{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/510 <br>KARAR NO: 2024/383<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL AND. 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 27/06/2019<br>ESAS NO: 2018/55 <br>KARAR NO : 2019/714<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 12/01/2018<br>KARAR TARİHİ: 20/03/2024<br> 6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı firmanın ... Tic. Ltd. Şti. Firmasının  taşeronluğunu yaparak kendisinden tabldot yemek hizmeti aldığını, borçlunun tarafına iade faturası kesip yemek bedelinin  ...  sahibi ... alabileceğini söylediği, yaptığı görüşmede ... sahibi ...  şantiyede yenilen yemeğin taşeron firma ...  ait olduğunu söyleyerek reddettiğini, şantiyede karşılaştığı ... Firmasının sahibi kendisininde ...  firmasından alacaklı olduğunu, kendisinden önce şantiyeye kendisinin yemek hizmeti verdiğini kısmi ödeme aldığını kalan bakiyesi için aynı şekilde noterden iade faturası gönderildiğini söylediğini, borçlu hakkında, İstanbul Anadolu ....icra dairesinin ... E. Sayılı dosya numarası ile açmış olduğu icra takibine 06/12/2017 tarihinde borçlu tarafından itiraz edildiğini ve durdurulduğunu, borçlunun yapmış olduğu itirazın sebebi 13 haziran 2013 tarihinde noterden gönderdiği iade faturası olduğunu, bu nedenle davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde davalı olarak ... da gösterildiğini, davacının yapmış olduğu icra takibi incelendiğinde müvekkilinin ...’nın takipte borçlu olarak gösterilmediğini, buu durumda müvekkilinin  ...’ya husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkil şirketinin adresinin Beşiktaş olduğunu buna göre HMK Md.6 gereği işbu dava mahkemenin yetkili olmadığını, yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, Davaya konu icra takibinin İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünde yapıldığını diğer müvekkili ...  LTD ŞTİ olarak takipte borçla birlikte  yetki itirazında da bulunulduğunu ve müvekkili olan  şirketin adresi itibariyle yetkili icranın İstanbul İcra müdürlüğü olduğunu ancak davacı  takibi yetkili icra müdürlüğünden yapmadan işbu davayı açmış olup bu yönden de davanın reddinin gerektiğini, müvekkili olan şirketin, Tuzla Sanayi bölgesinde ... LTD. ŞTİ tarafından yürütülen inşaat işinin belli bir bölümünün yapımını üstlendiğini müvekkilinin üstlendiği bu işle ilgili olarak işçilerin yemek ücretinin karşılanması, ... Şirketinin yükümlülüğünde olduğunu, bu sebeple Müvekkili olan  Şirketin  yemek tedariki veya ücreti konusunda herhangi bir çalışma yapmadığını, müvekkili olan  şirket ile davacı arasında yemek tedarikine ilişkin bir sözleşme olmadığını, müvekkili olan  şirketin sadece taşeron olarak ... Şti’nin şantiyesinde belli bir kısım iş üstlendiğini, davacı taraf bu hususu bildiği takdirde Müvekkilinin bilgisi dışında hareket etmiş, bilahare ...  Şti’nden alacağını talep etmişse de kendisine ödeme yapılmaması üzerine Müvekkili olan Şirkete yöneldiğini, davacı tarafından her ne kadar Müvekkili  adına fatura tanzim edilmiş ise de bu fatura davacıya 15.05.2013 tarih ... numaralı iade faturası ile Beşiktaş .... Noterliğinin 13.06.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile iade edildiğini, davacı taraf her ne kadar dilekçesinde şahitler göstermiş ise de davanın belge ile ispatı gerektiğinden şahit dinlenmesine muvafakatinin olmadığını, ayrıca ortada likit bir alacak olmadığından davacının inkar tazminatı talebinide kabul etmediğini,  usul itirazlarının kabulü ve ayrıca yetkili icra müdürlüğünde takip yapılmadan itirazın iptali davası açılamayacağından esas bakımından davanın reddine, haksız takip yapılmış olduğundan %20 oranında tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece \"Dosya içerisindeki taraflarca sunulan deliller incelendiğinde, davalı taşeron ile dava dışı  ... Tic. Ltd. Şti arasında akdedilen yüklenici sözleşmesinin 4. Maddesinin: \"Yüklenici personelin ihtiyaçlarını bizzat kendisi üstlenmiştir.\" hükmünü haiz olduğu, yine davacı tarafça, davalıya tebliğ edilen ve içeriğine ilişkin herhangi bir itirazda bulunulmayan cevaba cevap dilekçesi ekinde sunulan, ... ile yapılacak mutabakat sonunda davalı tarafa yapılan ödeme olursa listeden davacının yemek bedelinin ödenebileceğine ilişkin kaşeli imzalı belgenin mevcut olduğu görülmüştür. Davalı taraf her ne kadar yemek ücretinin işveren ... tarafından davacıya ödenmesi gerektiği, davacı ile müvekkili arasında sözleşme ilişkisinin mevcut olmadığını beyan etmiş ise de, sözleşmenin 4. Maddesi gereği, personelin ihtiyaçlarının davalı yüklenici tarafça bizzat üstlenilmiş olduğu, personel ihtiyacının sözleşmede herhangi bir sınırlamaya tabi olmadığı anlaşılmış, hal böyle olunca yemek hizmetinin de personel ihtiyacı olması nedeniyle bu sözleşme kapsamında davalı yükleniciye bırakıldığı, davalı tarafça bizzat üstlenildiği kanaatine varılmıştır. Öte yandan davacı tarafça sunulan davalı tarafın kaşe ve imzasını içeren belgede de yemek ücretinin yüklenici davalı tarafça üstlenildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacının faturalar nedeniyle yüklenici davalıdan alacaklı olduğu anlaşılmıştır.Davalı taraf her ne kadar takibe itiraz ve cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunmuş ise de, dava konusu uyuşmazlığın bir miktar para alacağından kaynaklandığı anlaşılmakta olup: \"Türk Borçlar Kanunu'nun 89/1 maddesi uyarınca para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir.\" hükmü gereği davacı alacaklının yerleşim yerinin Mahkememiz yargılama yetkisi sınırları içerisinde olduğundan yetki itirazı yerinde görülmemiştir.  Davalı taraf rapora karşı beyanında işleyecek faiz oranının bilirkişi tarafından ayrıca belirlenmesi için ek rapor alınmasını talep etmiş ise de, takipte yasal faiz  talep edildiğinden ek rapor almak gerekli görülmemiştir.Davacı tarafından dava dilekçesinde davalı olarak ... Tic. Ltd. Şti -  ... olarak gösterilmiş ve davalı tarafça sunulan cevap dilekçesinde, müvekkili ...'nın eldeki davada davalı olarak gösterilmiş, icra takibinde borçlu olarak gösterilmediği bu nedenle husumet yönünden reddinin gerektiğini beyan etmiş ise de; tevzi formu incelendiğinde taraf sayısının 2 olduğu, UYAP kaydına bakıldığında da davalı taraf olarak yalnızca şirketin olduğu, davacının şirket yetkilisini davalı tarafın isminin yanında yazdığı, şirket yetkilisini ikinci bir davalı olarak gösterme iradesinin bulunmadığı anlaşılmakla, davalı tarafın yalnızca şirket olduğu kanaatiyle husumet itirazı yerinde görülmemiş ve bu yönde ayrı bir karar vermek gerekmemiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli ve denetlenebilir bulunmuştur....Öte yandan davalı tarafın takipten önce temerrüde düşürüldüğüne ilişkin bir belge de sunulmadığı anlaşılmakla işlemiş faize ilişkin istemin tamamı yönünden reddine karar vermek gerekmiştir, alacak likit  ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen tutar üzerinden %20 icra inkar tazminatına'' gerekçesi ile Davanın kısmen kabulüne, 1-İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra takibine yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 14.975,30-TL asıl alacak yönünden aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar yasal faiz uygulanmasına 2-Kabul edilen 14.975,30-TL alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla davanın reddi gerektiğini ileri sürmüş, icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiğin beyan etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasındaki yemek hizmeti kapsamında düzenlenen faturalardan kaynaklı alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine, davalı tarafça yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacının İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında 4 adet faturadan kaynaklanan 14.975,30 TL asıl alacak, 7.096,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 22.071,30 TL üzerinden icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin 29/11/2017 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun da süresi içerisinde 30/11/2017 tarihinde borca itiraz ettiği,  borca itirazla birlikte takibin durduğu, durdurma kararının alacaklı vekiline tebliğ edilmediği anlaşılmıştır. Her iki tarafın ticari defter ve kayıtları incelenerek düzenlenen bilirkişi raporunda; davacı tarafın işletme defteri tuttuğu, işletme defterinin kapanış onaylarının yapılma mecburiyetinin olmadığını, davalı tarafın defterlerinin sahibi lehine delil vasfına haiz olduğunu,  davacı yan tarafından 12.09.2012 tarihli ... seri nolu 3.873,82-TL tutarlı fatura, 01.10.2012 tarihli ... seri nolu 6.359,34-TL tutarlı fatura, 10/12/2012 tarihli ... seri nolu 1.095,34-TL tutarlı fatura, 17/08/2012 tarihli ... seri nolu 3.682,80-TL tutarlı olmak üzere toplam 15.011,30-TL bedelli fatura düzenlendiğini, davacının defterlerinde bu faturaların kayıtlı olduğunu, takip konusu davacı faturalarının davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, incelenen davalı ticari defterlerine göre 2012 yıl sonu itibariyle davacı yana olan borcunun 17.067,84-TL olduğu, davalı yan tarafından dosyaya sunulan ihtarname ile 17.067,84-TL bedelli iade faturası kesildiğinin ihtar edildiği, davacı borcunun kesilen iade faturası ile sıfırlandığı, davalı yan tarafından ticari defterlere kaydedilen faturaların en son alınan fatura tarihinden yaklaşık 6 ay sonra iade edildiğini, davacı tarafından 14.975,30-TL üzerinden takip yapıldığı, taleple bağlılık gereği bu miktar üzerinden alacaklı olduğu, takip tarihinden önce davalı yanın temerrüde düşürüldüğüne dair bir delil bulunmadığı takdirde birikmiş direnim faizi alacağının yasal normlarda bulunmadığına dair rapor hazırlandığı görülmüştür. Mahkemece yetki ve husumet itirazlarının red gerekçesi yerinde bulunarak davalının bu hususlardaki itirazlarına itibar edilmemiştir. Davalı taraf yemek ücretinin işveren ... tarafından davacıya ödenmesi gerektiğini taraflar arasında sözleşme ilişkisinin mevcut olmadığını beyan etmiş ise de, davalı ile dava dışı ... arasında düzenlenen yüklenci sözleşmesinin 4. Maddesinde personelin ihtiyaçlarının davalı yüklenici tarafça bizzat üstlenildiği hüküm altına alınmıştır, ayrıca davacı tarafça sunulan davalı tarafın kaşe ve imzasını içeren belgede de yemek ücretinin yüklenici davalı tarafça üstlenildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalının yemek ücretinden sorumlu olduğunun kabulü gerekmektedir.6102 sayılı TTK'nun 21/2 maddesinde \"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.\" hükmüne yer verilmiştir.Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/4521 E. 2016/549 K. sayılı ilamı; \"...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27/062003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Faturalar ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır.... Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde  yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille  bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.)...Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin  kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra  iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi  uyarınca alacağını ispatladığının  kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..\" şeklindedir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 14/01/2020 tarihli 2019/1984 E. 2020/62 K. sayılı ilamı; \"..Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ile ilgili yapılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte davalı aşamalardaki beyanları ile akdi ilişkinin varlığını kabul etmiştir. Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen faturadaki alacakla ilgili olarak, itiraz süresi geçtikten sonra, faturaların doğrudan iade edilmesi veya iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini kanıtlamaz ise de, sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktar kesinleşir. Somut olayda davacı tarafından düzenlenen ve takibe dayanak yapılan faturanın ihtarname ekinde davalıya tebliğ edildiği ancak davalı tarafından faturaya yasal süresinde itiraz edildiğinin kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda fatura içeriğinin kesinleştiğinden mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi ve istinaf başvurusunun reddi doğru olmamış davalı yararına bozulması gerekmiştir.\" şeklindedir.Vergi Usul Kanunu'nun 229. maddesine göre; fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır. Vergi Usul Kanunu'nun 231/5. maddesine göre; fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami \"yedi gün\" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır. 6102 sayılı TTK 21. maddesi uyarınca ise; ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir, bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Somut olayda davalı taraf takibe konu faturaları ticari defterlerine kaydetmiş, sekiz günlük itiraz süresinde itiraz etmemiş ancak yaklaşık altı ay sonra iade faturası düzenlemiştir. Yukarıdaki Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere  Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen faturadaki alacakla ilgili olarak, itiraz süresi geçtikten sonra, faturaların doğrudan iade edilmesi veya iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini kanıtlamaz ise de, sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktar kesinleşir. Dosya kapsamında sözleşme ilişkisi kanıtlandığından faturalardaki miktar da kesinleşmiştir. Mahkemece verilen karar isabetli olmuştur.İİK 67/2.maddesinde \"...borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.\" hükmü yer almaktadır. Takip tutarı asıl alacak sözleşmeye göre düzenlenen faturalar bedeli olup alacak likit/belirlenebilir olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.  Açıklanan nedenlerle  ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvusunun  esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 260,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 167,60 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.20/03/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"560b41b0b0224e95","SID":"cc1b7b82c3275777"}}