{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/201 <br>KARAR NO: 2024/329<br>KARAR TARİHİ: 29/02/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/12/2023 (Ara Karar)<br>NUMARASI: 2023/640 Esas <br>TALEP: İhtiyati Tedbire İtiraz<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/02/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>TALEP: İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili itiraz dilekçesinde özetle; mahkemenin vermiş olduğu 1 nolu ara karar yerinde olup bu karara karşı hiçbir itirazlarının bulunmadığını, 10/07/2023 tarihli olağan genel kurulunda alınan 1, 3, 4, 5 ve 7 nolu genel kurul kararlarının yürütülmesinin durdurulmasının davalı şirket için telafisi mümkün olmayan zararlara sebebiyet vereceğini, davacının kötü niyetli olarak hareket ettiği ve bu şekilde taleplerde bulunduğunun 1 nolu kararın oybirliği ile alınmış olması ve davacının 5 nolu ara karara olumlu oy kullanması ile sabit olduğunu,  mahkeme tarafından verilen 2 nolu kararın ise hukuka ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, mahkemece her ne kadar genel kurulda alınan 2 nolu karar bakımından yürütme geri bırakılmış ise de, 2022 yılı sonunda şirket gelirlerinde  %40 bir artış sağlanmasına mukabil, ülkemizdeki devam eden enflasyon neticesi; ücret zamları, belediye kararları ve vergi artışları neticesi şirketin genel giderlerinde büyük artışlar meydana geldiğini, yine ecrimisil bedelleri, bakım onarım giderleri, personel ücretleri, elektrik su giderleri, yapılandırma ödemeleri neticesi toplam giderlerde bir yıl öncesine göre %50' ye yakın artış olduğunu, hal böyle iken bu oranın da enflasyon dikkate alındığında normal düzeyde olduğunu, 10/07/2023 tarihli genel kurul toplantısının 2 numaralı gündem maddesinin toplantıya katılanların 632.039,25 adet olumsuz oyuna karşılık 848.060,75 adet olumlu oy ve oy çoğunluğu ile kabul edildiğini, yine Genel Kurul Kararı ile alınan  6 nolu karar bakımından yürütme geri bırakılmış ise de şirket Yönetim Kurulu Başkanına ödenen 20,000,00 TL aylık ücretin günümüz koşullarında ve piyasadaki emsal şirket kadroları ile devlet kadrolarında hizmet veren kişilere ödenen ücretler ile kıyaslandığında çok normal bir miktar olduğunu, 10/07/2023 tarihli genel kurul toplantısının 6 numaralı bu gündem maddesinin toplantıya katılanların 632.039,25 adet olumsuz oyuna karşılık 848.060,75 adet olumlu oyla ve oy çoğunluğu ile karar verildiğini, davacının dava konusu talepleri ile ilgili olarak gerçeğe aykırı iddialarda bulunmuş olup henüz yaklaşık ispatın dahi sağlanamadığını, mahkemece yalnızca davacı tarafın iddiaları ve beyanları doğrultusunda itiraza konu bu kararların verilmiş olup dosyaya sunulan cevaplar ve deliller incelenmeden ve irdelenmeden karar verildiğini, murise ait payların mirasçılar arasında taksim edilmesi ve oluşan pay durumuna göre tüm ortaklara yapılan çağrı neticesinde tüm ortakların katılımı ile alınan genel kurul kararları ile ilgili olarak davacının dava dilekçesinde yer alan pay durumu ile ilgili iddialarının ve dava konusu genel kurulda alınan kararların butlanı yönündeki taleplerin ve yürütmenin geri bırakılmasının kabulünün mümkün olmadığını, ayrıca murisin payları yine murise ait vasiyetname uyarınca intikal ettirilmiş olunduğundan mirasçılar tarafından dava konusu genel kurulda temsil edildiğini, bu halde dava konusu genel kurulda temsil edilmeyen herhangi bir pay bulunmadığını, tüm payların temsil edilmek sureti ile oy çokluğuyla alınan kararlar ile ilgili yürütmenin geri bırakılması kararlarının yerinde olmadığını, bu nedenlerle 30/11/2023 tarihli davalı şirketin 10/07/2023 tarihli olağan genel kurulunda alınan 2 ve 6 nolu genel kurur kararlarının TTK 449 maddesine göre tedbiren yürütülmelerinin geri bırakılması şeklindeki ara kararına itirazlarının kabulü ile ara karardan rücu edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu ara kararı veren ilk derece mahkemesi tarafından ihtiyati tedbire itiraz hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, \"Somut olayda; 30/11/2023 tarihli ihtiyati tedbir kararında da belirtildiği üzere, tarafların murisi olan ...'ın 16/07/2015 tarihinde vefat ettiği, murisin katıldığı 11.05.2015 tarihli son genel kurulun hazirun listesine göre 636.502/1.480.100 oranında (%43 civarı) davalı şirkete hissedar olduğu, TMK 640 ve 702. maddelerine göre murisin ölümü ile miras kül halinde mirasçılara geçer ve mirasçılar arasında, müşterek mülkiyete geçilene kadar iştirak halinde bir mülkiyet durumu meydana gelir. Mirasçıların tamamı terekeyi birlikte idare ederler. Mirasçıların terekeyi birlikte temsil veya idare edememesi halinde, mirasçılardan bir veya birkaçının talebi ile ya da alacaklılarca Sulh Mahkemesince terekeye temsilci ya da idare memuru atanır. Bu durumda, tereke temsilcisi, adeta murisin yerine geçerek terekeden kaynaklanan hakları temsil eder; mirasçıların temsil hakkı kalkar. Bu durumda Bodrum 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 14/11/2017 tarih ve 2017/2 tereke dosyasından murisin terekesine atanan temsilcinin de murisin hissedarı olduğu, davalı şirket genel kuruluna davet edilmesi  gerekip gerekmediğinin tartışılıp karara bağlanacağı,  buna karşılık, murisin hissedar olduğu dava konusu şirkete dair İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin istinaf incelemesinden geçen fakat henüz kesinleşmeyen 23.09.2019 tarih, 2017/217 E ve 2019/646 K sayılı kararında şirket paylarının eski hale getirilmesine dair hükmü, murisin hissedar olduğu diğer şirketlerdeki genel kurullara dair aynı gerekçelerle verilen iptal kararları, aynı gerekçelerle açılan iptal davalarında alınan ve kesinleşen kararlar ve yine davalı şirketin 16.05.2018 tarihli genel kurulunun aynı gerekçelerle yoklukla malul olduğunun tespitine dair İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 10.06.2021 tarih, 2018/751 E ve 2021/492 sayılı kesinleşmemiş kararı birlikte nazara alındığında HMK 390/3. maddesindeki yaklaşık ispat şartının gerçekleştiğinin kabulü ile TTK 449. maddesine göre 2 ve 6 nolu kararların icralarının geri bırakılmasına karar verilebileceği değerlendirilmekle verilen tedbir kararı karşısında davalı tarafın itirazları yerinde görülmemiş ve ihtiyati tedbire itirazın reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirkete ait 10/07/2023 tarihli genel kurulun 2 numaralı gündem maddesi 2022 yılına ait yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu ve finansal tablolarının müzakeresi ile ilgilidir. Söz konusu gündem maddesi toplantıya katılanların 632.039,25 adet olumsuz oyuna karşılık 848.060,75 adet olumlu oy ve oy çoğunluğunu ile kabul edildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilen müvekkil şirkete ait 10/07/2023 tarihli genel kurul toplantısının 6 numaralı gündem maddesi yönetim kurulu üyesine ücret, huzur hakkı, ikramiye ve prim gibi maddi hakların belirlenmesi ile ilgili olup yönetim kurulu ...'a aylık 20.000,00 TL ücret ödenmesine toplantıya katılanların 632.039,25 adet olumsuz oyuna karşılık 848.060,75 adet olumlu oyla ve oy çoğunluğunu ile karar verildiğini, bu hali ile her iki kararında yeterli çoğunlukta usul ve yasaya uygun olduğu hususunda kuşku bulunmadığını, huzurdaki davanın davacısı ... tarafından muris ...'a ait usulüne uygun şekilde düzenlenen vasiyetnameye ilişkin olarak hukuka aykırı gerekçelerle Bodrum 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/406 E. Sayılı dosyasından vasiyetnamenin iptaline yönelik dava açılmışsa da anılan dava 27/01/2021 tarihli 2021/44 K. Sayılı ilam ile reddedildiğini, bu halde müteveffaya ait vasiyetnamenin geçerliliği ve davalı nezdinde bulunan hisseler bakımından yerine getirilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, ...'a ait vasiyetnamenin müvekkil şirketteki hisseler bakımından yerine getirilmesi ile davalı şirketin ortaklık yapısı hali hazırdaki şeklini almış ve söz konusu ortaklık yapısına uygun olarak davet edilen tüm ortaklar ile yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların yeterli çoğunlukta usul ve yasaya uygun olarak alındığını beyanla, ilk derece mahkemesince verilen ihtiyati tedbir kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Talep, anonim şirket genel kurul kararının yoklukla malul olduğunun tespiti istemiyle açılan davada genel kurul kararının yürütülmesinin durdurulması yönünde verilen ihtiyati tedbirin itirazen kaldırılması, istemidir.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ihtiyati tedbirin şartlarının bulunup bulunmadığı noktasındadır. İhtiyati tedbir isteyen tarafça, davalı şirketin 10/07/2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğundan bahisle genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılması için tedbir verilmesi talep edilmiş ve mahkemece genel kurulda alınan 2 ve 6 nolu kararların yürütülmelerinin geri bırakılmasına karar verilmiştir. Bunun üzerine ihtiyati tedbire itiraz eden tarafından, ihtiyati tedbir kararı verilmesinin hukuka ve yasaya aykırı olduğu ve tedbirin şartlarının bulunmadığı iddiasıyla ihtiyati tedbirin kaldırılması istemiyle incelemeye konu itiraz yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 449. Maddesi, genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir , şeklinde düzenlenmiştir. Ancak, verilecek tedbirin şartları konusunda bir düzenleme yapılmamıştır. Bu halde, ihtiyati tedbirin şartlarına ilişkin olarak genel hükümlerin uygulanması gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1. Maddesine göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir.HMK'nın 394/1. Maddesine göre, karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebilir. İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir. Muris ... 16/07/2015 tarihinde ölmüş ve geriye mirasçı olarak eşi davacı ortak ... ile çocukları davacı ortak ..., dava dışı ortak ...  ve dava dışı ortak ... kalmıştır. Bodrum 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin  2017/2 tereke sayılı dosyasında terekenin tespiti talep edilmiştir. Ayrıca tarafların beyanlarından murisin vasiyetnamesinin bulunduğu ve vasiyetnamenin iptali davasının açıldığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafça, şirket hisselerinin intikalinin mirasçıların talebi ile vasiyetnameye uygun olarak yapıldığı beyan edilmiştir. Türk Ticaret Kanunu’nun payların bölünememesi başlıklı 477. maddesinde, “Pay şirkete karşı bölünemez. Bir payın birden fazla sahibi bulunduğu takdirde, bunlar şirkete karşı haklarını ancak ortak bir temsilci aracılığıyla kullanabilirler. Böyle bir temsilci atamadıkları takdirde, şirketçe söz konusu payın maliklerinden birine yapılacak tebligat tümü hakkında geçerli olur. Genel kurul, sermaye tutarı aynı kalmak şartıyla, esas sözleşmeyi değiştirmek suretiyle, payları, asgari itibarî değer hükmüne uyarak, itibarî değerleri daha küçük olan paylara bölmek veya payları itibarî değerleri daha yüksek olan paylar hâlinde birleştirmek yetkisine haizdir. Şu kadar ki, payların birleştirilebilmesi için her pay sahibinin bu işleme onay vermesi gerekir.” hükmü bulunmaktadır. Aynı Kanunun 494/2. maddesinde de “Payların miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap edilmeleri hâlinde, bunların mülkiyeti ve bunlardan kaynaklanan malvarlığına ilişkin haklar derhâl; genel kurula katılma haklarıyla oy hakları ise ancak şirketin onayı ile birlikte devralana geçer.” hükmünü içermektedir. Davacı ve diğer ortaklara mütevaffa ...'ın payı miras olarak intikal etmiş olmakla birlikte, davacı ve diğer ortaklara geçen paylar elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olup, henüz müşterek mülkiyete dönüşmediğinden ve TTK 477. maddesi uyarınca mirasçılar arasında taksime ilişkin anlaşma bulunmadığından terekeye temsilci atanması gerekmektedir(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 02/11/2022 tarih ve 2021/3662 E. - 2022/7682 K. Sayılı kararı). Davalı vasiyetnameye dayanmış ise de vasiyetnamenin tenfizine ilişkin bir karar da dosyada bulunmamaktadır. Mirası reddetmeye hakkı olan her mirasçı, terekenin resmi defterinin tutulmasını isteyebilir(TMK m. 619/1). Resmi defter tutulması devam ettiği sürece mirasbırakanın borçları için icra takibi yapılamaz(TMK m. 625/1). Acele haller dışında, davalara devam edilemiyeceği gibi, yeni dava da açılamaz(TMK m. 625/3). Defteri inceleme süresi bittikten sonra her mirasçı, mahkemece bir ay içinde beyanda bulunmaya çağrılır(TMK m. 626/1). Mirasçılardan her biri, tanınan süre içinde mirası reddettiğini veya resmi tasfiye istediğini ya da deftere göre veya kayıtsız şartsız kabul ettiğini beyan edebilir(TMK m. 627/1). Somut olayda, TTK 477. maddesi uyarınca mirasçılar arasında taksime ilişkin anlaşma bulunmadığı ve elbirliği mülkiyeti başka bir surette de çözülmediği nazara alındığında, şirket kayıtları, mirasçılık belgesi ve Bodrum 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin  2017/2 Tereke sayılı dosyası nazara alındığında muris ...'ın terekesine ait hisselerin genel kurulda temsil edilmediği yönünde yaklaşık ispat şartının gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Bu halde ilk derece mahkemesince, ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile dava konusu genel kurul kararının finansal tablolara ilişkin 2 ve yönetim kurulu başkanına ödenecek ücrete ilişkin 6 nolu gündem maddeleri yönünden yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.  HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. <br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.  29/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"93740e4c32810208","SID":"82e6ce1b313a6c7e"}}