{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2023/371 <br>KARAR NO: 2024/391<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 30/11/2022<br>NUMARASI: 2021/469 Esas - 2022/839 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ: 14/03/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;      <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ...’ın 28/07/2015 tarihinde idaresindeki ... plakalı araç ile bulunduğu feribottan Çanakkale ili, Gelibolu feribot iskelesine iniş yaptığı esnada geri geri gelmekteyken arkasında aynı istikamette seyir halinde olan davacı ...’nün idaresindeki ... plakalı aracın ön kısımlarına çarptığını, kaza tutanağına hatalı olarak kaza tarihinin 28/04/2015 olarak geçirildiğini, yanlışlığın davacının Türkiye’ye giriş-çıkış kayıtları ve olay tanıklarının beyanlarıyla sabit olduğunu, davalı ...’ın kazanın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olduğunu, müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığı, Almanya’da yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda kaza nedeniyle 7.257,02 Euro tutarında maddi hasar meydana geldiğini, zararın tespiti amacıyla 890,30 Euro tutarında bilirkişi masrafı ile toplam maddi zararın 8.147,32 Euro’ya ulaştığını, ... plakalı aracın yeni unvanı ... Gıda San. A.Ş. olan ... Üretim A.Ş. adına kayıtlı olduğunu, ZMMS sigorta poliçesinin ... Sigorta A.Ş. tarafından düzenlendiğini, davalıların 8.147,32  Euro tutarındaki maddi hasarın tazmininden müteselsilen ve müştereken sorumlu olduklarını, başvuruya rağmen maddi zararın giderilemediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 8.147,32 Euro tutarındaki maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın müvekkili şirkete başvuru yapmadığını, belge ve bilgileri ibraz etmediğini, kazanın sigorta poliçesi tarihinden önce meydana geldiğini, kaza tutanağında kaza tarihinin 28/04/2016 tarihi olarak  yazıldığını, poliçenin ise 12/06/2015-12/06/2016 tarihleri arasında düzenlendiğini, kaza tutanağının aksi ispat edilene kadar geçerli bir belge olduğunu, yurtdışında gerçekleşen kazalarda zarar gören 3. şahısların zararlarının yeşil kart kapsamında Motorlu Taşıtlar Bürosu tarafından karşılandığını, sorumluluğun kusur oranında olduğunu, davacıya ait araç sürücüsünün sigortalı araç arasında yeterli mesafe bırakmayarak kazada etkili olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olmadığını, müvekkili şirketin ancak ZMMS Genel Şartları B.2. maddesinde belirlendiği şekilde gerçek zarar miktarından sorumlu tutulabileceğini, hasar miktarının Türk Hukuku’na göre belirlenmesi gerektiğini, hasarlı aracın yaklaşık 2500 km hasarlı bir şekilde yürütülerek Almanya’ya götürüldüğünü, bu durumun hasar miktarının artmasına neden olabileceğini, hasar tespitine yönelik masrafların dolaylı zararlardan olduğunu ve ZMMS dışında kaldığını, faiz başlangıcının ve türünün kabul edilemeyeceğini, eksper ücretinin atamayı yapan tarafça ödenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davanın kısmen kabulü ile 4.000,00 Euro hasar bedelinin 09/03/2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun 4-a maddesi gereğince işleyecek faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından  bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda davalı ... hakkında hüküm kurulmadığını, diğer davalılarla beraber ...'ın da müştereken ve müteselsilen sorumluluğu bulunmasına karşın bu davalı hakkındaki davadan sanki feragat edilmiş gibi hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, Daire tarafından verilen kaldırma kararında tüm davalılar arasında dava arkadaşlığı bulunduğundan kararın tüm davalılar bakımından kaldırıldığından,  davalı ... bakımından da hüküm ifade edeceğini, mahkemenin gerekçeli kararında hükmün diğer davalılar bakımından kesinleştiği yönünde hatalı şekilde hüküm kurulduğunu, dolayısıyla davalı ... bakımından kesinleşen herhangi bir hüküm olmadığı gibi verilen kararın usul yönünden hatalı olduğunu, mahkemece hiçbir gerekçe gösterilmeden davalılar ayrık tutularak hakkında hüküm verilmemiş olmasının kararın kaldırılmasını gerektirdiğini, davalı ... Gıda San. A.Ş. hakkında da yerel mahkeme tarafından verilen davanın açılmamış sayılması kararının İstanbul BAM 9. Hukuk Dairesi tarafından verilen 2019/1481 Esas., 2021/1043 Karar, 03/06/2021 tarihli ilamıyla hatalı bulunmuş olmasına rağmen yerel mahkemece bu husustaki bozma ilamına uyacak şekilde herhangi bir usul işlemi yapılmadığını, mahkemece verilen kararda 890,30 Euro tutarındaki ekspertiz ücretinin kabulüne karar verildiğini, söz konusu meblağın TL cinsinden karşılığının hüküm altına alınmasının doğru olmadığını, mahkemece araç hasarına karşılık gelen 4.000,00 Euro hasar bedelinin aynen tahsiline karar verilmişken bir diğer zarar kalemi olan bilirkişi ücretinin TL üzerinden belirlenmiş olmasının hakkaniyet, usul ve esas bakımından hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan 08/08/2022 tarihli hesap  bilirkişi raporunda yer alan kanaatin eksik ve hatalı, aracın sovtaj değeri  için tespit edilen tutarın haksız ve fahiş olduğunu, davacının uğradığı gerçek zararın belirlenebilmesi için Almanya'da geçerli olan otomotiv rayiç ve piyasa koşullarına hakim bir heyetten  rapor aldırılması, kazaya karışan aracın ticari araç olması nedeniyle avans faizine hükmedilmesi gerektiğini, yargılama sırasında yapılan bilirkişi ücreti, tebligat gideri ve sair yargılama giderlerinin kabul ve red oranına göre hesaplanmasında hata yapıldığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Karayolları Trafik Kanunu’nun 97 maddesindeki kanun değişikliği gereği, davacının uyuşmazlığın çözümlenmesi için gerekli belgelerle birlikte müvekkil şirkete başvurmasının gerektiğini, davacı tarafından müvekkili şirkete yapılan başvuru sonucunda hasar dosyası açılmış ise de kazanın ve zararın tespiti ile ödeme yapılabilmesi için bulunması zorunlu hiçbir evrakı sunmadığını, mahkemece haksız fiilden kaynaklanan zararın ancak haksız fiil tarihinde ve memleket parası üzerinden gerçekleştiğinin kabulü gerekirken, hasar onarım bedelinin yabancı ülke şartlarına göre yabancı para üzerinden hesaplanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun kaza tarihindeki poliçe limitleriyle sınırlı olup, mahkeme kararında poliçe limiti aşılarak hüküm kurulmasının ve poliçe limitinin hüküm fıkrasında açıkça yazılmamasının hatalı olduğunu, davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde de müvekkilinin poliçe limiti ile sorumlu gösterildiğini, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti yönünden, müvekkilinin sorumluluğunun toplam talep edilen tazminat oranına göre hesaplanması gerekirken, tüm yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu belirterek, istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. İlk Derece Mahkemesince verilen önceki hükmün davacı vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 03/0602021 tarih, 2019/1481Esas ve 2021/1043 Karar sayılı kararı ile, \"...Somut uyuşmazlıkta, dava tarihi olan 20/10/2016 itibariyle 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olup davacı tarafça dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine KTK'nın 97. maddesi gereğince başvuru koşulunu yerine getirmesi gerekmektedir. Bu nedenle mahkemece HMK'nın 115/2. maddesine aykırı şekilde tamamlanabilecek nitelikteki dava şartının tamamlanması için davacı tarafa kesin süre verilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu husus atlanarak esastan karar verilmesi doğru olmamıştır. Kaza sonrası tutulan tutanak, olay yerine gelen görevliler tarafından düzenlenen tutanak olmayıp, sürücü görüşlerine göre düzenlenmiştir. Kaza tarihi 27/04/2015 olarak yazılmıştır. Tutanakta ayrıca davalı araç açısından poliçenin başlangıç-bitiş tarihi 12/06/2015 tarihi olarak yazılmıştır. Davalı vekili sigorta poliçesinin 12/06/2015 ve 12/06/2016 tarihleri arasında geçerli olduğu savunulmakta ve poliçenin de bu tarihler arasında geçerli olmak üzere düzenlendiği anlaşılmakla, tutanakta yazılı 27/04/2015 kaza tarihinde, 12/06/2015 başlangıç  tarihli  poliçenin ve tutanakta da yazılı olduğu üzere ... poliçe nosunun bilinemeyeceği değerlendirildiğinde, 27/04/2015 kaza tarihinin sehven yazıldığı, tutanağın görevliler tarafından düzenlenen tutanak niteliğinde olmadığından aksinin ispatının mümkün olduğu, yurda giriş çıkış tarihleri ile de desteklendiği değerlendirildiğinde, mahkemenin 28/07/2015 tarihinin kaza tarihi ve kazanın poliçe düzenlendikten sonra olduğu yönünde kabulünde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu hususa değinen davalı vekili istinafı yerinde değildir. Kaza yeri Türkiye olsa bile yurtdışında kayıtlı aracın meydana gelen kaza nedeniyle tamir ettirilmeden yurtdışına götürülmesi halinde, tamir bedelinin yurtdışındaki malzeme ve işçilik fiyatları ile değerlendirilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Davacı taraf bu açıdan aracını Türkiye' de tamir ettirmeye yada Türkiye koşullarındaki hasar bedeli ile tazmine zorlanamayacağından davalı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 18/06/2013 tarih, 2013/8078 Esas ve 2013/9341 Karar sayılı kararı). Ancak meydana gelen kaza nedeniyle yurtdışı plakalı aracın Türkiye' de yaptığı kaza nedeniyle, Türkiye Motorlu Taşıtlar Bürosu’ na yapılan bir başvuru ve yeşil kart nedeniyle ödeme olup olmadığı konusunda araştırma yapılmamış olması; Hükme esas alınan 20/07/2018  tarihli teknik raporda, aracın trafiğe çıktığı tarihten rapor tarihine kadar geçen 4117 gün boyunca yaklaşık 225.000 km seviyelerinde kabul edilerek değer belirlemesi yapılmış ise de; 28/07/2015 kaza tarihindeki durumuna göre değerlendirme yapılmaması, kaza tarihi itibarıyla tamirinin ekonomik olup olmadığının, diğer bir ifadeyle kaza tarihi itibarıyla pert total sayılması gerekip gerekmediğinin tartışılmaması;  Aracın kazadan sonra Almanya'ya götürülmüş olması dolayısıyla hasarlı aracın bu şekilde götürülmüş olmasının, kaza nedeniyle oluşan hasarda artış meydana getirip getirmeyeceğinin bilirkişi raporunda tartışılmamış olması eksik incelemeye dayalı olmuştur. 6100 sayılı HMK 323. madde gereğince geçici koruma tedbirlerinden olan delil tespiti için yapılan giderler yargılama giderlerinden olup HMK 332. madde gereğince mahkemece resen hükmedilmesi gerekirken davacının davaya konu trafik kazası nedeniyle yabancı plakalı aracında oluşan hasarın tespiti için dava açmadan önce yurt dışında delil tespiti giderleri hakkında  olumlu olumsuz bir karar verilmemesi; 6098 sayılı TBK m. 99 hükmüne göre, yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası olarak ödenmesini isteyebilir. Davacı vekili dava dilekçesinde, 8.147,32 Euro’nun kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.Yabancı para cinsinden yapılan harcamalar, yabancı para alacağı olarak dava edilebilir ve ödeme günündeki kura göre işlem görür. Davacı alacağı, yabancı para cinsinden meydana gelmiş olup fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL karşılığının tahsiline karar verilmesi gerekir. Mahkemece hasarın TL karşılığının hüküm altına alınması ve ayrıca faiz talebi hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemesi de doğru olmamıştır. Davacı vekili, 28/11/2018  tarihli  karar oturumunda davalı ... A.Ş. yönünden davayı takip etmediklerini beyan etmiş, davalı ... A.Ş. vekili de davacı tarafca takip edilmeyen davayı takip etmediğini ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini talep etmiş, mahkemece davalı ... Gıda San. A.Ş. yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Tarafların duruşmaya gelmemesi, sonuçları ve davanın açılmamış sayılması madde başlıklı HMK'nın 150. maddesine göre, davalılardan ... A.Ş. yönünden dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilip, gerektiğinde hakkındaki dava tefrik edilip,  işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, aynı oturumda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan tarife uyarınca, davalı ... A.Ş. lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi  yargılama giderleri talep ve kabul oranıyla doğru hesaplanmış olduğundan bu hususlara değinen davacı vekili istinafı yerinde değildir.\" gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin karar ilamı doğrultusunda mahkemece davacı vekiline KTK'nın 97. maddesi gereğince başvuru koşulunu yerine getirmesi için süre verilmiş, davacı vekili ara karar doğrultusunda davalı sigorta şirketine başvuru yapmış, ancak kazanın ve zararın tespiti ile ödeme yapılabilmesi için bulunması zorunlu hiçbir evrakın sunulmadığı gerekçesiyle ödeme yapılmamış, hasar dosyası açılmamıştır. Davalı vekilinin başvuru şartının yerine getirilmediğine ilişkin istinafı yerinde değildir. Hasar bedelinin belirlenmesi için alınan bilirkişi  ek raporunu hasarlı olan aracın fotoğrafları ve ekspertiz rapor içeriği ile aracın hasarlı parçaları dikkate alınarak Almanya'daki piyasa koşullarına göre belirlendiği, kaza tarihi itibarıyla onarımının ekonomik olmadığı, pert total (tam zıya) kabulünün uygun olduğu, otomobilin sovtaj bedeli ve hasarlı hali davacı tarafa bırakılmak kaydıyla pert total işlemi nedeniyle uğrayacağı net zararın 4.000,00 Euro olduğunun tespit edildiği, bilirkişi ek raporunun  ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli olarak hazırlandığı anlaşıldığına göre Mahkemece  bilirkişi ek raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Dairemizin karar ilamında, \"... davalılardan ... A.Ş. yönünden dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilip, gerektiğinde hakkındaki dava tefrik edilip,  işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, aynı oturumda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.\" denilmesine rağmen, mahkemece, karar ilamından sonra yapılan  23/11/2021 tarihli ilk duruşmada alınan ara karar ile \" Dosyanın diğer davalılar ... A.Ş. ile davalı ... yönünden kesinleştiği anlaşılmakla kesinleşme işlemlerinin bu kişiler yönünden yapılması için yazı işleri müdürlüğünün görevlendirilmesine\" karar verilmesi, davacı vekilinin  davalı ... bakımından istinaf talebi bulunması nedeniyle hakkında kesinleşen herhangi bir hüküm olmadığı halde hüküm kurulmaması  ve bu davalının karar başlığına yazılmamış olması doğru olmamıştır.  Davacı vekilinin bu hususlara değinen istinaf itirazı yerindedir. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 83/son maddesi (6098 sayılı TBK m. 99) hükmüne göre, yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası olarak ödenmesini isteyebilir. Yabancı para cinsinden yapılan harcamalar, yabancı para alacağı olarak dava edilebilir ve ödeme günündeki kura göre işlem görür. Davacı alacağı, yabancı para cinsinden meydana gelmiş olup fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL karşılığının tahsiline karar verilmesi gerekir. Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun Yabancı para borcunda faiz işletilmesine ilişkin  4/a  maddesinde \"Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.\" hükmü düzenlenmiştir. Bu nedenle kabul edilen euro cinsinden tazminat için 3095 sayılı Kanun 4.a. maddesi uyarınca faiz uygulanması gerektiğinden,  davacı vekilinin kazaya karışan araç ... A.Ş. adına kayıtlı olup ticari amaçla kullanıldığından uygulanacak faiz türünün ticari faiz olması gerektiğine ilişkin istinafı yerinde değildir.Ne var ki  ifade olunan yasal düzenlemeler göz önünde bulundurulduğunda, yabancı para borcunun fiili ödeme günündeki kur üzerinden TL karşılığının ödenmesine karar verilmemiş olması;  davacının  yargılama giderini yabancı para cinsinden yaptığından 890,30 Euro ekspertiz ücretinin yargılama giderine dahil edilmemiş olması doğru olmamıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 99. maddesinde, sigorta şirketlerinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde maddi tazminattan sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Zorunlu mali sorumluluk sigortacısı meydana gelen zararı limit dahilinde gidermekle sorumlu olduğundan yargılama giderlerinden de limiti oranında sorumlu olacaktır. Zarar miktarının limiti geçmesi halinde trafik sigortacısı hükmedilen miktara ilişkin yargılama giderlerinin tamamından değil sadece poliçe limitinin tazminat miktarına oranına göre sorumlu tutulmalıdır (Yargıtay  17. Hukuk Dairesinin   2019/5147 E. ve   2020/7081 K., 2020/1864 E. ve  2020/6061 sayılı kararı). Davalı sigorta şirketinin kaza tarihi olan 2015 yılı itibariyle Hazine Müsteşarlığı tarafından belirlenen araç başı maddi zarar limiti 29.000,00 TL’dir. İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümde davalı sigorta şirketinin poliçe limitinin açıkça gösterilmemiş olması doğru olmamış ve hüküm bu yönden düzeltilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.04.1993 tarih, 1993/13-41 Esas ve  1993/145 Karar sayılı  yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz satış kuru karşılığı Türk lirası üzerinden, karar tarihindeki tarifeye göre nispi ilâm harcının ve avukatlık  ücretinin hesaplanması gerektiği yönündeki kararı gereğince bakiye harç ve vekalet ücreti hesaplanmasına  karar verilmelidir.  İlk Derece Mahkemesince dava tarihindeki kur üzerinden harç ve vekalet ücreti hesaplandığı anlaşıldığından  bu husulara ilişkin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. Ayrıca dava tarihindeki euro kuruna göre  kabul ve red edilen miktar  sigorta limitinin altına kaldığından başka bir  ifadeyle sigorta limiti geçmediğinden sigorta limiti  üzerinden vekalet ücreti belirlenmemiş olmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Bu nedenle; davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında  yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A- Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre: 1-Davanın davalı ... Gıda San. A.Ş. yönünden AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 2-Davanın diğer davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ... yönünden KISMEN KABULÜ ile  4.000,00 Euro'nun davalı ... bakımından  kaza tarihi olan 28/07/2015 tarihinden itibaren, davalı  ... Sigorta A.Ş. bakımından ise  09/03/2016 tarihinden itibaren  3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi gereğince zarara konu yabancı paraya Devlet Bankalarının bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden yürütülecek faiziyle birlikte, fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığının  (davalı ... Sigorta A.Ş. 29.000,00 TL sigorta limiti ile sorumlu olmak kaydıyla) davalı ... Sigorta A.Ş. ve ...'dan müteselsilen ve müştereken  alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 900,87 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 458,86 TL harcın mahsubu ile bakiye 442,01 TL harcın  davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ...'dan tahsil edilerek Hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 458,86 TL peşin harcın  davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ...'dan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan posta, tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti  toplamı 4.309,54 TL  ile 890,30 Euro ekspertiz ücretinden oluşan yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre yapılan hesaplama neticesinde 2.115,80 TL ve 437,10 Euro'sunun   davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ...'dan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, Bakiye kısmın davacının üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 9.200,00 TL vekalet ücretinin  davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ...'dan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 6-Davalı ... Sigorta A.Ş. duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden reddedilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalı ... Sigorta A.Ş. tarafına verilmesine, 7-Davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan 13,5‬0  TL yargılama giderinden davanın kabulü reddi oranında hesap olunan 6,05 TL yargılama giderinin davacıdan tahsil edilerek davalı  davalılar ... Sigorta A.Ş.'ye verilmesine, Bakiye kısmın davalı ... Sigorta A.Ş.  üzerinde bırakılmasına, 8-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine, <br>B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN; 1-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine, 1-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine, 2-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 148,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 492,00 TL istinaf başvuru harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7523dacbcf516abe","SID":"3ad432cb2b8e9d0f"}}