{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/431 <br>KARAR NO\t: 2024/702<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                                    K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...       ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/01/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/147 E.  -  2022/9 K.<br><br>ASIL DAVA DOSYASI BAKIMINDAN<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Marka ile ilgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/01/2022 tarih ve 2021/147 Esas - 2022/9 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili ile davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2016/62547 sayılı ve \"... ...\" ibareli markasının 30. sınıfta, 2018/68588 sayılı ve \"...\" ibareli markasının 30. ve 35. sınıflarda, 2018/79649 ve \"... ...\" ibareli markasının ise 30. sınıfta tescilli olduğunu, bu markaları mesnet göstererek davalının asıl davada 2020/41011 başvuru numaralı ve \"... + şekil\" ibareli, birleşen davada ise 2020/42078 sayılı ve aynı ibareyi taşıman marka başvurusuna yaptıkları itirazın asıl ve birleşen davada dava ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu markaların müvekkili markasını aynen ihtiva ettiğini, müvekkilinin uzun yıllardır ... ilçesinde ... işletmekte olduğunu, özellikle ilçesinde \"... ...\" ya da \"... ...\" denildiğinde kendisinin bilindiğini, taraf markalarının benzer olduğunu, davalının müvekkili ile aynı ilçede faaliyet gösterdiğini ve müvekkilinin faaliyetlerinden haberdar olduğunu, müvekkilinin markasından yararlanma amacı taşıdığını,  başvuruyu kötü niyetli olarak yaptığını, dava konusu markanın seri marka algısı yaratacağını, ... gibi ürünlerin plansız olarak satın alınan ürünler olduklarını, dolayısıyla tüketicinin bu tür ürünlerden daha sık yararlandığını, tüketicinin taraf işletmeleri arasında ilişki bulunduğunu düşüneceklerini, müvekkilinin uzun yıllar boyunca bu markayı kullandığını, dolayısıyla ulaştığı belli bir müşteri kitlesi ve bilinirlik bulunduğunu ileri sürerek, asıl davada YİDK'nın 2021-M-2869 sayılı kararının iptaline, 2020/41011 sayılı markanın tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine; birleşen davada ise YİDK'nın 2021-M-3651 sayılı kararının iptaline ve 2020/42078 sayılı markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, asıl ve birleşen davada, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı, asıl ve birleşen davaya cevap vermemiştir.  <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından,\ttaraf markalarının 30. sınıfta aynı emtiaları kapsadıkları, 30. sınıftaki gıda ürünleri ile davalının marka kapsamındaki 43.01 “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” arasında da birbirlerini tamamlama şeklinde dolaylı bir ürün – hizmet ilişkisi bulunduğu, bununla birlikte başvuruda yer alan 43. sınıfın 02, 03 ve 04. alt grubundaki hizmetler açısından ise taraf markaları arasında emtia benzerliği bulunmadığı; taraf markalarının esas unsurunun “...” ibaresi olduğu; ... İlçesinin bir köyü olduğu görülen ...’ün 2000’den az nüfusu olan bir yerleşim yeri olduğu, bu kadar az nüfuslu bir yer adının, toplum nezdinde bilinirlik sahibi olduğu yönünde bir kanaate varılmasının mümkün olmadığı; coğrafi yer adlarının tescil edilebilirliğine dair kriterlerin temelini oluşturan “...” kararında, ilgili yer adının, tescili istenen mal ve hizmetler yönünden meşhur ve maruf bir yer adı olmadığı müddetçe, bu işaretlerin tescilinin mümkün olduğunun kabul edildiği, başka bir ifadeyle yer adlarının mal veya hizmet türleri ile birlikte tescilinde, o mal ya da hizmetin, anılan coğrafi yer ile özdeşleştiği yönünde genel bir algının mevcut olmadığı durumlarda, yer adlarının tescili mümkün olup asgari düzeyde ayırt ediciliğinin bulunduğunun da kabulünün gerekeceği; her ne kadar iptali talep olunan YİDK kararlarında, ...'ün ekşi mayalı ekmeğiyle bilinen bir ilçe olduğu yönünde bir tespit bulunmakta ise de,  ...'ün ilçe olmadığı ve tereddütsüz bir şekilde “...” ürünü başta olmak üzere diğer gıda ürünleri ile özdeşleşmiş bir algıya sahip olduğuna dair internette yeterli verinin bulunmadığı, kaldı ki bizzat davalı kurum tarafından verildiği görülen tescil kararlarında da “...” ibaresinin ilgili emtialar açısından ayırt edici bir işaret olarak değerlendirildiği; bu haliyle, uyuşmazlık konusu mallar bakımından asgari düzeyde ayırt ediciliğinin mevcut olduğu ve karşılaştırılan işaretlerde, anılan ibarenin ön plana çıkartılarak esas unsur pozisyonunda konumlandırıldığı hallerde de tüketici nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline neden olmasının mümkün olduğu; dava konusu markalarda yer alan “...” ibaresinin bu benzerliği ortadan kaldıracak şekilde marka içerisinde konumlandırılmadığı, tüketicinin taraf markaları ile farklı zamanlarda karşı karşıya kaldıkları bir durumda, dava konusu markaları tercih etme nedenlerinin “...” işareti olacağı, bu haliyle tüketicilerin taraf markalarının aynı iktisadi kaynağa ait olan ya da aralarında ticari bir ortaklık ilişkisi bulunan, önceki marka sahibinden alınmış bir lisans hakkına dayalı olarak kullanılan markalar olduklarını algılama ihtimali kuvvetle muhtemel olacağı; davalının marka tescil başvurusunda kötü niyetli olduğuna yönelik somut bir delil bulunmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, YİDK'nın 2021-M-2869 sayılı kararının 30. sınıfın tamamı ve 43. sınıf \"Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri\" bakımından iptaline, davaya konu 2020/41011 sayılı marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kısmen kabulüne, YİDK'nın 2021-M-3651 sayılı kararının 30. sınıfın tamamı ve 43. sınıf \"Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri\" bakımından iptaline, 2020/42078 sayılı markanın 30. sınıfın tamamı ve 43. sınıf \"Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri\" bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, kurum kararının hukuka uygun olduğunu, düşük seviyede ayırt ediciliği olan bir ibarenin örtüşmesinin, markaların ihtiva ettiği diğer unsurlarla beraber ortaya çıkan genel izlenimin son derece benzer olması gibi istisnalar hariç olmak üzere, normalde kendiliğinden karıştırılma ihtimaline yol açmayacağını, taraf markalarının arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tDiğer davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde, ...'ün. ... ile özdeşleşmiş ve tüm ülkede bilinen bir köy olduğunu, bilirkişi raporunun hükme elverişli bulunmadığını, internette yapılacak basit bir araştırma ile ...'ün tanınırlığı ve ... ekmeğinin bilinirliğinin ortaya çıktığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br><br>GEREKÇE\t:Dava, marka ile ilgili YİDK kararının iptali,  marka hükümsüzlüğü ile sicilden terkin istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tAsıl ve birleşen dava yönünden işlem dosyasının incelenmesinden, davalı gerçek kişinin  \"...\" ibareli marka başvurularında bulunduğu, davacının \"...\" ibareli markalarını mesnet göstererek başvuruya iltibas ve eskiye dayalı hak sahipliği gerekçesiyle itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da, asıl dava yönünden YİDK'nın 2021-M-2869 sayılı, birleşen dava yönünden ise 2021-M-3651 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararların davacıya 20.04.201 ve 26.05.2021 tarihlerinde tebliğ edildiği ve asıl ve birleşen davanın da iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 26.05.2021 ve 11.06.2021 tarihlerinde açıldığı anlaşılmıştır.  <br>İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olup, istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık taraf markaları arasında iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır. <br>6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (Karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.<br>   Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru \"...\" ibaresinden oluşmakta olup, taraflar arasındaki çekişme, davacının markalarının esas unsurunu oluşturan \"...\" ibaresinin ortaklığından kaynaklanmaktadır. ... aynı zamanda tarafların faaliyet gösterdiği coğrafi yerin adıdır. SMK'nın 7/5. maddesinde marka sahibinin üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının kullanılmasını engelleyemeyeceği kullanım biçimleri sayılmış olup, bunlardan biri de (b) bendindeki malların veya hizmetlerin coğrafi kaynağına ilişkin açıklamalarda bulunulmasıdır. Davalının kullanımlarının da davacının kullanımları gibi ...'de gerçekleştiği anlaşılmakta olup, ... ekmeği de burada üretilen ekşi mayalı ekmeğin adıdır. Bu hali ile, davalı markasındaki diğer ibareler ve şekil unsuru ile yeterli ayırt ediciliğir sağlandığı, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmış, nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 30.03.2021 tarih ve 2020/2310 E.-2021/3093 K. sayılı kararı da aynı yönde olup, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir.<br>Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir. <br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. <br>Bu itibarla, SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında iltibasın bulunmaması nedeniyle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... vekili ile diğer davalının istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.   <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı ... vekili ile davalı ...'ın istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 13/01/2022 gün ve 2021/147 Esas - 2022/9 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Asıl ve birleşen davaların REDDİNE,<br>\t3-Asıl dava yönünden Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t4-Birleşen dava yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,\t<br>\t5-Asıl ve birleşen davada davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,<br>\t6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t7-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 52,00-TL tebligat ve posta masrafı, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 272,70-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, <br>\t8-Davalı ... tarafından istinaf kanun yoluna başvuru harcı olarak yatırılan 220,70-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,  <br>\t9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t10-Davalılardan ayrı ayrı peşin olarak alınan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde davalılara iadesine,  <br>11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 04/04/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 20/04/2024\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br>\t  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5c71c8d3586b4c7d","SID":"a2f74cec8515d9ff"}}