{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/2190 <br>KARAR NO: 2024/157<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2014/816 Esas<br>KARAR NO: 2020/246<br>KARAR TARİHİ: 05/03/2020<br>DAVA: Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı)<br>KARAR TARİHİ: 07/02/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesi ile; davalı kooperatif tarafından ... ili, ... ilçesi, ... Mah, ... ada, ... no'lu parselde 4 ayrı bloktan oluşan 53 adet daire inşa edilerek kat irtifakının tesis edildiğini, davacının 13.08.2005 tarihinde davalı kooperatife üye olduğunu ve kendisine üyeliği gereği L2 Blok 2 nolu dairenin tahsis edildiğini, davacının ödemelerini aksatmadan yapmasına ve üyeliğe kabul belgesinde belirtilen L2 Blok 2 no'lu dairenin kendisine teslim edilmesine rağmen davalı kooperatifte ferdi mülkiyete geçildiği halde bu dairenin tapu devrinin kendisine yapılmadığım, kooperatif tarafından teslim edilen ve davacının zilyetliğinde olan dairenin İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/222 E 2012/178 K sayılı 09.07.2012 tarihli kararı ile diğer davalı ... adına tapuya kayıt ve tescil edildiğini, bu dosyadan verilen bilirkişi raporunda ...'a ait olan dairelerin A Blok 8 nolu daire ile D Blok 2 nolu daire olduğunun tespit edildiğini ancak hatalı bir şekilde davacıya ait olan B Blok 2 nolu dairenin ... adına tesciline karar verildiğini, daha ünce L1,L2,L3,L4 olarak adlandırılan blokların daha sonra L4 B Blok adı altında A,B,C ve D olarak değiştirildiğini, davalı kooperatif tarafından tazmin edilen 13.08.2005 tarihli protokolde davacının borcu olmadığının ve daire anahtar tesliminin yapıldığının belirtilmiş olduğunu, davalı kooperatifin gönderdiği yazılarda da bu dairenin davacıya alt olduğunun yazılı bulunduğunu, davacı adına tahakkuk ettirilen elektrik faturalarında L4 B Blok 2 nolu dairenin davacıya ait olduğunun belli olduğunu ayrıca Belediye emlak vergisi bildirimi ve Dask poliçesinde de bu dairenin davacıya ait olduğunun bildirildiğini, davalı kooperatif vekili tarafından Küçükçekmece ... icra Müd. ... E sayılı icra dosyasında da bu dairenin müvekkile ait olduğunun teyit edildiğini, davalı kooperatifin 01.04.2007 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul hazirun cetvelinde davacının ismi bulunmasına rağmen 01.05.2007 tarihli yönetim kurulu toplantı tutanağında ise davacının isminin bulunmadığını, hazirun cetvellerinin yönetim kurulu tarafından hileli düzenlenmiş olduğunu bu nedenle davacının üyeliği gereği kendisine isabet eden L4B Blok 2 nolu dairenin adına tescilini bunun mümkün olamaması halinde belirlenecek başka bir dairenin kendisine verilmesini, bunun da mümkün olmaması halinde fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 30.000.TL tutarındaki tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen avans faizi İle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı Kooperatif cevap dilekçesinde özetle; ... 13.08.2005 tarihinde kooperatif üyeliğine kabul edildiğini, tapu devrinin yapılmadığı yönündeki ithamların dayanaksız olduğunu, kooperatif eski yönetimine ihtar çekmelerine rağmen yeni seçilen yönetime defter ve evrakların teslim edilmediğini, eski yöneticinin 150.000.TL ilk sahte borç senedi düzenleyerek sözü geçen ...’nun L4B Blok 2 nolu dairesi üzerine ihtiyati tedbir konduğunu tapu devrinin bu hukuki zorunluluk gereği yapılamadığını, imzaların sahte olduğunun anlaşılması üzerine tapu üstündeki tedbirlerin kaldırılmasına karar verildiğini,  ... adına ve diğer 5 adet dairenin tapu mülkiyetinin halen kooperatif tüzel kişiliği adına kayıtlı olduğunu, bu tapu kayıtları üstünde bulunan tedbir kararlarının kaldırılması halinde ...'da dahil olmak üzere diğer üyelerin tapu devirlerinin yapılacağını, davacının savunmasında belirttiği gibi B Blok 2 nolu dairenin 06.12.2013 tarihli mahkeme karan ile ...' adına tescil edildiği, İstanbul 8.ATM 2009/56 sayılı dosyasındaki bilirkişi raporu ile de L4B Blok 2 nolu dairenin ...  ait olduğunun tespit edildiğini, kooperatifte bulunan tüm evrak, kayıt ve işlemlerin bu durumu teyit ettiğini, davacının başka kişilere tapu devrinin yapıldığı yönündeki iddiasının yerinde olmadığını zira halen 6 adet daire tapusunun davalı kooperatif adına kayıtlı bulunduğunu, dava konusu olay kooperatif tüzel kişiliğine karşı açılması gerekirken taraf sıfatı bulunmayan şahıslara karşı yöneltilmesi nedeniyle davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesi ile; tesciline karar verilen davada feri müdahil olarak yer alan davacının anılan kararın hatalı olduğuna yönelik iddiasının dinlenemeyeceğini, TBK nun 30 vd. maddelerinde yer alan hata hükümlerine dayanan ve müvekkllince açılan davada feri müdahil olarak yer alan davacının 1 yıllık hak düşürücü süreyi geçirdiğini, dolayısıyla feri müdahil olunan bir davada gerekil asgari dikkat ve özeni gösteren bir müdahilin, mahkeme kararını, kararın verilmiş olduğu tarihte öğrenmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, bu nedenle davacının iptal talebinin yerinde olmayıp reddini talep ettiklerini, Yargıtay'ın müstakar nitelikteki kararlan uyarınca, kural olarak güçlü delilin aksinin ancak daha güçlü bir delille kanıtlanabileceğini, dolayısıyla huzurdaki dava bakımından kesin delile çok yakın bir kavram olan güçlü delilin mevcut olması ve davacının bunu bertaraf edecek hiçbir mesnede ve delile sahip bulunmaması karşısında işbu davanın esastan reddini talep ettiklerini, yasal ve geçerli bir tahsisin mevcut olmaması ve müvekkili lehine güçlü delil mahiyetinde bir Mahkeme ilamının bulunması nedeniyle işbu davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin bağımsız bölüm üzerindeki öncelik ve üstünlük hakkını gözeten İstanbul 14. Ticaret Mahkemesinin anılan taşınmazın müvekkili adına kayıt ve tesciline karar verdiğini, davacının tazminat isteminin borcun nispiliği prensibine aykırı olduğunu beeyanla davanın müvekkili yönünden esastan reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; 13.08.2005 tarihli yönetim kurulu toplantı tutanağında davacının değil ... kooperatif üyeliğine kabul edildiğini , her iki isim arasında ciddi fark bulunduğunu, kaldı ki 13.08.2005 tarihli yönetim kurulu toplantı tutanağında bulunan imzanın davalıya ait olmadığını zira bu tarihte davalının toplantıya katılmadığını 11.07.2005 tarihinde yönetim kurulu üyeliğine seçilen davalının 26.12.2005 tarihinde Bakırköy ... Noterliğinin ... yevmiye nolu ihtarname ile istifa ederek ayrıldığını, dava konusu işlemin tarafı olmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı kooperatif yönetim ve tasfiye kurulu üyeleri ... Ve ... ön inceleme duruşmasındaki beyanlarında;  söz konusu iptale konu B Blok 2 nolu dairenin davalı kooperatif tarafından davacı adına tahsis edildiğini, aynı yerde bulunup şuanda kooperatif adına kayıtlı olan D Blok 2 nolu dairenin ise diğer davalı ... adına ait olduğunu ancak yargılama sırasında mahkeme tarafından davacı adına tahsisli olan B Blok 2 nolu dairenin ... adına tescil edildiğini, kooperatif tarafından A Blok 8 numaralı D Blok 2 nolu dairelerin anahtarlarını 2007 yılında davalı ...'ın avukatına bizzat kendileri tarafından teslim edildiğini beyan etmişlerdir.Davalı ... vekili yasal süresi geçtikten sonra sunmuş olduğu  beyan dilekçesi ile; Müvekkilim, kooperatif üyeleri tarafından arandıktan sonra tesadüfen aleyhinde böyle bir davanın varlığından haberdar olduğunu, davanın inkarı kapsamında beyanlarını sunduklarını, müvekkilinin, davalı kooperatifin 01.04.2007 tarihli Olağan Genel Kurulu yönetim kurulunda 1 yıl süreliğine sayman seçildiğini, ancak geçen sürede genel kurul toplanamadığı için 2010 yılında ibra edildiğini, konutların ferdi mülkiyete geçişi aşamasında müvekkilim görevli dahi olmadığını, bu bakımdan kooperatif nezdinde konum itibarıyla davacıdan farklı statüsü bulunmadığını, davacı tarafın dayanağı davalı kooperatifçe verilen 13.08.2005 tarihli üyeliğe kabul yazısı olup müvekkilinin, bu davanın ve dava konusu işlemin tarafı olmadığından işbu davada sorumluluğu olmadığını, öncelikle sorumluluk halen tüzel kişiliği devam eden kooperatife ait olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte,  Kooperatifler Kanununa göre davalı kooperatiften talep hakkının bulunduğu durumlarda müvekkilime karşı dava açılması hukuken mümkün olmadığını beyanla müvekkil yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalılar cevap dilekçesi sunmamış, davalı ...  vekili  duruşmada alınan ve bilirkişi raporlarına yönelik itiraz dilekçelerinde davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, \"... Somut olayda, her ne kadar mahkememizce davacı adına tescil edilmeyen gayrimenkul nedeniyle alacak talebinin öncelikle tüzel kişiliğe haiz olan kooperatifin sorumluluğunda olup olamayacağı ve davacı adına tescili talep edilen dairenin aynısı veya muadili bir başka dairenin tescilinin mümkün olup olmadığı değerlendirilmiş ise de, davalı kooperatifin tasfiye halinde olduğu, dosyada mübrez kesinleşmiş mahkeme kararları ve 19/01/2017 tarihli bilirkişi ek raporunda yer alan tespitler doğrultusunda davacı adına tescil edilecek taşınmaz bulunmadığı anlaşılmıştır. Aynı raporda bilirkişi heyeti tarafından Davacı adına tescil edilecek taşınmaz bulunmaması sebebiyle davacı lehine tazminat hesabı yapılması gerektiği ve dava tarihi itibari ile 170.000,00 TL'nin tazminat olarak talep edilebileceği yönünde görüş bildirilmiş, davacı 15/02/2017 tarihli dilekçesi ile tazminat talep ettiğini beyan etmiştir.09/02/2018 tarihli 2.ek raporda bilirkişi heyetince kooperatif aleyhine 2007 yılından 2010 yılı arasında birden fazla icra takipleri ve davaların açıldığı, dava ve icra takip dosya numaralarından da açıkça anlaşıldığı üzere bu tarihte görevli olan davalı eski koop yöneticilerinden ...,  ... ve ...'ın 2007, 2008, 2009 hesap yıllarına ait dönemde 3 yıl süre ile genel kurul yapmayarak bu davalar hakkında üyelerini bilgilendirmediğinden 1163 sayılı yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davrandıkları, davalı kooperatifin 2007-2010 tarihi arasında görev yapan eski tasfiye ve yönetim kurulu üyesi bulunan davalıların 1163 sayılı yasanın 62. Madde hükmüne aykırı olarak ,ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri ihmal ederek veya kasten yerine getirmeyerek oluşmasına neden olduğundan davacının bu dönemde uğradığı zararlardan birlikte ve müteselsilen sorumlu olacakları yönünde görüş bildirilmiş, mahkememizce bu rapor doğrultusunda benimsenen görüş neticesinde davalı yönetim kurulu üyelerinin kooperatif yöneticiliğine ilişkin görevlerini yerine getirmemesinden kaynaklanan kusurlu davranışları neticesinde, davalıya karşı kooperatif ile birlikte tazminat sorumluluklarının olduğu kanaatine varılmıştır.Tüm bu nedenlerle; davanın  kısmen kabulü kısmen reddi ile; 170.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalılar ..., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile  davacıya verilmesine, davalılar ..., ..., ... , ... ... ve ...  karşı tazminat davası aşma hakkının ise görev yaptıkları tarihlere göre ve  işlemlerin niteliği kesinleşen ceza dosyasına göre bu zarardan sorumlu olmadıkları sabit olduğundan  davanın davalılar ..., ... ve ... yönünden reddine, davalı ... yönünden davanın geri alınması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına\"  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı Tasfiye Halinde ... vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; mahkemenin gerekçeli kararında kooperatif ve zararın oluştuğu dönemde yönetimde bulunan yöneticilerin müştereken ve müteselsilen zararın tahsilinde sorumlu olduğuna karar verdiğini, müvekkil kooperatif 10 yılı aşkın bir süredir tasfiye halinde olup şikayetçi olduğu ve haklarında görevi kötüye kullanmaktan dava açılan kişiler nedeniyle maddi olarak telafisi güç zararlara uğradığını, evrak ve belgeleri usulüne uygun tutulmaması ile ilgili ortakların açtığı davalarla yıllardır uğraşmak zorunda kaldığını, Küçükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/778 E. sayılı dava dosyası ile yapılan yargılama neticesi verilen karar bu hususu ispat ettiğini, bu dosya Görevi Kötüye Kullanmak nedeniyle davalı kooperatifin yönetim kurulu başkanı ve üyeleri olan davalılardan ..., ..., ...  ceza aldığını, Öte yandan davacının ortağı bulunduğu kooperatifte kendisine isabet eden taşınmazı kim yada kimlere ne şekilde tescil yada satıldığı hususu da önem arz etmekte olup bu hususa ilişkin mahkeme kararı eksik incelemeye dayalı olduğunu, Davacı taraf fazlaya dair hakları saklı 30.000,00 TL talepli kısmi dava açtığını, mahkeme ise bu davayı belirsiz alacak davası gibi değerlendirerek tespit ettiği 170.000,00 TL’ye dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verdiğini, karar bu yönden de yasaya aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Müvekkilinin, davalı kooperatifin 01.04.2007 tarihli Olağan Genel Kurulu yönetim kurulunda 1 yıl süreliğine sayman seçildiğini,  Sayman olarak görevlendirilen müvekkilimin imza yetkisi olmadığı gibi bu sürede hiçbir işlemi de olmadığını, müvekkilim, ferdi mülkiyete geçişte yada dava konusu gayrimenkulün diğer bir davalı adına tescil tarihinde hiçbir şekilde görevli olmadığını, müvekkilimin genel kurulu toplantıya çağırma yetkisi de olmadığını,  bu nedenle müvekkilinin davacı ve diğer üyeler aleyhine işlemi olmadığını, aksi yönde bir tespit de bulunmadığından   kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilimin kusurlu bir davranışı bulunmadığını,Müvekkilim 2010 yılında ibra edilmiş olup ne bu tarih itibarıyla ne de dava tarihi itibarıyla herhangibir görevi/sorumluluğu bulunmadığını,   Kabul anlamına gelmemekle birlikte, Kooperatifler Kanununa göre davalı kooperatiften talep hakkının bulunduğu durumlarda müvekkilime karşı dava açılması hukuken mümkün olmadığını, Mahkeme, ne dava süresince ne de gerekçeli kararda davalıların yetki, kusur,  sorumluluğunu tespit etmediğini, kooperatif adına tescil edilecek daire bulunmadığını kabul ederek  buna neden olan gerçek sorumluyu belirlemeden genel geçer bir şekilde karar verdiğini, usulsüz işlemleri ile davacının dairesinin başka üyeye tesciline neden olanlar, kooperatif aleyhine icra takibi dava açılmasına neden olan gerçek sorumlular belirlenmeden, bu işlemlerin ne zaman gerçekleştiği tespit edilmeden, sırf aynı dönemdeki yönetim kurulunun sorumlu olması hukuken mümkün olmadığını, mahkemenin kararına esas aldığı ceza davasında müvekkilim yargılanmadığını, müvekkilim aleyhine açılan ceza davası bulunmadığını, ancak müvekkilin taraf olmadığı bir ceza yargılaması esas alınarak müvekkilin hukuk yargılamasında sorumlu kabul edilmesi hukuken mümkün olmadığını, Davacı taraf fazlaya dair hakları saklı 30.000,00 TL talepli kısmi dava açtığını, mahkeme ise bu davayı belirsiz alacak davası gibi değerlendirerek, tespit ettiği 170.000,00 TL’ye dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verdiğini, karar bu yönden de yasaya aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ... vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde;  davacının davalı kooperatife karşı tazminat talep hakkı halen devam etmekte olup, dava dosyasında bu tazminat alacağını tahsil etme imkanının kalmadığının mevcut dosya kapsamı ile henüz tespit edilememesi nedeniyle yöneticilere, dolayısı ile müvekkiline karşı da henüz bir sorumluluk davası açma hakkı da bulunmadığını, dava dosyası kapsamında tespit edildiği gibi, davalı kooperatif adına halen kayıtlı bulunan taşınmazlar mevcut olup söz konusu bu taşınmazlar üzerinde de tedbirler devam ettiğini, davacının zararını davalı kooperatiften alma imkanı halen devam ettiğini,Müvekkilimin kişisel olarak herhangi bir kusuru söz konusu olmadığını,  eksik olan defteri kebir ve ortaklar pay defteri, eski yönetim tarafından yeni yönetime teslim edilememesi nedeniyle müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, Kooperatifin tazmin yükümlülüğünü yerine getirme imkan vc kabiliyeti bulunduğunu, bilirkişi yaptığı tespit ve değerlendirmelerde, toplam 53 bağımsız bölümlü kooperatif de, kat maliklerinin düzenli ödeme yapmadıklarını, yasal ticari defter ve kayıtları ile banka ve kasa kayıtlarından tespit ettiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili katılma yolu ile  yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Müvekkilin kooperatife karşı akçeli yükümlülüklerini yerine getirdiği ve borcu bulunmadığı, müvekkil adına tescil edilecek taşınmaz bulunmadığı, bu nedenle müvekkilin tazminat talep hakkının bulunduğuna yönelik  mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığını, ancak bir kısım davalılar olan Yönetim Kurulu üyelerinin sorumluluğunun bulunmadığı yönündeki gerekçe hatalı olduğunu, davalı kooperatifin eski ve yeni Yönetim Kurulu üyeleri, hileli davranışlarla usulsüz işlemler yaptıklarını ve yapmış oldukları hukuka aykırı işlemler nedeni ile müvekkil, maliki olduğu daireyi tapuda devir alamadığını ve işbu davayı açmak zorunda kaldığını, kooperatif yetkilileri, gerek yazılı gerekse sözlü beyanları ile müvekkili hataya düşürdüklerinden ve müvekkilin dairesine kavuşma olanağı bulunmadığından, hepsinin sorumluluğu bulunduğunu, kooperatif yetkililerinin üyelere ait taşınmazları, üçüncü kişilerin üzerine devrettiği ve müvekkil ile aynı şekilde mağdur olan diğer üyelerin de davalar ikame ettikleri dosya kapsamından belli olduğunu, tüm bunlara kooperatif yetkilileri sebebiyet verdiğinden müvekkil ile birlikte birçok kişi mağdur olduğunu ve parasını ödedikleri dairelerine kavuşamadıklarını ve zarara uğradıklarını, bu sebeple kooperatif yetkilileri görevlerini gereği gibi ifa etmediklerini ve yükümlülüklerini layıkıyla yerine getirmediklerinde eski ve yeni yönetim kurulu üyeleri müvekkilin uğradığı zararı tazmin etmekle yükümlü olduğunu belirterek red kararı verilen bu davalılar yönünden de davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, kooperatif üyeliğinden kaynaklanan tapu iptal tescil, olmadığı takdirde kooperatif eski yöneticilerinin 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nu 62. madde hükmü ve 98. madde yollamasıyla 6102 sayılı TTK'nın 553. (6762 sayılı TTK'nın 336/5.) madde hükmü uyarınca sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.Davacı vekili, 11/05/2016 tarihli dilekçe ile ... hakkındaki tapu iptal tescil davasını HMK 123 maddesi uyarınca geri aldıklarını beyan etmiş, davalı ... vekili, davanın geri alınmasına açıkça muvafakat ettiklerini bildirmiştir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup bir kooperatif hukuku uzmanı, bir mali müşavir, bir inşaat mühendisinden  oluşan bilirkişi heyetinden alınan 29/11/2015 tarihli raporda özetle ; \" Davacı ...'nun, davalı kooperatif yönetim kurulunun 13.08.2005 tarih 104 sayılı kararı ile kooperatif üyeliğine kabul edildiği ve kendisine üyeliğe ilk girişte kendi isteğiyle beğenerek seçtiği L2 Blok 2 nolu daire 13.08.2005 tarihinde yetkili kaoperatif yönetim kurulu üyesi olan ... ve ... tarafından tahsis edildiği, davalı kooperatif tarafından  06.02.2007 tarihinde düzenlenen belgede davacının kooperatif üyesi olduğu ve bu üyeliği gereğince kendisine B Blok ( eski L2 Blok) 2 nolu dairenin tahsis edildiği, üyeliği gereğince kooperatife bir borcunun bulunmadığı, kooperatif yöneticileri ...ve ... tarafından yazılı olarak bildirildiği, davacının dosyaya sunduğu kira sözleşmeleri, apartman aidat makbuzları, doğalgaz abone sözleşmelerinden davacıya üyeliği gereği eski L2 blok yeni B Blok 2 nolu dairenin davacıya tahsisi yanında fiilen teslim edildiği, somut olayda ise davalı kooperatifinin  ferdi mülkiyete esas teşkil eden ortaklara isabet edecek dairelerin dağıtımında tek bir usul belirlemediği zira kooperatife 04.08.1997 tarihi ile 23.05.2004 tarihi arasında kabul edilen üyelere, üyeliğe ilk girişte daire seçiminin ve tahsisin yapılmadığı, 23.06.2004  tarihinden sonraki kooperatife üye olanlara ise üyeliğe ilk girişte  özelliklerine göre daireyi seçme şeklinde belirlendiği böylelikle davalı kooperatif nezdinde dairelerin dağıtılmasında tek bir usulün benimsenmediği, davalı kooperatife daha önceden üye olanların dairelerinin kura çekimi ile belirlenmesine yönelik genel kurul kararı da alınmamış olması nedeniyle, 2004 yılından önce ve sonrasında üye olanlar arasındaki bu uygulama farkı nedeniyle dairelerin ortaklara dağıtımında karışıklığın yaşandığı,Dava dosyasına ibraz edilen davalı kooperatif tarafından tanzim edilen 06.02.2007 tarihli belgede davacıya B Blok 2 nolu dairenin tahsis edildiği ve kooperatife herhangi bir borcunun olmadığı düzenlenmiş olup bu durum davalı kooperatif ve tasfiye memurlarının da kabulünde olduğu, nitekim davalı kooperatif 06.02.2007 tarihinden sonraki alacaklarını Küçükçekmece .... İcra Müd. ... E sayılı icra takip dosyası ile davacıdan tahsil etttiği, davalı Kaoperatif tarafından, davacının borçlu olduğu yönünde bir iddia da ileri sürülmediğinden davacının kooperatif üyesi sıfatıyla tüm ödemelerini davalı kooperatife yapmış olduğu bu nedenle de akçeli yükümlülükleri yerine getiren davacının tapu iptal ve tescil davasını açmaya hak ve yetkisinin bulunacağı, Dava konusu taşınmazın, değerleme tarihindeki piyasa koşulları ve değerine tesir eden tüm etkenler hep birlikte değerlendirildiğinde, dava tarihi itibariyle rayiç değerinin 170.000,00 TL olabileceği, Davaya konu, L4 B Blok 2 nolu bağımsız bölümün tüm hissesinin davalı kooperatif adına kayıtlı iken 06/12/2013 tarih ve 18315 yevmiye ferdileşme işlemi ile davalı ... adına kayıt edildiği, talebe bağlılık ilkesi gereği, davacının dava dilekçesindeki (B Blok 2 nolu dairenin adına tescilinin mümkün olmaması halince başka bir dairenin adına tescili talebi doğrultusunda kooperatifinin  elinde davacıya tahsis edilebilecek başka bir dairenin bulunduğunun anlaşılması nedeniyle gelen tapu kayıtlarına göre halen davalı kooperatif adına kayıtlı bulunan ( daha önce davalı ... adına tahsis edilen  L4 B Zemin D  Blok, 2 nolu dairenin kooperatif adına olan kaydınırn iptali ile davacı adına tescil edilmesi gerekeceği,Gelen tapu kayıtlarına göre davalı kooperatif adına 6 adet dairenin kayıtlı bulunması ve davacının halen kooperatiften daire alma olanağının bulunması nedeniyle yönetlm kurulu üyeleri olan davalılar ..., ..., ..., ... ... karşı tazminat davası açma hakkının doğmayacağı bu gerekçe çerçevesinde bu davalılar hakkındaki davanın red edilmesi gerekeceği \" yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmiştir.Davacı vekilinin, raporda geçen bağımsız bölümlerle ilgili kesinleşen mahkeme kararları bulunduğunu bu nedenle tazminat hesabı yapılması ve davalı kooperatif eski yöneticilerinin sorumluluğu hususunda itirazı üzerine alınan 19/01/2017 ve 09/02/2018  tarihli ek raporlarda özetle \"  ... Davacının terditli taleplerinden biri olan davasını, tazminat davası olarak yürütmek istediğini açıklaması üzerine, düzenlenen bilirkişi ek raporumuzda tazminat bedelinin davalı kooperatiften tahsil etme imkanının mevcut dosya kapsamı ile henüz tespit edilememesi nedeniyle, yöneticilere karşı sorumluluk dava açma hakkının bulunmayacağı yönündeki bilirkişi ek rapordaki görüş ve kanaatin dosyaya sunulan mahkeme kararları ve diğer evraklar çerçevesinde değişmiş olduğu, 30/06/2005 ve 17/07/2006 tarihinde yapılan genel kurullarda yönetim kurulu üyelerinin ..., ... olduğu, 01/04/2007 tarihinde yapılan genel kurulda seçilmiş yönetim kurulu üyelerinin ..., ... ve ... olduğu, 2007 yılında seçilen yönetim kurulunun 2007, 2008 ve 2009  dönemlerinde genel kurul toplantısı yapmadığı, 23/06/2010 tarihinde yapılan genel kurulda seçilmiş yönetim kurulu üyelerinin ..., ... ve ... olduğu,  Kooperatif aleyhine 2007 yılından 2010 yılı arasında birden fazla icra takipleri ve davaların açıldığı, dava ve icra takip dosya numaralarından da açıkça anlaşıldığı üzere bu tarihte görevli olan davalı eski koop yöneticilerinden ..., ... ve ...'ın 2007,2008,2000 hesap yıllarına ait dönemde 3 yıl süre i1e genel kurul yapmayarak bu davalar hakkında üyelerini bilgilendirmediğinden 1163 sayılı yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davrandıkları, davalı kooperatifin 2007-2010 tarihi arasında görev yapan eski tasfiye ve yönetim kurulu üyesi bulunan davalıların 1163 sayılı yasanın 62. Madde hükmüne aykırı olarak ,ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri ihmal ederek veya kasten yerine getirmeyerek oluşmasına neden olduğundan davacının bu dönemde uğradığı zararlardan birlikte ve müteselsilen sorumlu olacakları\" yönünde görüş bildirmiştir.Davalılardan ..., ..., ...'ın haklarında  görevi kötüye kullanmak ve Türk Ticaret Kanunu'na muhalefet suçlarından cezalandırılması istemli açılan kamu davasında  K.Çekmece 21.Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/778 Esas sayılı dosyasının 21/01/2020 tarihli kararında \" Sanıkların suç tarihi ve öncesinde ...nde yönetim kurulu başkanı ve üyeleri olarak görev yaptıkları sırada tutulması zorunlu olan Ortaklar Pay Defteri'ni ve Defter Kebir'i tutmadıkları, yevmiye defteri ve yönetim kurulu karar defterinin yıl sonu kapanış tasdiklerini yapmadıkları, Ortaklar Pay Defterini tutmamaları nedeniyle dairelerin farklı kişiler adına tescil edilmesine, ortaklarının tapularının alınmasına engel oldukları ve bu nedenlerle kooperatif aleyhine davalar açılmasına neden oldukları, aidatların toplanmaması, aidatını zamanında ödenmeyenlerle ilgili gecikme zammı uygulanmaması ve faturaların süre içinde ödenmemesi nedeniyle faiz tahakkuna sebebiyet verdikleri, iptal edilen aboneliklerin tekrar yapılması nedeniyle depozito ödenmesine, binada yapılması gereken işlemlerin yapılmaması sebebiyle ceza kesilmesine neden olarak ortakların ve kooperatifin görevlerinin gereklerini yapmakta ihmal ve gecikme göstererek mağduriyetlerine neden oldukları, tanıklar anlatımı, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü görevlisince yapılan inceleme, bilirkişi raporu, bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakla\"  sanıkların sübut bulan Görevi Kötüye Kullanmak suçundan dolayı  TCK 257/2 md uyarınca mahkumiyetlerine, 5271 sayılı CMK'nun 231/5 maddesi gereğince Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına, sanık ... hakkında 6102 sayılı Yasanın 562/6 maddesine muhalefet  suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın üzerine atılı suçun ön ödeme kapsamında kaldığı ve mahkememizce usulüne uygun olarak yapılan ön ödemedeki meblağın yatırıldığından TCK 75 ve CMK 223/8 mad. uyarınca   düşmesine karar verilmiştir. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/222 Esas sayılı dosyası ile davalı ... Aydın tarafından davalı tasfiye halindeki kooperatifi temsilen  tasfiye kurulu üyeleri ..., ... ve ...  aleyhine 29/05/2007 tarihinde, iş bu davanın konusunu oluşturan   L4/ B Blok  2 nolu daire ile birlikte  8 nolu dairenin davalı kooperatif adına kaydının iptali ile kendi adına tescili istemli açılan davada, dava dışı ...'in asli müdahil olarak katıldığı, mahkemenin 09/07/2012 tarihli kararı davacının davasının kabulü ile, davalı kooperatif adına kayıtlı bulunan davaya konu L4/ B Blok 2 nolu bağımsız bölüm ile birlikte dava dışı 8 nolu bölümlerin tapusunun iptal edilerek davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, asli müdahilin davasının reddine karar verildiği, verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin onama ve karar düzeltme talebinin reddi kararı neticesinde kesinleştiği görülmüştür. Yargılama sırasında ibraz edilen tapu kaydı ve mahkeme kararlarına göre her ne kadar çekişmeli de olsa halen davalı kooperatif adına  daireler bulunsa da Dairemizin 01/11/2023 tarihli geri çevirme kararına istinaden güncel tapu kaydı dosyaya sunulmuş olup, kat mülkiyeti tesis edilen ... ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 186 adet bağımsız bölümün üyelere devrinin gerçekleştirildiği,  davalı Kooperatif adına  kayıtlı bağımsız bölüm kalmadığı, dolayısıyla davacının öncelikle davalı kooperatiften daire yada daire karşılığı tazminat alma olanağı bulunmadığı görülmüştür.Somut olayda; davacı ...  davalı kooperatif yönetim kurulunun 13.08.2005 tarih 104 sayılı kararı ile kooperatif üyeliğine kabul edildiği, dava konusu B Blok 2 nolu dairenin (eski L2 blok) davacı adına tahsis ve fiilen teslim edildiği, davacının akçeli yükümlülüklerine yerine getirdiği hususu dosyaya ibraz edilen kooperatif kayıtları ve belgelerden anlaşılmıştır.  Bu itibarla davalı kooperatifin tasfiye halinde olduğu, taşınmazların üyelere tashisi yapıldığı,  dava konusu B Blok 2 nolu daire davalı adına ferdileşme işlemi yapılması gerekirken mahkeme kararına istinaden davalı  ... adına tescil edilmesi ve  davacıya devredilecek bağımsız bölüm kalmaması nedeniyle davacının uğradığı zarardan davalı kooperatif sorumlu bulunmaktadır.Kooperatif Eski Yöneticilerin Sorumluluğu Yönünden ;  1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 59/3. Maddesinde; “Yönetime veya temsile yetkili şahısların kooperatife ait görevlerini yürütmeleri esnasında meydana getirdikleri haksız fiillerden doğan zararlardan kooperatif sorumludur “ hükmüne yer verilmiş, 62/1. maddesinde ise yönetim kurulu üyelerinin görevleri belirtilmiş, yönetim kurulunun, kooperatif amaçlarının gerçekleşmesi ve ortakların çıkarlarının koruması ile ilgili olarak yasalara, anasözleşme hükümlerine ve genel kurul kararlarına göre işleri titizlikle yürütecekleri ve kooperatifin başarısı ve gelişmesi yolunda gereken çabayı göstermekle görevli oldukları açıklanmıştır. 62/3. fıkrada ise,“ Yönetim kurulu üyeleri ve kooperatif memurları, kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumludurlar “ hükmüne yer verilmiştir.  Aynı yasanın 98. maddesi yollaması ile dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan, 6102 sayılı  TTK’nın 553/1. maddesi ‘Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.’ hükmünü içermektedir. Yönetim kurulu üyelerinin yapmış olduğu  işlemlerden dolayı  kusurlu olduklarının ispatı halinde zarardan sorumlu alacakları ilke olarak belirlenmiştir. Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda;  Sorumluluğun söz konusu olabilmesi için de öncelikle bir zararın doğması şart olup uğranılan zarardan, davalı kooperatif yöneticileri 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98. maddesi  yollaması ile 6102 Sayılı TTK’nın 553/1 maddesi ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun  62/3 maddeleri  uyarınca kusurlarının ispat edilmesi şartı ile sorumlu tutulmaları mümkündür.  Somut olay incelendiğinde, davacıya tahsis edilen bağımsız bölümün  ya da ikame taşınmazın devrinin gerçekleşmemesi nedeniyle davacının zararı bulunduğu görülmüştür.  Söz konusu zararın, davacı adına tahsis edilen taşınmazın, davalı ... adına tescili için 29/05/2007 tarihinde  İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin'de davalı tasfiye halindeki kooperatifi temsilen  tasfiye kurulu üyeleri ..., ... ve ...  aleyhine ikame edilen davanın davacıya haber verilmemesi nedeniyle davacının yokluğunda yapılan yargılama sonucunda taşınmazın davalı ... adına tescil edilmesi nedeniyle gerçekleştiği görülmüştür. Tapu iptal tescil davasının açıldığı tarihte davalılardan ..., ... ve  ...'ın 01/04/2007 tarihli genel kurulda kooperatif yöneticisi oldukları, nitekim tapu iptal tescil davasının, davalı kooperatif tasfiye halinde olduğundan tasfiye memurları ..., ... ve ...'a yöneltildiği görülmüştür. Kooperatif kayıtlarına göre dava konusu taşınmaz davacı adına tahsis edilmiş ise de buna ilişkin kayıtlar mahkemeye ibraz edilmediği, hak sahibinin davacı olduğu mahkemeye bildirilmediği gibi, bu tarihte görevli olan yöneticiler  ..., ... ve ...'ın 2007,2008 ve 2009 hesap yıllarına ait dönemde 3 yıl süre ile genel kurul yapmayarak kooperatif aleyhine açılan davalar hakkında üyelerini bilgilendirmediğinden kusurlu oldukları kanaatine varılmıştır. Bununla birlikte; davalılardan ... ile ...' de davacı kooperatif üyesi olduktan sonra  01/04/2017 tarihinde yapılan genel kurulu kadar kooperatifin eski yöneticileri olduğu,  davalılardan ...'nun da davalı ...'ın açmış olduğu tapu iptal tescil davasının görüldüğü sırada 23.05.2010 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyesi seçildiği, görev yaptıkları süre boyunca,  kooperatif ferdileşmeye geçtikten sonra Ortaklar Pay Defterini tutmamaları nedeniyle dairelerin farklı kişiler adına tescil edilmesine, yada  tapularını alamayan üyelerin dava açmalarına sebebiyet verdikleri, bu nedenle  kooperatif kayıtların usulüne uygun tutulmaması nedeniyle  davacının uğradığı zarardan kusurları nispetinde sorumlu olduklarından bu davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Hükmün bu yönüyle düzeltilmesi gerekmektedir. Tazminat talebi bakımından 30.000,00 TL talepli kısmi davada 170.000,00  TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline hükmedilmesi itirazı yönünden :  Davacı vekili, dava dilekçesinin talep sonucunda; öncelikle davacı adına tahsis edilen  L4B/B Blok Zemin Kat 2 nolu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, bu mümkün olmadığı takdirde;  kooperatif adına kayıtlı bir bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, bu da mümkün olmadığı takdirde; eski ve yeni yönetim kurulu üyelerinin sorumlu olduğunun tespiti ile müvekkilimizin zararının tazmini için fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak ve ileride arttırılmak kaydı ile şimdilik 30.000 TL'nın (Otuzbin Türk Lirası) dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Görüldüğü üzere kooperatif eski yöneticilerinin sorumluluğuna dayalı  açılan tazminat davasının fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 30.000,00 TL üzerinden kısmi dava olarak açılmış olup mahkemece dava konusu taşınmazın değerinin 170.000,00 TL  olduğu bilirkişi kurulu tarafından belirlenmekle  2.395,85 TL eksik harç tamamlanması için davacı vekiline verilen kesin süre üzerine davacı tarafça tapu iptal tescil davası yönünden mahkemece belirlenen harcın ikmal edildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar  kooperatif eski yöneticilerinin sorumluluğuna dayalı  açılan tazminat davasının fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 30.000,00 TL üzerinden kısmi dava olarak açılmış ise de davacı vekili 11/05/2016 tarihli dilekçe ile tapu iptal tescil davasını HMK 123. Maddesi uyarınca geri aldığı gözetilerek mahkemeye sunmuş olduğu ıslah mahiyetindeki 11/04/2017 tarihli dilekçe ile kooperatif yöneticilerinin hileli ve usulsüz işlemleri ile müvekkilini zarara uğrattığından bahisle raporda tespit edilen 170.000,00 TL tutarındaki tazminatın dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalılardan tazminini talep ettiği anlaşılmakla davalıların hükmedilen tazminat miktarına yönelik itirazları yerinde görülmemiş ise de, ıslah ile ile attırılan bedel yönünden ıslah tarihi yerine dava tarihinden itibaren temerrüt faize hükmedilmesi hatalı olmuştur.Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun, davalılardan ...,  ... ve ... hakkında verilen red kararı yönünden, davalılar ..., ... ve Tasfiye Halinde ... vekillerinin istinaf başvurusunun  temerrüt tarihi yönünden kabulü ile  HMK 353/1.b-2 madde uyarınca kazanılmış haklar gözetilerek davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına dair karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun, davalılardan ...,  ... ve ... hakkında verilen red kararı yönünden, davalılar ..., ... ve Tasfiye Halinde ... vekillerinin istinaf başvurusunun  temerrüt tarihi yönünden kabulü ile  HMK 353/1.b-2 maddesi uyarınca Bakırköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/816 Esas, 2020/246 Karar sayılı ve 05/03/2020 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,2- Davanın  KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;a- Davalı ... yönünden açılan tapu iptal tescil davasının  geri alınması nedeniyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, b-Diğer davalılar yönünden açılan maddi tazminat davasının KABULÜ ile 170.000,00 TL alacağın, 30.000,00 TL sinin dava tarihi olan 18/07/2014, ıslah ile arttırılan 140.000,00 TL sinin ıslah tarihi olan  11/04/2017 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalılar  ..., ..., ... ve ...,  ..., ... ve ... 'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile  davacıya verilmesine, c- Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 11.612,70 TL karar ve ilam harcından peşin alınan  512,35 TL harç ile tamamlama harcı olarak yatırılan 2.391,00 TL harcın  mahsubu ile  bakiye 8.709,35 TL  harcın davalılar ..., ..., ... ve ...,  ..., ... ve ... 'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile  hazineye irad kaydına, ç-Davacı tarafından sarfedilen 25,20 TL başvurma harcı, 195,40 TL keşif harcı, 3.750,00 TL bilirkişi ücreti, 1.215,75 TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 5.161,15 TL ile davacı tarafından yatırılan 512,35 TL peşin harç, 2.391,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 8.089,00 TL yargılama giderinin  davalılar ..., ..., ... ve ..., ... , ... ve ... 'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, d-)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereği hesap olunan 27.200,00 TL vekalet ücretinin davalılar ..., ..., ... ve ..., ..., ... ve ... 'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,ç-HMK 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatıranlara resen iadesine, İstinaf Giderleri Yönünden;3-Taraflarca yatırılan başvurma harçlarının ayrı ayrı Hazineye irat kaydına,4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davacı tarafça yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 373,20 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, istinafa başvuran davalılarca yatırılan 2.903,17 TL harcın mahsubu ile arta kalan 2.475,57 TL harcın karar kesinleştiğinde istinafa başvuran davalılara iadesine,5-Davacı tarafça 342,50 TL istinaf yargılama giderinin istinafa başvuran davalılardan alınarak davacıya verilemesine, davalı ... tarafça 403,00 TL davalı ... tarafça 287,00 TL davalı ... , tarafça 303,00 TL istinaf yargılama giderlerinin davacıdan alınarak istinafa başvuran davalılara verilemesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"26a817ac5ec9486a","SID":"5fa045d4d0046ba6"}}