{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/494 <br>KARAR NO: 2024/517<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15.01.2023 tarihli Ara Karar<br>NUMARASI: 2023/756 E. <br>DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Fesih İstemli)<br>Taraflar arasında görülen ticari şirketin feshi ve tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekili tarafından talep edilen ihtiyati tedbir talebinin, kararda yazılı nedenlerle reddine dair ara kararının davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ İhtiyati haciz talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile  davalı ortağın, davalı şirketin ortakları ve şirketi münferiden temsile yetkilileri olduklarını, davalı ortaktan kaynaklanan nedenlerle iki ortaklı şirketteki uyumun zedelendiğini, şirket hesabından yapılan ödeme ile davalı ortak adına satın alınan konutun 1.8000.000 TL bedelle satıldığının sözlü olarak bildirildiğini, rayiç bedelin 2.400.000 TL olmasına rağmen satışın daha düşük bedelle yapıldığını, bu bedelin şirket hesabına geçirildiğini, satış gelirinin şirketin borçlarının ödenmesinde kullanıldığının beyan edilerek güven sarsıcı davranışlarda bulunulduğunu, davalının bu taşınmazı gerçek değerden satmadığını, halen ailesinin evde ikamet ettiğini; davalı şirket ile dava dışı ... Tic.Ltd.Şti ila yapılan sözleşme kapsamında verilen teminat senedinde, senedin teminat amacıyla verildiğinin belirtilmediğini, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takibe konu edilen 60.000 USD bedelli bono nedeniyle yaklaşık 1.500.000,00 TL ödeme yapıldığını, bu dosyada ödeme yapılan kişinin de davalı ortakla yakınlığının bulunduğunu, davalı tarafından şirketle aynı alanda faaliyet gösteren ... unvanlı şirketin kurulduğunu ve bu şirket için alınan makinelerin ödemesinin davalı şirketten yapıldığını, durumun fark edilmesi üzerine ödemenin iade edildiğini, bu kez davalı şirket üzerinen kredi kullanılarak borcun ödendiğini, icra takibine konu 60.000,00 USD tutarındaki senedin akibetinin araştırılması üzerine, takip alacaklısı olan ... davalının kurduğu ... şirketinin sigortalı çalışanı olduğunu, yapılan işlemlerle davalı şirketin iflasa sürüklendiğini, davalının şirket aleyhine yaptığı işlemlerin belirlenmesi için şirkete kayyım atanması gerektiğini ileri sürerek, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, davalının şirkete olan borçlarının tespiti ile tahsiline, tedbiren davalı şirkete kayyım atanımsına karar verilmesini istemiştir. Davacı tarafından Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemesine hitaben dava açılmış, ancak bu yerde ticaret mahkemesi bulunmadığından, dosyanın tevzi edildiği Küçükçekmece 10.AHM'nin 2023/249 Esas sayılı dosyasında gönderme kararı verilmiştir. İlk derece mahkemesinin 18.10.2023 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili 28.11.2023 tarihli talep dilekçesinde özetle; mahkemece getirtilen Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, davalı şirkete tebliğ edilen ödeme emrinin itirazsız kesinleştiğini, ödeme emrinin tebliğ edildiği e-tebligat adresine müvekkilinin erişimi bulunmadığını, dosyadaki alacaklı olan ... Tic. Ltd. Şti'nin ortağı ... davalı ortağın Bulgaristan'daki şirketinin ortağı olduğunu, müvekkilinin vergi dairesince verilen şifreleri bilmediğinden burada yürütülen işlemlerden haberdar olmadığını,  1.500.000 TL ödeme yapılan ... Tic. Ltd. Şti. tarafından davalı şirket adına düzenlenmiş bir fatura bulunmadığını ve yapılan işlemlerin fiktif olduğunu, davalı şirketin iflasa sürüklenmesi nedeniyle kayyım talep edildiğini, mahkemece daha önce talebin reddine karar karar verilmesine rağmen, davalı yöneticinin elindeki borçlandırıcı işlem tesis yetkisini kötüye kullanarak müvekkili ile müvekkilinin sonradan kurduğu dava dışı ... şirketine zarar vermesinin ancak kayyım atanarak önlenebileceğini belirterek, davalı şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ İlk Derece Mahkemesi ihtiyati tedbir değerlendirdiği 05.01.2023 tarihli ara kararında; \"...18/10/2023 tarihli ara karar ile 'Dosyaya sunulan delillerle davalı şirkete kayyım atanmasına ilişkin tedbir kararının haklılığını ortaya koyacak delil değerlendirmesi yapması ve yaklaşık ispat ölçüsüne yaklaşması gerekli olup davacı vekili tarafından ileri sürülen iddialar, mevcut deliller gözetildiğinde haklılık konusunda yaklaşık ispat ölçüsü kriterinin gerçekleşmediği kanaatine varıldığından davacı vekilinin kayyım tayinine ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine' karar verilmiştir.Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde; ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinden bu tarihe kadar tedbir kararının haklılığını ortaya koyacak başkaca delil dosyaya sunulmadığından..\" gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine,  karar vermiştir.Bu ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ  İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Teminat senedi verilmesine rağmen bu hususun senede yazılmayarak İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas  sayılı dosyasında 60.000,00 USD bedelli senet karşılığında 1.500.000,00 TL ödeme yapıldığı, işlemin şirket teamüllerine aykırı olduğunu, usulsüz işlemlerle şirketin zarara uğratıldığın ve davalı tarafından kurulan şirket kaynak aktarıldığı belirtilerek kayyım atanmasının istendiğini, şirket adına verilen bonoyu tahsil eden ... davacının kurduğu ... şirketinin sigortalı çalışanı olduğu gerekçesiyle tedbir talep edildiğini, ancak dava açıldıktan sonra da davalı yöneticinin borçlandırıcı işlemlere devam ettiğini, bu kapsamda Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ... Esas dosyası ile davalı şirket aleyhine alacaklı, .... Tic. Ltd. Şti.tarafından takip başlatıldığını, bu şirketin ortağı olan ..., davalı ortağın Bulgaristan'da bulunan şirketine de ortak olduğunu, karşılıksız senet ve fiktif işlemlerle şirketin zarara uğratılmaya devam edildiğini, sonradan öğrenilen bu durumların mahkemeye bildirilmesine rağmen, mahkemece yeni delil sunulmadığına ilişkin ret gerekçesinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve talebin kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Talep, şirketin fesih ve tasfiyesi davası içinde TTK'nın 636/4 ve HMK'nın 389. maddeleri uyarınca ihtiyati tedbire ilişkindir.Esasa dair limited şirketin fesihi davası içerisinde, ilk derece mahkemesince 05.01.224 tarihli ara karar ile tedbir talebinin reddine karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekilince,  yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.TTK'nın 636/4. maddesinde, limited şirket hakkında fesih ve tasfiye davası açıldığında mahkemece gerekli önlemlerin alınacağı belirtilmiştir. Alınacak önlemler konusunda ayrıntılı düzenleme bulunmadığından, tamamlayıcı hüküm olarak HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümleri uygulanacaktır.HMK'nın 389. maddesi uyarınca; \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir \".Aynı Yasa'nın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkca belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Tüzel kişilerde asıl olan, tüzel kişiliğin seçilmiş yöneticileri tarafından yönetilmesidir. Herhangi bir organ boşluğu bulunmadığı gibi, tüzel kişinin mal varlığının azaltıldığına, davalı şirket müdürü olan yöneticinin şirkete zarar verici eylemlerde bulunduğuna ilişkin davacı iddialarının, mahkemece talebin değerlendirildiği tarih itibariyle yaklaşık ispat ölçüsünde ispatlandığından söz edilemez. Dava ve talep dilekçesinde genel olarak, davalı şirketten, davacının kurduğu şirkete kaynak aktarıldığı, şirkete ait taşınmazın satışında şirketin zarara uğratıldığı, şirketçe, davalı ortağın yakınlarına fiktif işlemlerle kaynak aktarıldığı ileri sürülmüştür. Davalılar ise şirketin konutuna ilişkin iddiaların doğru olmadığını, davalının şirket borçlarını ödediğini, ...Ltd. Şti.'ye verilen senedin davacının muvafakati ile verildiğini, ... şirketinin davalı tarafından kurulmadığını, davalının şirkete ait taşınmaz ve aracı bedelsiz olarak eşine devir ettiği savunulmuştur. Davacının, şirketin kötü yönetildiği ve mal varlığının azaltıldığı iddiaları soyut olup, bunlara ilişkin yaklaşık ispat ölçüsünde bir kanıt sunulmamıştır. Dava dilekçesinde, davacı ortağın da davalı şirketten başka bir şirket kurduğu açıklanmıştır. Mahkemece yeni delil sunulmadığına ilişkin gerekçenin, ihtiyati tedbir verilmesini gerektirecek yaklaşık ispata yarar nitelikte delil sunulmadığı şeklinde anlaşılması gerekir. İlk derece mahkemesince yapılacak yargılama ve toplanacak delillere göre talep üzerine her zaman şirketin mal varlığını koruyucu tedbirler TTK'nın 636/4. maddesi gereğince alınabilir. TTK'nın 630. maddesi kapsamında haklı nedenlerin varlığı, yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle yaklaşık ispat ölçüsünde ispat edilmediğinden, ilk derece mahkemesi kararı ve gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve  391/3. maddeleri  uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, ihtiyati tedbir talep eden davacı  vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda açıklanan bu gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.28.03.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ee8d164965fe2dda","SID":"6d646184aa615b5d"}}