{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/233 <br>KARAR NO: 2024/532<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 11/12/2019<br>NUMARASI: 2017/945 E. - 2019/1176 K.<br>DAVANIN KONUSU:  Şirket genel kurul kararının iptali<br>Taraflar arasındaki genel kurul kararlarının iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda davanın kısmen kabulüne dair verilen hükme karşı, taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin %25 oranında B grubu hissedarı olduğunu davalı şirkette 2015 yılına kadar yönetim kurulu başkanlığı yaptığını, müvekkilinin 28.03.2015 tarihinde geçirdiği rahatsızlık sebebiyle bitkisel hayata girdiğini ve kendisine Bakırköy l.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/1426 Esas sayılı dosyasında eşinin vasi olarak atandığını, müvekkilinin rahatsızlığı sonrası 29.05.2015 tarihinde yapılan 2014 yılı olağan genel kurul toplantısında A grubu hissedar  ... ve  ... ile B Grubu hissedarlardan ... ve ... şirket yönetim kurulu üyeliklerine seçildiklerini, toplantıda ... yönetim kurulu başkanlığına,  .... ise başkan yardımcılığına atandığını, B Grubu hissedar ... kuluçhaneler genel müdürlüğüne seçildiğini, yeni seçilen yöneticilerin müvekkilinin ortaklık haklarının ihlal ettiğini, şirketin içini boşaltan usulsüz işlemler yapıldığından yöneticiler hakkında 2015 yılı faaliyetleri sebebiyle sorumluluk davası açıldığını, 2016 yılında da usulsüz işlemler devam ettiğinden genel kurulda finansal tabloların ve buna bağlı maddelerin görüşülmesinin ertelenmesinin istenildiğini, ertelenen toplantının 29.05.2017 tarihinde yapıldığını, 2016 yılı faaliyet raporunun onaylanmasına ilişkin 4 nolu, bağımsız denetim raporunun onaylanmasına ilişkin 5 nolu, 2016 yılı kar/zarar ve bilançonun onaylanmasına ilişkin 6 nolu, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 7 nolu, yönetim kurulu üyelerinin istifalarının kabulüne ve istifa eden üyelerin ibrasına ilişkin 8 nolu, yönetim kurulu üyelerinin seçilmesine ilişkin 9 nolu, bağımsız denetçinin 2016 yılı faaliyetlerinden dolayı ibra edilmesine ilişkin 10 nolu, bağımsız denetçinin seçimine ilişkin 11 nolu, yönetim kurulu üyelerine rekabet izni verilmesine ilişkin 12 nolu kararın iptali gerektiğini ileri sürerek, anılan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirketin 2016 yılına ait genel kurulunda alınan kararların iptalini gerektirir bir neden bulunmadığını, genel kurulda pay sahibini zarara uğratacak bir karar alınmadığı gibi, şirketin mal varlıkları ile ilgili de bir karar alınmadığını, genel kurulda görüşülmesi gereken olağan konuların görüşüldüğünü, iptal isteminde hukuki yarar bulunmadığını, genel kurul toplantısında onaylanan faaliyet raporunun içerik olarak yeterli ve dürüst resim ilkesine göre hazırlandığını ve %75 pay sahipleri tarafından onaylandığını, faaliyet raporunun yönetim kurulu tarafından hazırlanarak tüm üyelerce imzalandığını, denetim raporu ile mali tabloların usulüne uygun düzenlendiğini, şirketin bir aile şirketi niteliğinde olması nedeniyle ibranın geçerli olduğunu, ibra edilmeyen yöneticilerin seçilmesine engel bulunmadığını, şirket yöneticilerine TTK'nın 395 ve 396.maddelerindeki yetkilerin verilmesinin yerinde olduğunu, bağımsız denetçinin raporunun yerinde olması nedeniyle, denetçinin ibrası ve yeniden seçilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ  İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; her bir genel kurul kararı bakımından gerekçeleri gösterilmek suretiyle, \"...Davanın KISMEN KABULÜ, KISMEN REDDİ ile,a)2016 yılı faaliyet raporunun onaylanmasına ilişkin 4  numaralı kararın iptali isteminin reddine, b)2016 yılı Bağımsız denetim raporunun onaylanmasına dair 5 numaralı  kararın iptali isteminin reddine, c)2016 yılı Kâr zarar, bilanço hesaplarının onaylanmasına dair 6 numaralı kararın iptali isteminin reddine, ç)Yönetim kurulu üyelerinin 2016 yılı faaliyetlerinden dolayı ibra edilmelerine dair 7 numaralı kararın iptali isteminin kabulü ile yönetim kurulu üyelerinin 2016 yılı faaliyetlerinden dolayı ibra edilmelerine dair 7 numaralı kararın Yok Hükmünde Olduğunun Tespitine,d)Yönetim Kurulu üyelerinin istifalarının kabulüne ve istifa eden üyelerin ibra edilmelerine dair 8 numaralı  kararın iptali isteminin kabulü ile yönetim kurulu  üyelerinin istifalarının kabulüne ve istifa eden üyelerin ibra edilmelerine dair 8 numaralı  kararın Yok Hükmünde Olduğunun Tespitine,e)Yönetim Kurul üyelerinin seçilmesine dair 9 numaralı  kararın iptali isteminin reddine, f)Bağımsız denetçinin 2016 yılı faaliyetlerinden dolayı ibra edilmesine dair 10 numaralı kararın iptali isteminin reddine, g)Bağımsız denetçinin seçimine dair 11 numaralı kararın iptali isteminin kabulü ile bağımsız denetçinin seçimine dair 11 numaralı kararın iptaline,  ğ)Yönetim Kurulu üyelerine TTK'nin 395 ve 396. Maddelerinde belirtilen gerekli iznin verilmesine dair 12 numaralı kararların  iptali isteminin reddine,\" karar verilmiştir.Bu karara karşı, taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, %25 oranında B grubu hissedarı olduğu şirkette 2015 yılına kadar yönetim kurulu başkanlığı yaptığını, müvekkilinin 28.03.2015 tarihinde geçirdiği rahatsızlık sebebiyle bitkisel hayata girmesi nedeniyle görevini yerine getiremediğini, yeni seçilen yöneticilerin şirketin ve kısıtlının haklarına aykırı işlemler yapması nedeniyle 2015 yılı faaliyetleri sebebiyle sorumluluk davası açıldığını, eylemlerin 2016 yılında da devam etmesi nedeniyle yapılan  genel kurul toplantısında finansal tabloların görüşülmesinin ertelenmesinin istendiğini, erteleme nedeniyle 29.05.2017 tarihinde yapılan 2016 yılı olağan genel kurulunda alınan bir kısım kararların iptalinin istenildiğini, mahkemece davanın kısmen kabul edilerek yöneticilerin ibrasına ilişkin 7 ve 8 nolu maddelerin yok hükmünde olduğunun tespitine ve 11. maddenin iptali ile diğer maddelere yönelik davanın reddine karar verildiğini, ancak mahkemenin redde ilişkin karar ve gerekçesinin hatalı olduğunu,  İbra edilmeyen yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçilemeyeceğinden toplantının  9 ve 12 numaralı kararların da iptali gerektiğini, mahkemece yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 7 ve 8.maddelerin iptaline karar verilmesi nedeniyle zorunlu olarak bu maddelerin de iptali gerektiğini, aksi halin objektif iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil edeceğini, ibra edilmeyen kişilere TTK'nın 395 ve 396. maddeleri uyarınca yetki verilmesinin de dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.02.2016 tarih ve 2015/7680 E. ve 2016/1781 K. sayılı kararında da bu gibi yöneticilerin tekrar seçilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunun belirlendiğini, Genel kurulda onaylanan faaliyet raporlarının TTK'ya, ilgili mevzuata ve dürüst resim ilkesine aykırı olarak düzenlenmesi nedeniyle 4 ve 6 no'lu kararların iptali gerektiğini, tabloların yasada düzenlenen şekilde olmadığını, hatalı ve çelişkili bililer içerdiğini, yeterli açıklıkta ve şirketin faaliyet durumu ile kar ve zararını açıklayacak nitelikte olmadığını, Bağımsız denetçinin seçimine dair 11 numaralı kararın iptal edilmesine rağmen bu kararla bağlantılı olan bağımsız denetim raporunun onaylanmasına dair 5 no'lu ve denetçinin ibrasına ilişkin 10 no'lu kararı iptal edilmemesinin hatalı olduğunu, gündeme bağlılık kuralının ihlali nedeniyle bağımsız denetçinin seçimine dair 11 numaralı kararın iptal edildiğini, bu karar yerinde olmakla birlikte, bu denetçinin düzenlediği bağımsız denetim raporunun kabulü ve söz konusu bağımsız denetçinin 2016 yılı faaliyetlerinden dolayı ibra edilmesinin hatalı olduğunu, denetçinin sorulara yeterli cevaplar vermediğini ve yönetim kurulu ile birlikte hareket ettiğini, denetçinin finansal tabloları denetlemek yerine onayladığını,  bağımsız denetçiye karşı sorumluluk davası açılmasına karşın ibra edilmesinin hatalı olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin  11  nolu  genel kurul kararının  iptaline  ilişkin kararının hatalı olduğunu, dava dilekçesinde bu maddenin dürüstlük kuralına aykırı olması nedeniyle iptalinin istenildiğini, mahkemece davacının ileri sürmediği  \"gündeme aykırılık\"  nedeni ile  bu maddenin  iptaline  karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava ve iptal nedeninin HMK'nın 119/1-e maddesi gereğince  dava  dilekçesinde  yer  alması  gerektiğini, iptali kabil genel  kurul kararlarında,  davacı  tarafından  ileri  sürülmeyen ve  davaya  dayanak olmayan  olayların hakim tarafından re'sen dikkate alınamayacağını, iptal kararının dava  dilekçesinde ileri sürülmeyen bir olaya dayandığını, müvekkilinin yasa gereği bağımsız denetime tabi olduğunu ve 2016 yılı denetimini,  Kamu Gözetim Kurumunun listesinde yer alan YMM ... hizmet bedeli karşılığı  yaptırdığını, mahkemece \"denetim  şirketi\"  lafzını  dar olarak  yorumlanarak bu kişinin  sıradan bir  gerçek  kişi olarak kabul  edilerek karar verildiğini, bağımsız  denetçi  olarak  atanan   kişinin  sıradan  bir gerçek  kişi olmadığını, Kamu Gözetim  Kurumunun  listesinde  yer  alan  YMM olup şahıs şirketi sahibi vergi  mükellefi olduğunu, Genel kurulunun 7  ve 8  nolu  genel  kurul  kararlarının  yok hükmünde olduğuna ilişkin kararının hatalı olduğunu, yöneticilerin hukuka aykırı bir eylemlerinin bulunmamasına rağmen davacının vasisi tarafından  ibra  edilmemelerinin iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, davacını ibra edildiği 2015 yılında yapılan  genel kurulda, davacıya atanan vasinin de oy kullandığını, şirket ortaklarının iki aileden oluşması nedeniyle 40 yıldır aynı şekilde ibranın sağlandığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 445 vd. maddeleri uyarınca, davalı şirketin 29.05.2017 tarihinde yapılan 2016 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11 ve 12 nolu kararlarının iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davaya konu genel kurulun 7 ve 8 nolu maddelerinin yok hükmünde olduğunun tespitine, 11 nolu madenin iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı şirketin 2016 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısının 28.04.2017 tarihide yapıldığı, ancak davacı vekilinin finansal tabloların ve buna bağlı gündem maddelerin incelemek istemesi nedeniyle TTK'nın 420. maddesi gereğince toplantının ertelendiği ve ertelenen toplantının 29.05.2017 tarihinde yapılarak dava konusu kararların alındığı anlaşılmaktadır. Şirketin tüm ortakları dava konusu genel kurulda temsil edilmiştir. Toplantıya katılan davacı ortağın temsilcisi, iptali istenen kararlara ulumsuz oy vererek muhalefet şerhini toplantı tutanağına yazdırmıştır. Davalı şirketin sermayesi 74.500.000 paydan oluşmaktadır. Genel kurula ait hazirun cetveline göre, ...'ın 18.624.997, ...'ın 18.625.001, davacının 18.625.000, ...'ın 9.312.501 ve ...'ın 9.312.501 payı bulunmaktadır. TTK'nın 445. maddesinde, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine TTK 446. maddede belirtilen kişilerce karar tarihinden itibaren üç ay içinde, iptal davası açılabilir. İptal davasını açabilecek kişiler TTK'nın 446. maddesinde toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve muhalefetini tutanağa geçirten veya  toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve bu aykırılıkların kararın alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri veya yönetim kurulu,veya kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri olarak belirlenmiştir. Davacının vekili aracılığıyla genel kurula katıldığı, iptali istenen genel kurul kararlara olumsuz oy vererek muhalefetini toplantı tutanağına yazdığı anlaşıldığından dava şartının yerine getirildiği görülmüştür. İptal davası üç aylık yasal süre içinde 21.08.2017 tarihinde açılmıştır. Davacı tarafından yöneticiler ve denetçi aleyhine İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1335 Esas sayılı dosyasında açılan sorumluluk davası, mahkemece reddedilmiş ve ret kararına yönelik istinaf başvurusu İstanbul BAM 13.HD'nin 2020/1881 Esas, 2023/607 Karar sayılı ilamı ile reddedilmiştir. Öncelikle davacı vekilinin istinaf başvurusunun değerlendirilmesi gerekmiştir. Davacı vekili yönetim kurulu faaliyet raporuna ilişkin 4. maddenin, bağımsız denetim raporuna ilişkin 5. maddenin bilanço ile kar zarar hesabına ilişkin 6. maddenin iptalini istemiştir. İptal talebinde genel olarak, davacının hastalığı nedeniyle yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldıktan sonra seçilen yöneticilerin, şirketi ve davacıya zarara uğrattıkları, şirketin aktifinin azaltıldığı, düzenlenen raporların TTK'nın 515. maddesi ile ilgili yönetmeliğe uygun olmadığı, şirketin gerçek durumunun, dürüst resim ilkesine göre ortaya konmadığı, şirketin mali durumunun gerçeğe uygun, tam ve eksiksiz şekilde yansıtmayan raporların içeriğinin eksik olduğu, şirketin zarar etme nedenlerinin açıklanmadığı ve şirketten yapılan yüksek miktarlı nakit ödemelerin açıklanmadığını, şirketin gelirlerinni düşmesine rağmen giderlerinin arttığı, denetçinin bağımsız şekilde hareket etmediği ve yönetim kurulu ile birlikte hareket ederek, rapor düzenlemek yerine yapılan işlemleri onayladığı, sorulan sorulara doğru cevaplar verilmediği ileri sürülmüştür. Anılan maddelerde iptali gerektirir bir nedenin bulunup bulunmadığının davacı tarafından kanıtlanması gerekir. Şirketin genel kurulu, tüm ortakların iradesini yansıtan en yüksek karar organı olduğundan, genel kurul kararlarının iptali için aranan şartların usulüne uygun delillerle kanıtlanması gerekir. Mahkemece, şirket kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde, şirketin zararlarının 2016 yılında azalmaya başladığı belirlenmiştir. Ticaret şirketlerinin asıl amacı kar elde ederek dağıtmaktır. Ancak zaman zaman ekonomide yaşanan dalgalanmalar ve piyasa koşulları ile çeşitli yatırımlar nedeniyle şirketlerin her zaman kar elde etmesi mümkün olmamaktadır. Bilirkişi kurulunun tespitine göre, davalı şirketin faaliyet gösterdiği beyaz et sektöründe o tarihlerdeki piyasa koşulları nedeniyle kar elde edemediği ve yöneticilere yüklenecek bir kusur bulunmadığı belirlenmiştir. Yapılan incelemede, faaliyet raporların TTK'nın 515/1.maddesindeki düzenlemeye uygun şekilde düzenlendiği, şirketin mal varlığı ile borç ve yükümlülükleri ve öz kaynaklarının, faaliyet sonuçlarının tam, anlaşılabilir, karşılaştırılabilir, ihtiyaçlara ve işletmenin niteliğine uygun bir şekilde; şeffaf ve güvenilir olarak, gerçeğe ve aslına sadık kalacak surette düzenlendiği belirlenmiştir. Düzenlenen raporların içerik olarak da Yönetim Kurulunun Yıllık Faaliyet Raporu başlıklı  516/1.maddeye uygundur. Şirketin bilânçosunun, gelir tablosu ve yönetim kurulu faaliyet raporunun Kanuna aykırı düzenlendiğine ilişkin kanıt bulunmamaktadır. Aynı şekilde denetim kurulu raporunun da usulüne uygun şekilde düzenlendiği, denetçinin şirketi zarara uğratacak bir eylemi ile yönetim kurulu üyeleri ile birlikte hareket ederek, şirketin gerçek durumunu gizlediğine ilişkin bir kanıt bulunmamaktadır. Dava dilekçesi ile  istinaf başvurusunda soyut olarak raporların usulsüzlüğü ileri sürülmüştür. Şirkete ilişkin mali ve yönetimsel bilgiler yeterli ölçüde raporlarda yer almaktadır. Şirketin satışları, verimliği, satışları, borç ve öz kaynak oranları hakkında  gerçeğe uygun içerikte bilgi verildiği denetime elverişli raporla belirlendiğinden mahkemece bu maddelere ilişkin davanın reddine karar verilmesi yerindedir. Davalı şirket genel kurulunun 7 ve 8 numaralı kararları, gerekli nisabın sağlanmaması nedeniyle iptal edilmiştir. İbraya ilişkin maddelerin iptalinin gerekçesi yönetim kurulu üyelerinin işlemleri veya şirketi zarara uğratıcı nedenler değildir. Bu nedenle bu madde ile bağlantılı olan maddelerin iptali de gerekmemektedir. Anılan maddelerin nisap nedeniyle reddine karar verildiği ve yönetim kurulu faaliyet raporunun yasaya uygun şekilde düzenlenmesi, yöneticilerin şirketin zararına neden olacak bir eylemlerinin kanıtlanmaması nedeniyle gündemin 9. maddesindeki yönetim kurulu üyelerinin görev süresinin belirlenmesi ile 12. maddedeki rekabete ilişkin maddelerin iptali gerekmez. 9. maddede şirket ana sözleşmesine uygun sayıda yönetici üç yıllık süre için seçilmiştir. Yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçilmeleri için ibrası zorunlu değildir. İstinaf başvurusunda sözü edilen Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 22.02.2016 tarih 2015/7680 Esas, 2016/1781 Karar sayılı ilamı somut olaya uygun olmayıp, anılan kararda yönetim kurulu faaliyet raporu ve bilançoları onaylanmaması nedeniyle somut olaya özgü olarak yöneticilerin ibrasının dürüstlük kuralına aykırı olduğu belirlenmiştir. Eldeki uyuşmazlıkta, anılan karardaki gibi bir durum bulunmadığından, bu yönlere ilişkin istinaf başvurusu yerinde değildir. Genel kurul gündeminin 10. maddesi ile 2016 yılında görev yapan bağımsız denetçinin oy çokluğuyla ibrasına karar verilmiştir. Bağımsız denetçinin şirket yönetimine yakın olduğu, tarafsızlık ilkesine aykırı hareket ettiği, yükümlülüklerini ihlal ettiği, şirketin içinin boşaltılmasına yönelik fiil ve eylemlere göz yumduğu ileri sürülmüştür. Ancak gerek dosyadaki bilirkişi raporu ve gerekse yönetim ve denetim raporları ile bilançolar ve diğer delillerden, denetçinin usulsüz lir işlem yaptığı kanıtlanmamıştır. Denetçi seçimine ilişkin maddenin iptal nedeni, aşağıda değerlendirilecek olup, gündeme bağlılık kuralının ihlal edilmesi nedeniyle maddenin iptal edildiği anlaşılmıştır. Yukarıda, yönetim kurulu için yapılan açıklamalar dikkate alındığında, aynı hususların denetçinin seçilmesi ve ibrası bakımından da geçerli olduğu anlaşıldığından bu maddeye ilişkin istinaf başvuru nedeni de yerinde görülmemiştir. Genel kurul gündeminin 12. maddesi ile yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. maddeleri gereğince yetki verilmiştir. Anılan maddeye göre verilecek yetkide, her bir yöneticinin kendisi bakımından oy kullanamayacağı, ancak bir yöneticinin diğer yönetici için oy kullanabileceği kabul ediliştir. TTK'nın  oydan yoksunluk başlıklı 436/1.maddesinde “Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz.” düzenlemesi bulunmaktadır. Buna  göre yönetim kurulu üyeleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işle ilgili madde yönünden, toplantıya katılan yönetim kurulu üyelerinin oydan yoksun olduğu, Rekabet yasağının kaldırılması oylamasında bir yönetim kurulu üyesi kendisi ile kararın alınmasında oy hakkından yoksun olmasına rağmen diğer yönetim kurulu üyesi ile ilgili oylamaya katılabilmesi ve mahkemece her bir yöneticinin kendisine ait oylamaya katılmadığı durumlarda, da kabul oyunun değişmeyeceğinin tespiti, yöneticileri anılan yetkinin verilmesinde yasa, anasözleşme ve iyi niyet kurallarına aykırı başka bir yönün bulunduğunun kanıtlanmaması nedeniyle davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun değerlendirmesinde, genel kurulun 7 nolu maddesi ile yönetim kurulunun ibrasına karar verilmiştir. 29.05.2015 tarihinde yapılan 2014 yılı genel kurulunda üç yıl süreyle görev yapmak üzere ...  yönetim kurulu üyesi olarak seçilmiştir. Ortaklardan ... ise yönetim kurulunda yer almamakla birlikte genel kurulda kuluçhaneler genel müdürü olarak seçilmiş ve imza yetkisi verilmiştir yöneticilerden ... ortak olmayıp, diğerleri ortaktır. Dört yöneticinin oy  toplamı  55.875.000'dir. TTK'nın 436/2.maddesinde, \"Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz.\" şeklindeki düzenleme karşısında, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında ve bir birlerinin ibrasında oy kullanamayacağı açıktır. Yasada emredici şekilde düzenlenen bu hükme aykırı şekilde işlem yapılması ve yeterli nisap sağlanmaması halinde alınan kararın yoklukla malul olduğu kabul edilmelidir. Şirketin önceki dönemlerde yöneticilerini ibra etmesi ve şirket ortaklarının iki aileden oluşması varılan sonucu değiştirmemektedir. Ayrıca, ibra kararının anılan maddeye göre yok hükmünde olması halinde bu durum mahkemece kendiliğinden dikkate alınmalıdır. Bu durumun ileri sürülmesi de hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olmadığından, ilk derece mahkemesince ibraya ilişkin 7. madde ile önceki dönemde istifa eden yöneticilerin istifasının kabulü ile ibralarına ilişkin 8. maddenin yok hükmünde olduğunun tespitine ilişkin hüküm ve gerekçenin yerinde olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin bu maddelere yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Genel kurul gündeminin 11. maddesinde, 2017 yılında görev yapmak üzere bağımsız denetçi seçilmesi hususunun görüşülmesine karar verilmiştir. Genel kurulca bu madde görüşülerek davalı şirketin bağımsız denetime tabi olduğu belirlenerek, ...’ün denetçi seçilmesine karar verilmiştir. Genel kurul gündemine ilişkin ilanda “2017 yılı hesapları ile ilgili bağımsız denetim şirketinin görevlendirilmesinin görüşülmesi.” denilmiş ise de, bu hususun mutlaka bir şirketin denetçi olarak seçilmesi anlamına gelmediği açıktır. Genel kurul gündeminde, şirketin bağımsız denetime tabi olması nedeniyle denetçi seçiminin de görüşülmesi gerektiği belirtilmiştir. Gündemdeki ibareden, mutlaka bir şirketin denetçi olarak seçilmesi gerektiği, aksi halde gündeme bağlılık ilkesinin ihlal edildiği anlamı bulunmamaktadır. TTK'nın 413. maddesine göre gündeme bağlılık esas olup, gündemde olmayan konuların görüşülmesi yasaktır. Ancak, denetçi seçiminin gündemde olması nedeniyle, gündeme bağlılık ilkesinin ihlal edilmediği anlaşılmaktadır. Denetim kurulu üyesinin, şirketi zararlandırıcı bir işleminin bulunmadığı ve denetçilik görevinin usulüne uygun yapıldığı ilk derece mahkemesince tespit edilmiştir. Aynı kişinin yeniden seçilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gibi, davalı tarafından yönetici ve denetçiye karşı İstanbul Anadolu 6.ATM'nin 2017/1335 Esas sayılı dosyasında açılan sorumluluk davasının reddine karar verilmesi karışsında, ilk derece mahkemesince, 11 nolu gündem maddesine ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu maddenin iptaline karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu nedenle davalı vekilinin 11.maddeye yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve hüküm için yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden davanın esası hakkında Dairemizce karar verilmesi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının gündemin 11. maddesi yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.  <br>HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçelerle;Davacı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu  kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda;Davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile;1-Davalı şirketin 29.05.2017 tarihinde yapılan 2016 yılı olağan genel kurul toplantısında gündemin 4, 5, 6, 9, 10, 11 ve 12 numaralarıyla alınan kararlara yönelik davanın reddine,2-Davalı şirketin 29.05.2017 tarihli genel kurulunda gündemin 7 ve 8 numaralarıyla alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine,3-Alınması gereken 427,60 TL karar harcından, davacı tarafından peşin yatırılan 31,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 396,20 TL karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, iş bu karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, iş bu karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından sarf edilen ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 4.993,70 TL bilirkişi ve tebligat giderinden ibaret yargılama giderinin, davadaki haklılık oranlarına (2/9) göre belirlenen  1.109,70 TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,7-Artan gider avanslarının HMK'nın 333.maddesi gereğince, hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Taraflarca yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına;  ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılıp Dairemizce yeniden hüküm kurulduğundan, taraflarca yatırılmış olan istinaf peşin karar harçlarının, karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıran taraflara iadesine,b-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, c-Davalı tarafından harcanan 148,60 TL istinaf başvuru harcı ve ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 60,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 208,60 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalıya iadesine,11-Gerekçeli kararın  Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce  taraf vekillerine tebliğine,12-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 28.03.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d41e37a9cdd5c468","SID":"fd0f96cd732aff4b"}}