{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/499 <br>KARAR NO: 2024/388<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL AND. 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/02/2017<br>ESAS NO: 2016/625 <br>KARAR NO: 2017/148<br>DAVA: Kooperatif Üyeliğinden İhraç Kararının İptali<br>DAVA TARİHİ: 25/05/2016<br>KARAR TARİHİ: 20/03/2024<br> 6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacılar,  ... in mirasçıları olduğunu, ... , ... Kooperatifine üyesi olduğunu, ... üye olduktan sonra ekte sundukları bono suretlerinden ve diğer ilgili belgelerden de anlaşılacağı üzere düzenli bir şekilde ilgili kooperatife ödemeler yaptığını, ... üzerine düşen bütün sorumluluğu yerine getirmesine rağmen kendisinin şeker hastası olması, hastane de uzun bir süre yatması - tedavi görmesi, başka hastalıklarının çıkması, İstanbul dışında bulunması nedeniyle ... Kooperatifindeki işlemlerden, olup-bıtenden haberdar olmadığını,uzun bir süre geçmesine rağmen ..., üyelerine vermesi gereken daireleri zamanında yapıp teslim etmediğini, Haricen edindiğimiz bilgilere göre ... in ortağı -üyesi olduğu, ... Kooperatifi adına bulunan, IstanbukAtalar da bulunan arsa üzerine inşaat yapılması için ...  İle anlaşma yapıldığını, ... üyelerine birer daire verilirken ... e ise her hangi bir daire verilmediğini, ;resen göz önüne alınacak diğer nedenlerle her türlü yasal hakları saklı kalmak kaydıyla;  ... ile İlgili olarak kooperatifin yönetim kurulunca ihraç edildiğine dair bir karar alınmış ise iş bu ihraç kararının iptalini ve ... kooperatif ortaklığının -üyeliğinin tespitini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı taraf, süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece \"Uyuşmazlık davacıların murisinin davalı kooperatifin ortağı olup olmadığı hususunun tespiti ile eğer davalı kooperatifçğ ihraç kararı verilmiş ise kararın iptali istemine ilişkindir. Davacıların murisi olan  ... in davalı kooperatifin eski ortağı olduğu 11.06.2012 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır. Davalı kooperatifin incelenen ticari defter kayıtlarına göre; davacıların murisinin davalı kooperatife 20.08.1987 tarihinde ortak olarak kayıt edildiği, ortaklık ödeme toplamının 20,80 TL ( o tarihlerde iken 20.800.000 TL) olduğu, davalı kooperatifin denetim kurulunun 10/12/1995 tarihli 18 nolu yönetim kurulu kararı ile muris ... in ihracına karar verildiği, kooperatifin bu ihraç kararını Kartal .... Noterliğinden 15/12/1995 tarihli ... yevmiye nolu ihtarname ile ...  e bildirildiği ancak bu ihtarnamenin tebliğ edilip edilemediği, tebliğ edilmiş ise usulüne uygun bir tebligat olup olmadığının belli olup olmadığı, dolayısıyla iş bu iptal davasının süresinde açılıp açılmadığının denetlenmesinin mümkün olmadığı, keza ihtar metninde aidat ödenmediği için daha önce yapılması gereken ihtarların yapıldığı yazılı ise de bu ihtarların gönderildiğine dair herhangi bir belgenin ibraz edilemediği tespit edilmiştir. Kooperatif ile ortak arasındaki ilişkilerde ispat külfeti kooperatifde olduğundan davalı kooperatif tarafından muris ... in geçerli bir prosedür uygulanarak ihraç edildiği hususu ispatlanamamıştır. Ancak incelenen kooperatif genel karar tutanaklarında 1995 yılından 2015 yılına kadar düzenli olarak yapılan toplantılarda aylık aidat alınmasına karar verildiğini görülmüştür. Yani davalı kooperatif düzenli olarak genel kurul toplantıları yapan ve düzenli olarak ortaklarından aidat toplayan bir kooperatif olduğu görülmüktedir. Davacıların murisi ... in ise 1990 tarihinden sonra ve ihraç tarihi olan 1995 tarihinden sonra herhangi bir aidat ödemesi yapmadığı gibi kooperatifle ortaklık ilişkisini sürdüren bir belge de ibraz edilmemiştir. Davacıların dosya kapsamına çıkartılan vukuatlı nüfus kayıtlarından ve sunulan mirasçılık belgesinden  murisleri ...  in ölüm tarihinin 11/06/2012 olduğu, kooperatife yapılan son aidat ödemesinin 1990 yılı, ihraç tarihinin 1995 yılı olduğu, aradaki zaman zarfında davacıların murisinin kooperatife aidat ödemesi olmadığı gibi kooperatifle bağı olduğuna dair yazılı bir delil bulunmamaktadır. Bu durumda Yargıtay'ın uygulamaları nazara alındığında davacının murislerinin kooperatif ortaklığının son bulmuş sayılması gerektiği açıktır. Yapılan yargılama sonunda; bilirkişi raporu ve dosyadaki tüm delillere göre, davalı kooperatifin düzenli olarak genel kurul toplantıları yapıp aidat topladığı, davacıların murisinin davalı kooperatife yaptığı en son aidat ödeme tarihinin 1990 yılı olduğu, bundan 5 yıl sonra ihraç edildiği ve ölüm tarihi 2012 yılına kadar geçen 7 yıl gibi uzun bir süre içerisinde de  kooperatifle hiçbir ilişki kurmadığı, aidat ödemediği ya da verilen ihraç kararına karşı yasal yola başvurmadığı hususları nazara alındığında davacıların murisinin kooperatif ile olan ilişkisinin koptuğunun kendisi tarafından da kabul edildiği anlamında olup, 21 yıl önce verilen ihraç kararının kesinleşmediğinden söz etmenin TMK 2. Maddesine aykırılık teşkil edeceği vicdani kanaatine varılarak davanın reddine\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla ''olayımıza bakıldığında muris ...   aidatların ödenmesi ile ilgili her hangi bir ihtarname gönderilmediği gibi ihraç kararı ile ilgili de her hangi bir ihtarname gönderilmediği, usulüne uygun-tebligat kanununa göre her hangi bir tebligatta yapılmamıştır. Muris ... ile ilgili ihraç hususu ispatlanamamıştır. Hukuka aykırı bir durum vardır. Haricen edinilen bilgilere göre kooperatife üye olanların da aidatları ödemediği ancak her hangi bir ihraç işleminin yapılmadığı şeklindedir. Bilirkişi raporunda davalı kooperatifin defterleri incelenirken diğer üyelerin de aidatları ödeyip ödemediği, zamanında ödeyip ödemediği, ne kadar aidat ödediği, hangi tarihlerde ödemenin yapıldığının da tespit edilmesi gerekirdi. Muris ..., bilirkişi raporunda da görüleceği üzere 20.800TL ödeme yaptmıştır, hayatın olağan akışına göre ödeme yapılan tutar (20.800,00 tl) dikkate alındığında kooperatif adına kayıtlı olan istanbul/kartalda taşınmazın bulunduğu yerde bir daire satın alınabilirdi.'' şeklinde beyanda bulunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.Dava, davacıların murisinin davalı kooperatifin ortağı olup olmadığı hususunun tespiti ile eğer davalı kooperatifçe ihraç kararı verilmiş ise kararın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece gerekçeli kararda somut olaya ilişkin hususlar doğru şekilde tespit edilmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 14.03.2017 tarihli 2015/6827 Esas 2017/820 Karar sayılı ilamı \"Dava, davalı kooperatif Genel Kurulunda alınmış ortaklıktan çıkarılmaya ilişkin kararın iptali istemine ilişkindir. Kooperatif ortağının, aidat yükümlülüğü bulunan bir kooperatifte, uzun süre kooperatife uğramaması, aidat borcunun bulunup bulunmadığını takip etmemesi, üyeliğinin sona erdiğini zımnen kabul ettiği, diğer anlatımla üyelik haklarından zımnen vazgeçtiği, eylemli olarak ortaklıktan çıkma iradesini yansıttığı anlamına gelir. Böyle bir ortağın açtığı davanın TMK'nın 2. maddesinde öngörülen iyiniyet kuralına aykırı davrandığı ilke olarak kabul edilmelidir.Bu durumda mahkemece, davacıya noter kanalı ile ihtar çekip, aidat borcunu ödemesi için yasada belirtilen mehlin verilmediği ve 06.12.2004 tarihli ihraç kararının, usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği belirtilmiş ise de, o tarihten bu yana davacının aidat yükümlülüğü bulunan kooperatife aidat ödemediği, kooperatife uzun süre uğramadığı, aidat borcunun bulunup bulunmadığını takip etmediği anlaşıldığından davacının ihraç kararını zımnen kabul ettiği, üyelik haklarından zımnen vazgeçtiği ve ortaklıktan çıkma iradesini bu şekilde ortaya koyduğu, davanın bu nedenle TMK'nın 2. maddesinde öngörülen iyiniyet kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle ticaret mahkemesi sıfatıyla davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.'' şeklindedir. Somut olayda  davalı kooperatifin düzenli olarak genel kurul toplantıları yapıp aidat topladığı, davacıların murisinin davalı kooperatife yaptığı en son aidat ödeme tarihinin 1990 yılı olduğu, murisin  1995 yılında ihraç edildiği ve ölüm tarihi 2012 yılına kadar kooperatifle hiçbir ilişki kurmadığı, aidat ödemediği ya da verilen ihraç kararına karşı yasal yola başvurmadığı hususları dikkate alındığında yukarıda yer verilen Yargıtay ilamında belirtildiği gibi davacıların murisinin ihraç kararını zımnen kabul ettiği, üyelik haklarından zımnen vazgeçtiği ve ortaklıktan çıkma iradesini bu şekilde ortaya koyduğu, bu nedenle 21 yıl önce verilen ihraç kararının kesinleşmediğinden söz etmenin TMK 2. Maddesine aykırılık teşkil edeceği anlaşılmakla mahkemece davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı anlaşılmış, delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığından ayrıca kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacılar  tarafından ayrı ayrı yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince her bir davacıdan ayrı ayrı alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcının davacılar tarafından ayrı ayrı yatırılan  59,30 TL 'nin mahsubu ile bakiye 368,30'ar TL harcın davacılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacılara ilk derece mahkemesince iadesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 361/1. fıkrası gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.20/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"240f5b88d18aaa95","SID":"d3b46f56886f2044"}}