{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/112 <br>KARAR NO: 2024/328<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2014/1317 Esas<br>KARAR NO: 2020/577<br>KARAR TARİHİ: 15/10/2020<br>DAVA: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 06/03/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesi ile;  müvekkili şirket ile davalı arasında 23/12/2010 tarihli Destek Hizmet Sözleşmesinin akdedildiğini, sözleşmenin 2. maddesine göre \"asıl işi beyaz eşya üretimi olan asıl işveren ..., sözleşmenin 1 nolu ekinde gösterilen işyerlerindeki destek hizmetlerini, hizmet bedeli karşılığında\" yüklenici olan müvekkili şirkete verdiğini, sözleşmenin 5. maddesine göre de sözleşmenin 30/11/2012 tarihine kadar yürürlükte olacağının kararlaştırıldığını,  davalıya verilecek hizmet için 129 elemanın görevlendirildiğini, tarafların mutabık kalacakları hesaplama yöntemine göre aylık olarak belirlenecek hizmet organizasyon bedelinin müvekkile ödeneceğinin belirtildiği, bu kapsamda sözleşmenin 3 nolu eki olan Destek Hizmet Bedeli Teklif Tablosunun \"k\" bendine göre ücret bordrosunda yer ala her bir kişi için aylık 25 TL alacağın hizmet bedelinin her yıl sonunda önceki yıla ait üfe+tefe/2 X 0,85 formülü ile arttırılacağının kararlaştırıldığını, bu şartlarla birlikte sözleşmenin devam etmesine rağmen davalının keşide ettiği ihtarname ile \" müvekkili şirketin 2011 Ağustos maaşları ile 2011 Temmuz SGK primlerini ödeyememe durumu olabileceğini bildirdiğini, bu bildirimden ötürü söz konusu ödemelerin kendileri tarafından yapıldığını, ayrıca Kocaeli ... İcra Müdürlüğünün ... Esas ve ... Esas sayılı  dosyalarından müvekkili şirket hakkında kendilerine haciz ihtarnamesi geldiğini, tüm bu hususların sözleşmenin 5.3 nolu maddesine göre haklı nedenle fesih hakkını tanıdığını, bu nedenle 23/12/2010 tarihli destek hizmet sözleşmesini 31/08/2011 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere feshettiğini\"  bildirdiğini, her iki takibin toplamanın 2.252.000,00 TL olmasına rağmen bilahare alacaklılar ile toplamda sadece 700.000,00 TL karşılığında sulh protokolünün yapıldığını ve sadece 700.000,00 TL ödenerek alacaklılardan ibra alındığını, işbu yargılamalar aşamalarında bile müvekkili şirketin faaliyetine devam ettiğini, şirketin sonra ermesi gibi bir durumun kesinlikle olmadığını, müvekkili şirketin ilgili maddede yer aldığı gibi borcu sebebiyle hakkında iflas veya iflasa yol açacak bir talebin ileri sürülmediğini, bu minvalde davalının sırf icra takiplerine dayanarak sözleşmeyi feshetmiş olmasının haksız olduğunu, 13/10/2011 tarihli SGK yazısına göre sözleşme tarihi olan 23/12/2010 ile fesih tarihi olan 31/08/2011 tarihleri arası için müvekkilinin kuruma borcunun bulunmadığını, bu noktada ortada borç yokken fesih yoluna gidilmiş olmasının kötü niyetten ibaret olduğunu, müvekkili şirket tarafından davalıya 60.000,00 TL, 90.000,00 TL ve 150.000,00 TL tutarlarında toplamda 300.000,00 TL tutarında 3 adet teminat mektubunun verildiğini, davalı tarafın sözleşmeyi feshetmiş olmaması durumunda  müvekkilinin neredeyse 50.483,00 TL tutarında bir kazancının olacağını, ancak davalının haksız feshi sonucu müvekkilinin bu tutardan mahrum edildiğini, müvekkili şirketin ... grubu içinde yer aldığını, tüm grup şirketlerinin de aynı anda aynı ihtarnameler ile müvekkili şirket ile olan sözleşmelerini feshettiklerini, aynı gerekçeler ile haksız fesih yapan dava dışı ... A.Ş.'ye karşı müvekkili şirket tarafından İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/569 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını, bu mahkemece verilen karar ile müvekkili tarafından açılan davanın kabulüne karar verildiğini ve verilen kararın onandığını, aynı şekilde haksız fesih yapan dava dışı ... A.Ş.'ye karşı müvekkilince Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/703 Esas sayılı dosyası üzerinden de dava açıldığın ve bu mahkemece verilen karar ile de müvekkili tarafından açılan davanın kabulüne karar verildiğini beyan ederek, müvekkili şirket tarafından davalıya verilen toplam 300.000,00 TL tutarındaki 3 adet teminat mektuplarının müvekkiline aynen iadesine ve haksız fesih sebebi ile uğranılan kar kaybından doğan şimdilik 50.483,00 TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevabında;  dava konusu sözleşmenin davacının akde aykırı eylemleri neticesinde ve anılan sözleşmenin müvekkili şirkete tanıdığı haklar uyarınca feshedildiğini, müvekkili şirket ile davacı arasında akdedilen sözleşme ile müvekkili şirkete ait olan ve sözleşmede belirtilen mahallerde bulunan tesislerde işveren sıfatı ile kendisine bağlı çalışanlarla çok önemli bir takım yardımcı işlerin üstlendiğini, davaya konu sözleşmenin yürürlükte olduğu sırada müvekkili şirkete takip borçlusunun davacı şirket olduğu Kocaeli .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında faiz ve masraflar hariç olmak üzere 1.553.642,76 TL ve Kocaeli .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından faiz ve masraflar hariç 905.059,84 TL tutarlı birinci haciz ihtarnamelerinin tebliğ edildiğini, davacının müvekkili şirkete nezdinde doğmuş ve doğacak hak ve alacaklarına haciz konulduğunu, söz konusu icra dosyalarından, davacının ticari ilişkisinin olduğu 20'den fazla şirkete de haciz ihtarnamesi gönderildiğini ve davacının bu şirketlerdeki hak ve alacaklarına haciz konulduğunu, davacının bu şirketlerden de ödeme alamaz hale geldiğinin anlaşıldığını, bu nedenle sözleşmenin haklı nedenlerle feshedilmesi nedeniyle davacının sözleşeme dayanarak kar mahrumiyeti talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını, kar mahrumiyetine esas aldığı 25,00 TL birim ücretinde hatalı olduğunu, dava dilekçesinde ileri sürülen ve müvekkili şirket tarafından yapılan haklı feshi haksızmış gibi gösteren iddiaların itibar edilemez olduğunu ve dava dilekçesi ile talep edilen teminat mektuplarını işbu cevap dilekçeleri ile birlikte iade ettiklerini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; \" ..Davalı sözleşmenin feshini 5.3. maddesine dayandırmış ise de davacı hakkında icra takibi yapılması, 2011 Temmuz ve Ağustos aylarının maaş ve SGK primlerini maddi sıkıntısı nedeniyle ödenemeyeceğinin bildirilmesi sözleşmenin 5.3  maddesinde düzenlenen davacının iflas etmesi veya konkordato ilan etmesi veya benzeri duruma düşmesi olarak nitelendirilmez, davacı aleyhine Kocaeli ... İcra Müdürlüğünün ... ve ... sayılı dosyalarından yapılan icra takipleri nedeniyle davalıya İİK 89. maddesi gereğince haciz ihbarnamesi gönderilmesi de  davalıya sözleşmenin 5.3  maddesine göre fesih hakkı vermez, ayrıca bu takibe konu borçlarla ilgili davacı ile borçlular arasında sulh protokolü yapılıp borçların ödendiği ve gönderilen haciz ihbarnamelerinin fekkine karar verildiği, sözleşmenin 3.1.16 maddesinde davalı asıl işverenin davacı alt işverenin çalıştırdığı işcilerin SGK dan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda asıl işveren davalı ödeme yapmak zorunda kalırsa icra takibine gerek kalmaksızın 10 gün içinde davacı alt işveren tarafından ödeneceği, bu ödemelerin alt işverenin teminatından mahsup edileceğinin düzenlendiği, personel maaşlarının ve SGK yükümlülüklerinin ödenmemesi durumunda ne gibi işlem yapılacağının sözleşmenin 3.1.11 ve 3.1.16 maddesinde kararlaştırıldığı, 3.1.11 ve 3.1.16 maddelerinin davalıya sözleşmeyi fesih hakkı vermediği alacağını nasıl tahsil etmesi gerektiğini belirlediği, davalının incelenen ticari defterlerindeki kayıtlara göre davacı şirketin 24.10.2011 tarihi itibariyle hak edişler nedeniyle  borç yada alacak bakiyesi bulunmadığı anlaşıldığından davalının, sözleşmenin 5.3 maddesine dayalı olarak sözleşmeyi fesh etmesinin haklı nedene dayanmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Davalı tarafından sözleşme haklı nedenle fesh edilmemiş olduğundan davacı müspet zararını oluşturan kar kaybını talep edebilir. Kar kaybının hesap edilmesi  için davacı tarafından incelemeye ticari defterleri sunulamamış ise de davacı tarafından aynı hizmet sözleşmesine dayalı olarak İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/569 Esas sayılı dosyasında açılan davada çalışan kişi sayısı ve kişi başına aylık 25 TL  ve kalan süre esas alınarak yapılan hesaplama sonucunda bulunan tutara göre verilen hüküm Yargıtay 23. Hukuk Dairesi Başkanlığı tarafından onanarak kesinleştiğinden, aynı hesaplama yöntemi kullanılarak kazanç kaybı hesabı yapılan 18.10.2018 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilmiştir. Hizmet alım sözleşmesinde ve sözleşmesinin eki niteliğindeki  şartname de ücret bodrosunda  yer alan kişi bazında aylık 25 TL hizmet organizasyon bedeli ödeneceği kararlaştırılmıştır. Davalı tarafından sözleşme 31.08.2011 tarihinde fesh edilmemiş olsa idi 30.11.2012 tarihine kadar devam edecek olduğundan davacı 15 ay daha hizmet organizasyon bedeli alabileceğinden sözleşmenin erken feshi nedeniyle çalıştırılan 129 kişi bazında 25 TL'den davacının aylık kazancının 3.225 TL, 15 aylık kazanç kaybınında 48.375 TL olduğu sonucuna varılmıştır. Hizmet alım sözleşmesinin 7. maddesi kapsamında sözleşmenin  her türlü risklerini karşılamak üzere davacı tarafından 60.000TL, 90.000TL ve 150.000TL bedelli olmak üzere toplam 300.000 TL 3 adet teminat mektubu verilmiş, davacı teminat mektuplarının iadesini talep etmiştir. Davalı tarafından iadesi talep edilen teminat mektupları mahkememiz yazı işleri müdürlüğüne ibraz edilmiş olduğundan davacının teminat mektuplarının iadesi talebi konusuz kalmıştır. Davalının sözleşmeyi fesih etmesinin haksız olduğu davacının kar mahrumiyetini ve teminat mektuplarının iadesini talep edebileceği, talep edilebilecek  kar mahrumiyetinin  48.375 TL olduğu, yargılama sırasında iadesi talep edilen teminat mektuplarının mahkememiz yazı işleri müdürlüğüne ibraz edildiği anlaşıldığından, davanın kısmen kabulüne, 48.375,00 TL tazminatın dava tarihinden  itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı tarafından mahkeme yazı işleri müdürlüğü kasasına ibraz edilen 90.000,00 TL, 60.000,00 TL, 150.000,00 TL'lik 3 adet teminat mektubu hakkında açılmış bulunan dava teminat mektuplarının iade edilmiş olması nedeniyle konusuz kalmış bulunduğundan bu  konuda karar verilmesine yer olmadığına, Mahkeme yazı işleri müdürlüğü kasasında bulunan 3 adet teminat mektubunun davacıya iadesine \" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ  Davalı vekili tarafından yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde ; İcra dosyalarına ve piyasaya yüklü miktarda borcu bulunan ve çalışanlarının maaşlarını ile SGK primlerini dahi ödeyemeyen davacı ...'in mali durumu sözleşmenin devamını çekilemez hale getirdiğinden, müvekkil şirketin sözleşmeyi 5.3 maddesine dayanarak haklı nedenle feshi hukuka uygun olduğunu,  sözleşmenin 3.1.11 ve 3.1.16 maddelerin müvekkil şirketin haklı fesih imkanını ortadan kaldırmadığını, zira müvekkil şirketten davacının çalışanlarının maaş ve SGK primlerini belirsiz bir süre boyunca ödemesinin beklenmesi mümkün olmadığını, Vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını, davacı şirket Destek Hizmeti Sözleşmesinin 7. maddesi uyarınca müvekkil şirkete toplam 300.000,00 TL bedelli teminat mektubu verdiğini, sözleşmede, müvekkil şirketin bu teminat mektuplarını sözleşmesinin feshi durumunda 2 yıl boyunca muhafaza edebileceği; müvekkil şirkete karşı dava açılması durumunda ise dava kesinleşene kadar teminat mektuplarının iade edilmeyeceği belirtildiğini, sözleşmenin feshi sonrasında davacı şirket müvekkil şirketten teminat mektuplarının iadesini talep etmemiş olmakla birlikte davanın açılması akabinde teminat mektupları cevap dilekçemiz ekinde iade edildiğini,  bununla birlikte davacı şirketin teminat mektuplarının iade edilmesi konusunda dava açılmadan önce müvekkil şirketten bir talebi de olmadığını, cevap dilekçesi ekinde herhangi bir tartışmaya girmeden teminat mektuplarını iade eden müvekkil şirketin, davacıdan bu yönde bir talep gelmesi durumunda dava açılmadan önce de bu mektupları iade edeceği ve uyuşmazlığı sona erdireceği açık olmasına rağmen yerel mahkemenin vekalet ücreti hesaplarken teminat mektuplarının bedeli olan 300.000,00 TL'yi de dahil etmesi hukuka aykırılık teşkil ettiğini belirterek öncelikle haksız davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine, aksi halde hükmedilen tazminat miktarı ile vekalet ücretinin yukarıda yer verilen itirazlarımız doğrultusunda yeniden hesaplanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasında düzenlenen Destek Hizmet Sözleşmesinin haksız fesh edilmesi sebebi ile oluştuğu iddia olunan müspet zararın (kar kaybının) ticari faizle birlikte davalıdan tahsili ve bu sözleşme uyarınca davalıya verilen teminat mektuplarının iadesi istemine ilişkindir. Dosya kapsamına göre; davalı tarafından, teknik destek hizmeti verilmesi konusunda taraflar arasında  23/12/2010 tarihli  Destek Hizmet Sözleşmesi imzalandığı,  sözleşmenin, 30/12/2012 tarihine kadar yürürlükte kalacağı ve  sözleşme gereğince davacının aylık hizmet organizasyon bedeli (HOB) alacağı konusunda anlaşma sağlandığı, davalı şirketin, Beyoğlu ... Noterliği'nin 26/08/2011 tarih ... yevmiye nolu fesih ihbarnamesi ile sözleşmenin 31/08/2011 tarihinden geçerli olmak üzere sözleşmenin 5.3 maddesine dayalı tek taraflı feshettiği görülmüştür.Somut olayda uyuşmazlık; taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin, haksız nedenle feshedilip edilmediği, feshin sonucuna bağlı olarak davacının kar kaybı tazminatı talep edip edemeyeceğine ilişkindir.İhbarnamede fesih gerekçesi olarak; Kocaeli .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ve ... Esas sayılı dosyalarında İİK.'nun 89-(1) maddeleri uyarınca 1. Haciz ihtarnamelerinin gelmesi, davacının 17/08/2011 tarihli bildirimi ile \"hizmet verdiği işyerlerinde çalışan destek hizmet personellerine ödemekle yükümlü olduğu 2011 Ağustos ve Eylül ayı maaşları ve SGK müdürlüklerine ödemekle yükümlü olduğu 2011 Temmuz ve Ağustos ayı SGK primleri, SGK bildirge damga vergileri ve muhtasar beyanname ödemelerini içinde bulunduğu ekonomik güçlük nedeniyle ödeyememe durumunun doğduğunu\" davalı şirkete bildirmiş olması, bu bildirim üzerine, davalı şirketin ilgili yerlere ödemeler yapması gerekçe gösterilerek sözleşmenin 5.3 maddesi kapsamında  haklı fesih nedenlerine dayanmıştır.Mahkemece, taraf delilleri toplandıktan sonra,  davalı tarafın sözleşmeyi haklı nedenle feshedip etmediği, feshin sonucuna bağlı talep edebileceği alacak miktarı konusunda mali müşavir ve hukukçu bilirkişisinden rapor alınmış olup 09/11/2015 tarihli raporda özetle; davalının aradaki sözleşmeyi haklı nedenle fesih ettiği, davacının ekonomik durumunun kötüleşmesi sebebiyle davalı bakımından sözleşmeye devamın katlanılmaz hale geldiği, davacının davalıdan herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacağı hususlarını kök raporları ile bildirmişlerdir. Davacı vekilinin kök rapora itirazının değerlendirilmesi amacıyla alınan 30/10/2017 tarihli ek rapor ile davacının kök rapordaki vaki itirazlarının raporda herhangi bir değişiklik getirmediği, oradaki tespit ve görüşlerin aynen muhafazasının icap ettiği kanaatine varıldığı hususları bildirilmiştir.Mahkemece aldırılan ek rapora davacı vekilince itiraz edilmesi ve  sunulan ek bilirkişi raporuna davacının yapmış olduğu itirazların değerlendirilmesi açısından hukuki nitelendirmesi mahkemeye ait olmak üzere resen tayin edilen Mali Müşavir bilirkişinden alınan 19/10/2018 tarihli raporda özetle; davacı şirketçe ticari defter ve belgelerin ibraz edilmediği, davalı şirketçe sunulan hesap dökümüne göre davacının hakedişler nedeniyle borç ya da alacaklı bakiyesinin bulunmadığı, rapor içeriğinde belirtilen belgelerin ibraz edilmesi halinde sağlıklı hesaplamanın yapılabileceği, ancak İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/569 Esas sayılı dosyasında davacı tarafça bildirilen çalışan sayısı, kişi başına aylık 25,00 TL ve kalan süre esas alınarak yapılan hesaplama sonucunda bulunan tutara göre hüküm tesis edildiği, kararın Yargıtay tarafından onandığı, ayrı veriler esas alınarak hesaplama yapıldığında iş bu davada davacı tarafça talep edilebilecek kar kaybının 48.375,00 TL olacağı tespiti yapılmıştır.Taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümleri incelendiğinde; 3. Maddesi ; \" ALT İŞVEREN, üstlendiği hizmetini yerine getirmesi sırasında çalıştırdığı personellerin İş Sözleşmesinden İş Kanunu, Sosyal Sigortalar Kanunu Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, İşsizlik Sigortası Kanunu, vergi mevzuatı ile diğer mevzuat hükümlerinden doğan ücret, vergi, vergi prim ile diğer yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirecek, gelir vergisi ve sosyal sigorta prim kesintilerini süresinde ilgili kurum ve kuruluşlara ödenecektir. ALT İŞVEREN, personeline yaptığı ücret ve diğer ödemelere ait belgelerin ,yıllık ücretli izinlerin kullandığına ilişkin personellerin imzasını taşıyan belgelerin, vergi ve prim kesintilerinin yatırıldığına ilişkin belgelerin bir örneğini ,ödenmesi için öngörülen yasal sürenin bitim tarihinden itibaren 1 (bir) hafta içinde ASIL İŞVERENE verecektir .Bu ödeme ve işlemlerde herhangi bir şekilde eksik ödeme ya da usulsüzlük yapıldığı tespit edildiğinde ALT İŞVEREN in ödemeleri ,eksik ödemeler tamamlanıncaya ya da usulsüzlük giderilinceye kadar ASIL İŞVEREN tarafından geciktirebilecektir. ASIL İŞVEREN eksik ödemeyi alt işverene yapılacak ödemeden keserek alt işveren adına ilgili kuruma ödemede bulunabilir. ALT İŞVEREN bu durumun ASIL İŞVERENi temerrüde düşürmeyeceğini ve ASIL İŞVERENden herhangi bir faiz, tazminat gibi istekte bulunmayacağını kabul ve taahhüt eder.  ALT İŞVEREN sözleşme uyarınca ASIL İŞVERENin iş yerlerinde üstlendiği hizmetin yerine getirilmesi sırasında, münhasıran belirtilen işyerinde çalıştırdığı işçilerin çalıştırıldığı süreyle sınırlı olmak üzere, İş Sözleşmesi, iş Kanunu ,Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunundan doğan yükümlülüklerden ASIL İŞVEREN (birlikte) sorumludur. Ancak belirtilen yükümlülüklerin ilişkin olduğu hak ve taleplerden ya da işçilerin iş kazasına uğramasından doğacak tazminatlardan dolayı ASIL İŞVEREN herhangi bir ödeme yapmak zorunda kalırsa , sözü edilen ödeme veya tazminat, ALT İŞVEREN, icra takibine gidilmeksizin 10 (on) gün içinde reeskont faizi ile ödemeyi yapan şirkete, ödemeyi kabul eder. Ayrıca ALT İŞVEREN bu ödemelerin ASIL İŞVEREN nezdindeki istihkaklarından kesilmesini veya teminatlarından mahsup edilmesini peşinen kabul eder.\"Olağanüstü fesih halin düzenlendiği 5.3 maddesi  \"Alt İşveren'in katılma ve birleşmeler hariç infisahı, bu sonucu doğuran prosedürün başlatılması, iflası veya konkordato ilan etmesi ya da her hangi bir borcu nedeniyle benzer bir duruma düşmesi, Asıl İşveren'in önceden yazılı izni olmadan ortaklık veya yönetim yapısındaki değişiklikler yada Alt İşveren'in yönetiminde tam otorite ve yükümlülük sahibi kişilerin değişmesi hallerinden her hangi birinde halinde, Asıl İşveren işbu sözleşmeyi her hangi bir önel veya ihtara gerek olmaksızın derhal hüküm doğurmak üzere feshedebilir.\" şeklinde düzenlenmiştir.Davacı şirket tarafından benzer nitelikte açılan dava dosyaları hakkında dairemizce yapılan istinaf incelemesinde; 1- Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/26 esas sayılı  dava dosyasında;  davacı tarafça,  dava dışı ... aleyhine  20/07/2011 tarih 825.000,00 TL bedelli bonodan borçlu olmadığının tespiti istemli menfi tespit davasının yargılamasının yapıldığı ve  mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacının (... Ltd. Şti.) davasının reddine dair karar verildiği, Kocaeli ... İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyası ile; 20/07/2011 tarih 825.000,00 TL bedelli bononun ... tarafından takibe konulması nedeni ile takibin başlatıldığı , 2-Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin yine aynı dosyada yargılaması yapılan (birleşen 2011/27 esas) dosyada;  davacı tarafça   dava dışı ... aleyhine 1.425.000,00 TL bedelli bonodan borçlu olmadığının tespiti istemli menfi tespit davasının yargılamasının yapıldığı ve  mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacının ( ... Ltd. Şti.) davasının reddine dair karar verildiği, Kocaeli ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyası ile;   1.425.000,00 TL bedelli bononun ... tarafından takibe konulması nedeni ile takibin başlatıldığı  görülmüştür. Nitekim söz konusu takip dosyalarına ilişkin davacının da bir itirazı bulunmadığı gibi, hizmet verdiği işyerlerinde çalışan destek hizmet personellerine ödemekle yükümlü olduğu 2011 Temmuz ve  Ağustos ayı maaşları ve SGK pimlerin maddi sıkıntı sebebiyle ödenemeyeceği davalıya bildirilmiştir.Mahkemece, emsal dosyalar dikkate alınarak davacı hakkında icra takipleri başlatılması, bu takipler nedeniyle davalıya İİK 89. Maddesi uyarınca haciz ihbarnameleri gönderilmesi, davacının  hizmet verdiği işyerlerinde çalışan destek hizmet personellerine ödemekle yükümlü olduğu 2011 Temmuz ve  Ağustos ayı maaşları ve SGK pimlerin maddi sıkıntı sebebiyle ödeyememesi durumlarının, sözleşmenin 5.3 maddesinde düzenlenen, \"  iflası veya konkordato ilan etmesi ya da her hangi bir borcu nedeniyle benzer bir duruma düşmesi \" kapsamında değerlendirilemeyeceğinden feshin haksız olduğuna karar verilmiş ise de dayanak yapılan emsal dosyalar işbu dosyada kesin delil oluşturmayacağı gibi benzer dosyalarda Yargıtay'ın ilgili dairelerince farklı kararlar verildiği bu doğrultuda UYAP üzerinden yapılan incelemede; davacının, dava dışı ... A.Ş. aleyhine, benzer mahiyette açmış olduğu kar kaybına dayalı tazminat ( davacı hakkında başlatılan aynı takip dosyaları ve davacının  maaş ve SGK primlerini ödeyememesi gerekçe gösterilek  sözleşmenin 5.3 maddesi uyarınca haksız feshedildiği iddiası ile açılan) istemli Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesine kayıtlı davanın, mahkemenin 14/11/2018 tarih 2014/1450 E. 2018/514 K. Sayılı ilamı ile  reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi'nin 26/02/2020 tarih 2019/1433 E. 2020/308 K. Sayılı ilamı ile, sözleşmenin fesh edilmesinde davalının haklı olduğu sonucuna varılarak davanın reddedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı sonucuna varılmakla istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 28/03/2022 tarih 2021/2006 E. 2022/1665 K. Sayılı onama kararı verildiği görülmüştür.Olağanüstü fesih, belirli ve belirsiz süreli sürekli borç ilişkilerini haklı sebeple, vaktinden önce ve ileriye yönelik olarak sona erdiren bir imkandır. Olağanüstü feshin, olağan fesih karşısındaki özelliği, geçerliliğinin akdi veya kanuni bir fesih sebebine (haklı sebebe) dayanması olup bu durum sözleşmedeki yükümlülüklerin yerine getirilemeyeceği konusunda güven ilişkisini zedelenmesinden ve  taraflardan birisi için  artık çekilmez hale gelmesinden kaynaklanmaktadır.  Taraflar arasında düzenlenen sözleşmede,  davacının, iflası veya konkordato ilan etmesi ya da her hangi bir borcu nedeniyle benzer bir duruma düşmesi olağanüstü fesih için haklı neden sayılmıştır.Konkordato, borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmesi veya muhtemel bir iflâstan kurtulması için başvurulan bir hukuki süreç olup konkordatonun temel amacı finansal dengenin sağlaması, iflas riskini minimize edilerek  işletmenin varlıklarını korumasıdır. Somut olayda, davacı şirket konkordatoya başvurmamış ise de, fesih gerekçeleri bu hüküm kapsamında değerlendirildiğinde, davacının personel maaşları ile SGK primlerini ödemede temerrüte düştüğü, davacı yerine bu ödemeleri davalının yaptığı, borçları nedeni İİK.'nun 89-(1) maddesi kapsamında birinci haciz ihbarnamelerinin geldiği, benzer süreçlerin dava dışı diğer şirketlerle de yaşandığı, davacının, davalı ve üçüncü kişilere karşı yükümlülüklerini yerine getirmekte yetersiz kaldığı, bu durum borcunu ifa edemeyen davacının, konkordatoya benzer bir duruma düştüğü ve davalı yönünden sürdürülmesinin \"çekilmez hale\" geldiği  kabulü gerekir. Nitekim,  sözleşmenin 5.3. maddesindeki  \"iflası veya konkordato ilan etmesi ya da her hangi bir borcu nedeniyle benzer bir duruma düşmesi\" koşulun, iflas ve konkordatonun tüm ağır sonuçlarının oluşması gibi katı bir şekilde yorumlanmaması gerekmektedir. Ayrıca  Yargıtay 19. H.D. 17/10/2005 tarih, 2004/13153 E. 2005/10163 K. Sayılı ilamında, haciz ihbarnameleri nedeniyle sözleşmenin çekilmez hale geldiği kabul edilmektedir. Bununla beraber davacı aynı sözleşmeyi başka şirketlerle de yapmış ve aynı ödeme güçlüğü tüm şirketler için yaşanmış olup, davacının sözleşmenin bakiye süresinde bu durumun yaşanmayacağına dair ekonomik açıdan bir güvencesinin olmadığı da anlaşılmıştır. Öte yandan taraflar arasındaki ticari ilişki devam ettiği süreçte işçilerin maaşları ile SGK primlerinin ödeme borcu davacıya ait olduğu, davalının, davacının çalışanlarının maaş ve SGK primlerini belirsiz bir süre boyunca ödenmesinin beklenemeyeceginden sözleşmenin 3.1.11 ve 3.1.16 maddeleri davacı şirketin haklı fesih imkanını kaldırdığı söylenemez. Hal böyle olunca, sözleşmenin fesh edilmesinde davalının haklı olduğu sonucuna varılarak kar kaybına dayalı maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken hukuki yanılgı ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.Vekalet ücretine ilişkin olarak; mahkemece iade edilen teminat mektupları yönünden açılan davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olmakla davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince tazminat davasının kabul edilen kısmı üzerinden ve konusuz kalan kısmı üzerinden hesap edilen 32.836,25 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Ancak  davacı şirketin teminat mektuplarının iadesi hususunda dava açılmadan önce davalı şirketten bir talebi olmadığı gibi davalı şirket sunmuş olduğu cevap dilekçesinin ekinde dava dilekçesi ile talep edilen teminat mektuplarını iade ettiği anlaşılmıştır.HMK 312/2  maddesinde: ''...Davalı, davanın açılmasına kendi hal ve davranışlarıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmez.'' hükmü yer almaktadır. Buna göre, iadesi talep edilen teminat mektupları yönünden davanın açılmasına sebebiyet vermeyen ve cevap dilekçesi ekinde davaya konu teminat mektuplarını iade eden davalı şirket aleyhine yargılama gideri ile  vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden  hükmün düzeltilmesi cihetine gidilmiştir.Açıklanan tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/b-2 madde uyarınca  kazanılmış haklar gözetilerek davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulması karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE,2-İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1317 E., 2020/577 K. sayılı ve 15/10/2020 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,2/a-Davacının, kar kaybına dayalı maddi tazminat talebinin esastan  REDDİNE,b-İadesi talep edilen 90.000,00 TL, 60.000,00 TL, 150.000,00 TL'lik 3 adet teminat mektubunun davalı tarafından  mahkeme yazı işleri müdürlüğü kasasına ibraz edilmek suretiyle iade  edilmiş olması nedeniyle konusuz kalan talep hakkında karar verilmesine  yer olmadığına, c-Mahkeme yazı işleri müdürlüğü kasasında bulunan 3 adet teminat mektubunun davacıya iadesine, ç-)Alınması gerekli 427,60 TL karar ilam harcından başlangıçta yatırılan 862,15‬ TL  peşin  ve 5.126,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 5.998,15 TL harçtan mahsubu ile arta kalan 5.560,55 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, d-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerin davacı üzerinde bırakılmasınad-)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,e-Davalı tarafından yapılan 100,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,f-HMK 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatıranlara resen iadesine,  İstinaf Giderleri Yönünden;3-Başvuru tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 148,60 TL başvurma harcının Hazineye irat kaydına, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca alınması gerekli olan 427,60 TL maktu karar harcının davalı tarafça yatırılan 862,70 TL harçtan mahsubu ile arta kalan 435,10 TL harcın karar kesinleştiğinde davalı tarafa iadesine,5-Davalı tarafından sarfedilen 576,20 TL istinaf harcı ile istinaf yargılama aşamasında tebligat posta masrafından oluşan 32,50 TL masraf olmak üzere toplam 608,70 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6- Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"493fa06ed7569dfa","SID":"a3a6be7247383485"}}