{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/206 <br>KARAR NO: 2024/244<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2022/828 Esas<br>KARAR NO: 2023/954<br>KARAR TARİHİ: 15/12/2023<br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ: 21/02/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacıların babası ve eşi olan ... alt işvereni  .... Ltd. Şti. Ve asıl işvereni ... A.Ş.'ye bağlı şekilde elektrik arıza, onarım ve bakım bölümünde çalıştığını, 06/09/2012 tarihinde ... ili, ... ilçesi ... köyünde elektrik arızasını gidermek için tırmandığı elektrik direğinde elektrik akımına kapılarak yaşamını yitirdiğini, bu kapsamda davacıların müteveffanın desteğinden yoksun kaldığını, aynı zamanda müteveffanın Grup Ferdi Kaza sigortası ile 100.000,00 TL poliçe teminat bedeli ile sigortalandığını, bu nedenle kaza tarihi olan 06/09/2012 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte 100.000 TL tazminat bedelinin  davalıdan tahsili ile yargılama masrafları ve vekalet ücretinin de davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı  vekili cevap dilekçesi ile;  ... Tic. San. Ltd. Şti.'nin müvekkili şirket nezdinde 31/12/2011-31/12/2012 tarihlerini kapsar şekilde grup ferdi sigorta poliçesi ile sigortalandığını, poliçede ölüm teminatı kişi başına 100.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, ancak sorumluluğun poliçe genel ve özel şartları dahilinde olduğunu, müteveffanın hattın elektriği kesilmeden direğe çıktığı ve elektrik çarpması sonucu düşerek vefat ettiğinin tespit edildiğini, sözleşme kapsamında teminatın geçerli olması için kablo döşemesi ve bakımı yapılırken tüm devre ve ekipmanlarda akımın tamamen kesilmesi ve devrelerin ve ekipmanların akım olmadığına dair test edilmiş olması halinde geçerli olacağını, müteveffanın üzerine düşen edimleri yerine getirmediğinden talebin poliçe teminatı kapsamı dışında kaldığını savunarak haksız davanın reddi ile yargılama masrafları ve vekalet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KALDIRMA ÖNCESİ VE SONRASI KARARLARI İLE DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI Mahkemece, \"...Davanın konusunun Ferdi Kaza Sigorta poliçesi kapsamında teminat altına alınan tutarın talep edilmesinden kaynaklı olması, meblağ sigortası kapsamında talep edilen alacağın destekten yoksun kalma ile bir ilgisinin bulunmaması, tarafların kusurunun ödenecek tutara bir etkisinin olmaması ve buna göre de poliçe limitinde yer alan tutarın maktu olarak ölenin geride kalan hak sahiplerine miras payları oranında ödenmesinin gerekeceği,\" gerekçesiyle davanın kabulü ile her bir davacı için ayrı ayrı 25.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir.Verilen karar davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine dairemizin 19/10/2022 tarih 2020/943 E. 2022/1156 K. Sayılı ilamı ile \" ...somut olayda, müteveffa sigortalının, meydana gelen arızayı gidermek için yüksek gerilim hattının geçtiği direğe tırmandığı esnada elektrik akımına kapılarak hayatını kaybettiği anlaşılmıştır. Yukarıda ifade edildiği üzere söz konusu sigorta poliçesinin özel şartlarında, tüm devre ve ekipmanlarda akımın tamamen kesilmesi, devrelerin ve ekipmanların akım olmadığına dair test edilmesi şartı ile teminatın geçerli olacağı kararlaştırıldığına göre ceza dosyası getirtilerek olay yeri tespit raporları, tanık beyanları, bilirkişi raporları, kazaya ilişkin somut bilgi ve veriler dikkate alınarak olayın oluş şekline göre  poliçe özel şartları gözetilerek tazminatın teminat kapsamı dışında kalıp kalmadığı hususunda iş güvenliği uzmanı, elektrik mühendisi ve sigorta uzmanı bilirkişisinden oluşacak bilirkişi heyetinden alınacak rapor sonucuna göre karar verilmesi\" gerektiği gerekçesiyle kaldırma kararı verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı sonrasında mahkemece \" ...Ceza dosyası Gerger Asliye Ceza Mahkemesi 2013/11 esas sayılı dosyası getirtilmiş ve istinaf kaldırma kararı doğrultusunda bilirkişi heyetinden rapor alınmış, 20/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda kusur oranları belirlenirken müteveffa ...'ın %25 kusurlu olması ya da daha çok veya az kusurlu olmasının davalı sigorta şirketinin taahhüt ettiği meblağın tamamını ödemesine mani olmayacağını ve davalının tam tazminatı vefat eden sigortalının mirasçılarına miras payları oranında ödemek zorunda olduğunun rapor edildiği görülmüştür. Davanın konusunun Ferdi Kaza Sigorta poliçesi kapsamında teminat altına alınan tutarın talep edilmesinden kaynaklı olması, meblağ sigortası kapsamında talep edilen alacağın destekten yoksun kalma ile bir ilgisinin bulunmaması, tarafların kusurunun ödenecek tutara bir etkisinin olmaması ve buna göre de poliçe limitinde yer alan tutarın maktu olarak ölenin geride kalan hak sahiplerine miras payları oranında ödenmesinin gerekecektir. Tarafların kusur durumuna bakılmaksızın ve her hangi bir destek zararı hesabı yapılmaksızın poliçede yer alan teminat tutarına göre davacıların bedeli talep edebileceği, davacılar tarafından Kahta 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/334 E. sayılı dosyası ile açılan destek tazminatı dosyası ile anılan dosyada alınan kusur raporunun iş bu dosya kapsamında belirlenecek alacak tutarına bir etkisi söz konusu olmayacağından, poliçeye göre davalının Ferdi Kaza Sigorta poliçesi ile ölüm halinde vermiş olduğu 100.000,00 TL limitin müteveffanın geride kalan kanuni hak sahiplerine miras payları oranında ödenmesi gerektiğinden veraset ilamı dikkate alınarak davacıların miras paylarına göre davalıdan talep edilebilir alacak tutarının her bir davacı yönünden ayrı ayrı 25.000 TL olduğu, dava dilekçesinde 06.09.2012 olay tarihinden itibaren faiz talebinde bulunulduğu, ancak davalı sigorta şirketi olup, öncelikle temerrüt faizi talep edebilmek için davalının dava tarihinden önce temerrüde düşürülmesi gerektiği, her ne kadar dava dilekçesinde davacılara 03.01.2013 tarihinde ödeme yapılmayacağının davalı tarafından bildirildiği belirtilmiş ise de; dava dosyasında başvuru belgesi ile iddia edildiği gibi davacı taleplerinin davalı tarafından 03.01.2013 tarihinde reddedildiğini gösterir bir belge mevcut olmadığından dosya  kapsamına göre davalının 05.02.2013 dava tarihinden önce temerrüde düştüğü belirlenememiş olup, dava Ferdi Kaza Sigorta Poliçesinden kaynaklanmakta olup, sigorta poliçesi düzenlenmesi Türk Ticaret Kanunu Hükümleri gereği ticari nitelikte olduğundan 06.09.2012 tarihinde meydana iş kazası sonucu vefat eden ...'ın geride kalan hak sahibi davacıların davalı tarafından düzenlenen ve 15.05.2012-31.12.2012 tarihleri arası yürürlükte olan Grup Ferdi Kaza Sigorta Poliçesi kapsamında davalıdan talep edilebilir alacak tutarlarının her bir davacı yönünden ayrı ayrı 25.000 TL olmakla toplamda 100.000 TL tazminat bedelinin 05.02.2013 dava tarihinden  itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak davacılara verilmesine \" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde ; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi 2020/943 E., 2022/1156 K. Sayılı kararında bozma gerekçesi olarak poliçe özel şartlarının değerlendirilmemesi gösterilmesine rağmen karara esas bilirkişi raporunda poliçe özel şartlarına ilişkin değerlendirme yapılmadığı gibi poliçe özel şartlarının uygulanması gerektiği hususu mahkeme tarafından da dikkate alınmadığını, dosyaya giren 20.11.2023 tarihli bilirkişi raporunda olayın meydana geliş biçimi incelendiğinde dava konusu kazanın poliçe özel şartlarınca teminat dışı bırakıldığı görüldüğünü bu nedenle  özel şartlar icabı gerçekleşen kaza teminat dışında olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabul kararı verilmesi ve  hükmedilen tazminat tutarına avans faizi işetilmesi hukuka aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, grup ferdi kaza sigorta poliçesi kapsamında, sigortalının vefatı nedeniyle sigorta teminat bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Dosya kapsamına göre, dava dışı işveren ile davalı sigorta şirketi arasında düzenlenen  31/12/2011-2012 tarihli Grup Ferdi Kaza Sigorta Poliçesi düzenlendiği, 15/05/2012 tarihli zeyilname ile davacıların murisi ... poliçe kapsamına dahil edildiği, sigortalanan davacıların murisi ... için ölüm ve sürekli sakatlık teminatı 100.000,00 TL olarak belirlendiği, sigortalı müteveffanın 06/09/2012 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle vefat ettiği anlaşılmıştır. Davalı vekili,  müteveffanın, hattın elektriği kesilmeden direğe çıktığını ve elektrik çarpması sonucu düşerek vefat ettiğinin tespit edildiğini, bu durumda poliçede yer alan özel şartlar uyarınca talep edilen tazminatın poliçe teminat dışında kaldığını ileri sürmüştür. Davaya konu sigorta poliçesi incelendiğinde; \"- 6 metre yüksekliği aşan işlerde güvenlik kemerinin takılması ve bütün çalışanlara elektrikle çalısanlara uygun kisisel koruma kıyafetlerinin giyilmesi şartıyla teminatlar geçerli olacaktır - Kablo döşemesi veya bakımı yapılırken tüm devre ve ekipmanlarda akımın tamamen kesilmesi ve devrelerin ve ekipmanların akım olmadıgına dair test edilmesi şartı ile teminatlar geçerlidir. - Açık kablo veya elektrik malzemesi bırakılmaması, ekipmanların 15 metre yakınında yanıcı maddelerin bulunmaması, gerekli yalıtım ve topraklamanın yapılması sartı ile teminat geçerlidir. -Trafo, yüksek ve orta gelirim hatlarında çalısma yapan çalısanların EKAT belgesi olması koşuluyla teminat verilmistir. Aksi durumda sigortacının oluşacak hasarlardan sorumlulugu olmayacaktır.\" şeklinde özel şartlara yer verilmiştir. Dosyaya ibraz edilen ceza dosyası içerisinde bulunan olay yeri inceleme raporu, tanık beyanları bilirkişi raporu ve mahkeme gerekçesinde, sigortalı müteveffa'nın olay tarihinde elektrik şirketinde arıza sorumlusu olarak çalıştığı, olay günü arıza ihbarı üzerine olay mahallindeki elektriği kestikleri düşüncesiyle  kontrol ve bakım amacıyla ekibiyle birlikte intikal ettiği, sigortalı müteveffanın, önlem almadan kurallara aykırı olarak elektrik tellerinde kontrol amaçlı bir takım kontroller yaptığı ve sonrasında elektriğin olmadığını düşünerek direğe tırmanmaya devam ettiği sırada direkte elektrik olması nedeniyle  elektrik çarpması neticesinde kontrolünü ve bilincini kaybederek bulunduğu yükseklikten sert zemine düşmek suretiyle hayatını kaybettiği ifade edilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda olayın meydana geliş şekli olarak \" ... elektrik havai hat arıza, bakım ve onarım işlerinde usta belgeli tecrübeli olduğu söylenen bir kişi olmasına rağmen neon lamba (manyetik alan algıladığında ses ve ışık ile ikaz veren cihaz, ekip araçlarında mevcut) ile her bir iletkende uzaktan yüksek gerilim olup olmadığını kontrol etmek yerine, eski usül ve son derece riskli bir şekilde iletkenlere yaklaşarak elle iletken atma yöntemini uygulamış ve iki iletkende kısa devre yapmış üçüncü iletkende yapamamış, iki iletkende gerilim olmadığından üçüncü iletkende de gerilim olmadığını düşünerek tedbirsiz ve dikkatsiz bir şekilde iletkenlere yaklaşarak yüksek gerilime kapılmıştır. ...’ın neon lamba kullanmaması bunu sürekli tekrarladığını, iş sağlığı ve güvenliği  hakkında yazılı hükümler yerine kendi inisiyatifini kullandığı anlaşılmıştır. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre olayın meydana geldiği demir elektrik direğinin üzerinde olay sırasında ayırıcı bulunmaktadır. Olaydan sonra bu ayırıcının devre dışı bırakıldığı anlaşılmaktadır. Bu tür direklerde transformatörü ve hattı enerjisiz bırakmak için yüksek gerilim tarafındaki ayırıcı kolu açılarak enerji kesilir. Ancak, ayırıcıdaki kontaklardan birinde alt üst kontak açma işlemini gerçekleştiremediğinden bir iletken enerjili kalmıştır. Dosyada bulunan ifadelerde bu direkte yakın zamanda benzer arıza olduğu beyan edilmiş olup arıza yerinin ayırıcı olduğu anlaşılmıştır. Müteveffa neon lamba kullanmadığından iletkenin enerjili olduğunu tespit edememiştir. Bu da iş kazasının meydana gelmesinde illiyet bağı kurmuştur. \" şeklinde tespitte bulunulmuştur.Dairemizin kaldırma kararında,  ceza dosyası getirtilerek olay yeri tespit raporları, tanık beyanları, bilirkişi raporları, kazaya ilişkin somut bilgi ve veriler dikkate alınarak olayın oluş şekline göre  poliçe özel şartları gözetilerek tazminatın teminat kapsamı dışında kalıp kalmadığı belirlenerek karar verilmesi gerektiği belirtilmiş ise de poliçenin düzenlendiği tarih sehven dairemizin dikkatinden kaçması nedeniyle dairemizce eksik değerlendirme yapıldığı bu aşamada görülmüştür.Uyuşmazlık, sigorta poliçesi kapsamında yer alan özel şartların davalıya ilzam edip etmeyeceğine ilişkindir. Somut olayda,  poliçenin düzenlenme tarihi  (sigortalının dahil edildiği zeyilname tarihi olan 12/05/2012) itibariyle 6103 sayılı TTK'nın Yürürlüğü  ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunu'nun 39. Maddesi gereğince eldeki davada mülga 6762 sayılı TTK hükümleri uygulaması gerekir. Gerek 6762 sayılı yasada, gerekse Borçlar Kanununda sigortacının bilgi verme ve karşı tarafı aydınlatma yükümlülüğüne ilişkin özel bir düzenleme yer almadığından, uyuşmazlık 5684 sayılı yasanın 11/3. maddesine dayanılarak çıkarılan sigorta sözleşmelerinde bilgilendirmeye ilişkin yönetmelik hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir.5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 11/3 maddesinde \"sigorta şirketleri ve sigorta acenteleri tarafından gerek sözleşmenin kurulması gerekse sözleşmenin devamı sırasında sigorta ettiren, lehtar ve sigortalıya yapılacak bilgilendirmeye ilişkin hususların yönetmelikte düzenleneceği\" belirtilmiştir.Anılan yasa hükmüne dayanılarak hazine müşteşarlığınca çıkarılan ve 28.10.2007 günlü resmi gazetede yayınlanan Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmeliğin 5.maddesinde \"Sigortacının bilgilendirme yükümlülüğünün sigortacı tarafından sigorta ettirene ve sigorta sözleşmesine taraf olmak isteyen kişilere karşı sözlü ve yazılı şekilde yerine getirileceği, bilgilendirmenin yazılı yapılmasının esas olduğu, sigortacının asgari bilgilendirmenin yapıldığını ispatla yükümlü bulunduğu, bilgilendirme yükümlülüğünün sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce başlayacağı ve sözleşmenin geçerli olduğu süre içinde de devam edeceği, sigortacının dürüstlük ilkeleri çerçevesinde davranmak, sigorta ettireni yanıltıcı her türlü hal ve davranıştan kaçınmak zorunda bulunduğu\", yönetmeliğin 7. maddesinde \"bilgilendirme yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemiş, bilgilendirme formu gereği gibi teslim edilmemiş veya bilgiler gerçeğe aykırı düzenlenmiş ise bu hallerden her hangi birinin sigorta ettirenin kararına etkili olmuş ise sigorta ettirenin sigorta sözleşmesini feshedebileceği ve uğradığı zararının tazminini de talep edebileceği\", yönetmeliğin 8.maddesinde \"bilgilendirme formu içeriğinden akdedilecek sözleşmeye ilişkin genel uyarılar, sözleşme ile verilen teminatlar, sözleşmeye eklenebilecek özel hükümler...vs. bulunacağı\" Yönetmeliğin 9.maddesinde \"bilgilendirme formunun en az iki nüsha düzenlenerek sigortacı tarafından kaşelenip imzalandıktan sonra bir nüshasının sözleşmeye taraf olmak isteyen kişiye imza karşılığı verileceği, imzanın sigorta ettirenin sigorta sözleşmesi ve işleyişi hakkında bilgi sahibi olduğu hususunda aksi ispat edilebilir karine teşkil edeceği\" öngörülmüştür.Davacılar vekili cevaba cevap dilekçesinde, amir hükümler ve mevzuata uygun biçimde yapılması gereken aydınlatma yükümlülüğü davalı sigortacı tarafından yerine getirilmediği gibi poliçenin bir suretinin sigortalıya verilmediğinden bahse konu özel hükümlerin geçersiz olduğunu ileri sürmüştür.Dosya kapsamına göre, dosyaya sunulan, müteveffanın dahil edildiği sigorta poliçesi zeyilnamesinde sigortalının imzasının bulunmadığı gibi poliçe ekinde bilgilendirme formunun yer almadığı yani  davalı sigortalı tarafından yönetmelik hükümlerine uygun şekilde bilgilendirme formu düzenlenmediği görülmüştür. Aydınlatma yükümlülüğünün ihlali halinde sigortalının sahip olduğu haklar ise tazminat ve sözleşmeyi fesih hakkı olduğu, fesih hakkı ile ilgili herhangi bir süre sınırlaması bulunmadığından yönetmelik ve 6103 sayılı yasanın 39. Maddesi delaletiyle uygulanması gereken 6102  sayılı TTK' nın 1423 vd. maddelerinde öngörülen sigortalıyı koruyucu hükümlerde birlikte değerlendirdiğinde davacıların tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır. O halde,  usulüne uygun şekilde bilgilendirme yükümlülüğü yerine  getirildiği davalı sigorta şirketince ispatlanamadığından poliçe özel şartların uygulama imkanı bulunmadığı ve  müteveffa sigortalının, teminat süresi içerisinde hayatının kaybettiği olayda  rizikonun sigorta teminat kapsamında kaldığından açılan  davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davalı vekili diğer bir istinaf nedeni olarak avans faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüş ise de taraflar arasındaki ilişkinin ferdi kaza sigortasından kaynaklı olduğu, davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12 maddesi gereğince tacir ve yine TTK 124/1 maddesi gereğince anonim şirket statüsünde bir tüzel kişi tacir olduğu sabit olup, temerrüt faizine ilişkin başvurulması gereken düzenlemelere bakıldığında ise uygulaması gereken hükümlerin 6102 sayılı yasanın 8, 9 ve 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesidir 3095 sayılı yasanın 2. maddesi adi ve ticari işlere giren bir ayrıma gitmiş olup, adi işler için adi temerrüt faiz oranı ticari  işler için ise ticari temerrüt  faizi uygulanacağını düzenlemiştir. Tüm bu nedenlerde; davalı tüzel kişi tacirin, sigorta poliçesinden  kaynaklı davacılar alacağına karşı düşmüş olduğu temerrütü nedeniyle uygulaması gereken faizin, 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi uyarınca avans faizi olması nedeniyle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle  ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvusunun esastan reddine karar verilmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-HMK' nın  353/1.b.1 Maddesi gereğince davalının istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,2- Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının, davalı tarafından yatırılan 1.622,36 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.194,76 TL' nin istemi halinde davalı tarafa iadesine,4-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına,5- Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere harç yönünden  oy çokluğu, diğer yönlerden  oy birliği ile karar verildi.21/02/2024<br>MUHALEFET ŞERHİ  492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde \"Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu \" belirtilmiştir.Harçlar Kanunu Genel Tebliği , (1) Sayılı Tarife Yargı Harçlarının  III- karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde \"Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı\",1/e maddesinde \" (değişik:5235/m. 52) yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı\" belirtilmektedir.Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 27.12.2021 tarih ve 2021/9035 E 2021/7367 K sayılı ilamında da ''...... Bölge Adliye Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine HMK'nın 344 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilen muhtıra kapsamında 1 haftalık kesin süre içerisinde gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nın 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 344/1 maddesi uyarınca davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen 05/11/2021 tarihli ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi 05/11/2021 tarihli ek kararının onanmasına ''dair karar verildiği nazara alındığında; nisbi değere tabi bulunan davalarda, davanın kabulüne/kısmen kabulüne  ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhine davalı tarafça  istinaf yasa  yoluna başvurulması halinde  Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile  nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle,  sayın çoğunluğun bu konuya ilişkin  görüşüne katılmamaktayım.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ac03d26480e9973a","SID":"96759ec9ac2bb114"}}