{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/618 <br>KARAR NO: 2024/457<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2018/800 <br>KARAR NO: 2021/12<br>KARAR TARİHİ: 06/01/2021<br>DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 03/04/2024<br> 6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA  Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı ile 2011 yılından itibaren çalıştığı, müvekkilinin yıl boyunca yapmış olduğu toplam satın alma harcamalarının ofline mecraları için %2, online mecraları için %4 oranında davalı tarafça müvekkiline ödeme yapılması hususlarında mutabık kalındığını, 2015 yılına kadar davalı tarafın ödemelerini süresinde gerçekleştirdiğini, müvekkili tarafından 23/05/2018 tarihli e-posta ile muaccel hale gelmiş alacaklarının talep edildiğini ancak davalı tarafından 2014 yılı sonrasında mutabık kalınan 6.000.000 TL'lik alt ciro baremine ulaşılmamış olması sebebiyle herhangi bir alacak olmadığını beyan ettiğini, müvekkilinin alt ciro ile ilgili bugüne kadar herhangi bir beyan veya mutabakatı bulunmadığı için hak kazanılan 2015-2016-2017 yılı geri ödemelerinin Beşiktaş ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile talep edildiğini, davalının 04/07/2018 tarihli ihtarname ile borcunun olmadığını beyan ettiğini, davalının alt ciro uygulamasından müvekkilinin haberi olmadığıni ve bu konuda yazılı veya sözlü bir bildiriminde bulunulmadığını, ayrıca davalı çalışanı ... 15/02/2016 tarihli e-postasında mutabakatların tamamlandığını, müvekkilinin hak edişini faturalaşma veya bedelsiz reklam yeri olarak kullanılabileceğini belirttiği halde ödemelerin yapılmadığını, iyi niyetli olarak ticari ilişkinin varlığına güvenen müvekkili firmaya 2015-2016-2017 yıllarında satın alınan offline reklamlarının %2'si, online reklamlarının %4'ü oranında geri ödeme bedellerinin davalı tarafça ödenmesini gerektiğini beyanla; fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ihtarnamede açıkça belirtilen miktar hakkında kısmi dava açılamayacağından davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesini, davacının herhangi bir alacağı olduğu manasına gelmemek üzere alacak iddiasında bulunulan 2015 senesi üzerinden iki yıl geçtiği göz önüne alınarak davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, esasa ilişkin olarak; taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığını, 2014 yılında taraflarca sözlü olarak kararlaştırıldığı gibi ristrun ödemesi yapılabilmesi için davacının bir yıl içerisinde 6.000.000 TL üzerinde online ve offline satın alma yapması, yıl sonu itibariyle ofline için %2, online için %4 oranında fatura göndererek müvekkiline göndermekte ve müvekkili tarafından bu faturaların davacı tarafa ödendiğini, 2014 yılından sonra yapılan satın almaların toplamı 6.000.000 TL'yi aşmadığından ve davacı tarafından bu hususun bilindiğinden müvekkiline fatura gönderilmediği gibi tarafların bu yönde daha önce uzlaştıkları ve yine ticari teamülün böyle olduğunu, davacının en son 2014 yılında ödeme almasının sebebinin 2014 yılında 6.000.000 TL üzerinde online ve offline mecralarda satın alma yapmasından kaynaklandığını, davacının 2015 yılında risturn bedeline hak kazandığı iddiasının temelinin ... tarafından 15/02/2016 tarihli e-postaya dayandığını, müvekkili şirkette finans ve operasyon birbirlerinden farklı bölümlerden oluştuğundan ödemelerin finans bölümünden takip edildiğini ancak ilgili kişi finans bölümünde çalışmadığı gibi müvekkili şirketi temsil ve ilzama yetkili kişi olmadığını beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''...Davacı ve davalı arasında reklam veren – ajans ilişkisinin 2011 yılında başladığı, davacı firmanın ürün reklamlarının online ve offline mecralarda medya planlamasını yapmak için davalı firmayla sözlü bir şekilde anlaşıldığı, ayrıca Risturn ödemesi (geri ödeme) konusunda da mutabık kaldıkları ve davacı tarafa o yıl içinde yayınlanan reklam cirolarının offline reklamlar için %2, online reklamlar için %4 oranında ödenmesi hususunda anlaşıldığı ve bu durum dosya arasındaki 23 Mayıs 2018 tarihli mail yazışmasından ve taraf beyanlarından anlaşılmış olup, taraflar arasında uzun yıllara ve karşılıklı güven ilişkisine dayanan ve sözlü olarak devam eden bir çalışma şekli olduğu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı ve ticari hizmet ilişkisinin yalnızca ticari uygulamaya dayalı olduğu, taraflar arasında 2011 tarihinden beri süregelen bir hizmet ilişkisi olduğu, bu hizmet ilişkisi kapsamında ticari hizmet verildiği konusunda bir ihtilaf bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın temelde 2015 yılından beri yapılmadığı iddia edilen risturn ödemelerin 6 milyon liralık bir alt ciro baremine dayanıp dayanmadığı üzerinde toplandığı anlaşılmış olup, tarafların her ikisinin de tacir olduğu göz önünde tutulduğunda TTK’ya göre basiretli davranma yükümlülüğü bulunmaktadır. TMK m.6’ya göre bir iddiada bulunan iddiasını ispatla mükelleftir. Dosya kapsamında incelenen bilgi ve belgelerden 6 milyon liralık alt ciro bareminin bulunduğu yönünde davalı tarafın dosyaya bilgi ve belge sunmadığı, salt bu hususta tanık beyanları alınmış ise de her iki tarafın dinlenilen tanık beyanlarının birbirleri ile örtüşmediği ve hükme esas alınamayacağı anlaşılmış olup, alt ciro baremine yönelik taraflar arasında teamül haline gelmiş bir durumda söz konusu olmadığı dosya kapsamından anlaşılmış, bu haliyle davalının iddia ettiği şekilde 6 milyon liralık alt ciro baremi bulunmadığı hususunda mahkememizce kanaate varılarak; 02/09/2020 tarihli bilirkişi raporunda yapılan hesaplamada davacının offline reklamlar için 293.914,02 TL online reklamlar için 8.609,82 TL olmak üzere toplam 302.523,54 TL alacaklı olduğu tespiti karşısında, bu hesaplamaya itibar edilerek davanın kabulüne, 302.523,54 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine...\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; davacının kısmi dava açmakta hukuki yararı olmadığını, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiği, yargılama sırasında mahkemece taleple bağlılık ilkesine aykırı hareket edildiğini, davacı tarafça kısmi dava açılmışken davasının belirsiz alacak davası mı yoksa kısmi dava mı olduğu hususunda açıklama istendiğini, davacının belirsiz alacak davası açmakta da hukuki yararının olmadığını, bilirkişi raporunda yer alan sadece müvekkili aleyhine olan tespitlerin hükme esas alındığını, ispat külfeti davacı üzerinde olmasına rağmen davanın ispatlanmadığını, mahkemece hukuka uygun olmayan delillere dayanılarak karar verildiğini, davacının 2015 yılı risturn bedeline hak kazandığı iddiasının ... ile yapılan mail yazışmasına dayandığını ancak bu kişinin finans bölümünde çalışmadığını ve müvekkilini temsile yetkili olmadığını, söz konusu yazışmanın müvekkilini bağlamayacağını, bilirkişi incelemesi neticesinde davanın 2015 yılından beri 6 milyon liranın altında ciro yaptığı, müvekkili şirkete bu tarihten itibaren fatura kesmediği, 2018 yılına kadar da bu yönde bir talepte bulunmadığı ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam ettiği hususları dikkate alınarak davanın reddi gerektiğini, zira alacağı olan basiretli bir tacirin fatura kesip karşı tarafa göndermemesi, yıl sonunda dahi risturn ödemesi talep etmemesi, üstüne ticari ilişkinin devam etmesi sebebiyle tarafların 6 milyon lira ciro alt baremi hususunda anlaştıkları aralarında bu yönde ticari teamül oluştuğu, davacının bu nedenle fatura kesmediği ve ticari ilişki sürecinde talepte bulunmadığının kabulü gerektiğini, mahkemece yargılama sürecinde itirazlarının dikkate alınmadığını, aleyhe tespitlere ve hukuka uygun olmayan delillere dayanılarak karar verilmesi sebebiyle hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki ihtilaf; risturn ödemesi için belli bir ciro sınırı olup olmadığı ve davacının 2015, 2016 ve 2017 yıllarında risturn ödemelerine hak kazanıp kazanmadığı noktalarında toplanmaktadır. Davacı tarafça dava dilekçesinde \"fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL'nin\" tahsili talep edilmiş, mahkemece 19/06/2019 tarihli celsede davacı vekiline davanın belirsiz alacak davası olarak mı yoksa kısmi dava olarak mı açıldığını açıklanması için süre verilmiştir. Davacı vekilinin 03/07/2019 tarihli dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını beyan etmesi sebebiyle, mahkemece dava, belirsiz alacak davası olarak kabul edilmiştir. Davacı vekili 16/11/2020 tarihinde ıslah dilekçesi sunarak, dava değerini 302.523,54 TL üzerinden ıslah ettiğini beyan etmiş, ıslah harcının yatırmıştır.İhtarnameler;Davacı şirket vekili tarafından, Beşiktaş .... Noterliğinden keşide edilen 29/06/2018 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarname ile 2015-2016-2017 yılı geri ödemelerinin yapılmadığı belirtilerek 297.439,00 TL'nin ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 iş günü içerisinde ödenmesi talep edilmiştir.  Davalı şirket vekili tarafından, Beşiktaş ... Noterliğinden keşide edilen 04/07/2018 tarih ve ... yevmiye no.lu cevabi ihtarname ile; davacı şirket tarafından gönderilen ihtarın 03/07/2018 tarihinde tebliğ alındığı belirtilerek, davacının 3 yıl öncesine dayanarak talep ettiği  297.439,00 TL'nin kabulünün mümkün olmadığı, davacıya herhangi bir borçlarının olmadığı belirtilmiştir. E-mail; Davalı şirket  müşteri temsilcisi ... tarafından, davacı şirket çalışanı ...'a 15/05/2016 tarihinde gönderilen \"geri ödeme hk\" başlıklı, bilgilendirme alanında davalı şirket çalışanları/yetkilisi ... de yer aldığı e-mail \"Mutabakatları tamamladık. 2015 risturn rakamımız ekteki tablodadır. İstersen bu rakamı faturalaşmak yerine reklam yeri olarakta kullanabilirsin tercihini konuşuyor oluruz.\",Davacı şirket çalışanı ... tarafından davalı şirket yetkilisi ... gönderilen 23/05/2018 tarihli \"2017 yılı komisyon tutarı\" başlıklı e-mail; \"2017 alımlarımızın tutarı netleşti mi acaba? Faturayı göndermek istiyoruz, konuyla ilgili geri dönüş alabilir miyim lütfen. Ayrıca 2015 ve 2016 yıllarına dair komisyon için size kesilmiş fatura kayıtlarına da ulaşamadık. Şayet sizde varsa onları da iletir misiniz lütfen?\" , Davalı şirket yetkilisi  ... tarafından 23/05/2018 tarihinde, davacı şirket çalışanı ...'a cevaben gönderilen \"2017 yılı komisyon tutarı\" başlıklı e-mail; \"Bizim geri ödeme yapmamızla ilgili 2014 sonrasında mutabık kaldığımız bir alt ciro baremi var, ... özelinde belirlediğimiz alt ciro baremi offline online toplamı olarak 6 milyon TL idi. Ajansta bu işleri de direk bizim  finansta ayrı bir ekip takip eder, operasyondaki arkadaşlar bilmez. Senden böyle bir mail gelince hemen rakamları istedim. Biz bu koşulların yazdığı bir sözleşmeyi de sizlerle paylaştık ama çok ısrar etmemize rağmen sizin tarafınızdan maalesef imzalanmadı... Aşağıda da göreceğiniz üzere 6 milyon altında kalındığı yıllar bir geri ödeme faturası gündeme gelmedi. Yani 2014 ve 2015 de zaten bir geri ödeme hakedişi söz konusu değil. O yüzden fatura göndermemeniz de çok normal. 2017 harcamalarınıza baktığımızda da durum yine benzer olduğundan geri ödeme faturası söz konusu olamamaktadır.\" şeklindedir. <br>Tanık beyanları;Davacı tanığı ...; \"Ben ... firmasında 18 yıl çalıştım, daha sonra 2016 sonu 2017 yılı gibi şirketten ayrıldım, benim şirkette bulunduğum süre zarfında davacı ile davalı arasında 5 yıllık bir ticari ilişki mevcuttu, taraflar arasında anlaşma yapılırken taraflar arasında herhangi bir satın alma hedefi belirlenmemişti, yine geçen bu 5 yıllık süreçte de bir satın alma hedefi belirlenmemişti, 6.000.000 TL alt ciro baremi de belirlenmemişti, Ben Kurumsal İletişim bölümünde görev almaktaydım, anlaşmada yetkili şahıslardandım, en son ne zaman fatura kestiğimizi hatırlamıyorum, ancak 2016 yılının başlarında davalı şirket çalışanlarından olan ... ile bir yazışmalarımız vardı, bu yazışmada kendileri bize risturn bedelini ne şekilde çekelim diye sordular, ben de cevaben reklam olarak kullanabileceğimizi söyledim, daha sonra 2016 yılında 2015 yılına ait fatura kesilip kesilmediğini bilmiyorum, zaten biz reklam olarak devam edeceğimizi söylediğimiz için fatura kesilmemiştir, daha sonra ben  şirketten ayrıldığımdan ötürü reklam olarak alınıp alınmadığını bilmiyorum.\",Davacı tanığı ...; \"Ben ... firmasında 2012 yılında çalışmaya başladım, iletişim uzmanı olarak görev yapmaktaydım, satın alma hedefine ilişkin bilgim yoktur, ben sadece reklamları satın aldığımızı ve her yıl sonunda da bize geri dönüş olduğunu biliyorum, ben 2018 yılında 2017 yılının geri dönüşünü isteyecekken 2015 ve 2016 yıllarını araştırdım, geri dönüş olmadığını fark etti.\",Davalı tanığı ...; \"Davalı şirkette 2010 yılından beri muhasebeci ve mali işler müdürü olarak çalışmaktaydım, 2019 mart ayında ayrıldım, 2013 ve 2014 yıllarında davacı şirket taraflar arasında belirlenen 6 milyonluk satın alma baremini aştığından ötürü ödemeleri yaptık, ancak daha sonraki yıllar için davacı şirket 6 milyonluk baremi online veya offline olarak satın almadığı için bizde ödemeyi yapmadık, ben bu işte muhasebe kısmında olduğumdan, ödeme tablolarını hazırlayan ve ödemeleri yapan şahıs olduğumdan 6 milyonluk baremden haberdarım, taraflar arasında böyle bir satın alma hedefi belirlenmiştir, biliyorum, mail yazışmasındaki tabloyu ben hazırladım, ancak mail yazışmasında geçen reklamın uzatılmasına ilişkin konuyla ilgili bilgim yoktur, maili ben göndermedim, yalnızca tabloyu ben hazırladım, davalı şirkette 6 milyonluk baremi Sadece şirket yetkililerinden olan ... ve ben biliyorum, ancak davacı şirketten kimin bildiğini bilmiyorum.\",Davalı tanığı ...; \"Davalı şirkette 10 senedir müşteri temsilcisi olarak çalışıyorum, her markaya göre farklı anlaşmalar vardır, bu anlaşmalarının koşul ve şartlarını yönetim belirler, benim görevim rutin olarak risturn bedellerinin tablosunu hazırlayıp karşı şirkete göndermektir, bu sebeple herhangi bir alt ciro baremi var mıdır, varsa bunun miktarı nedir bilmem, barem bedelini bilmiyorum.\" yönünde beyanda bulunmuştur.Bilirkişi raporu;Mahkemece mali müşavir ..., reklamcılık uzmanı ... ve hukukçu Doç. Dr. ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 02/09/2020 tarihli raporda; Davacı şirketin 2015, 2016, 2017 yıllarına ait ticari defter kayıtlarının incelendiği, söz konusu kayıtların usulüne uygun tutulduğunun tespit edildiği, 2015 yılı harcamalar incelendiğinde:  offline matrah 5.253.400,47 TL, online matrah 160.905,00 TL olup, offline 5.253.400,47 TL x %2 = 105.068,00 TL ve online 160.905,00 TL X %4 = 6.436,20 TL olmak üzere toplam 111.504,20 TL hakediş hesaplandığı,2016 yılı harcamalar incelendiğinde; offline matrah 4.581.692,00 TL ve online matrah 54.333,00 TL olup offline 4.581.692,00 x %2 = 91.633,84 TL ve online 54.333,00 X %4 = 2.173,32 TL olmak üzere toplam 93.807,16 TL hesaplandığı, 2017 yılı harcamalar incelendiğinde; offline 4.860.609,00 TL olup online matraf bulunmadığı ve offline 4.860.609,00 TL  x %2 =  97.212,17 TL hesaplandığı,Bu durumda toplam miktarın 302.523,54 TL hesap edildiği belirtilmiştir. Sektörel açıdan yapılan incelemede; \"Reklam sektörünün medya planlama alanında reklam veren - ajans - mecra arasında ilişkiler genel anlamda uzun yıllara dayanan güven ilişkisi üzerinden yürümektedir. Karşılıklı güven ilişkisinde yapılan anlaşmalarda ciro rakamlarının yüksekliği dikkate alınmadan genel olarak istisnalar olsa da sözlü anlaşma şeklinde olmaktadır. Yüksek cirolu reklam anlaşmaları reklam veren ve ajansların sahipleri veya tepe noktasındaki yöneticileri tarafından yapılmakta, yapılan bu anlaşmalar konuyla ilgili alt yöneticilere iletilmekte ve medya planlamaları bunların takibi bu yöneticilerin görevlendiği müşteri temsilcisi ve diğer çalışanlar tarafından yapılmaktadır. Risturn ödemeleri ise reklam ajansları tarafından medya planlama işini yaptıkları firmaların reklamlarını yayınladıkları mecralardan reklamın cirosuna göre aldıkları komisyon ücretidir. Başka bir deyişle “risturn ödemesi”; medya satın alma ajansının kendi müşterisine ait reklamların çeşitli medya kuruluşlarına ait TV, gazete, dergi, internet vb. Mecralarda yayınlanmasını sağladıktan sonra sonra yayın ücreti üzerinden medya kuruluşundan aldığı yüzde üzerinden hesaplanan geri ödeme veya komisyon bedelidir. Bu komisyonlarda oranlar reklamın mecrasına göre değişkenlik gösterdiği gibi cironun büyüklüğüne, küçüklüğüne göre de değişkenlik gösterir ayrıca reklam ajansı ve mecra arasındaki ikili ilişkilerde bu oranlarda etkendir. Ajansların mecralardan Risturn ödemesi aldığını bilen firmalar bu ödemelerden kendilerine de pay verilmesi için ajanslarla pazarlık yapmakta ve çeşitli oranlarda alt ciro tabanı belirlenerek veya belirlenmeden yapılan bu ödemelerden pay istemektedirler. Belirlenen bu paylar yıl sonu mutabakatında ücret olarak ödendiği gibi bir sonraki yılın medya planlamasında reklam alanı olarak da kullandırılmaktadır\" açıklamalarına yer verilmiştir.Taraflar arasındaki ticari ilişki yönünden yapılan değerlendirmede ise; \"Taraflar arasındaki ihtilafın risturn ödemelerinin belli bir cironun altında kaldığı zaman ödenip ödenmemesinden kaynaklı olduğu görülmektedir. Davacı, medya planlamasıyla ilgili yıllık bir alt ciro baremine bağlı kalmadan risturn ödemelerinin yapılması gerektiğini ve bununla ilgili müvekkiline ulaşan bir beyan olmadığını, davalı ise risturn ödemesi için mutabık kaldıkları alt ciro bareminin 6.000.000,00 TL (altımilyonTL) olduğunu beyan etmektedir. Tarafların her ikisi de tacir olmasına rağmen taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı ve ticari hizmet ilişkisinin yalnızca ticari uygulamaya dayalı olduğu görüldüğünden delillerin nihai değerlendirmesi Sayın Mahkemeye ait olmak üzere alt ciro bareminin bulunup bulunmadığına yönelik iki yönlü değerlendirme yapılacaktır.Taraflar arasında 2011 tarihinden beri süregelen bir hizmet ilişkisi olduğu, bu hizmet ilişkisi kapsamında ticari hizmet verildiği konusunda bir ihtilaf bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın temelde 2015 yılından beri yapılmadığı iddia edilen ödemelerin 6 milyon liralık bir alt ciro baremine dayanıp dayanmadığı üzerinde toplandığı anlaşılmaktadır. Tarafların her ikisinin de tacir olduğu göz önünde tutulduğunda TTK'ya göre basiretli davranma yükümlülüğü bulunmaktadır. TMK m.6'ya göre bir iddiada bulunan iddiasını ispatla mükelleftir. Dosya kapsamında incelenen bilgi ve belgelerden 6 milyon liralık alt ciro bareminin bulunduğu yönünde davalı tarafın dosyaya bilgi ve belge sunmadığı görülmektedir. Bu alt ciro bareminin var olup olmadığına dair kesin değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, dosya kapsamında ispat aracı bulunmadığı için alt ciro baremi olarak ifade edilen 6 milyon liralık sınırın bulunmadığı yönünde görüş oluşabilir.Ancak Sayın Mahkeme, davacı şirketin 2015 yılından beri 6 milyon liranın altında ciro yaptığını, bu yıldan itibaren de davalı şirkete fatura kesmediğini ve 2018 yılına kadar da davalı şirkete herhangi bir talep, ihtar ve itirazda bulunmadığını bunun ise taraflar arasında bir alt ciro baremine yönelik anlaşma olduğuna işaret edebileceğini dikkate alarak böyle bir baremin var olduğu sonucuna da ulaşabilir. Şöyle ki, Dosya kapsamında dava konusu olan ihtilaflı olay incelendiğinde davacı ve davalı arasında uzun yıllara ve karşılıklı güven ilişkisine dayanan ve sözlü olarak devam eden bir çalışma şekli olduğu görülmektedir. Davalı firmanın yetkilisi ... tarafından 23 Mayıs 2018 tarihinde “2017 yılı komisyon tutarı” başlıklı e-mail yazışmasında alt ciro baremi kastedilerek “biz bu koşulların yazdığı bir sözleşmeyi de sizlerle paylaştık ama çok ısrar etmemize rağmen sizin tarafınızdan maalesef imzalanmadı” şeklinde ifade edilmesine rağmen taraflar arasında yazılı bir anlaşma olmaksızın sözlü bir şekilde medya planlama çalışmalarına başlanılmış ve 5 yıl boyunca devam ettirilmiş olduğu görülmektedir.Bu süre zarfında davalı ajans tarafından 2013 ve 2014 yılı risturn ödemeleri yapılmış, 2015 yılı risturm ödemesi için davalı firmada müşteri temsilcisi olarak çalışan ... davacı firmaya 15/05/2016 tarihinde gönderdiği “geri ödeme” başlıklı, bilgilendirme alanında ... de yer aldığı e-mailinde “Mutabakatları tamamladık. 2015 risturn rakamımız ekteki tablodadır. İstersen bu rakamı faturalaşmak yerine reklam yeri olarakta kullanabilirsin tercihini konuşuyor oluruz.” şeklinde ifade etmiştir. Ayrıca ... davalı tanığı olarak 05/02/2020 tarihli duruşmada “anlaşmaların koşul ve şartlarını yönetim belirler, benim görevim rutin olarak risturn bedellerinin tablosunu hazırlayıp karşı şirkete göndermektir, bu sebeple herhangi bir alt ciro baremi var mıdır, varsa bunun miktarı nedir bilmem” şeklinde ifade vermiştir.Yukarıdaki 15/05/2016 tarihli ... tarafından yapılan e-mail yazışması ve mahkemedeki ifadesi dikkate alındığında müşteri temsilcisi olarak görevinin risturn ödemelerini hazırlamak ve davalı firmaya yollamak olduğu görülmüştür. Davalı firmada muhasebe ve mali işler müdürü olarak çalışan ...  ise ifadesinde 6 milyon TL alt ciro bareminden haberi olduğunu söylediği halde 2015 satın alma cirosu 6 milyon TL'nin altında kalan risturn ödeme tablosunu kendisinin hazırladığını ifade etmiştir. Risturn ödemesi konusunda mail yazışmasının cc bölümünde (bilgilendirme bölümünde) ismi bulunan davalı tarafın şirket yöneticisi olan ...'in konudan haberdar olarak ödeme yapılmasını engellediği bunun davacı tarafından da kabul edildiği ve ödeme konusunda ısrarcı olunmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır.Zira bu e-mail yazışmasından sonra 2015 yılı için davacı firma tarafından davalı firmaya risturn ödemesinin ücret olarak veya reklam kullanımı şeklinde yapılmasını istediğine dair dosyada herhangi bir yazışma görülmediği gibi, risturn ödemesinin ücret olarak yapıldığına veya reklam alanı olarak kullanıldığına dair de bir fatura veya ödeme dekontu bulunmamaktadır. Aynı şekilde 2016 yılı risturn ödemesi için de dosyada herhangi bir yazışmaya rastlanmamıştır.2015 yılında davalı ajans tarafından davacıya risturn ödemesi yapılmamasına rağmen 2016 ve 2017 yılları için davacı firma tarafından medya planlaması işi davalı ajansa verilmiş ve çalışmalara devam edilmiştir. Zira bu durum, davacı firma tarafından kabul edilmemiş olsaydı 2016 ve 2017 yıllarında anlaşma yapmayacağı gibi bu iki yıl için de mutabakat yapılıp risturn ödemesi talep etmesi gerekirdi. 2018 yılında ise taraflar arasında bir reklam anlaşması yapılmayarak taraflar karşılıklı çalışmalarını sonlandırmış 2017 yılı risturn ödemesi için davacı firmadan ... tarafından davalı firma yetkilisi ... yollanan 23/05/2018 tarihli “2017 yılı komisyon tutarı” başlıklı e-mail yazışmasında e-mailde “2017 alımlarımızın tutarı netleşti mi acaba? Faturayı göndermek istiyoruz, konuyla ilgili geri dönüş alabilir miyim lütfen. Ayrıca 2015 ve 2016 yıllarına dair komisyon için size kesilmiş fatura kayıtlarına da ulaşamadık. Şayet sizde varsa onları da iletir misiniz lütfen?” şeklinde yazıldığı görülmektedir.Her sene sonundan firmalar arasında mutad olarak yapılan karşılıklı mutabakat hesabının yapılmaması ve bundan doğan alacak-verecek hesabının belirtilmemesi ticari hayatın akışına aykırı bir durumdur. Lakin davaya konu olan olayda her sene karşılıklı mutabakatın yapıldığı varsayıldığında 2015 yılından itibaren reklam sözleşmesinin yenilenmediği 2018 yılı mayıs ayına kadar risturn ödemeleri konusunda 2015 yılındaki e-mailden sonra davacı firma tarafından davalı firmaya risturn ödemesinin ücret olarak veya reklam kullanımı şeklinde yapılmasını istediğine dair dosyada herhangi bir yazışma görülmediği gibi 2015 yılı ödemesi için tekrar bir hatırlatma yaptığına dair bir yazışma da bulunmamaktadır. Ayrıca risturn ödemesinin ücret olarak yapıldığına veya reklam alanı olarak kullanıldığına dair de bir fatura veya ödeme dekontu bulunmamaktadır. Buna karşın dava konusu olan risturn ödemesi yapılmamasına rağmen taraflar arasında 2016 ve 2017 yıllarında reklam çalışmaları devam etmiştir ki bu ticari hayatın akışına aykırı bir davranıştır. Davacı tarafından bu süre zarfında risturm ödemesi talep etmeden medya planlama anlaşmasının yenilenmesi ve 2 yıl boyunca hiçbir mutabakat ve risturn ödeme talebine yönelik bir yazışması olmadan çalışmaya devam edilmesi taraflar arasında medya satın alma konusunda bir alt ciro baremi olduğu kanaatine varılmasına sebep olmaktadır. Tabi ki, takdir tamamen Sayın mahkemededir.\" şeklinde tespit ve değerlendirmede bulunulmuştur.İstinaf sebeplerinin incelenmesi;Kural olarak alacaklı, alacağının tümü için dava açmak zorunda olmayıp, alacağının belli bir bölümünü dava konusu yapabilir. Bu bağlamda davacının alacağının şimdilik belli bir kesimi için açtığı dava, kısmi dava olarak adlandırılmaktadır. Kısmi dava, 6100 sayılı HMK'nın 109. maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında; \"Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir\" hükmü yer almaktadır. Davalı vekili, davacı tarafın kısmi dava açmakta hukuki yararı olmadığını ileri sürmüş ise de, talep konusunun bölünebilir olduğu, HMK'nın 109/1.maddesi uyarınca kısmi dava koşullarının oluştuğu, davacının kısmi dava açmakta hukuki yararının olduğu anlaşılmakla, kısmi dava açılamayacağı yönündeki itirazları yerinde görülmemiştir.Yargıtay'ın yerleşik hale gelen emsal kararlarında, dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının açıkça yazılı olması veya 6100 sayılı HMK'nın 107. maddesine dayanıldığının belirtilmesi gerekir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 18/02/2021 tarih 2019/4774 E. 2021/4322 K. sayılı ilamında bu husus \"alacağın belirsiz olduğunun dava dilekçesinde açıklanması  bu noktada önemsizdir. Zira alacak belirsiz ise alacaklının kısmi dava veya belirsiz alacak davası açma hakkı vardır. Dava dilekçesinde \"belirsiz alacak davası\" açıldığı yazılı değilse veya Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesine dayanılmamışsa, dava konusu miktarların 50-100-1000 TL gibi gösterilmesi halinde davanın kısmi dava olarak açıldığı kabul edilmelidir. Sonradan alacaklı tarafın davayı belirsiz alacak davası olarak nitelemesi sonuca etkili değildir.\" şeklinde ifade edilmiş olup Yargıtay 17. Hukuk Dairesi de 21/01/2021 tarih 2019/2997 E. 2021 331 K. sayılı kararında aynı görüştedir.Somut olayda, davacı tarafça dava dilekçesinde \"fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL'nin\" tahsili talep edilmiştir. Dava dilekçesinde eldeki davanın \"belirsiz alacak davası olarak\" yada \"HMK'nın 107.maddesine dayalı olarak\" açıldığına dair bir beyan bulunmamaktadır. Aksine 19/06/2019 tarihli ön inceleme duruşmasında davacı vekili \"...davamızı ıslah etme hakkımız saklı kalmak kaydıyla davamız kısmi alacak davasıdır...\" şeklinde beyanda bulunmuştur. Gerek dava dilekçesi gerekse beyan dikkate alındığında davanın kısmi dava olarak açıldığının kabulü gerekmektedir. Buna rağmen mahkemece 19/06/2019 tarihli  ön inceleme duruşmasında davacı vekiline davanın belirsiz alacak davası olarak mı yoksa kısmi dava olarak mı açıldığını açıklanması için süre verilmesi ve davacı vekilinin 03/07/20219 tarihli dilekçesi uyarınca davanın belirsiz alacak davası olarak kabulüne karar verilmesi hatalıdır. Davalı reklam ajansı, davacı ise reklam veren firmadır. Davacıya ait reklamların online ve offline mecralarda yayınlanması hususunda taraflar arasında anlaşma mevcuttur. Söz konusu reklamların anılan mecralarda yayınlanmasını davalı sağlayacaktır ve taraflar arasında süregelen ilişki uyarınca, davalı reklamın yayınlanması üzerine reklam mecralarından aldığı bedel üzerinden belli oranlarda davacıya risturn ödemesi yapacaktır. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmamakla birlikte, reklam cirolarından offline reklamlar için %2, online reklamlar için %4 oranında ödeme kararlaştırıldığı hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Dava konusu ihtilaf ise, bu oranlarda ödemelerin yapılmasının davacının reklam mecralarında 6.000.000,00 TL harcama hedefine ulaşması koşuluna bağlı olup olmadığı hususunda toplanmaktadır.Taraflar arasında 2011 yılından itibaren süregelen bir ilişki mevcut olup 2015 yılından önceki yıllarda davacıya risturn ödemesinin yapıldığı sabittir. Davalı tarafından, 2015 yılı ve sonrasında risturn ödemelerinin yapılmamasına, davacının 6.000.000,00 TL ciro baremine ulaşamaması gerekçe gösterilmektedir. Bilirkişi heyeti tarafından sadece 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlar incelenmiş, davacının 6.000.000,00 TL ciro baremine ulaşmadığı tespit edilmiştir. Ancak davacıya ödemenin yapıldığı önceki yıllara ait kayıtların incelenmemiş olması eksikliktir. Zira alt ciro bareminin davalı tarafça 2014 yılından sonra ileri sürüldüğü yönündeki davacı iddiasına karşılık, davalı ise davacıya en son 6.000.000,00 TL ciro baremine ulaştığı 2014 yılında risturn ödemesi yapıldığını savunduğundan 2011, 2012, 2013 ve 2014 yıllarına ait tarafların ticari defter ve kayıtları incelenerek, ödeme yapılan yıllarda davacının ciro miktarının tespit edilmesi, uygulamanın ne şekilde süregeldiğinin, davalının hangi koşullarda ödeme yaptığının belirlenmesi, davalı vekili tarafından rapora karşı sunulan itirazların incelenmesi gerekmektedir. Tüm bu hususlar gözetilerek bilirkişi heyetinden ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi ve davalı vekilinin itirazlarının değerlendirilmemesi doğru görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile anılan hususlarda inceleme yaptırılması için ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, Dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yapıldıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul  19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/800 E. 2021/12 K. sayılı 06/01/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,4-Davalı tarafından yatırılan  istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"87f458135ed69382","SID":"62db5379de95c01d"}}