{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>                     T.C.<br>                SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/193 <br>KARAR NO\t: 2024/689<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t:18/10/2022<br>NUMARASI\t:2017/674 Esas - 2022/752 Karar<br><br>DAVACI\t:DSV HAVA VE DENİZ TAŞIMACILIĞI A.Ş. -  ...<br>VEKİLİ\t:Av. ... - ...<br>DAVALI\t:KCC BOYA SANAYİ VE TİCARET LTD.ŞTİ. - ...<br>VEKİLİ\t:Av. ... - ...<br>DAVA\t:İtirazın İptali <br>DAVA TARİHİ\t:29/09/2017<br><br>KARAR TARİHİ\t:19/04/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t:19/04/2024<br>\tİstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı firmanın, davalı şirketin taşıma konusundaki hizmetini üstlenerek ticari faaliyette bulunduğunu, ancak taşımadan kaynaklanan alacaklarını alamadığını, bu nedenle icra takibinin başlatıldığını, davacı şirketin 01.06.2016 tarihinde UTI Taşımacılık Ltd. Şti.yi satın alarak bünyesine kattığını, söz konusu alacağın satın alınan UTI kayıtlarında yer aldığını, taraflar arasındaki yazışmalardan anlaşıldığı gibi 60 gün vadesi geçen alacak konusunda davacının satın aldığı UTİ alacağının varlığının sabit olduğunu iddia ederek; İtirazın iptaline, alacağın 5.324,36 USD olarak tespiti İle takibin devamına, ticari faize karar verilerek, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesin talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından davalı şirket aleyhine öncelikle İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğü nezdinde 2016/17214 E. sayılı dosya ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine dosyanın Gebze 4. İcra Dairesi nezdinde 2017/7973 E. sayılı dosyasına taşındığını, belgelerin kendilerine tebliğ edilmediğini, UTI Taşımacılık tarafından davacı şirkete taşımacılık hizmetinin ifa edildiğini, ifa edilen hizmete karşılık olarak UTI Taşımacılık tarafından faturalar tanzim edilerek iletildiğini, UTI Taşımacılık tarafından tanzim edilen faturalar, davalı şirket tarafından ödemelerin yapıldığını gösterir dekontlar ve davalı şirket tarafından düzenlenen iade faturalarının sunulduğunu, ödemelerin tam ve eksiksiz yapıldığını, faturaların UTI Taşımacılık tarafından döviz cinsi olarak tanzim edildiğini ve Türk Lirası karşılığının da fatura üzerinde belirtildiğini, davalı şirket tarafından da ödemelerin Türk Lirası cinsinden vadesiz ve eksiksiz olarak Banka vasıtasıyla ödendiğini, Ortada, ödemelerin döviz cinsinden yapılması gerektiğini kanıtlayan ve Müvekkil şirketin imza ve kaşesini havi hiçbir belge de bulunmadığını, davalı aleyhine başlatılan icra takibi ve itiraz neticesinde ikame edilen işbu davadaki davacı taraf talepleri haksız ve kötü niyetli olduğundan davacı aleyhine %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...Davanın REDDİNE, Davacı alacaklının takip ve davasında kötüniyetli olduğu davalı tarafça ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatı talebinin reddine...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; karara dayanak raporların içlerinde çelişkili olduğunu, düzenlenen faturaların üzerinde yabancı para alacağı olduğundan fark tahakkuk ettirileceği ibaresinin açıkça yazıldığını, Mahkemenin dayandığı 01.07.2021 tanzim tarihli raporunda sadece davalı defterlerinin incelenmediğini, Mahkemece kök raporda verilen görevin \"tüm dosya kapsamı incelenerek davalının davacıya borcu olup olmadığının tespit edilmesi\" olduğundan taraflarınca işbu yorumun yapıldığını, 10.02.2020 tarihli rapor ile davacı şirketin ticari defter kayıtlarının incelendiğini, takibe konu edilen cari hesap alacağının davacı defterlerinde kayıtlı olduğunun belirtildiğini, cari hesap farkından kaynaklanan alacaklarının 5324,36-USD olduğunu, alacaklarının esasının yabancı para üzerinden düzenlenen faturaların vadesinde ödenmemesinden oluşan farkdan kaynaklandığını, bu sebeple tespit edilen yabancı para cinsinin faturanın TL karşılığının ödendiği hususunun, davalının borçlu olmadığı yönünde anlaşılamayacağının açık olduğunu, kesilen faturaların üzerinde geç ödeme halinde fark taahhuk edileceği ihtarı yazıldığı gibi dosyaya sunulu mailleşmelerde de ödeme konusunda sürekli davalı şirketle yazışma yapıldığı ancak cari hesap borcu vadesinin 60 gün geciktirildiğini, bu da USD alacağının TL ödendiği takdirde kurun farkının da yansıtılması sonucunu doğuracağını, eğer bir ödeme yapıldı ise bu ödemenin faturaların üzerinde yazan TL karşılığına göre değil, ödeme yapıldığı gün kü kura göre yapılmış olması gerektiğini, aksi halde cari hesabın kapamayacağı izahtan vareste olduğunu Bilirkişice evleviyetle tespiti gereken husus bu iken bu hususta hiçbir inceleme yapılmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davalı vekili istinaf ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; Mahkeme'nin davanın reddine yönelik hükmünün alınan 4 adet bilirkişi raporu akabinde ittihaz edilmiş olduğunu, usul ve yasaya uygun olduğunu, Mahkeme kararında da açıkça belirtilmiş olmasına karşın, kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalının davacıya hiç bir borcu olmadığı; tüm bilirkişi raporları ile açıkça tespit ve rapor edildiğini: bu kapsamda; davacının davasının haksız, mesnetsiz, hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. Kararın kötü niyet tazminatı taleplerinin reddi kısmı bakımından kaldırılarak, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ettiklerini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/10/2022 tarih, 2017/674 Esas - 2022/752 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava itirazın iptali talebine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nun 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın İncelenmesinde; Uti Taşımacılık Ltd. Şti’nin davacı ile 07.06.2016 tarihinde birleştiği, birleşen Uti Taşımacılık Ltd. Şti’nin davalıdan açık hesap ilişkisi nedeniyle 5.324,01 USD asıl alacak ve 176,65 USD takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.501,01 USD olarak alacaklı olduğu iddiasıyla takip başlattığı, başlatılan takibe davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı taraf vekillerinin istinaf yoluna başvurdukları görülmüştür.<br>Olaya ilişkin yasal düzenlemeler ve yargı içtihatları değerlendirilecek olursa; <br>İcra Takibine İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (2004 sayılı kanun 62.madde)Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. (2004 sayılı kanun 67.madde)<br>Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. (HGK 2017/(19)11-1309 Esas.  2021/377 Karar)<br>Vergi Usul  Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde \"Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır\" hükmünü haizdir.<br>Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.<br>TTK’nın  21. maddesine  göre fatura  düzenlenmesi  için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.<br>Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.<br>Tek  başına  fatura  düzenlenmesi  akdi  ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197   Karar )<br>İtirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Davacı tarafından icra takibinin dayanağı olarak takip talebine ekli faturalar gösterilmiş,  mahkemece davacının iddia ettiği alacak miktarının tespitinde teslim belgelerine dayalı faturalardaki alacağın sabit olduğu  kabul edilmiştir. Ancak mahkemece icra takibine dayanak yapılan fatura konusu alacak miktarının ödenip ödenmediği noktasında, takip konusu edilmeyen faturalar da inceleme konusu yapılarak karar verilmesi yerinde değildir. (HGK 2017/(19)11-1309 e.  2021/377 k.)<br>Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bazı belgelere senetle ispat kuralının aşılabilmesi ve hakimin delilleri değerlendirirken takdir yetkisini kullanabilmesi imkanını vermiştir. Ancak belgenin, kesin delille ispatlanması gereken bir vakıa karşısında bu kuralı aşıp değerlendirilmeye alınabilmesi için HMK m. 202'de belirtilen bütün unsurları karşılaması gerekmektedir. Hakimin bu konuda yani kurala istisna getiren \"kanuni unsurlar\" üzerinde ise herhangi bir takdir yetkisi yoktur; bu unsurların objektif olarak gerçekleşmesi gerekir. Bir belge ancak aleyhine kullanılacak kişiden kaynaklanmışsa ve hukuki işlemi muhtemel gösteriyorsa delil başlangıcı sayılabilir. Bu bağlamda elektronik veriler de delil başlangıcı teşkil edebilir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/5327 esas-  2021/5363 karar)<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/09/2019 tarihli 2017/19-919 E. 2019/886 K. sayılı \"...6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. (6762 sayılı TTK’nın 87)  maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. <br>Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz...<br>...Kısmi ifaya ilişkin kurallar da (icra takibinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan) 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 84 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun'un 85. maddesinin birinci fıkrasına göre birden fazla borcu bulunan borçlu, ödeme zamanında bu borçlardan hangisini tediye etmek istediğini alacaklıya beyan etme hakkını haizdir. 86. maddeye göre de yasal olarak geçerli bir beyan vaki olmadığı yahut makbuzda ödemenin hangi borca mahsup edileceği gösterilmediği takdirde, tediye muaccel olan borca mahsup edilir. Birden çok borç muaccel ise tediye, borçlu aleyhinde birinci olarak takip edilen borca mahsup edilir. İcra takibi yapılmamış ise tediye, vadesi daha önce gelmiş olan borca mahsup edilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03/05/2006 tarihli ve 2006/19-260 E., 2006/251 K.; 09/06/2010 tarihli ve 2010/19-262 E. 2010/304 K;  27/01/2016 tarihli ve 2015/15-1830 E.,2016/98 K.; 25/04/2018 tarihli ve 2017/19-903 E., 2018/974 K. sayılı kararlarında da bu yönde açıklamalar yer almaktadır...\"  açıklamalı ilamı ile cari hesap/ açık hesap arasındaki farklar, yapılan ödemelerin hangi borca mahsup edileceği hususları anlatılmıştır.<br>Somut olay yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa; <br>Davacının alacağı takip talebinde cari hesap alacağı olarak belirtilmiş, dava dilekçesi ekinde bu alacağa esas teşkil belgeler ve fatura numaraları ibraz edilmiştir. Az yukarıda 1 detaylandırıldığı üzere; cari hesap ilişkisinden bahsedebilmek için 6102 sayılı yasanın 89.maddesi düzenlemesine göre taraflar arasında cari hesaba ilişkin yazılı bir sözleşmenin bulunması gerekir. Taraflar arasında böyle bir sözleşmenin bulunmadığı, dolayısıyla cari hesaba ilişkin maddelerin uygulanamayacağı, taraflar arasında açık hesap ilişkisinin bulunduğu, bu bağlamda takibe dayanak belge ve dava dilekçesi incelendiğinde davacının talebinin ödenmeyen faturalardan kaynaklanan açık hesap alacağı olduğu kanaatine varılmıştır.<br>Davacı tarafından davalı aleyhine dava konusu faturalardan kaynaklı açık hesap ilişkisi ile ilgili olarak Gebze 4.İcra Müdürlüğünün 2017/7973 sayılı takip dosyası ile 5.324,01 USD asıl alacak ve 176,65 USD takip öncesi işlemiş ticari faiz olmak üzere toplam 5.501,01 USD üzerinden ilamsız takip başlattığı, başlatılan takipteki ödeme emrinin  davalı borçluya 20.03.2017 tarihinde tebliğ edildiği,  davalının ödeme emrine 20.03.2017 tarihinde 2004 sayılı yasanın 62.maddesindeki yedi günlük sürede itiraz ettiği, itiraz dilekçelerinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, eldeki bu davanın 29.09.2017 tarihinde 2004 sayılı yasanın 67.maddesindeki bir yıllık sürede açıldığı anlaşılmış ve esasa geçilmiştir.<br>Dosyaya sunulan Ticaret Sicil Gazetesinin 07.06.2016 tarih ve 9091 sayılı nüshasına göre faturaları düzenleyen ve davalıya taşıma hizmetini veren Uti Taşımacılık Ltd. Şti.’nin davacı ile birleştiği, bu nedenle 6102 sayılı yasanın 153/1.maddesine göre anılan şirketin aktif ve pasifinin davacıya geçtiği görülmüş, bu şekilde davacının aktif husumetinin olduğu görülmüştür.<br>Dosya kapsamında davacı tarafın davalı ile aralarındaki faturaya dayanarak davaya konu takibi açtığı anlaşılmıştır. Az yukarıda detaylandırıldığı üzere; faturalar tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkiyi gösteren bir delil olmayıp, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; satıcı/sağlayıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, taraflar arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Yine TTK’nın 21.maddesine göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Yine ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.<br>Dosyaya sunulan 10.02.2020 tarihli davacının defterlerinin incelenmesi sonucu tanzim edilen ek rapor ile 14.06.2022 tarihli tüm dosya kapsamına göre hazırlanan raporlarda tespit edildiği üzere; taraflar arasındaki uyuşmazlıkların faturalardan kaynaklı olduğu, davacının alacak iddiasını dayandırdığı 10471 numaralı 30.12.2015 tarihli 7.462,01 TL karşılığı 2.524,36 USD bedelli ve 817 numaralı 28.01.2016 tarihli 8.276,80 TL bedelli 2.800 USD bedelli faturalardan kaynaklandığı nın tespit edildiği görülmüştür. Davacının defterinde yer alan ... numaralı 30.12.2015 tarihli 7.462,01 TL karşılığı 2.524,36 USD bedelli faturanın davalının defterlerinde yer almadığı gibi davacının BS olarak da bildirmediği anlaşılmıştır. Aynı numaralı 4.084,84 USD bedelli bir faturanın daha bulunduğu, ancak anılan faturanın bedelinin ödendiğinin davalının sunduğu banka dekontlarından ve davalının defter kayıtlarından anlaşıldığı görülmüştür. Bu durumda davacının dayandığı ... numaralı 30.12.2015 tarihli 7.462,01 TL karşılığı 2.524,36 USD bedelli faturanın davalının defterlerinde yer almaması, davacının bağlı bulunduğu vergi dairesine BS olarak da bildirilmemesi nedeniyle davacının bu fatura yönünden alacağını ispat edemediği gibi, aynı numaralı 4.084,84 USD bedelli faturanın bakiyesi olarak değerlendirildiğinde ise anılan faturanın bedelinin ödendiği tespit edilmiştir. Dolayısıyla davacının anılan faturadan dolayı bir alacağının kalmadığı anlaşılmıştır. <br>Yine davacının alacak iddiasına konu 817 numaralı 28.01.2016 tarihli 8.276,80 TL bedelli 2.800 USD bedelli fatura bedelinin ise 2.250 USD’sini TL olarak ödediği, 550 USD yönünden ise iade faturası düzenlediği görülmüştür. Dosyaya sunulan 14.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda davacının defter kayıtlarında davalı tarafından anılan faturalara ilişkin ödeme belgelerinin sunulmasına rağmen davacının anılan kayıtları defterlerine kaydetmediği tespit edildiğinden, anılan ödemelerin yazılı belge ile ispat edildiği de nazara alındığında davacının defterlerinin 6100 sayılı yasanın 222/3.maddesi gereği davacı lehine delil niteliğinde değildir. Bu durumda davacının defter kayıtları aynı yasanın 222/2.maddesi gereği eksiksiz de tutulmadığından usulüne uygun tutulduğu anlaşılan davalı defterlerine itibar edilmesi gerekmiş, anılan davalı defterlerinin 222/3.maddesine göre delil mahiyetinde olduğu nazara alındığında 550 USD tutarlı iade faturası da düşüldüğünde davacının davalıdan alacaklı olmadığı kanaatine varılmıştır.<br>Davacı her ne kadar ödemelerin USD üzerinden yapılması gerektiğini beyan etmiş ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/2682  esas 2020/5731 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere davalının ödemeleri faturada belirtilen TL üzerinden yapması ve davacının da anılan ödemeleri ihtirazı kayıt koymadan kabul etmesi nedeniyle, ödemelerin TL üzerinden yapılmasını kabul ettiği anlaşıldığından ve dosyaya sunulan 14.06.2022 tarihli rapor ve 01.07.2021 tarihli raporlarda davalının TL bazında tüm faturaları ödediğinin tespit edilmesi karşısında bu beyanlarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.<br>Davacı taraf her ne kadar vade farkı uygulanması gerektiğini beyan etmiş ise de, yukarıda açıklandığı üzere taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmaması nedeniyle 6102 sayılı yasanın cari hesaba ilişkin hükümlerinin mevcut olayda uygulama yeri bulunmadığından davacının bu beyanlarına da itibar edilmemiştir.<br>2004 sayılı yasanın 67/2.maddesine göre davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için davacının takip başlatmakta kötü niyetli olması gerekmektedir. Dosyaya sunulan belgelerden davacının takip başlatmakta kötü niyetli olduğuna dair bir delil bulunmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebi yerinde görülmemiş olup, davanın ve davalının kötü niyet tazminatının bu gerekçelerle reddedilmesi gerekirken bu yönde yeterli gerekçe oluşturulmadan, 6100 sayılı HMK’nın “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297.maddesine ve Anayasanın 141.maddelerine aykırı bir şekilde hüküm kurulması yerinde görülmemiş ve hükmün kaldırılması gerekmiştir.<br>Mahkemece, gerekçeli karar başlığında; davalı vekillerinin ve davacının adreslerinin yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 297/1-b maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir.<br>Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kamu düzeni yönünden kabulüne, davacının diğer istinaf nedenlerinin ve davalının tüm istinaf nedenlerinin reddine, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir. <br>H Ü K Ü M: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere ;<br>1-Davalının ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacının ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kamu düzeni yönünden ESASTAN KABULÜNE, diğer istinaf nedenlerinin ESASTAN REDDİNE, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/10/2022 tarih, 2017/674 Esas ve 2022/752 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, KALDIRILMASINA,<br>YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA,<br>a)Davanın REDDİNE,<br>b)Davacı alacaklının takip ve davasında kötüniyetli olduğu davalı tarafça ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatı talebinin reddine,<br>c)Alınması gerekli 427,60 TL harçtan peşin alınan 244,13.-TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 183,47 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>ç)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA,  <br>d)Davalı taraf kendisini vekil ile temsil etmediğinden 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>e)Taraflar tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana İADESİNE,<br>3-Davalının istinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;<br>a)İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>b)Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile kalan 346,90-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>4-Davacının istinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;<br>a)İstinaf  Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına,<br>b)İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,<br>c)Davacı tarafından yapılan 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 147,50-TL istinaf kanun yolu masrafı olmak üzere toplam 368,20-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Davacının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince  davacıya iadesine, <br>7-Kaldırma gerekçesine göre davacının icra dairesine yatırmış olduğu teminatın iadesine yer olmadığına, <br>8-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/04/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a7743e87f9195623","SID":"0b9da7704349102a"}}