{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/626 <br>KARAR NO: 2024/625<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 23/10/2020<br>NUMARASI: 2017/63 E. - 2020/300 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/03/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının yetkilisi ve sorumlusu olduğu tespit edilen www...com alan adlı internet sitesinin, Google Adwords aracılığı ile davacının tescilli “...com\"  markası ve tescilli markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer \"...com” ibaresinin izinsiz ve hukuka aykırı olarak anahtar sözcük olarak reklam verilmesi yoluyla kullanılmasını, davacının ve markasının tanınmışlığından haksız bir şekilde fayda sağlanılması ve davacının itibarının zedeleniyor olması ile tüketicilerin aldatılması nedenleriyle marka haklarına tecavüzün ve haksiz rekabetin tespitini, men ve refıni, 10.000 TL (onbin Türk Lirası) tutarındaki manevi tazminatın dava tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve masrafı davalıdan alınarak hüküm özetinin Türkiye çapında yayın yapan ve hükmün kesinleşeceği tarih itibariyle tirajı en yüksek üç gazeteden birinde ilanına, öncelikle “...”, “....\" ve “...com\" markalarıyla bu markaların ayırt edilemeyecek derecede benzeri niteliğindeki ibarelerin davalı tarafından Google Adwords aracılığı ile anahtar sözcük olarak alınarak reklam verilmesinin engellenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, TPMK nezdinde tescilli “...” markasının hak sahibi olduğunu, davacının markalarının anahtar kelime olarak kullanılmadığını, “...com” ibaresi ile arama yapıldığında ... kelimesi ile anahtar kelime olarak kullanılan \"...” ibaresinin eşleştiğini ve bu sebeple “www...com\" internet sitesine ulaşıldığını, “...” kelimesinin jenerik isim olması sebebiyle sektördeki herkesin kullanımına açık olduğunu, kaldı ki bu ifadelerin ticari fayda yaratacak biçimde kullanılmadığını, ürünlerin tasvirini yapma amacıyla kullanıldığını, davacı markasıyla davalı markası arasında hiçbir benzerlik bulunmadığını, davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; \"Davalı tarafın, Adwords üzerinden verilen reklamlarda “...’; “...” ve “...” anahtar kelimelerinin kullanılmadığı, davacıya ait  internet sitesinde saksı içerisinde, buket vb. şekillerde ... ağırlıklı olmak üzere, çikolata, tatlı ve hediyelik eşyaların tanıtım ve satışının yapıldığı, davacının güncel internet sitesinde “...” ibareli logoyu kullandığı, davalıya ait  internet sitesinde saksı içerisinde, buket vb. şekillerde ... ağırlıklı olmak üzere, çikolata, tatlı ve hediyelik eşyaların tanıtım ve satışının yapıldığı, davalının güncel internet sitesinde “...” ibareli logoyu kullandığı, davalı ... davacının internet sitelerinin kurulma ve yayınlanma amaçlarının benzer olduğu, tasarım anlamında birbirleri ile minimum düzeyde benzerlikler taşıdığı ancak bu benzerliklerin herhangi bir iltibas yaratmadığı, davacıya ait tanınmış markanın, tüketici nezdinde ayırt edici olduğu ve SMK kapsamında korunacağı, davacı markasının, anahtar sözcük olarak kullanıldığının ispat edilememesi sebebiyle marka hakkına tecavüzün  ve haksız rekabetin bulunmadığı,\" gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun teknik yönden eksik olduğunu, taraflarınca sunulan itirazlar dikkate alınmadan ve sorulan sorular yanıtlanmadan sübjektif bir inceleme ile oluşturulduğunu, bu raporun hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişiler tanzim ettikleri 17.06.2019 tarihli raporda dosyada mübrez bir önceki bilirkişi raporuna karşı itirazlarını ve 03.12.2018 tarihli dilekçelerini dikkate almadığını,  17.06.2019 tarihli rapor da tıpkı bir önceki rapor gibi mantık ve bilimsel gerçeklerden uzak, tarafımız beyanlarını inceleme ve değerlendirmeden oluşturulduğunu, karşı tarafın uyuşmazlık konusu haricinde kalan soruları bile cevaplanırken, taraflarınca özellikle incelenmesini istenilen hususlar hiçbir şekilde incelenmediğini, bilirkişi raporuna itirazlarının reddilerek mahkemece davalarının reddedildiğini, bilirkişiler davanın açıldığı tarihe göre değil, mevcut duruma göre yaptıkları tespitler hukuk kuralları ve uyuşmazlık konusunun dışında kaldığını,  17.06.2019 tarihli Bilirkişi raporuna paralel olarak mahkemece davanın reddine karar verildiğini,  davanın konusu davalının “mevcut” kullanımları olmadığına,  davalının kendisine gönderilen ilk ihtar tarihi olan 01.09.2016 tarihinden dava tarihi olan 23.03.2017 tarihine kadar olan süreçteki www...com alan adlı sitesinde Google Adwords aracılığı ile davacının tescilli markalarını ve bu markalar ile ayırt edilemeyecek derecede benzer ibarelerin izinsiz ve hukuka aykırı olarak reklam verilmesi yoluyla kullanması, davacının ve markasının tanınmışlığından haksız bir şekilde fayda sağlaması olduğunu, her dava açıldığı tarihteki duruma, yani fiili ve hukuki koşullara göre hükme bağlandığını, kapatılan İstanbul 4. FSHHMnin 2017/3 D.İş dosyası ile yapılan delil tespiti sonucunda alınan Bilirkişi Raporu ile www...com isimli web sitesinin “...com” ve “...com” isimli kelimeleri Google Adwords reklamı olarak kullandığı” tespit edildiğini, davalı kullanımlarının dava konusunu oluşturmasına rağmen, İstanbul 4. FSHHMnin 2017/3 D.İş dosyasının göz ardı edilerek davanın reddine karar verilmesinin usulsüz olduğunu, teknik bilirkişilere yetki verilerek davalının 01.09.2016 -  23.03.2017 tarihleri arasındaki dava konusu kullanımlarının yerinde inceleme ile tespit edilmesine yönelik taleplerinin  mahkemece gerekçesiz ve haksız bir şekilde reddedildiğini,  anılan bilirkişi raporunda, davalının negatif ekleme yükümlülüğü üzerine yapılan değerlendirmeler herhangi bir teknik incelemenin ürünü olmadığını, davalı tarafından sunulan belgelerin doğruluğu teyit edilmediğini, oldukça teknik bir konu olan Google Adwords Sistemi’nin, bu sistemi kullanan reklam verenlerin hangi kampanyadan (Geniş Eşleme, Sıralı Eşleme, Tam Eşleme) yararlandığı, hangi kelimelerin hangi kampanyalarda hangi tarihlerden itibaren negatif eklendiği hususu, ancak Google Adwords Sistemini bilen uzman teknik bilirkişiler tarafından davalının işyerinde yapılacak yerinde inceleme ile anlaşılabileceğini,  usule ve hukuka aykırı olduğu açıkça görülen, son derece sübjektif yorumlarla dolu, bilimsellik ve gerçeklikten uzak işbu bilirkişi raporu hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, raporda “Davalı ... davacının internet sitelerinin kurulma ve yayınlanma amaçlarının benzer olduğu, tasarım anlamında birbirleri ile minimum düzeyde benzerlik taşıdığı ancak bu benzerliklerin herhangi bir iltibas yaratmadığı” sonucuna varıldığını, rapor eksik inceleme ile usul ve yasaya aykırı bir rapor olduğunu, tüm bu nedenlerle mahkemece verilen kararın kaldırılmasını, yeniden bir bilirkişi raporu alınması gerektiğini, davalının davaya konu tarihler arasında kullandığı, müvekkilinin uyarılarına rağmen negatif olarak eklemediği anahtar sözcüklerin her bir kampanya bazında olacak şekilde Google Adwords Hesabı incelenmek suretiyle tespitine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.  Davacı tarafından, davalının yetkilisi ve sorumlusu olduğu tespit edilen www...com alan adlı internet sitesinin, Google Adwords aracılığı ile davacının tescilli “....com\"  markası ve tescilli markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer \"...com” ibaresinin izinsiz ve hukuka aykırı olarak anahtar sözcük olarak reklam verilmesi yoluyla kullanılmasını, davacının ve markasının tanınmışlığından haksız bir şekilde fayda sağlanılması ve davacının itibarının zedeleniyor olması ile tüketicilerin aldatılması nedenleriyle marka haklarına tecavüzün ve haksiz rekabetin tespiti önlenmesi ve manevi tazminat talep edilmiştir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı.20/09/2018 tarihli bilirkişi kurulu raporunda: Davacı firmanın sahip olduğu ... markasında iki adet cins isim bulunduğu, \"...\" ve \"...\" cins isimlerin hiçbir markanın tekeline girmediği, dolayısıyla başka bir firmanın, markasında, web sitesinde, reklam hesaplarında vb ... ve ... kelimelerini kullanıyor olmasında bir sakınca olmadığı, davalı firmanın Google Adwords hesaplarına bakıldığında anahtar kelime olarak ... sepeti, ... ya da ....com gibi herhangi bir ibareye yer vermediğinin görüldüğü, aksine firmanın, bu ibareleri negatif anahtar kelime olarak kullandığı ve mümkün olduğunda ....com adından uzak durmaya çalıştığı, Google arama motoruna ... vb kavramlar girilerek arama yapıldığında ....com sitesine yönlendirmesinin sebebi, kendi kullandığı algoritma olduğu, ayrıca 19.09.2018 tarihinde yaptıkları aramada Google ... yazdıklarında ....com’un görünmediği, ancak ... yazdıklarında göründüğü, ... kelimesinin yukarıda da belirtildiği gibi tüm markalar tarafından kullanılabilecek bir isim olduğundan kullanılmasının engellenemeyeceği, davalı firmanın isminin, ....com sitesini hatırlatacak bir nitelik taşımadığını, müşterilerin ....com'a girmek isterken yanlışlıkla ...com sitesine girmeyecekleri, davalı firmanın ....com isminden faydalanarak maddî bir kazanç sağlayamayacağı, davalı firmanın web sitesinde, ....com 'u hatırlatacak bir ibarenin bulunmadığı belirtilmiştir. Başka üçlü bilirkişi heyetine ait 17/06/2019 tarihli raporda; Davalı tarafın Adwords üzerinden verilen reklamlarda “...’; “...” ve “....com” anahtar kelimelerinin kullanılmadığı, Google Adwords reklam/pazarlama araçlarında “...” anahtar kelimesinin, hedef anahtar kelime olarak, geçmişte ya da güncel olarak kullanıldığının tespitinin ancak Google firmasından alınacak bilgi ile mümkün olabileceği, “...”, “...”, “kurumsal ...” gibi içinde “...” kelimesi geçen herhangi bir anahtar kelimeye reklam verildiğinde bu reklamlar “tam eşleme” olacak şekilde yapılandırılmadıysa ve “...” ya da “sıralı eşleme” olacak şekilde yapılandırıldıysa bu durumda içerisinde “...” geçen hedeflenen anahtar kelimelerde “...” arama sonuçlarında reklam gösterimi olabileceği, farklı gün ve zamanlarda Google arama motoru kullanılarak “..., “...”, “...”, “....com”, “... com” arama sorguları ile arama yapıldığı, yapılan aramalarda “reklam” olarak davalının internet sitesinin çıkmadığı, davalının sunmuş olduğu belgelerde “Negatif Eşleme” kelimeleri olarak “...” v.b. kelimeleri kullandığı, davacıya ait incelenen internet sitesinde saksı içerisinde, buket vb. şekillerde ... ağırlıklı olmak üzere, çikolata, tatlı ve hediyelik eşyaların tanıtım ve satışının yapıldığı, davacının güncel internet sitesinde “...” ibareli logoyu kullandığı, davalıya ait incelenen internet sitesinde saksı içerisinde, buket vb. şekillerde ... ağırlıklı olmak üzere, çikolata, tatlı ve hediyelik eşyaların tanıtım ve satışının yapıldığı, davalının güncel internet sitesinde “...” ibareli logoyu kullandığı, davalı ... davacının internet sitelerinin kurulma ve yayınlanma amaçlarının benzer olduğu, tasarım anlamında birbirleri ile minimum düzeyde benzerlikler taşıdığı ancak bu benzerliklerin herhangi bir iltibas yaratmadığı, davacı tarafa ait tanınmış markanın tüketici nezdinde ayırt edici olduğu ve SMK kapsamında korunacağı, SMK hükümlerinin özel koruma bahşetmesi sebebiyle tescilli markalar açısından genel hükümler çerçevesinde haksız rekabet incelemesine gidilmesine lüzum görülmediği, mevcut durumda davacı taraf markasının anahtar sözcük olarak kullanıldığının ispat edilememesi sebebiyle marka hakkına tecavüzün bulunmadığı belirtilmiştir. 6769 Sayılı SMK nun 29/1.  maddesinde marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemler sayılmıştır.6769 sayılı SMK 149/1 maddesinde de  Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin mahkemeden;\"Tecavüzün tespiti,  önlenmesi, durdurulması, kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini, Araçlara  elkonulması, elkonulan araçlarda kendisine mülkiyet hakkının tanınması, araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerilerindeki markaların silinmesi veya imhası,  kararın ilanı\" talep edebileceği düzenlenmiştir. Haksız rekabet hallerinden biri TTK 55/1-a-4 maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak iyi niyet kurallarına aykırı bir davranıştır ve haksız rekabet hali olarak nitelendirilir. İstanbul 4. FSHHM nin 2017/3 D.iş sayılı dosyasında mevcut 02/03/2017 tarihli bilirkişi raporunda www...com isimli web sitesinin ... Aş. şirketi üzerinde kayıtlı olduğu,  www...com isimli web sitesinin \" ...com, ....com isimli kelimelerin google, adwords reklamı olarak kullanmış olduğu tespit edilmiştir. Davacı vekili istinafında yeniden inceleme yapılmasını ileri sürmüş ise de tespit sırasında alınan bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğu, arama motoruna ... ibaresi yazılarak altta çıkan firmanın tecavüz ettiği sonucuna varıldığı mahkemece alınan raporda bu şekilde inceleme yapılmasının sağlıklı olmadığının açıklandığı raporlar arasında çelişki bulunamadığı, cevap dilekçesi ekinde sunulan davalı belgelerinden 13/10/2016 tarihinde davacı tarafından davalı markalarının negatif eşleme olarak eşlendiği, anahtar kelime ve metetak kullanımlarında geriye dönük teknik inceleme yapılmasının mümkün olmadığı bilindiğinden alınan raporların yeterli olduğu anlaşılmakla mahkemece davanın reddine dair verilen karar dosya kapsamına uygundur. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 23/10/2020 tarih ve 2017/63 E., 2020/300 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 28/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"26d62e30d960036f","SID":"83d9874c618db3f4"}}