{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2021/935 <br>KARAR NO: 2024/439 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 23/3/2021<br>NUMARASI: 2016/435 (E) - 2021/346 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Maddi, Manevi Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 19/3/2024<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 15/09/2014 tarihinde davalılardan ...'in idaresindeki, davalı ... Sigorta AŞ nezdinde sigortalı ... plakalı aracın davacının kullandığı motosiklete çarparak yaralanmasına sebep olduğunu, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere, 100 TL maddi tazminatın olay tarihinden işleyecek %12 ticari avans faizi ile birlikte tüm davalılardan, 25.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek %12 avans faizi ile birlikte davalı ...'ten tahsilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; maddi tazminata ilişkin davanın ispatlanamaması nedeniyle reddine, manevi tazminata ilişkin davanın kısmen kabulü ile 3.000 TL manevi tazminat 16/09/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... mirasçıları ..., ... ve ...'da müştereken tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davacı vekili, müvekkilinin davaya konu kaza sebebiyle oluşan % 6'lik maluliyet oranının davalı tarafından kabul edilerek ödeme yapıldığını, cevap dilekçesinde de bu hususun kabul edilerek maluliyet oranına itiraz edilmemiş olduğu göz önünde bulundurulduğunda lehlerine usuli kazanılmış hak doğduğunu, 18/02/2020 tarihli rapor mahkemenin ara kararına ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı bir şekilde kaza tarihinde geçerli yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmediğini, dosyada yer alan Manavgat Devlet Hastanesi tarafından tanzim olunan 10/09/2015 tarihli Engelli Sağlık Kurulu Raporuna göre müvekkilin % 6 maluliyeti bulunduğunu, dosyada yer alan raporlar arası çelişkinin giderilmesi gerektiğini, aradan yaklaşık 5 yıl geçtikten sonra dava sırasında alınan raporlarda sürekli maluliyetinin tespit edilememiş olmasının davacının kaza sırasında ağır şekilde yaralandığı gerçeğini ortadan kaldıramayacağını, takdir edilen manevi tazminat miktarının çok düşük olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ile bir talepte bulunulması halinde zararı kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekir. Bu belirlemenin yapılabilmesi için  Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden maluliyet raporu alınmalıdır. Somut olayda, Akdeniz Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'dan  11/10/2008 tarihli ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan \"Sosyal Güvenlik Kurumu Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranları Tespit İşlemleri Yönetmeliğine\" göre alınan 18/02/2020 tarihli maluliyet raporunda ise davacının kalıcı maluliyetinin bulunmadığı ancak iyileşme süresinin 10 gün süreceği tespit edilmiştir. Bu nedenle davacının maluliyetine ilişkin sağlık kurulu raporunda kaza ile maluliyet arasında uygun nedensellik bağının kurulmasına, raporun kaza tarihine göre uygun yönetmelik hükümlerine göre ve yetkili heyetçe ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olarak düzenlenmiş olmasına ve 10/09/2015 tarihli Engelli Sağlık Kurulu Raporunda maluliyete ilişkin değerlendirmesinin de irdelenmiş olmasına göre; maluliyete ilişkin davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir. Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın \"manevi tazminat\" başlıklı 56/1.maddesine göre, \"Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.\"  TBK’nın 56/1. maddesi gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir. Bu nedenle; kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının maluliyet oranı ve iyileşme süresi,  tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nın 56/1.maddesi kapsamında davacılar lehine verilen manevi tazminat miktarı, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygundur. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının da reddine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince  esastan reddine,2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda,  HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/3/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0e816f004ea9defd","SID":"55fc41a58ecce3bd"}}