{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>                    T.C.<br>                SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/143 <br>KARAR NO\t: 2024/567<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t  : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 08/09/2022<br><br>NUMARASI\t: 2019/339 Esas - 2022/632<br> Karar<br><br>DAVACI\t: ... (T.C. NO:...) adına Vasi ... (T.C. NO: ...) - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br>DAVALI \t: SS AYIŞIĞI KONUT YAPI KOOPERATİFİ-  ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br><br>DAVA\t: Menfi Tespit<br>DAVA TARİHİ\t: 28/05/2019<br>KARAR TARİHİ\t: 28/03/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t: 28/03/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; eşi ...'ın son birkaç yılda psikolojik sorunlar yaşadığını, sonrasında ise tamamen vurdumduymaz olarak bir çok hatalı işe girdiğini, başkasının borcunu üstlendiğini, taşınmazlarını devrettiğini, akıbetini sormadığını, bir çok borca girdiğini, bir çok senet düzenlediğini, kendisinden ne istenirse hayır demeden yaptığını, hakkında yapılan asılsız takiplere itiraz etmediğini, kontrolden tamamen çıktığını, bu nedenle kendisi hakkında kısıtlama talebinde bulunduğunu, Gebze 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/198 Esas sayılı dosyasından kısıtlama kararı verilmesini talep ettiklerini, geçici vesayet kararı aldığını, arabuluculuk başvurusunu yaptığını, eşinin 2010 yılında davalı kooperatifin Darıca ilçesinde yapmaya başladığı binaları bitirememesi nedeni ile sıkıntı yaşayan kooperatif başkanı ...'ye yardım ettiğini, inşaatı bitirmesi için ortağı olduğu Çalışkanlar İnş. Ltd. Şti'nden inşaat malzemelerini kooperatife verdiğini, bunun karşılığında bazı taşınmazları peşin satış yolu ile aldığını, inşaatın eşinin çalışması ile bitirildiğini, inşaat bitip oturuma başladıktan sonra kooperatif başkanının usulsüz işlemleri nedeni ile eşine ve davalı  kooperatif aleyhine davalar açıldığını, kooperatif başkanı ...'nin oğlu ile kendilerini tehdit ettiğini, davalı kooperatifin br bağımsız bölüm için 2010 yılından eşine borç çıkardığını, eşi hakkında icra takiplerine geçildiğini beyanla; eşi adına kayıtlı taşınmazın cebri icra yolu ile satışının yapılmak istenmesi nedeni ile mahkemece Gebze 4.İcra Müdürlüğünün 2018/38540 Esas sayılı dosyasından yapılan satış işlemlerinin durdurulması için tedbir verilmesini ve davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, öncelikle davacı ... adına, ...'ın vasisi olarak sayın mahkemede dava açtığını beyan eden ...'ın işbu davayı açması konusunda, vesayet makamından izin alması gerektiğini, bu konuda dava açmaya izin almadığı takdirde sayın mahkemede dava açamayacağından, davacı tarafça açılan davanın öncelikle dava şartı yokluğu nedeniyle reddini talep ettiklerini, davacının Gebze 4. İcra Müdürlüğünün 2018/38540 E. Sayılı icra dosyası üzerinden başlatılan icra dosyası nedeniyle müvekkili kooperatife ana para ve faiz borcunun olmadığının tespitini talep ettiğini, yine ilgili icra dosyasından gönderilen ödeme emrinden haberdar olduklarını, ödeme emrinin eşine tebliğ edildiğini, kendisi ve eşinin bilgisi dahilinde olan icra takibine, itiraz etmediklerini; icra dosyasından davacı ...'e ait taşınmazın satış işlemleri başladığında, eşinin ...'in fiil ehliyeti olmadığını iddia ederek, ilk fırsatta vasilik kararı alıp, bu davayı açtığını iddia ederek, davacı ... tarafından itiraz edilmeyerek kesinleşen icra takibine, eşi tarafından bir takım asılsız iddialarda bulunularak  ...'ı vesayet altına aldırmaya çalışılarak, ...'ın borçlarını ödememesi için hileli yollara müracaat ettiklerini ikrar ve itiraf ettiklerini;  davacının kendisi tarafından sunulan dava dilekçesi ile dahi haksız ve mesnetsiz olduğu ortada olan müvekkili aleyhine açtığı  davanın reddi gerektiğini,  davacı ... ve vasisi ...'ın müvekkili S.S. Ayışığı Konut Yapı Kooperatifi'nden  daire satın aldığını ancak kooperatif aidatlarını ödemediğini,   davacının ve vasisinin tek amacının müvekkili kooperatife olan  aidat borçlarını ödememek olduğunu, icra takip işlemleri yapıldıktan ve davacı ...'e ait taşınmazın satış işlemlerinin yapıldığı aşamada, davacının asılsız ithamlarla önce müvekkili kooperatif yöneticisi ve ailesi hakkında şikayetçi olup, tapu iptali tescil davası açtığını, bu davalarla amacına ulaşamayınca bu kez asılsız iddia ve ithamlarla, icra takibine konu alacak ile ilgili borçlu olmadığının tespiti konusunda dava açtığını; '' ... ili ... ilçesi , ... Mah. ... Ada ... parsel ... Blok ... nolu''  taşınmaz ile ilgili ipoteğin fekkine ilişkin işlemlere 10.10.2018 tarihinde muvafakat veren vasi ...'ın, gerek davacı ...'in yaptığı ipotek ve gerekse ipotek fekki ile birlikte diğer ipoteklerinin halen daha geçerli olduğu beyanına muvafakat ederek, ...'ın fiil,  iş ve işlem ehliyeti olduğunu da kabul ettiğini beyanla;  davacı tarafın tüm iddia ve talepleri ile birlikte müvekkil  hakkında açtığı davanın  reddine, davacının tedbir talebinin reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına çarptırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...Davanın Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine, Davacı borçlunun Gebze 4. İcra Müdürlüğü'nün 2018/38540 Esas sayılı dosyasında 10.000,00.-TL asıl alacak, 250.292,20.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 260.292,20.-TL alacak bakımından borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Davacı borçlu reddedilen kısım bakımından haksız olduğundan ve ihtiyati tedbir uygulandığından, davada reddedilen 77.450,00.-TL asıl alacak ve 88.293,00.-TL faiz olmak üzere toplam 165.574,00.-TL alacağın %20'si olan 33.114,80.-TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, Davalı tarafın takip yapmakta kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden, davada kabul edilen kısım yönünden davacı tarafın kötüniyet tazminat isteminin reddine,...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin ''Dava konusu somut olay açısından''   ispat yükünün davalı kooperatifte olduğu ve kooperatifin bilirkişi raporunda tespit edilen dışında başka bir alacağının bulunduğunun ispat edilemediğine yönelik kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemenin yargılama esnasındaki kendi ara kararları ile çelişen bir gerekçe olduğunu,  menfi tespit davasını açan karşı taraf davacı(borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, hukuki ilişkinin varlığını kabul ederek, ''kooperatif inşaatına Çalışkanlar İnş. Ltd. Şti.'den inşaat malzemesi vererek ve kooperatif inşaatı yaparak'' ödediğini iddia ettiği durumda, borçlu olmadığının ispatının davacı(borçlu) ya düştüğünü,   öncelikle davada ispat yükünün kime ait olacağı hususunun doğru tespit edilmesi gerektiğini, davacı dava dilekçesinde ya da delil listesinde davalının defterlerine delil olarak dayanmadığını, davacının davalı ticari defterlerine delil olarak dayanmadığı dikkate alındığında, Mahkemenin davalı şirketin muvafakati olmadığı halde, RESEN davalı defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiğini, usul ve yasaya aykırı yapılan yargılama sonucu alınan bilirkişi raporuna dayalı olarak verilen Mahkeme kararında davacının ana para alacaklarının 10.000,00 TL.'lik kısmı yönünden borçlu olmadığına karar vermesinin hukuken doğru olmadığını, Mahkemenin karar gerekçesinde belirtilen şekilde 29.06.2016 tarihi öncesi için %5  faiz oranını esas alarak  karar vermediğini, dolayısıyla davalı kooperatifin davacı taraftan sabit olan alacağının 2010 yılından itibaren işleyecek gecikme faizi ile birlikte hesap edilmesi gerekirken, 29.06.2016 tarihinden sonra için yapılan gecikme faizi hesabının esas alınarak, davalının 250.292,20 TL. işlemiş faiz alacağı yönünden davacının borçlu olmadığı yönünde vermiş olduğu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; davalıya ait ticari defterlerin delil olarak ikame edilen davada değerlendirilebilmesi için 6100 sayılı HMK 222. maddede belirtilen koşulları sağlamasının zorunlu olduğunu, var olduğu iddia edilen ana para borcuna hakkaniyete aykırı faiz oranı uygulanmak suretiyle yaklaşık 9 katı tutarına tekabül edecek şekilde faiz işletildiğini, dava konusu icra takibine göre borç doğuran durum ile bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın farklı olduğunu, raporda davalının icra takibindeki borç doğuran durum iddiası genişleterek hesaplama yapıldığını, kararda eksik şekilde tarafları lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmediğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dilekçelerin teatisi aşamasında süresinde sunmadığını, süresinde sunmakla birlikte dava ve cevaba cevap dilekçesinde belirtmediği iddianın, savunma ve delillerini  istinafa cevap ve katılma yoluyla istinaf dilekçesinde belirtmesine, ileri sürmesine, sunmasına, iddia ve savunmalarını genişletmesine muvafakatlarının olmadığını, davacının istinaf dilekçesindeki bu yöndeki iddia ve savunmalarının incelenmeden reddinin gerektiğini, davacı tarafın tekrar ettiği, iddia ve beyanlarının hiç birini davacının iddia ve ispat edemediğini, davacı tarafın istinaf talebinin esastan reddinin gerektiğini, burada bağlantısız bileşik ikrarın söz konusu olduğu ikrar eden davacının, ödeme yönünden borcun sona erdiğini ispat yükü altına girdiğini ancak Mahkemece, bu ödeme iddiasının değerlendirilmediğini ve sunulan belgeler üzerinde inceleme yapılmadığını, davacı tarafın dava dosyasına 16.12.2009 tarihinde yapılan genel kurulda belirlenen daire maliyetlerini ödediğine dair her hangi bir ödeme belgesini sunmamış olması ile de, davalı kooperatife olan borcunu ödemediğinin sabit olduğunu, dilekçesinde iddia ettiği şekilde ... daireleri kendisinin yaptığı ya da ortağı olduğu şirketten alınan inşaat malzemeleri ile dairelerin borcunun ödendiği yönündeki iddialarının asılsız olduğunu, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada da böyle bir ödemeye, bu şirket ile her hangi bir ticari ilişkiye de  rastlanılmadığını, asılsız iddialarla icra takibinin durmasına sebebiyet veren kötü niyetli  davacı aleyhine verilen icra inkar tazminatı kararına yönelik davacı tarafın istinaf talebinin de esastan reddinin gerektiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/09/2022 tarih, 2019/339 Esas - 2022/632  Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava üyelik aidatından kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı taraf vekillerince tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nun 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Bilindiği üzere, gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukukî ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun), gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır (HGK'nın 25.04.2018 tarihli ve 2018/19-374 E., 2018/943 K.;   22.01.2016 tarihli ve 2014/19-674 E., 2016/76 K. ve 23.10.2015 tarihli ve 2014/19-118 E., 2015/2357 K. sayılı kararları). <br>1-Menfi tespit davasının dayanağını 2004 sayılı İİK’nın 72. maddesi oluşturmaktadır. İİK'nın “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72. maddesi;<br>“ Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.<br>İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.<br> İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.<br> Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi hâlinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar her halde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.<br>Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhâl takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hâle iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.<br> Borçlu, menfi tespit davası zamanında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir.<br> Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir.<br> Menfi tespit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur” düzenlemesini içermektedir.<br>Maddenin beşinci fıkrasının son cümlesinde daha önce yüzde kırk olan tazminat oranı 02.07.2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile yüzde yirmi olarak değiştirilmiştir.<br>Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç, bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir.  <br>Dayanılan hukukî ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukukî yararının bulunması şarttır. Borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması hâlinde borçlu, icra takibinden önce borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. <br>Bunun dışında icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür. Takipten sonra açılan menfi tespit davalarında takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istenmesi halinde taleple bağlılık kuralı gereği takip konusuyla ilgili değerlendirme yapılmalıdır.<br>Somut olayda; Davacı taraf; davalı tarafından davacı hakkında başlatılan Gebze İcra Müdürlüğünün 2018/38540 sayılı takip dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Az yukarıda açıklandığı üzere, takipten sonra açılan menfi tespit davalarında takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istenmesi halinde taleple bağlılık kuralı gereği takip konusuyla ilgili değerlendirme yapılmalıdır. Davaya konu edilen takipteki alacak nedeninin “S.S. Ayışığı Konut Yapı Kooperatifi ... adresinde bulunan binaya ilişkin C Blok 3 ve 4 Nolu dairelerin 2010 yılından itibaren 07 Haziran 2010 tarihli ve 29.06.2016 Genel Kurul Kararı gereğince ödenmeyen aidat bedellerinin tahsili talebidir” şeklinde olduğu görülmektedir. Mahkemece yapılan araştırma ve dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında hükme esas alınan hesaplamada “maliyet hesabı” kalemine göre değerlendirme yapıldığı ve bu hesaba göre karar verildiği görülmüştür. <br>Dosyaya sunulan taraf beyanları ve genel kurul kararlarına göre “üyelik aidatının” “daire maliyeti”nden farklı alacaklar olduğu görülmektedir. Gerçekten de dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında üyelik aidatlarının toplamının farklı bulunması ve buna ilişkin ödemelerin miktarının farklı hesaplanması, maliyet bedellerinin farklı hesaplanması ve ödemelerinin farklı miktarlarda olması; davacının ve davalının aşamalarda sundukları yazılı beyanlarının içerikleri ve davalıya ait genel kurul kararlarında daire maliyetleri ile üyelik bedellerinin farklı farklı değerlendirilmesi, özellikle üyelik aidatlarının SGK borcu, vergi borcu gibi yönetim giderlerini de içerdiğinin anlaşılması karşısında, daire maliyet bedelinin ve üyelik aidatının farklı iki alacak kalemi olduğu anlaşılmaktadır.<br>Eldeki davanın takipten sonra açılan menfi tespit davası olması, takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitinin istenmesi nazara alındığında takibe konu edilen “S.S. Ayışığı Konut Yapı Kooperatifi ... adresinde bulunan binaya ilişkin C Blok 3 ve 4 Nolu dairelerin 2010 yılından itibaren 07 Haziran 2010 tarihli ve 29.06.2016 Genel Kurul Kararı gereğince ödenmeyen aidat bedelleri”yle ilgili bir değerlendirme ve araştırma yapılması gerekirken taleple bağlılık kuralına aykırı bir şekilde takibe konu edilmeyen bir hususta karar verilmesi hatalıdır. (benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2015/17289 esas 2016/7601 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/4351 esas 2023/5198 karar sayılı ilamı)<br>O halde mahkemece yapılacak iş, davacının S.S. Ayışığı Konut Yapı Kooperatifi ... adresinde bulunan binaya ilişkin C Blok 3 ve 4 Nolu dairelerinde ortak olup olmadığı, ortak ise; kooperatif genel kurul kararları ve diğer tüm  kayıtları üzerinde kooperatifler konusunda uzman bilirkişi marifetiyle inceleme yapılarak davacının peşin ödemeli ortak mı, normal statülü ortak mı olduğunun belirlenmesi, yapılacak tespite göre kooperatife karşı üyeliğin türünün gerektirdiği parasal (somut olayda üyelik aidatına) yükümlülüklerini tam olarak yerine getirip getirmediği (Benzer yönde Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2021/585 esas 2021/1355 karar sayılı ilamı) tespit edilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir.<br>2-Kaldırma sebebine göre diğer istinaf istemleri bu aşamada incelenmemiştir.<br>Gerekçeli karar başlığında; gerçek kişi davacının T.C. Kimlik numarasının yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Anılan nedenlerle, davacı vekilinin yukarıda 1 numaralı bentteki sebeplerle istinaf talebinin HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince kabulüne, davacı vekilinin ve davalı vekilinin diğer istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,  ilk derece mahkemesi kararının anılan sebeplerle kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, dairemiz kararı gereğince işlem yapılması ve davanın yeniden görülmesi için dosyasının kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Tarafların; İstinaf Başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/09/2022 tarih, 2019/339 Esas - 2022/632 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) ve 355. maddesi uyarınca gereğince KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,<br>5-İstinaf edenler tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından  yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.28/03/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br>...<br>Katip ...<br>  ¸e-imzalıdır<br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"95208b5103bcb304","SID":"55e2f82873507247"}}