı vekili, davalının maliki bulunduğu taşınmaz üzerinde, müvekkili şirket lehine 23.08.2005 tarihinden geçerli olmak üzere 10 yıl süreli (23.08.2015 tarihine kadar) intifa hakkı tesis edildiğini, intifa bedelinin tamamının peşin olarak davalıya ödendiğini, intifa hakkı nedeniyle müvekkili şirketin kullanım (zilyetlik de dahil) hakkına sahip olduğu gayrimenkul üzerinde kurulu akaryakıt istasyonunun işleticiliği/ bayiliği, ... marka ve logosu altında faaliyette bulunmak üzere, akdedilen bayiilik sözleşmesi gereğince davalının yetkilisi olduğu dava dışı ... Ltd Şti’ne tevdi edildiğini, Rekabet Kurulunun düzenlemeleri ile intifa süresinin bir bölümünün geçersiz kaldığını, gerçekleşmeyen anlaşma süresine ilişkin olmak üzere peşinen sağlanan kazanımın sebepsiz zenginleşme hükümlerince göre istenebileceğinden bahisle İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/58 E. sayılı dosyasında açılan davanın ortada halen geçerli sözleşme bulunduğundan erken açılan davanın reddine karar verildiğini, bu arada davalı tarafından 08.04.2013 tarihinde dava konusu edilen alacağa ilişkin olarak 470.214,77 TL ödeme yaptığını, müvekkili tarafından kullanılmayan 18.09.2010-23.08.2015 dönemine tekabül eden güncel kısmın iadesi gerektiğini, şayet intifanın tapudan terkin edildiği tarihine kadar intifa hakkının geçerli olduğunun kabulü durumunda, davalının bu döneme ilişkin olarak elde ettiği kira bedelinden haksız zenginleştiğinden müvekkiline karşı sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişki hakları saklı kalmak kaydıyla davalının yapmış olduğu ödemenin mahsubu sonucunda, davalıdan olan belirlenecek bakiye alacağından şimdilik 480.000 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, davacının intifa hakkının geçersiz kılınan süreye tekabül eden güncel değerinin tahsili için daha önceden açmış olduğu davaların erken açıldığından dolayı reddedildiğini, bu kapsamda İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/58 E. sayılı dosyasında hükmedilen alacağa karşılık olarak ihtirazi kayıt altında ödeme yapıldığını, kararın temyiz incelemesi sonucunda bozulduğunu, bu ödemenin iadesi için yapılan başvuruların semeresiz kalması üzerine icra takibine girişildiğini, takibin itiraz sonucu durduğunu, bununla ilgili olarak İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/435 E. sayılı dosyasında itirazın iptali davasının açıldığını, dolayısıyla davacının mahsup hakkının bulunmadığını, davacının intifayı 05.12.2012 tarihinde terkin ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>BİRLEŞEN DAVADA: Davacı/karşı davalı ... vekili, davalı/karşı davacının İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/58 E. sayılı dosyasında Rekabet Kurulu'nun 12.03.2009 - tarihli duyuru sonrasında, 18.09.2010 tarihinde taraflar arasındaki ilişkinin son bulması nedeniyle müvekkiline ait taşınmaz üzerinde tesis edilen 10 yıllık intifa hakkından kullanılamayan süreye tekabül eden tutarın güncellenmiş tutarı olan 947.984,37 TL'nin tahsili için dava açtığını, yargılama ile davanın müvekkili ...'dan 397,736,78 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiz ile tahsiline karar verildiğini, karar temyiz edilse de mahkeme kararına göre 397.736,78 TL ve 72.477,99 TL faizin temyiz neticesinde haklı çıkmaları durumunda “iade talep etme hakları saklı tutularak ihtirazi kayıtla ödendiğini, kararın temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 19. HD'sinin 2013/16721 E, 2014/13204 K. sayılı ilamı ile bozulduğunu, bozma sonrasında aynı mahkemece davanın reddine karar verildiğini, davalı/karşı davacıya keşide edilen 18.11.2015 tarihli noter ihtarnamesi ile ödenen 470.214,77 TL'nin iadesinin istendiğini, davalı/karşı davacının iade yapmadığını, alacağın tahsili için icra takibine girişildiğini, takibin itiraz sonucu durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.\t<br>CEVAP: Davalı/karşı davacı ... AŞ vekili, davacı/karşı davalının 08.04.2013 tarihinde, İstanbul 14.Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen dava konusu alacağa ilişkin yapmış olduğu ödemenin müvekkilinin alacağından mahsup edilerek bakiye kalan alacak için asıl davada davacı/karşı davalı aleyhine dava ikame edildiğini belirterek davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARAR ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasındaki anlaşma nedeni ile 4054 sayılı yasa gereği 23/08/2005 tarihli 10 yıl süreli intifa hakkının 18/09/2010 tarihine kadar grup muafiyetinden yararlanabileceği, bu tarih itibariyle intifa hakkının konusuz kaldığı ve fiilen sona erdiği, davaya konu bayilik sözleşmesinin ise kesin olarak geçersiz hale geldiği ve bu tarihten sonra tarafların rızası olmak kaydıyla 5 yılı aşmayacak şekilde yeni bir bayilik sözleşmesinin yapılmadığı yada yenilenmediği ve de bununla uyumlu olarak intifa süresinin de 5 yılı aşmayacak şekilde yenilenmediğinden intifa hakkının Rekabet yasağının süresini  fiilen uzatacak şekilde kullanılamayacağı kanaatine varıldığı, davacı şirket tarafından dava konusu intifa hakkının 05/12/2012 tarihinde terkin edildiği, dava konusu intifa sözleşmesinin 23/08/2005 tarihinden 18/09/2010 tarihine kadar uygulama süresi olduğundan bu tarih itibariyle intifa hakkı sonlanmış olup, bu tarihten sonra davacının intifa hakkından söz etmek mümkün olduğu, buna göre, dava konusu intifa süresinin kullanılmayan süresine isabet eden intifa bedelinin davacı tarafından denkleştirici adalet ilkesine göre güncelleştirilmiş olarak talep edilebileceği, bu tutarın da 1.073.527,00 TL olarak hesaplandığı, dava dilekçesinde 480.000,00 TL.alacak talebinde bulunulduğundan taleple bağlı kalındığı, birleşen dosyada ise, davacı/karşı davalı ... tarafından yapılan ödemenin açıklamasında \"İstanbul 14.Asliye Ticaret mahkemesinin 2012/58 Esas sayılı dosyasında belirtilen alacak karşılığı Üsküdar ...Noterliğinin 29/03/2013 tarihli ihtirazi kayıtlı ihtar gereği\" şeklinde açıklama bulunduğu, bu ödemeye dayanak olan İstanbul 14.Asliye Ticaret mahkemesinin 2012/58 Esas sayılı dosyasında verilen kararın temyiz incelemesi sonucunda bozulduğu ve yeniden yapılan yargılamada erken açılan davanın reddine karar verildiği, asıl davada davacı kullanılmayan intifa bedeli alacağının 1294 günlük kullanılmayan süreye karşılık gelen tutardan davalının daha önce yapmış olduğu 470.214,77 TL. lik ödemeyi ödeme tarihi itibariyle muaccel olduğunu iddia ettiği kendi alacağından mahsup etmek suretiyle 480.000,00 TL. dava açmış ise de, asıl dosyanın davacısı olan ... aleyhine birleşen dosyanın davacısı ... tarafından yapılan İstanbul ... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki takip tarihi 07/12/2015 olup, kendisi hakkında ... tarafından erken yapılan ödemenin iadesi talebiyle yapılan takip ve devamında açılan dava olduğu halde yine ... tarafından bu davanın 2016 yılında açıldığı,bu durumda kendisince yapmış olduğu mahsup işleminin birleşen dosyadaki takip konusu alacağı ortadan kaldırmayacağı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile 480.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulü ile davalı/karşı davacının takibe itirazının kısmen iptali ile takibin 470.214,77 TL asıl alacak, 1.082,14 TL işlemiş faiz toplamı 471.296,91 TL alacak üzerinden devamına, alacak likit olduğundan, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı taraflar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: A-Davacı/karşı davalı ... AŞ vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; davalı ... tarafından 08.04.2013 tarihinde müvekkil şirkete 470,214.77 TL tutarında ödeme yapıldığını, ödeme tarihi itibarıyla intifa terkin edilmiş olduğundan, müvekkilin ödeme tarihi itibarıyla muaccel haldeki alacağından mahsup edildiğini, müvekkilin asıl davada alacaklı olduğu tespit edilmiş olmasına karşılık, mahsup  hiç yokmuş gibi birleşen davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını, mahsup sonrası bakiye alacağı için ise asıl davanın ikame edildiğini, birleşen davaya konu alacak likit olmayıp, yargılamayı gerektirdiğinden müvekkil aleyhine inkar tazminatına hükmedilmesinde de hukuka uyarlık bulunmadığını, asıl davada, davalı taraf dava tarihinden önce temerrüte düşmüş olmasına rağmen, dava konusu alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi de doğru olmadığını belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.B-Davalı/Karşı davacı ... vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; intifa Kakkı davacı tarafından tapudan bedelsiz olarak terkin edildiğini, kaldı ki intifa hakkının terkin edildiği tarih öncesi için hükmedilen güncelleme kararı da hukuka aykırı olduğunu, yani intifa bedelinin kullanılmayan dönemi hakkında yapılan kıstelyevm usulü ile süre hesaplamasında intifa hakkı’nın tapudan terkin tarihinin baz alınması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.Dairemizin 2020/667 E. 2022/222 K. sayılı kararı ile; Asıl davada, davalının maliki olduğu taşınmaz üzerinde davacı şirkete 23.08.2005 tarihinden geçerli olmak üzere 10 yıl süreli intifa hakkı verildiğini, Rekabet Kurumu'nun düzenlenmeleri çerçevesinde intifa hakkının 18.09.2010 tarihinde sona erdiğini, davalının sözleşmenin geçersiz kılındığı 18.09.2010 ile 23.08.2015 tarihleri arası dönem için sebepsiz zenginleştiğini, denkleştirici adalet ilkesi uyarınca hesaplanacak tutardan davalının sorumlu olduğunu, bu tutardan davalının yapmış olduğu ödemenin mahsubu sonucunda, bakiye alacaktan şimdilik 480.000 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren davalıdan tahsilini istemiştir.Davalı/karşı davacı ..., davacının aynı talebe dayalı olarak açmış olduğu önceki davaların erken açıldığından dolayı reddedildiğini, bu kapsamda davacının alacağına karşılık olarak ihtirazi kayıt altında ödeme yaptığını, ancak kararın temyiz incelemesi sonucunda bozulduğundan bu ödemenin iadesi gerektiğini, bunun için açmış olduğu takip davacının davasından önce olduğundan davacının mahsup hakkının bulunmadığını, davacının intifayı 05.12.2012 tarihinde terkin ettiğini belirterek davanın reddini savunmuş, birleşen davasında ise, davalı/karşı davacıya ihtirazi kayıt altında yapılan ödemenin tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptalini istemiştir. İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne  karar verilmiş, bu karara karşı taraflar vekilleri tarafından istinaf  başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355.maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davalı ...'nın maliki olduğu İstanbul Ümraniye ilçesinde kain tapu sicilinde ... parselde kayıtlı gayrimenkul üzerinde 23.08.2005 tarihinden itibaren 10 yıl süreli 23.08.2015 tarihine kadar geçerli olmak üzere, ... yev. no. ile davacı ... A.Ş. lehine 1.122.850,00 TL bedelinde intifa hakkı tesis edildiği, 05.12.2012 tarihinde ise, 947.984,00 TL bedelle intifanın terkin edilmiş olduğu görülmektedir. Somut olayda, Rekabet Kurulu'nun kararlarına göre, taraflar arasındaki intifa sözleşmesinin 18.09.2010 tarihine kadar Rekabet Kurumu'nun 2002/2 sayılı tebliğinde yer alan muafiyetten yararlanabildiği,  bu durumda dava konusu intifa sözleşmesinin 23.08.2005 tarihinden 18.09.2010 tarihine kadar uygulama süresi olduğu, 05.12.2012 tarihi itibariyle intifanın terkin edilmiş olduğu sabit olup, 05.12.2012 ile 23.08.2015 tarihleri arası dönem için kullanamadığı intifa süresine isabet eden kısmı davalıdan sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep edebileceği, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bu dönem için denkleştirici adalet ilkesine göre güncellenmiş değerin dava tarihi itibari ile 935.590,67 TL olarak hesaplandığı, davacının intifa terkininde karşılıksız kalan kısma tekabül eden tutara karşılık 947.984,00 TL’yi göstermiş ise de, denetime elverişli raporda hesaplanan 935.590,67 TL esas alınması gerekirken davacı alacağının  1.073.527,00 TL olarak kabulü doğru olmamıştır. Diğer taraftan, davalı tarafça, 08.04.2013 tarihinde dava konusu edilen alacağa ilişkin olarak ihtirazi kayıt altında 470.214,77 TL ödeme yaptığı ihtilafsız olup, davalının bu ödemesinin davacının 935.590,67 TL alacağından mahsubu sonucunda, bakiye 465.375,90 TL’ye hükmedilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi de doğru değildir. Bununla birlikte, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nun 117/2 maddesi uyarınca, sebepsiz zenginleşmede sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hallerde temerrüt için bildirim şarttır. Somut olayda sebepsiz zenginleşen davalının kötüniyetli olduğunu gösteren bilgi ve belgeye rastlanılmadığı gibi, intifa terkin edilmeden önce açılan ve bu nedenle erken açılan davanın reddine karar verilen İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/58 E. (bozma sonrası yeni esası 2015/323) sayılı dosyasındaki dava tarihi itibariyle davalının temerrüde düştüğünden söz edilemez. Bu nedenle hükmedilen alacağa dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekmiştir. Hal böyle olunca, asıl dava bakımından yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, davanın kısmen kabulü ile 465.375,90 TL alacağa dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline; birleşen davanın ise takas mahsup nedeniyle reddine, takas yenilik doğurucu bir hak olup, davalının takas iradesi birleşen dava tarihinden önce davacıya ulaşmış olduğundan, alacağı sönen davacının dava tarihi itibariyle dava açmakta haksız olduğu tespit edildiğinden, kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi  nispi vekalet ücretine hükmedilmesine, karar vermek gerekmiştir gerekçesi ile \"Taraflar vekillerinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE, İstinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca, KALDIRILMASINA,  A)Asıl Dava yönünden; 1-Davanın kısmen kabulü ile 465.375,90 TL alacağın dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, B)Birleşen İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/435 Esas sayılı dava dosyası yönünden; 1-Davanın takas nedeniyle reddine,2-Davacı icra takibinde haksız ise de kötü niyetli olduğu dosya kapsamı itibariyle sabit olmadığından davalı lehine kötü niyet tazminatı hükmedilmesine yer olmadığına\" karar verilmiştir. Dairemizce verilen karara karşı taraf vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk dairesinin  2022/4360 E. 2024/537 K. Sayılı ilamıyla; Asıl dava bakiye intifa ivaz bedelinin sebepsiz zenginleşme uyarınca denkleştirci adalet ilkesine göre tahsili, birleşen dava ise davalıya ihtirazi kayıt altında yapılan ödemenin tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali  istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı-birleşen davada davalının talep edebileceği bakiye intifa ivaz bedelinin denkleştirici adalet ilkesine göre güncellenmiş değeri davalı-birleşen davada  davacıya ihtirazı kayıt altında ödenen bedelden mahsup edilerek hüküm kurulmuştur. Ancak intifa sözleşmesinin süresinden önce sona ermesi nedeniyle kullanılmayan süreye ilişkin davacı-birleşen davada davalıya iadesi gereken bakiye intifa ivaz bedelinin  kıstelyevm yöntemiyle belirlenmesi gerekirken mahkemece alınan bilirkişi raporunda hesaplanan güncelleme değeri üzerinden hesaplama yapılarak mahsup yapılması doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı- birleşen davada davacı yararına bozulmasına, bozma sebebine göre davacı-birleşen davada davalı vekilinin tüm, davalı-birleşen davada davacı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. <br>GEREKÇE: Asıl davada, davalının maliki olduğu taşınmaz üzerinde davacı şirkete 23.08.2005 tarihinden geçerli olmak üzere 10 yıl süreli intifa hakkı verildiği, Rekabet Kurumu'nun düzenlenmeleri çerçevesinde intifa hakkının 18.09.2010 tarihinde sona erdiği, davacı tarafın intifa hakkının kullanılmayan 18.09.2010 ile 23.08.2015 tarihleri arası dönem için sebepsiz zenginleşme kurallarınca  denkleştirici adalet ilkesi uyarınca hesaplanacak tutarın talep edildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafça aynı talebe ilişkin İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/58 E. 2013/20 K. Sayılı dosyasıyla dava açılmış, bu mahkemece kıstelyevm usulüyle yapılan hesaplama sonucu davacının 397.736,78 TL alacağı bulunduğuna hükmedilmiş, davalı tarafça karar temyiz edilmiş, bu aşamada hükmedilen intifa hakkının kullanılmayan dönemine ilişkin bedel davalı tarafça faizi ile birlikte 470.214,77 TL olarak ihtirazı kayıt konularak davacıya ödenmiştir. Temyiz incelemesi sonucu Yargıtay19. Hukuk dairesince \"erken açılan davanın reddi gerektiği \" gerekçesiyle kararın bozulması üzerine ilk derece mahkemesince erken açılan davanın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafça eldeki iş bu dava 12/01/2016 tarihinde ikame edilmiştir. Davalı/Birleşen davacı ihtirazı kayıt ile ödediği  470.214,77 TL'nin tahsili amacıyla davacı/ Birleşen davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra dairesinin ... E. Dosyası ile 07/12/2015 tarihinde ilamsız icra takibinde bulunmuş, borçlu tarafından \" takibe konu  edilen alacağın takip alacaklısının muaccel borçlarına mahsup edildiği\" beyan edilerek borca itiraz edilmiştir. Devamında davalı/ birleşen davacı tarafından İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/435 E. 2016/537 K. Sayılı dosyasıyla görülen itirazın iptaline ilişkin dava açılmış, bu davaya verilen cevap dilekçesinde de takip ve dava konusu alacağın davacı/birleşen davalının,  davalıdan olan alacağından mahsup edildiği beyan edilmiştir. Bahsi geçen mahkemece itirazın iptaline ilişkin dosyanın  asıl dava ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 18/09/2010 tarihi itibariyle sona erdiği ve tapu kayıtlarında intifa hakkının 15/12/2012 tarihinde terkin edildiği uyuşmazlık konusu değildir. Davalı/birleşen davacının; intifa hakkına konu olan akaryakıt istasyonunu  sözleşmenin Rekabet Kurumu Kararı gereği  18/09/2010 tarihinde süresinden önce sona erdirilmesi üzerine,  19/09/2010 tarihinde dava dışı ... AŞ. ile tek yetkilisi ve pay sahibi olduğu ... LTD. ŞTİ. arasında yapılan istasyonlu bayilik sözleşmesiyle yeni dağıtıcı firmanın bayiliğini üstleniği, yeni dağıtıcı firmaya ait ürünlerin  satışını yaparak fiilen kullandığı,  davacı/ birleşen davalının tapu kayıtlarında görülen intifa hakkının davalı tarafça taşınmaz başkasına kullandırılarak fiilen sonlandırıldığı, bunun karşılığında yeni dağıtıcı firmadan her yıl için 90.000,00 USD olmak üzere 5 yıl için 450.000,00 USD + KDV ödeme alınacağının kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda ilke olarak intifa hakkının tapu kayıtlarından kaldırıldığı tarihten itibaren sonlandığı kabul edilerek bu tarihten sonraki dönem için kullanılmayan bedelin iadesine ve ayrıca  davalı/ karşı davacının sözleşmenin fesih tarihinden itibaren davacı /karşı davalının  intifa hakkına sahip olduğu  taşınmazı haksız olarak   bir başkasına kullandırarak gelir elde ettiği, davacı /birleşen davalının intifa hakkını kullanması imkanının kalmadığı anlaşıldığından sözleşmenin fesih tarihi olan 18/09/2010 tarihinden intifa hakkının terkin edildiği tarihe kadar olan dönem içinde bedel iadesine karar verilmesinin gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.İadenin kapsamı belirlenmesinde ise; her ne kadar davacı iadenin ödendiği tarihten iade edileceği tarihe kadar güncelleştirilmiş bedelini talep etmiş ise de, Yargıtay'ın benzer uyuşmazlıklardaki emsal kararları ve dairemizce uyulmasına karar verilen Yargıtay 11. Hukuk dairesinin  2022/4360 E. 2024/537 K. Sayılı ilamı dikkate alınarak, ödenen bedel güncellenmeden kıstelyevm yapılan hesaplamanın esas alınması gerektiği kabul edilmiştir. Bilirkişi tarafından kıstelyevm hesabı ile sözleşme sonuna kadar 1800 günlük kullanılmayan döneme ilişkin  intifa bedeli 553.428,00 TL olarak belirlenmiş olmakla davacını talep edebileceği iadenin kapsamının bu miktar olabileceği kabul edilmiştir. Sözlük anlamı “sayışma” olan mahsup; bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak, alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı yükümlülüklerin alacaktan indirilmesidir. Mahsuplaşmada, takastan farklı olarak iki ayrı alacak bulunmamaktadır. Buna göre, alacak miktarından tenzil edilecek değer, karşı alacak olmayıp gerçek alacağı bulmak üzere hesaplanan alacaktan indirilmesi gereken bir bedeldir. Bu nedenle, mahsupta hukuken karşılıklı alacaklılık ilişkisinden öte, alacağın gerçek miktarının tespiti için yapılan bir işlemin varlığı kabul edilmelidir. Mahsupta, doğmuş bir alacaktan söz edilemeyeceği için, mahsubun borcu sona erdiren bir neden olduğu da düşünülemez. Ayrıca, mahsup talebi hukuki niteliği itibariyle def’i olmayıp; itiraz niteliğinde olduğundan, savunmanın genişletilmesi yasağına tabi kabul edilmez. Bu yönüyle, yerleşik yargı kararlarında belirtildiği  gibi mahsubun yargılama devam ettiği sürece karşı tarafın muvafakatı olmaksızın ileri sürülmesi mümkündür. TBK 76/2, 325/2, 408. Maddeleri, TTK 1427/3 maddesi yasada düzenlenen mahsup işlemine örnek olarak gösterilebilir. Mahsup yenilik doğuran bir hakkın kullanılması olmayıp sadece alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlemdir. Burada ayrı ve müstakil iki alacak bulunmamaktadır. Mahsup savunmasını, alacak miktarının indirilmesinde yararı olan herkes ileri sürebilir ve borcu sona erdiren durum olması nedeniyle hâkim tarafından re’sen nazara alınır (Hukuk Genel Kurulunun 04.03.2021 tarihli ve 2017/15-496 E., 2021/208 K. sayılı kararı).Türk Borçlar Kanunu’nun borçların ve borç ilişkilerinin sonra ermesi başlıklı birinci kısım 3. Bölümünde,  139 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan Takas; bir miktar para ya da konuları itibariyle aynı türden malı birbirine borçlu olan tarafların, borçların muaccel olması ve takas itirazının dermeyan edilmesi kaydıyla, az olan borcun çok olana nazaran sona erdirilmesi olarak tanımlanabilir. Takas, hukuki niteliği itibariyle bozucu yenilik doğuran bir hak olup, sözleşme niteliğinde bulunmadığından, takas iradesinin muhatabına ulaşmasıyla birlikte sonuç doğurmaya başlayacağı kabul edilir. Bu nedenle, takas iradesinin açıklanmamış olması ya da açıklansa bile karşı tarafa varmaması halinde borçların takasından söz edilemez. Tanımdan da anlaşılacağı üzere, takas, borcu sona erdiren nedenlerden biridir. Takasın şartları ise; Borçların karşılıklı olması,  borçların benzer olması, borçların muaccel olması, ( her ne kadar kanunda her iki alacağın muaccel olması lazım gibi bir anlam çıkmakta ise de takas hakkını kullanan tarafın alacağının muaccel olması yeterlidir), alacağın dava edilebilir olması ve  takas açıklamasında bulunulmuş olması olarak sayılabilir. (Emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/(19)11-3087 E. 2020/691 K. - Yargıtay- 15. HD. 2015/2802 E. 2015/5758 K. sayılı ilamları )Davalı/ karşı davacının İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/58 E. 2013/20 K. Sayılı kararı üzerine ödemiş olduğu toplam 470.214,77 TL davacının aynı alacağına ilişkindir. Davacı tarafça icra takibine yapılan itirazda davalı/ karşı davacının yaptığı ödemenin alacaktan mahsup edildiğine ilişkin beyanı takas defi olmayıp itiraz niteliğinde olan mahsup işlemidir. Bu durumda davalı/ birleşen davacının dava açmakta hakkının bulunmadığı, mahsup işlemin sonucu davacı / birleşen davalının gerçek alacak miktarının hesaplanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.İlk derece mahkemesince dosyaya kazandırılan bilirkişi raporu ile kıstelyevm usulünce yapılan hesaplama ile 18.09.2010 ile 23.08.2015 tarihleri arası kullanılmayan dönem intifa bedeli 553.428,00 TL olarak hesaplanmış, davalı/ birleşen davacı tarafça ihtirazı kayıt ile aynı alacak için ödenen 470.214,77 TL'nin mahsubu ile davacının bakiye 83.213,23TL intifa hakkının kullanılmayan dönemi için bakiye alacağı kaldığı, hüküm altına alınan alacağı intifa terkin edilmeden önce açılan  erken açılması nedeniyle  reddine karar verilen İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/58 E. (bozma sonrası yeni esası 2015/323) sayılı dosyasındaki dava tarihi itibariyle davalının temerrüde düştüğünden söz edilemez. Bu nedenle hükmedilen alacağa dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekmiştir.Buna göre asıl dava yönünden davanın bu miktarı üzerinden kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine, mahsup nedeniyle davalı/ birleşen davacının herhangi bir alacak hakkı bulunmadığından davanın reddine,davacı/birleşen davalı  icra takibinde haksız ise de kötü niyetli olduğu dosya kapsamı itibariyle sabit olmadığından davalı lehine kötü niyet tazminatı hükmedilmesine yer olmadığına,, karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1- Asıl Dava yönünden;a-Davanın kısmen kabulü ile 83.213,23 TL'nin 12/01/2016 dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, b-Alınması gereken 5.684,29 TL karar harcına peşin alınan 8.197,20 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.512,91 TL harcın karar kesinleştiğinden ve talep halinde davacıya iadesine, c-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen kısım üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca taktir edilen 17.900,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,d-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen kısım üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca taktir edilen 61.518,02 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,e- Davacı tarafından ödenen  5.684,29 TL harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, f-Davacı tarafından yapılan 3.000,00 TL bilirkişi gideri, 275,00 TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam  3.275,00 TL yargılama giderinin davanın kabul red oranı dikkate alınarak edilen (%17) oranına isabet eden 567,75 TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, g-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,2-Birleşen İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/435 Esas sayılı dava dosyası yönünden;a-Davanın reddine,B-Davalının yasal koşulları oluşmayan  kötü niyet tazminatı talebinin reddine ,c-Alınması gerekli 269,85.-TL maktu red harcının,peşin alınan 5.695,59 TL harçtan mahsubu ile, bakiye 5.425,74‬ TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,d-Davacı tarafından yapılan harç ve yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, e-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden  karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 72.022,07 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile  davalıya verilmesine, f-Taraf vekillerince yatırılan gider avansından  kullanılmayan kısmın, avansı yatıran tarafa karar kesinleştiğinde  resen iadesine,  3-İstinaf ve Temyiz Yargılamasına İlişkin Olarak; (önceki ilamımızdan alındı) a-Her iki taraf vekilleri tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istem halinde kendilerine ayrı ayrı iadesine,b-İstinaf ve temyiz dilekçelerinin kapsamı ile bozma ve dairemizce verilen kararın mahiyeti dikkate alınarak taraflarca yapılan istinaf ve temyiz giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, c-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal iki haftalık temyiz süresi içerisinde Yargıtay 11. Hukuk Dairesine temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulün anlatıldı. 17.04.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"68e468c34c2619a2","SID":"bc41daef2fe6ab7e"}}