{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>                   T.C.<br>               SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/639 <br>KARAR NO\t: 2024/579<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t(...)<br>ÜYE\t\t: ... \t(...)<br>ÜYE\t\t: ...\t(...)<br>KATİP\t\t: ...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:\tKOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t:  24/01/2024 ve 21/02/2024 tarihli ara karar<br>NUMARASI\t:\t2024/15 Esas <br>İHTİYATİ TEDBİR İSTEYEN<br>DAVACILAR\t: 1- ... (T.C. NO: ...) - ...<br>\t   2- ... (T.C. NO: ...) - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br><br>KARŞI TARAF<br>DAVALILAR\t: 1- ... (T.C. NO: ...) - ...<br>\t\t2-... (T.C. NO: ...) - ...<br>\t\t3- ... (T.C. NO: ...) - ...<br>\t\t4- ... (T.C. NO: ...) - ...<br>\t 5- ERNAZ OTOMOTİV SANAYİ TİCARET VE PAZARLAMA ANONİM ŞİRKETİ - ...<br><br>TALEP\t: İhityati tedbir<br>TALEP TARİHİ\t: 10/01/2024<br>DAVA TÜRÜ\t: Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali<br>DAVA TARİHİ\t: 10/01/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 28/03/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t: 28/03/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br><br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Ernaz Otomotiv Sanayi Ticaret Ve Pazarlama A.Ş.'nin müvekkilleri ...'in şirketin  yönetim kurulu başkanı, genel müdürü ve hissedarı olduğunu, diğer müvekkili ...'in ise yönetim kurulu üyesi ve şirket hissedarı olduğunu belirterek, diğer ortakların kendi aralarında anlaşarak müvekkilleri devre dışı bırakmak için anlaşma yaptıklarını, müvekkillerinin yokluğunda gerçekleşen yönetim kurulu toplantısında alınan kararla hisse devri yaptıklarını, devir neticesinde şirket ortaklarının hisselerinin yeniden belirlendiğini, müvekkillerin 22.12.2023 tarihinde karar defteri imzalanması için getirildiğinde durumdan haberdar olduklarını ve şerh düştüklerini, bunun neticesinde diğer üyelerin tekrar şirket merkezi dışında yönetim kurulu toplantısı tarihi belirlediklerini ancak müvekkillerin buna itiraz ettiklerini, itiraz neticesinde şirket merkezinde 26.12.2023 tarihinde yönetim kurulu toplantısı kararı alındığını, ancak ikinci toplantının da aynı gün ve saat dilimi ve vakit bırakılmadan haber verilmesi nedeniyle müvekkillerin toplantıya yine katılamadıklarını, yokluklarında alınan müvekkillerin yine şerh düşerek muhalefet ettiklerini, akabinde aynı gün 26.12.2023 tarihli 221 sayılı karar ile müvekkillere verilen imza yetkilerinin iptaline oy çokluğu ile karar verildiğini, toplantı kararıyla yapılan hisse devir bedelinin de banka kanalı ile ödenmesi gerekirken bu bedele ilişkin herhangi bir bankadan ödeme de yapılmadığını, yapılan bu işlemler neticesinde şirketin zarar görmesinin önlenmesi gerektiğini, şirketi borçlandırıcı işlemlerin ve kar payı dağıtımına ilişkin kararların engellenmesine yönelik tedbir kararı verilmesini talep zorunluluğu doğduğunu, hisse devri/satışının önlenmesi için tedbir kararı verilmesini, borçlandırıcı işlemlerin ve kar payı dağıtımına ilişkin kararların engellenmesine yönelik tedbir kararı verilmesini, yapılan devir işlemlerinin hükümsüzlüğünün tespit edilmesini, eğer bu yapılmazsa hisse devrinin gerçekleştirildiği toplantı kararının iptalini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince 24/01/2024 tarihli ara karar ile; \"...Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,<br> ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince 21/02/2024 tarihli ara karar ile; \"...Davacı ... vekili tarafından gerekli masraf ve harçların yatırılmadığı anlaşıldığından, bu davacı için İstinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına, ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacılar vekili 24/01/2024 tarihli ara kararına karşı istinaf dilekçesinde özetle; İhtiyatı tedbirin şartlarının 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu’nun 389/1. maddesinde genel olarak düzenlendiğini, kanun maddesinde sayılan şartların dava dosyasında mevcut olduğunu, keyfi kararlar ile şirketin zora sokulmasının, mali dengelerinin bozulmasının söz konusu olacağını bu ve benzeri kararların dava sonuna kadar engellenmesi bakımından da şirketi borçlandırıcı işlemlerin ve kar payı dağıtımına ilişkin kararların engellenmesine yönelik tedbir kararı taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini, davaya konu şirket yönetim kurulu kararlarının alınması aşamasında davacıların usule uygun toplantıya çağrılmadığını, davacıların toplantılara katılımının engellendiğini, şirket ana sözleşmesine aykırı hareketle yönetim kurulu kararlarının 3 kişinin oy çokluğu ile alındığını, şirket ana sözleşmesi ile yönetim kurulu kararlarının birlikte incelendiğinde kararların hükümsüz kaldığının da gözetilmesi gerektiğini, yönetim kontrolü değiştirilerek oluşturulan bu yönetim kurulunun şirketi yönetmesi ve şirket adına işlem yapmasının hukuken imkansız olduğunu, bu şekilde davalı şirketin içinin boşaltılması, davalı şirketin tek ortaklı şirket gibi yönetilmesi ve diğer yönetim kurulu üyeleri-şirket ortakların zarara uğratılmaları kuvvetle muhtemel olduğunu tedbir kararı verilmesinin ayrıca bir önem arz ettiğini, ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararın gerekçeli olarak verilmesi gerektiğini, Mahkemece kanun maddesine atıfla yetinilerek ve yaklaşık ispat şartının oluşmadığı belirtilerek denetime elverişli olmayacak şekilde diğer değişle gerekçe içermeden tedbir talebinin reddine karar verilmesinin Anayasanın 141. maddesi ile  HMK'nın amacına aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davacı ... vekili 21/02/2024 tarihli ara kararına karşı istinaf dilekçesinde özetle; tedbir taleplerinin 10.01.2024 tarihli ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesi ara kararı ile reddedildiğini, HMK hükümlerinde red kararı sonrası yeniden tedbir talebinde bulunmayı engeller bir hususun bulunmadığını, dava sonrası yaşanan gelişmelere de atfen 17.01.2024 tarihinde yeni bir tedbir talebinde bulunulduğunu, Mahkemece işbu yeni tedbir taleplerinin hukuka aykırı bir şekilde  istinaf dilekçesi olarak değerlendirildiğini ve istinaf karar harcı ve istinaf kanun yoluna başvuru harcı yatırılması için taraflarına muhtıra tebliğ edildiğini, 17.01.2024 tarihli dilekçelerinde tedbir talebi olup - istinaf başvurusu mahiyetinde olmadığından muhtırada belirtilen giderlerin yatırılmadığını, HMK madde 26- (1)'sinde Hâkimin, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğunu, 17.01.2024 tarihli tedbir talepli dilekçeleri hakkında olumlu-olumsuz herhangi bir değerlendirmenin yapılmadığını, işbu defa 23.01.2024 tarihinde tedbir talebinin reddine dair ilk ara karara ( 10.01.2024 tarihli ) yönelik istinaf kanun yoluna başvurulduğunu ve gerekli harç ve masrafların yatırıldığını, akabinde 24.01.2024 tarihinde dava konusu yönetim kurulu ile ilgili olarak yeni bir yönetim kurulu kararı tesis edileceğinden bahisle tekrar tedbir talebinde bulunulduğunu ve bu defa ki tedbir taleplerinin reddedildiğini, dava dosyasında mevcut istinaf talepli dilekçelerinin 23.01.2024 tarihli dilekçe olduğunu, işbu istinaf dilekçeleri bakımından - davacı  ... yönünden- taraflarına muhtıra tebliğ edilmediğini, harç ve masraf eksikliğinin davacı ... yönünden bu aşamada taraflarınca giderildiğini ve Mahkeme veznesine harç ve masrafın yatırıldığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davalılar tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. <br>DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/01/2024 ve 21/02/2024 tarihli ara karar, 2024/15 Esas sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava yönetim kurulu kararının iptali, hisse devir sözleşmesinin ehliyetsizlik nedeniyle hükümsüzlüğü ve muvazaaya ilişkindir.<br>Talep ihtiyati tedbire ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>İhtiyati tedbir, 6100 sayılı HMK.'nun 389. vd. maddelerinde düzenlenmiştir.<br>HMK.'nun 389. maddesinde; ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.<br>6100 Sayılı HMK.'nın 390/3 maddesinde; \"Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek\" zorunda olduğu hüküm altına alınmıştır.<br>Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. HMK.'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde, geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuştur. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada, normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.<br>Eldeki uyuşmazlıkta, davacının taraflar arasındaki sözleşme ile SUT hükümlerine aykırı işlem yapıp yapmadığının yargılamayı gerektirmesi ve sözleşmenin feshi halinde özellikle devam eden tedavi hizmetleri de dikkate alındığında ileride telafisi imkansız zararların doğma ihtimalinin bulunması ile davalının sunduğu belgelere göre feshe dayanak 30/10/2023 tarih ve 2023/11 karar sayılı fesih itiraz değerlendirme komisyon kararının oy çokluğu ile alınması nedeniyle yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği görülmekle istinaf isteminin bu yönden reddi gerekmiştir.<br>6100 sayılı HMK'nın 392/1. Fıkrasının 1. Cümlesine göre; \"İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır.\" hükmü bulunmaktadır.<br>Bu hüküm uyarınca ihtiyati tedbir kararı verildiğinde lehine ihtiyati tedbir kararı verilen tarafın teminat göstermesi asıl olup teminat gösterilmesine gerek bulunmayan haller aynı fıkrada sayılmıştır. <br>Eldeki olayda; Davacılardan ... yönünden verilen 21.02.2014 tarihli istinaf başvurusundan vazgeçmiş sayılmaya ilişkin karar yönünden inceleme yapılması gerekmiştir. <br>Davacıların, ilk derece mahkemesinin 24/01/2024 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddi kararına karşı 23.01.2024 tarihinde istinaf talepli dilekçe ile istinaf yasa yoluna başvurdukları, aynı tarihte davacılardan ... yönünden istinaf yoluna başvuru harçlarının yatırıldığı, davacılardan ... yönünden ise 01.03.2024 tarihinde yatırıldığı görülmüştür. Mahkemece davacıların 17.01.2024 tarihli ihtiyati tedbir talepleri istinaf talebi olarak değerlendirilerek davacılara harç yatırması yönünde 18.01.2024 tarihinde muhtıra çıkartılmış, daha sonra davacılardan ... yönünden süresinde harç yatırılmadığından bu davacı yönünden istinaf isteminden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir. Ancak davacıların 17.01.2024 tarihinde bir istinaf taleplerinin olmaması nazara alındığında mahkemece verilen kesin süre usulüne uygun olmadığından, davacı ... yönünden verilen 21.02.2024 tarihli istinaf isteminden vazgeçmiş sayılmasına yönelik ara kararın kaldırılması ve davacının istinaf taleplerinin esastan incelenmesi gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklandığı üzere; 6100 sayılı yasanın 390/3.maddesine göre; tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut olayda davacı taraf haklılığını ispat eden yaklaşık delil ibraz edemediğinden mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi isabetlidir.<br>Gerekçeli karar başlığında; gerçek kişi tarafların T.C. kimlik numarası ile davacı vekilinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, ihtiyati tedbir talep edenin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ihtiyati tedbir talep eden davacıların istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,<br>4-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>5-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/03/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır <br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"04a13395f67468da","SID":"9301f7334d63f495"}}