{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2022/704 <br>KARAR NO: 2024/517 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 24/6/2021<br>NUMARASI: 2019/15 (E) - 2021/682 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat <br>KARAR TARİHİ: 27/3/2024<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... AŞ'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle, davalı ... AŞ'ye ise kasko poliçesiyle sigortalı davalı ... AŞ'ye ait davalı sürücü ...'nin yönetimindeki ... plakalı otomobil ile davalı sürücü ...  yönetimindeki ... plakalı motosiklet ile çarpışması sonucu meydana gelen kazada, motosiklette bulunan davacıların miras bırakanı ... öldüğünü belirterek, belirsiz alacak davası niteliğinde her bir davacı için ayrı ayrı 500 TL maddi tazminatın tahsiline; davacı .. için 200.000 TL, davacı ... içinde 150.000 TL olmak üzere toplam 350.000 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiş; dava açıldıktan sonra ölen ... mirasçıları ... tarafından davaya devam edilmiş; davacılar vekili 3/6/2021 günü Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi vasıtasıyla gönderdiği dilekçeyle davacı ... için talep ettiği destekten yoksun kalma tazminatını 13.093,64 TL'ye, davacı  ... için talep ettiği destekten yoksun kalma tazminatını ise 126.924,64 TL'ye yükseltmiştir. Davalılar ... AŞ,  ... AŞ vekilleri cevap dilekçelerinde, davanın reddini savunmuşlardır. İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüne, davacı ...  için 39.380,14 TL, davacı ...  için 10.464,91 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine; manevi tazminat davalarının kısmen kabulüne, davacı ... için 40.000 TL, davacı ...  için 40.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve davalı ... AŞ'den tahsil edilerek adları geçen davacılara verilmesine,  ... AŞ'nin poliçede ön görülen 12.500 TL limitle sorumlu tutulmasına;  davalı ... AŞ'ye karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine; fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine, davacıların cenaze giderleri yönünden karar verilmesine yer olmadığına  karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacılar vekili dilekçesinde özetle; müvekkili davacı ...  sürücüden 45.000 TL aldığına dair beyanı olmadığı gibi, davalı sürücü ... 45.000 TL ödediğine ilişkin banka dekontunun da dosyada bulunmadığını, ilk derece mahkemesince müvekkili davacının bu parayı aldığı kabul edilerek destekten yoksun kalma tazminatından mahsup edilerek açıkça yanlış karar verildiğini, müvekkilleri lehine hükmolunan 40.000 TL manevi tazminatın çok az olduğunu, aracın ruhsat sahibi ... AŞ'nin işleten sıfatıyla kazaya karışan araç sürücüleriyle birlikte müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ...  AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) hükümlerine göre, müvekkili şirkete karşı açılan ve reddine karar verilen maddi ve manevi tazminat davaları nedeniyle, müvekkili şirket lehine  ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; olayın kazayla olduğunu, kasıt bulunmadığını kabul eden davacı ...'un, ceza davasından sonra 45.000 TL ödenmesi durumunda maddi ve manevi tazminat, destekten yoksun kalma tazminatı ve diğer konularda dava açmayacağını ve başka herhangi bir talepte bulunmayacağını kabul ve beyan ettiğini, müvekkilinin de ibranamede mutabık kalınarak davacılara 45.000 TL ödendiğini, ibraname ve ödeme makbuzlarının da dosyaya sunulduğunu; düzenlenen sulh, ibra ve feragat protokolüne karşı kötü niyetle davanın açıldığını, 2015 yılı için geçerli sakatlık ve ölüm poliçe teminat limitinin 268.000 TL olmasına rağmen, müvekkilinin daha önce ödediği 45.000 TL'nin maddi tazminat hesabından mahsup edilmesinin hukuka aykırı olduğunu; dava devam ederken ödenen 45.000 TL'nin müvekkili aleyhine hüküm kurulması durumunda manevi tazminat kaleminden mahsup edilmesine talep edilmesine karşın maddi tazminat kaleminden mahsup edildiğini, ilk derece mahkemesince davalılar arasında müşterek ve müteselsil sorumluluk olduğu gerekçesiyle usul ekonomisi ve ceza davası gerekçe gösterilerek kusur oranlarına itirazlarının dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, dosyaya sunulan kusur raporunda ne \"girilmez tabelasından\", ne CD inceleme tutanaklarından, ne de kısmen de olsa kurumların ihmal ve kusurundan bahsedildiğini, hesap raporunda ölenin gelirinin %100 tutar üzerinden davacılara paylaştırılması ve ölenin askerlik süresinin de gelir sürecinde değerlendirilmesinin hatalı olduğunu; ölüme neden olan kaza ile ölenin kask takmaması arasında doğrudan nedensellik bağı bulunduğunu, bu nedenle %20 kusur indiriminin hukuken çok az olduğunu; sokağa girmek için hızını düşüren, sinyallerini yakan müvekkillerinin kullandığı araca ters yönden gelen bir motosikletin çarpması sonucu oluşan kaza nedeniyle müvekkiline kusur yüklenmesinin hukuka aykırı olduğunu; müvekkili davacının iyi niyetle dava açılmadan önce davacı tarafa 45.000 TL ödediğini, düzenlenen ibra protokolünde de davacı tarafın müvekkili aleyhine maddi ve manevi tazminat, destekten yoksun kalma tazminatı ve diğer konularda dava açmayacağını, başkaca herhangi bir talepte bulunmayacağını kabul ve beyan ettiğini, buna karşın ilk derece mahkemesinin ibranameye itibar etmeyip makbuz olarak değerlendirdiğini, bu durumun açıkça hukuka aykırı olduğunu; 45.000 TL'nin manevi tazminat tutarından değil sigorta teminatı içinde olan maddi tazminat talebinden mahsup edilerek hukuka aykırı biçimde sigorta şirketi yararına hüküm kurulduğunu; eğer ibranameye karşı bir mahsup yapılacaksa hakkaniyet ve sorumluluk esaslarının da  45.000 TL'nin manevi tazminattan mahsup edilmesini gerektirdiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.  Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yargıtay kararlarına göre ölenin gelirinin %100 tutar üzerinden davacılara paylaştırılmasının ve ölenin askerlik süresinin de gelir sürecinde değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, emsal kararlara göre desteğin elde edeceği gelirin asgari ücretin %30'unun desteğin kendisi için ayıracağı kabul edilerek, geride kalan %70'in başlangıçta %50'sini anne ve babasına ayıracağı, desteğin evlenmesi sonucunda bu oranın %30'a düşeceği, daha sonra desteğin çocuğu olması ve sayısına göre bu oranın %20 veya %10'a düşeceği dikkate alınarak tazminat hesaplanmasının yapılması gerektiğini, ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu hususlara dikkat edilmediğini; 4721 Türk Medeni Kanununun 578'inci maddesi uyarınca miras bırakan  ... kasten öldüren davacı ... adı geçen miras bırakan davacıya mirasçı olamayacağı dikkate alınmadan davacı ...  pay ayrılmak suretiyle hesaplama yapılmasının yerinde olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Davalı ...  vekili istinaf başvurusunun incelenmesinde: 14/12/2021 günü tebliğ edilen ilk derece mahkemesinin nihai kararına karşı, HMK'nin 345'inci maddesinde ön görülen 2 haftalık istinaf kanun yolu başvurusu süresi geçtikten sonra Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi Vasıtasıyla 18/1/2022 günü istinaf kanun yoluna başvuran davalı ...  vekilinin istinaf dilekçesinin HMK'nin 346'ncı maddesinin 1'nci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Davacılar vekili ile davalılar  ... AŞ ve  ... vekillerinin istinaf başvuruları üzerine yapılan incelemede: Davaya konu trafik kazası nedeniyle Küçükçekmece 17'nci Asliye Ceza Mahkemesinde görülen 2016/262 (E) sayılı davada Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporda, yönetimindeki otomobille olay mahalli kavşağa geldiğinde sola doğrultu değiştirme manevrasını bulunduğu şeridin en soluna yanaşıp karşı yönden gelmekte olan sürücü yönetimindeki motosikletin hızını ve konumunu dikkate alarak yapması gerekirken bu hususlara uymayan, kontrolsüzce gerçekleştirdiği dönüş manevrası sonucunda ilk geçiş hakkını vermediği  motosikletin istikamet şeridini kapatan ...'nin asli, yönetimindeki motosikletle seyir halinde iken olay mahalli kavşağa geldiğinde hızını her an önlem alabileceği asgari seviyeye düşürüp kavşaktan geçişini kontrollü biçimde yapması gerekirken, bu konulara uymayan davalı sürücü ...  ise tali kusurlu olduğu belirtilmiş; bilirkişi tarafından olay nedeniyle kolluk tarafından düzenlenen Ölümlü/Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağı ile Küçükçekmece 17'nci Asliye Ceza Mahkemesinde görülen dava nedeniyle düzenlenen bilirkişi raporu incelenerek düzenlenen raporda da, yönetimindeki ... plakalı otomobille kendi yol ve şeridinde seyir halinde iken kavşaktan sola dönmek isterken, dikkatsiz ve tedbirsiz davranarak karşıdan gelen araca yol vermeyen ve karşı yönden gelen araca yoldan engel oluşturan davalı sürücü  ... 1'inci derecede %75 oranında; yönetimindeki ... plakalı motosiklet sürücüsü  ... ise kavşağa yaklaştığında hızını azaltmaması nedeniyle 2'nci derecede %25 oranında kusurlu olduğu, motosiklette yolcu olarak bulunan ve davaya konu kazada ölen ve kaskı takılı olmayan ...  kafasını asfalta çarparak öldüğü belirtilmiş; böylece davalı sürücü ...  yönetimindeki otomobil ile davalı sürücü  ... yönetimindeki motosikletin kaza sırasındaki konumları ve sürücülerinin davranışları irdelenerek, olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranlarının  yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının;  aktüerya uzmanı bilirkişi raporunda ise, davacıların desteği ölen  ... yaşı, olası destek süresi, kazanç durumu ile destek gelirinin paylaştırılması suretiyle, davacıların destekten yoksun kalmalarından kaynaklanan zararının,  Kanuna ve Yargıtay'ın süreklilik gösterilen kararlarına uygun biçimde belirlendiğinin anlaşılması karşısında, HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan aktüerya uzmanı bilirkişi ile ATK İstanbul Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporu doğrulayan kusura ilişkin bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiş; ölen ... kask takmaması eylemi ile kazanın oluşumu arasında nedensellik bağı bulunmadığından, adı geçen ölenin kask takmamasının, zararın artmasına etken olarak kabul edilip birlikte (müterafik) kusur olarak kabul edilip davacılar lehine hükmolunan tazminattan %20 oranında indirim yapılmasının yerinde olduğu sonucuna ulaşılmış; davacı vekilinin Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi vasıtasıyla 21/5/2019 günü sunduğu dilekçeyle  3/10/2018 tarihli \"Sulh, İbra Protokolü ve Feragatname\" başlıklı belgenin varlığını tevilli kabul etmesi karşısında bu konuya yönelen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 111'inci maddesinin 2'nci fıkrası uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir. Davalı  ... vekili tarafından 19/7/2019 günü dilekçe ekinde sunulan ve davacı  ... imzasını taşıyan 3/10/2018 tarihli \"Sulh, İbra Protokolü ve Feragatname\" başlıklı belgenin incelenmesinde; ...nin ...  ve  ... 18/8/2018 günün 10.000 TL, 5/9/2018 günün 10.000 TL, 3/10/2018 günü 30.000 TL olmak üzere toplam 50.000 TL ödediğini, el yazısıyla 45.000 TL yazılıp davacı  ... imzasına benzer biçimde imzalandığı, yapılan bu ödeme nedeniyle davacılar ...  ve  ... müşterek çocukları ...'un ölümüyle sonuçlanan trafik kazasına ilişkin olarak herhangi bir nam altında (maddi ve manevi tazminat, destekten yoksun kalma tazminatı, yargılama gideri, vekâlet ücreti ve diğer hak ve taleplere ilişkin) hiçbir hak ve alacağı kalmadığı, ...'den başka bir talepte bulunmayacakları, tüm dava haklarından ve taleplerinden kesin ve gayrikabili rücu olmak üzere feragat ettikleri belirtilmiş eldeki davanın ise KTK'nin 111'inci maddesinin 2'nci fıkrasında öngörülen 2 yıllık hak düşürücü süre içinde 7/1/2019 günü açıldığı anlaşılmıştır. Hükme esas alınan aktüerya hesap uzmanı bilirkişinin raporunda ise, davacı  ... destekten yoksun kalma zararının 113.831 TL, davalı  ... ödediği tutarın güncellenmiş miktarının 51.684,66 TL olduğu belirtilmiş böylece ibraname içeriğine göre 45.000 TL'nin ödendiği tarih itibarıyla, aktüerya hesap uzmanı bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede desteğin geliri olarak kabul edilen bilirkişi ücretindeki artış oranı da dikkate alındığında, davalı ...  tarafından ödenen tazminat tutarı ile davacı ...  destekten yoksun kalma zararı arasında pek aşırı fark bulunduğu, diğer bir anlatımla davalı ... tarafından yapılan ödemenin yetersiz olduğunun anlaşılması karşısında, davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 56'ncı maddesinin 2'nci fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi kaygı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmak; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmek; bir avunma, bir ruhsal tatmin aracı olmaktan ibarettir. Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan  hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları gözönünde tutularak,  4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 4'üncü maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır.Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; davacılar ile davalılar ... ve  ... dosya kapsamından anlaşılan sosyal ve ekonomik durumlarına, olayın meydana geliş biçimine, ATK Trafik İhtisas Dairesi ile bilirkişi  raporlarından anlaşılan kusur oranlarına ve olayın meydana geldiği tarihe göre, davacılar lehine hükmolunan manevi tazminat miktarında isabetsizlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.  Kazaya karışan ... plakalı otomobili dava dışı ... AŞ'ye uzun süreli kiraya veren ve bu nedenle bu aracın maliki olmakla birlikte işleteni olmadığı anlaşılan davalı ... AŞ'ye karşı açılan maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamakla birlikte, reddine karar verilen her biri ayrı dava niteliğini taşıyan maddi ve manevi tazminat davaları yönünden, hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT)  10'uncu maddesinin 4'üncü fıkrası da gözetilerek davalı ... AŞ lehine ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesinin isabetsiz olduğu; kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle Dairemizce kendiliğinden incelenen manevi tazminat davasında eksik hükmolunan karar ve ilam harcının ise düzeltilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:I-Süresi içinde istinaf kanun yolu başvurusunda bulunmayan davalı ...  vekilinin istinaf dilekçesinin HMK'nin 346'ncı maddesinin 1'inci fıkrası aracılığıyla aynı Kanun'un 352/1-c maddesi uyarınca reddine,II-Davacılar vekili ile davalı  ... vekilinin  yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurularının, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, III-Davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesinin kararının, HMK'nin 353/1-b/2'nci maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, Buna göre: 1-Davacı ... tarafından açılan maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, 39.380,14 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davalı  ... AŞ'den davanın açıldığı 18/10/2018, davalılar ... ise trafik kazasının meydana geldiği 18/9/2015 gününden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ... verilmesine,  davalı ... AŞ'nin poliçe limitiyle sınırlı olarak sorumlu tutulmasına, 2-Davacı ...  tarafından açılan ve ölümüyle mirasçıları tarafından takip edilen maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, 10.464,91 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davalı ... AŞ'den davanın açıldığı 18/10/2018, davalılar ... ise trafik kazasının meydana geldiği 18/9/2015 gününden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, davacı  ... mirasçıları ... verilmesine,  davalı .... AŞ'nin poliçe limitiyle sınırlı olarak sorumlu tutulmasına, 3-Davacılar ...  ve ... tarafından açılan manevi tazminat davalarının kısmen kabulüne, davacı ... için 40.000 TL; davacı ... mirasçıları, ... için 40.000 TL manevi tazminatın trafik kazasının meydana geldiği 18/9/2015 gününden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...  AŞ'den alınarak adları geçen davacılara verilmesine, ... AŞ'nin poliçede öngörülen 12.500 TL limitle  sınırlı olarak sorumlu tutulmasına,  4-Davalı ... AŞ'ye karşı açılan davanın pasif husumet  yokluğu (taraf sıfatı) nedeniyle reddine,5-Davacıların fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine, 6-Davacıların cenaze gideri talepleri yönünden karar verilmesine yer olmadığına, 7-Maddi tazminat davası yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.404,91 TL nispi karar ve ilam harcından, peşin alınan 35,90 TL karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 3.369,01 TL karar ve ilam harcının davalılar .... AŞ, ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, davalı ... AŞ'nin poliçede öngörülen limitle sınırlı sorumlu tutulmasına, 8-Manevi tazminat davası yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 5.464,80 TL nispi karar ve ilam harcının, davalılar ... ve ... AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, davalı  ... AŞ'nin sorumlu olduğu manevi tazminat miktarı dikkate alınarak, 853,87 TL karar ve ilam harcından sorumlu tutulmasına, 9-İstinaf nedeni olarak ileri sürülmediğinden inceleme dışı kalan ilk derece mahkemesinin yargılama gideri ve vekâlet ücretine ilişkin hüküm fıkraları yinelenerek; a-Davacılar tarafından peşin ödenen ve maddi tazminat davasında hükmolunan karar ve ilam harcından mahsubuna karar verilen 35,90 TL peşin harç ile 35,90 TL başvurma harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,  b-Maddi tazminat davasında, kısmen kabulüne karar verilen maddi tazminat nedeniyle, ilk derece mahkemesinin hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) uyarınca tayin ve takdir edilen 7.279,86 TL vekâlet ücretinin, davalılar ... AŞ,  ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile vekille temsil edilen davacılara verilmesine, c-Maddi tazminat davasında, kısmen reddine karar verilen maddi tazminat talebi nedeniyle, ilk derece mahkemesinin hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca tayin ve takdir edilen 7.279,86 TL vekâlet ücretinin, davacılardan tahsili ile vekille temsil edilen davalılar ... AŞ, ...'ye verilmesine, ç-Manevi tazminat davasında, kısmen kabulüne karar verilen manevi tazminat nedeniyle, ilk derece mahkemesinin hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 11.200 TL vekâlet ücretinin, davalılar ... AŞ, ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile vekille temsil edilen davacılara verilmesine, davalı ...AŞ'nin poliçede öngörülen limitle sınırlı sorumlu tutulmasına, d-Manevi tazminat davasında, kısmen kabulüne karar verilen manevi tazminat nedeniyle, ilk derece mahkemesinin hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 11.200  TL vekâlet ücretinin, davacılardan tahsili ile vekille temsil edilen davalılar ... AŞ, ...'ye verilmesine, e-Davacılar tarafından harcanan 572,50 TL tebligat ve posta gideri, 2.350 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.922,50 TL yargılama giderinin,  davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, davalı sigorta şirketlerinin poliçede öngörülen limitlerle sınırlı sorumlu tutulmasına, 10-Davalı ... AŞ'ye karşı açılan ve reddine karar verilen maddi tazminat davası bakımından; ilk derece mahkemesinin hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin  7'nci maddesinin 2'nci fıkrası ile 13'üncü maddesinin 4'üncü fıkrası uyarınca 4.080 TL maktu vekâlet ücretinin, davacılardan tahsil edilerek, vekille temsil edilen davalı  ... AŞ'ye verilmesine, 11-Davalı ... AŞ'ye karşı açılan ve reddine karar verilen manevi tazminat davası bakımından; ilk derece mahkemesinin hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 7'nci maddesinin 2'nci fıkrası ile 13'üncü maddesinin 4'üncü fıkrası uyarınca 4.080 TL maktu vekâlet ücretinin, davacılardan tahsil edilerek, vekille temsil edilen davalı ... AŞ'ye verilmesine, 12-Harcanmayan gider avansının HMK'nin 333'üncü maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, IV-İstinaf incelemesi bakımından ;1-Davalı ... AŞ tarafından peşin yatırılan istinaf karar ve ilam harcının, talep halinde ilk derece mahkemesi tarafından geri verilmesine, 2-İstinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle davalı ... AŞ tarafından harcanan  istinaf kanun yolu başvuru harcı 162,10 TL'den ibaret yargılama giderinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, davalı ... AŞ'ye verilmesine,3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan  80,70 TL  karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90 TL karar ve ilam harcının davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 8.869,71 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan  2.218 TL  karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 6.651,71 TL karar ve ilam harcının davalı ...'den tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 5-Davacılar ile davalı ... tarafından istinaf başvurusu nedeniyle sarf edilen yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 6-İstinaf başvurusunun reddine karar verilen davalı ... tarafından peşin yatırılan istinaf karar ve ilam harcı ile istinaf başvuru harcının, talep halinde ilk derece mahkemesi tarafından geri verilmesine, 7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 8-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince, kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.27/3/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c696708e4de786ff","SID":"0496ec11f8f3419e"}}