{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2024/567 <br>KARAR NO: 2024/638 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ: 25/01/2024 ( Ara Karar Tarihi) <br>DOSYA NUMARASI: 2024/61 Esas (Derdest Dava Dosyası)<br>DAVA: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 04/04/2024 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; borçlunun müvekkil şirketten işbu davaya ve icra takibine konu olan alacağın kaynağı malları üçüncü şahıslara satmaya çalıştığı bilgisinin edinildiğini beyanla; davaya konu alacağın doğmasına sebep olan, müvekkil şirketten satın alınan ürünler üzerine tedbir konulmasını ve satışının engellenmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi  25/01/2024 tarih ve 2024/61 Esas sayılı Ara Kararı ile; \" İhtiyati tedbir kararı 6100 sayılı HMK m. 389'a göre; \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" Dosyanın incelenmesinden davacı tarafın ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiği davalı tarafa ait ürünlerin dava konusunu oluşturmadığı anlaşıldığından davacı tarafın ihtiyati tedbir kararının reddine yönelik olarak aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. \" gerekçeleri ile; \" 1-Davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin, Türkiye'nin dört bir yanına yangın söndürme hizmetleri ve satış işlemlerinde hizmet veren, alanında öncü firmalardan biri olduğunu, 35 yılı aşkın \"Yangın Söndürme-Algılama Ürün ve Sistemleri\" sektöründe profesyonel olarak faaliyet gösteren müvekkil şirketin, Türkiye’nin köklü, güvenilir kurum ve şirketlerine hizmet vermekte olduğunu, yangın söndürme ve algılama hizmetleri alanında tecrübeli 4 yüksek mühendis, 5 idari personel, 31 uzman teknik saha personeli ile tüm Türkiye'ye profesyonel olarak hizmet vermekte olduğunu, müvekkil şirketin yangın sistemleri konusunda nitelik, hız ve güven kavramları ile birlikte müşteri memnuniyetini daima üst seviyelerde tutarak faaliyet alanlarında lider bir kuruluş olarak kalitesiyle sektöre yön vermekte olduğunu, davalı borçlu ... Tic. Ltd. Şti. ile müvekkil şirket arasında ticari ilişki söz konusu olduğunu, bu ticari ilişkiden kaynaklı olarak da kendileri tarafından 17.02.2023 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine geçildiğini ve icra takibinin başlatılmasının ardından borçlu şirket tarafından 02.03.2023 tarihinde icra takibine haksız ve hukuka aykırı bir şekilde itiraz edildiğini, müvekkil şirkete sözde herhangi bir borcu olmadıklarını beyan ettiğini, Kendileri tarafından davalı yana uzun süredir telefon ve mail yolu ile ulaşım sağlanamamakta olduğunu, hatta belirtilen adreslerine dahi gidildiğini ancak yetkili kimse ile görüşülemediğini, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına itiraz eden avukat ile şifahi görüşmelerinde kendisinin de davalı şirket ile uzun süredir görüşemediğini, şirketin yabancı ortakları olduğunu ve kendisine de vekalet ücreti borcu olduğunu kendilerine bildirdiğini, davalı şirketin hukuki sürecini yönetmesi için vekalet verdiği avukatın dahi davalı şirkete ulaşamaması ve borcu olması düşünüldüğünde taleplerinde haklı olduklarının açık olduğunu, dava ile alacağın sürüncemede bırakılmaması ve alacağın semeresiz kalmaması adına İhtiyati Tedbir konulması gerekmekte olduğunu, ihtiyati tedbirin bir tür hukuki koruma olduğunu, uyuşmazlık öncesinde veya uyuşmazlık süresince talep sahibinin taep ettiği hakkını ileride açacağı veya devam eden bir davanın sonunda elde etmesinin sağlanması amacıyla getirilmiş olan bir tür hukuki güvence sistem olduğunu, Edindikleri bilgilere göre davalı şirketin ... Mahallesi ... cadde No:.. Arifeye/Sakarya adresinin şu an boşaltılmış ve kiralık olduğunu, işbu hususta ilgili adreste çekmiş oldukları fotoğrafların ekte (EK-1) mevcut olduğunu, müvekkil şirket tarafından yapılan işin niteliğinin yangın tesisatı sistemi olduğunu, bu nedenle de işbu dilekçeleri ekinde sundukları fotoğraftan da (EK-2) görüleceği üzere müvekkil tarafından yapılan su deposu ve yangın tesisatının şu aşamada davalı borçlu şirketin eski adresinde halen durmakta olduğunu, bu sistemlerin satılması sonucu işbu davaya konu borcun ferileri ile birlikte ödeneceğini, yerel mahkeme tarafından her ne kadar talepleri kabul görmemiş olsa da bahse konu sistemin tedbiren satılmasının engellenmesi halinde davada haklı çıkmaları ile müvekkil şirketin alacağını tahsil edebileceğini, Davalı borçlu şirket yetkilisinin yabancı uyruklu ... olduğunu, ilgili şahıs ile müvekkil şirket yetkililerinin daha önce hiç görüşmediğini ve adını da daha önce hiç duymadığını, bahse konu kişinin borçlarını ödemeden kaçma ihtimalinin Türk vatandaşına nispeten daha yüksek olduğunu, ilgili yetkilinin adının duyulmamış olması bir yana ilgili şirkete iletişim numaralarından şu an ulaşım dahi sağlanamadığını, borçlu tarafından İTO kayıtlarına göre belirtilen adresin bir sanal ofis adresi olduğunu, ilgili adreste belirtilen telefon numarasını aradıklarını, sanal ofis yetkilileri tarafından kendilerine iletilen  şifahi görüşmeye göre; ilgili şirket yetkililerinden aylardır haber alamadıklarını, ofis kirası olarak ödenmesi gereken tutarların da 3 aya yakın süredir ödenmediğinin belirtildiğini, davalı borçlu şirketin batık ya da batmak üzere olan bir şirket olduğunu, bu nedenle de tedbir taleplerinde haklı olduklarını, 6100 sayılı HMK'nın “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.” şeklindeki  389/1 maddesi hükmüne göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sulh olma, tazminatın ödenmesi vs. gibi durumlar nedeniyle hakkın elde edilmesinin zorlaşması veya tamamen imkansız hale gelmesi ihtimalinin söz konusu olduğunu, yerel mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddedilmesinin ve bu reddin hiçbir gerekçe gösterilmeden yapılmasının da hukuki olmadığını, Edinmiş oldukları bilgilere göre davalı borçlu şirketin ... Mahallesi ... Cadde No:... Arifeye/Sakarya adresini boşalttığını, ihtiyati tedbir kararının verilebilmesi için aranan koşulların talepte bulunan müvekkil şirket tarafından sağlanmakta olduğunu, mahkemenin vermiş olduğu söz konusu karara dayanak gösterdiği gerekçelerin hukuki bir isnadı bulunmadığını, ilgili kanun hükmü ile açıkça çelişen bu kararın verilmesinin hukuka aykırılık teşkil etmekte olduğunu, talepte bulunan müvekkillerinin hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşmasından ya da tamamen imkansız hale gelmesinden zarar görecek kişiler olup, kanun kapsamında hukuki işlemlerini gerçekleştirdiklerini, kanun hükmü gereğince bu talebin kabulü gerektiğini, borçlunun müvekkil şirketten işbu davaya ve icra takibine konu olan alacağın kaynağı malları üçüncü şahıslara satmaya çalıştığı bilgisini edindiklerini, işbu nedenle de davaya konu alacağın doğmasına sebep olan, müvekkil şirketten satın alınan ürünler üzerine tedbir konulmasını ve satışının engellenmesini talep ettiklerini beyanla; Açıklanan nedenlerle; İstinaf incelemesi yapılarak İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2024/61 Esas sayılı dosyasından verilen ihtiyati tedbir talebinin reddi  kararının bozulmasına, ihtiyati tedbir kararına hükmedilmesine, vekalet ücreti ve masrafların karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, davacı tarafından davalıya satılıp teslim edildiği iddia edilen faturaya konu ürünlerin ve cari hesap bakiye bedelinin ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali davasında davacı tarafından davalıya satılıp teslim edilen ürünlerin üzerine ihtiyati tedbir konularak satışının engellenmesi talebine ilişkin olup, Mahkemece  25/01/2024 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, verilen ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6100 Sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrasında; \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" hükmü düzenlenmiştir. Buna göre şartların mevcut olması durumunda ancak uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. 6100 Sayılı HMK'nın 390/3. maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut talepte davanın konusu;  davacı tarafından davalıya satılıp teslim edildiği iddia edilen faturaya konu ürünlerin ve cari hesap bakiye bedelinin ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali olup, davacı tarafından davalıya satılıp teslim edilen ürünler değildir. Az yukarıda belirtilen HMK'nın 389/1 maddesine göre şartların mevcut olması durumunda ancak uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceğinden ve davacı tarafından davalıya satılıp teslim edilen ürünler davanın konusu olmadığından Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme  25/01/2024 tarihli ara kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talep eden davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davacı tarafından istinaf aşamasında peşin olarak yatırıldığından yeniden harç tahsiline yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04/04/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c1860c74e23f5aab","SID":"eeb9f02f0cf06c71"}}