{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/574 <br>KARAR NO: 2024/429<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ \t<br>TARİHİ: 30/09/2020<br>ESAS NO: 2018/557 <br>KARAR NO: 2020/530<br>DAVA: Alacak<br>DAVA TARİHİ: 07/06/2018<br>KARAR TARİHİ: 27/03/2024<br> 6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket ... arasında \"Yemek Hizmet Alımı\" işlerini içeren sözleşme yapılıdığını, müvekkili şirketin sözleşmesi devam ederken, davalı şirketin müvekkili şirketin hak edişinden \"kıdem tazminatı'' adı altında  37.742,69-TL tutarında kesinti yaptığını, bu durumun davalı şirket tarafından müvekkili şirkete gönderilen 10/06/2016 tarih ... sayılı yazı ile bildirildiğini, buna istinaden cevabi yazıda alt işveren işçileri için kıdem tazminatı hesaplama bilgileri formu incelendiğinde müvekkiline ait olmayan birçok işyeri sicil numarası bulunduğu, müvekkili şirketin işçilere ödenen kıdem tazminatından sorumluluğunun bulunmadığı, kesilen tutarın müvekkili şirkete iadesinin gerekeceği şeklinde belirtmek suretiyle davalı şirketten açıklama istediklerini ancak cevap verilmediğini, 6552 sayılı Kanunun 8.maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 112.maddesi uyarınca işçinin kıdem tazminatından doğrudan tek sorumlunun ihaleyi yapan asıl işveren olduğunun açıkça düzenlendiğini beyanla, davalı şirket tarafından haksız olarak kesilen 37.742,69-TL'sının şimdilik 20.000,00-TL'sı kısmının, hak edişin kesinti tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müvekkiline iadesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ile davacı şirket arasında, \"Yemek Temini ve Servis Hizmeti\" temini için kamu ihale mevzuatı çerçevesinde 2013/200 ve ... numaralı sözleşmeler akdedildiğini, \"Yemek Temini ve Servis Hizmeti\" alımı işinin ...’ın yardımcı işi olduğunu, ...'ın asıl işi doğal gaz dağıtım ve satışı işi olduğunu, yardımcı işi olduğundan İş Kanunu'ndaki sınır ve kısıtlar olmadan, sermaye yapısı yönüyle Kamu İhale mevzuatı kapsamında alım yaptığını, işçilerin son işyerlerinde tazminatı hak edecek şekilde iş akitleri son bulduğunda, işçinin yazılı talebi halinde son kamu kurum veya kuruluşu, kamu kurum veya kuruluşlarında geçen sürelerden sorumlu olarak kıdem tazminatını ödeyeceğini, getirilen düzenlemeyle tazminat hakları sadece personel çalıştırmaya dayalı sözleşmeler için kıdem tazminatıyla sınırlandırıldığını, ... ile davacı arasında akdedilen sözleşme birim fiyat sözleşme olduğundan kıdem tazminatı alt işverenin sorumluluğunda olduğunu,  Dolayısıyla kamu kurum ve kuruluşu olmayan müvekkil şirket ..., davacı firma işçilerinin kıdem tazminatından sorumlu olmayacağını, \"Yemek Temini ve Servis Hizmeti Alımı\" işinde, iş akdi kıdem tazminatını gerektirecek şekilde son bulan yüklenici personelinin kıdem tazminatı sorumluluğu yükleniciye ait olacağını, ancak, yükleniciler değiştiği halde yüklenici personelinin değişmediği haller için, tüm kıdem ve ihbar tazminatından son yüklenici ile birlikte ... da İş Kanunu'nun 2. maddesine göre  son yüklenici ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğunu, işbu sorumluluk  çerçevesinde ..., davacı işçilerin kıdem tazminatı alacağı olan 37.742,69-TL ödeme yapmış ve davacı, ödenmiş olan bedel, ...'a ödenmediğinden hak edişinden  kesildiğini, Yargıtay kararları ışığında; feshe bağlı olan haklardan son devralan davacı  işveren sorumludur. sözleşmenin, \"yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları\" başlıklı 22.1. maddesinde; \"Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin Altıncı Bölümünde belirlenmiş olup, Yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür.\" düzenlemesinin mevcut olduğunu, Yargıtay'ın işyeri devri kuralları çerçevesinde belirlediği çözüm doğrultusunda yüklenicinin hak ediş ve teminatlarına bloke koyduğunu, ...'ın, yükleniciye yapacağı hak ediş ödemeleri sırasında iş mevzuatı, kamu ihale mevzuatı, vergi mevzuatı ve sosyal güvenlik mevzuatının kendisine yüklediği yükümlülükler çerçevesinde işçilerin yükleniciden herhangi bir alacağının olup olmadığını, yüklenicinin vadesi geçmiş vergi ve sosyal güvenlik prim borcu olup olmadığını araştırmak, Hizmet İşleri genel şartnamesinin yukarıda izah edilen 38. maddesindeki ilanları gerçekleştirmek ve hak ediş ödemesini buna göre yapmak zorunda olduğunu, diğer bir ifadeyle, yüklenicinin idareden hak edişi alabilmesi için sözleşme konusu edimi tam ve kusursuz olarak ifa etmesinin yetmeyeceğini, çalışan işçilerin ücretlerini, vergilerini ve sosyal güvenlik primlerini de zamanında ödemesi gerektiğini beyanla, davanın usul ve esas yönünden reddine karar verilmesi talep edilmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece \"Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminata ilişkindir. Taraflar arasında, yemek temini ve servis hizmeti alımına temini için 2013/200 ve ... numaralı sözleşmeler yapıldığı, iş akdi sona eren dava dışı ... davalı ... tarafından 37.742,69-TL'sı kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı ve ödenmiş olan bedelin davacının hak edişinden  kesildiği, davalının asıl işveren ve davacının  alt işveren olduğu hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasında uyuşmazlık dava dışı işçilere yapılan ödemenin tamamından davacının sorumlu olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır. İşveren ile yüklenicinin 4857 sayılı İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Tarafların iddiaları ile toplanan deliller,  taraflar arasında yapılan sözleşmeler, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacının dava dışı işçilere ödenen kıdem tazminatı için yapılan ödemenin tamamından, işçileri çalıştırdığı süre ile orantılı olarak davacıya karşı sorumlu olduğu'' gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne  19.770,29-TL'nın kesim tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, karar tashih edilerek davalıdan alınarak davacıya verilmesine şeklinde düzeltilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; ..., Yargıtayın işyeri devri kurallarına göre getirdiği çözüm ve davacı ile  ... arasındaki ihale sözleşmesinin 22. Maddesi kapsamında; davacı firma işçilerinin kıdem tazminatlarını ödemiş ve davacı firmanın hak edişinden kesmiştir. Dava dışı işçilere yapılan kıdem tazminatı ödemelerinin tamamı, son alt işveren olduğu için davacının hakedişinden kesilmiştir. Dosyada mevcut Yargıtay Kararlarında; kıdem ve yıllık izin ücretinden kaynaklanan işçilik haklarını kamu asıl işvereninin son alt işverene rücu edebileceği kabul edilmektedir. Yerleşik Yargıtay kararları müvekkilin ...'ın yaptığı uygulamanın mevzuata ve Yargıtay kararlarına uygun olduğunu göstermektedir. Daha önceki firmaların kesin hesapları da çoktan yapıldığından son yüklenici  olan davacı Şirketten kesilmesi ayrıca fiiliyatta da uygundur. Davacının önceki devir eden firmalara rücu etmesinde de herhangi bir engel bulunmamaktadır. Bu sebeple bilirkişilerce yapılmış olan dava dışı işçilere yapılan kıdem tazminatı ödemelerinin tamamının son işveren davacıdan kesilmesi yönündeki hesaplamaların dikkate alınmadan verilen bu kararın kaldırılması gerekmektedir. Davacı personelinin kıdem tazminatı taraflar arasında münakit sözleşmeye göre davacıya aittir. Davacı tacirin müvekkilimle sözleşmeyi imzalarken basiretli bir tacir gibi hareket ederek böyle bir külfetin altına girmiştir. Davacının, artık sözleşme ile kabul ettiği işçilerin kıdem tazminatlarından sorumlu olmadığını iddia etmesi ve iş bunlara ilişkin olarak hakedişden yapılan ödemelerin iadesi için dava açması, basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü ile ters düşmekte olup davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı olup Yüksek Mahkemenizce kaldırılmalıdır.'' şeklinde beyanda bulunmuştur.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE  HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava konusu uyuşmazlık, davacı tarafça istihdam edilen 5 işçinin kıdem tazminatından kaynaklanan alacakları nedeniyle tarafların sorumluluk durumlarının ne olduğu, davalı tarafça işçilere yapılan ödeme sebebi ile davacı şirketin hak edişinden yapılan kesintinin taraflar arasındaki sözleşmeye ve hukuka uygun olup olmadığı, davacıya iadesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.Dosyaya ibraz edilen  sözleşmelerin tetkikinde ,davacı ve davalı arasında 18/11/2013 tarihinde “Günlük Yemek Temini Ve Hizmet Alımı Sözleşmesi” ve 03/12/2015 tarihinde ''2 yıl süreli Yemek Temini ve Servisi ve Hizmet Alımı Sözleşmesi” akdedildiği, bu sözleşmelere göre davacının alt işveren, davalının ise asıl işveren vasfına haiz olduğu görülmüştür. Davalı şirket dava dışı işçi ...' a 3.503,00TL, ... 7.594,50TL, ... 10.510,74TL, ...  10.990,15TL,  ...  5.143,31TL ödeme yapmıştır. Toplam net ödeme miktarı 37.742,69 TL olup, davalı taraf, 10/06/2016 tarihinde davacının hak edişinden bu miktarı kesmiştir.4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Asıl işverenle alt işverenler arasında yapılan hizmet akitlerine göre yapılan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalışan işçilerin işçilik alacakları için açtıkları davalar sonunda ödenmesine karar verilen miktarlardan alacaklı işçiye karşı her biri müteselsilen sorumludurlar. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. İç ilişkide (alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki ilişkide) ise bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 167. maddesindeki düzenleme uyarınca, aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça müteselsil sorumlulardan her biri alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu olacaklardır. Yasa hükmünde eşit sorumluluğun müteselsil borçlularda aksinin kararlaştırılmaması halinde uygulanacağı belirtilmiştir.O halde, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, hizmet alım tip sözleşmesi, teknik şartname ve hizmet işleri genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümlerinin tatbiki gerekir. Bu nedenle tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve diğer taraflar arasında karşılıklı düzenlenen belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, asıl işveren ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenden rücuen tahsilini talep edebilirken alt işverenin, asıl işverenden rücu imkanı yoktur. Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı, ayrıca işçilik alacakları davası neticesinde davacının ödediği yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücreti yönünden de alt işverenlere rücu edilecek işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak davacının alt işverenlerden bu alacak kalemi ile ilgili talep edebileceği miktar da açıkça belirlenmelidir. (Y.13. HD. 24/05/2018 T, 2015/38873 E.-2018/6205 K. ve yine aynı Dairenin 31.5.2018 T, 2016/2779 E.- 2018/6452 K. ve 11/05/2017 tarih, 2016/7790 E. 2017/5936 K. sayılı ilamları) Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; Her ne kadar ödeme yapan kamu kuruluşunun alt işverene rücu edilebileceğine ilişkin bir düzenleme olmamasına rağmen, davacı ve davalının serbest iradesi ile belirlenen yukarıdaki düzenlemeler ile işçilere ilişkin İş Kanunu'ndan kaynaklanan yükümlülüklerinin, sözleşme ile yükleniciye ait olduğu kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. İşveren, işçiye yemekhanede yemek veriyor olsa bile bu durum para ile ölçülmesi mümkün menfaat olması sebebi ile kıdem tazminatında dikkate alınması gerektiği, yerleşik Yargıtay kararlarının da bu minvalde olduğu, işbu nedenle kıdem tazminatı brüt tutarına yemek bedelinin eklenmesinde bir tutarsızlık olmadığı tespit edilmiştir. Ek raporda; davaya konu işçilerin davacıda çalıştıkları döneme ait kıdem tazminatı net tutarları dava dışı işçi  ... 2.405,72TL, ...  5.176,49TL, ...'in 3.211,22TL, ...  2.760,90TL, ...  4.281,66TL olarak hesaplanmıştır. Toplam net miktar 17.835,99TL'dir.Mahkemece davacının işçileri çalıştırdığı süre ile orantılı olarak davalıya karşı sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar karşı davalı istinaf itirazında bulunmuştur.730 Günlük Yemek Temini ve Servis Hizmeti Alımına Ait Sözleşme ile İki Yıl Süreli  Yemek Temini ve Servisi Hizmet Alımına Ait ... numaralı sözleşmenin   \"Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları\" başlıklı 22.1. maddesinde; \"Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin Altıncı Bölümünde belirlenmiş olup, Yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür.\" düzenlemesi, ... 730 Günlük Yemek Temini ve Servis İşi Teknik Şartnamesi ile İki Yıl Süreli  Yemek Temini ve Servisi İşi İşi Teknik Şartnamesinin 10.9.maddesinde \"...YÜKLENİCİ personelinin ... ile hiçbir hizmet ilişkisi yoktur. YÜKLENİCİ ...'ta çalıştırdığı personelinin İş Hukuku, Sosyal Güvenlik Mevzuatı ve diğer kanun ve yönetmeliklerden doğan yükümlülükleri yerine getirmekle mükelleftir. Yüklenici ayrıca bu sözleşme kapsamında ...'ta çalıştırdığı personelinin yemek ve ulaşımını sağlamakla da yükümlüdür. İşçi sağlığı ve iş kazaları nedeniyle doğabilecek her türlü sorumluluk da YÜKLENİCİ' ye aittir\",10.10.maddesinde \"Sözleşme süresinin bitiminde, YÜKLENİCİ çalıştırdığı personelinin iş kanunundan doğan (yıllık izin, SGK primleri, tazminatlar vb.) her türlü haklarını banka kanalıyla ödediğini gösteren dekontu, personel tarafından imzalı (el yazısı ile yazılmış, çalıştığı süreyi ve almış olduğu ücretleri belirten) ibranameyi ve ayrıca sözleşmenin bitiminde SGK'dan işsizlik belgesini ...'a teslim etmek sorundadır. Aksi takdirde kesin teminatı iade edilmez\" hükümleri düzenlenmiştir. Sözleşme hükmü gereği, dava konusu kıdem tazminatından, davacı alt işveren sorumludur. Bu bağlamda; davalının ödemek zorunda kalacağı işçi alacağını davacının hakedişinden kesmesinde hukuka aykırı bir durum yoktur.Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 23/03/2021 tarihli 2021/616 E. 2021/1083 K. Sayılı ilamında; \"...Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye  devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.\" şeklindedir. Yukarıda belirtilen düzenlemeler ve Yargıtay ilamı doğrultusunda, davacı yüklenici,  kıdem tazminatından işçileri çalıştırdığı dönemle orantılı olarak sorumlu olduğundan davalının işçilerin tüm kıdem tazminatı alacağını bu hususu dikkate almadan davacının hakedişinden kesmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bilirkişi raporu ile işçilerin  davacıda çalıştıkları döneme ait kıdem tazminatı net tutarları tespit edilmekle, davalının yaptığı kesinti miktarından bu tutarın mahsubu ile fazla yapılan kesintinin davacıya iadesine karar verilmesi isabetli olmuştur. Açıklanan nedenlerle  ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvusunun esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 337,63 TL'nin mahsubu ile bakiye 89,97 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.27/03/2024  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0b27ccd85c893551","SID":"379c0a6df1ec88a2"}}