{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1808 <br>KARAR NO: 2024/432<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL AND. 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22.06.2022<br>ESAS NO: 2014/1821 <br>KARAR NO: 2022/571<br>DAVA: İflas (İİK'nun 177/4)<br>DAVA TARİHİ: 13.10.2014<br>KARAR TARİHİ: 27/03/2024<br> 6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ticari merkezi Kadıköy olan davalı şirketin Gebze'deki fabrikasında 24 yıl 5 ay 5 gün boyunca iş sözleşmesi ile çalıştığını, kıdem tazminatı  ve ikramiye alacağının ödenmediğini, fazlaya ilişkin istem ve dava haklarını saklı tutarak 23.01.2007 tarihinde Gebze 2 İş mahkemesinde tahsil için dava açtığını, ve 21.04.2009 tarihinde taleple bağlı lehine karar alındığını, yerel mahkeme kararının Yargıtay tarafından onandığını, yasal süreçler geçtiği halde davalının davacının alacağını ödemediğini, davacının kıdem tazminatı alacağının 38.629,00 TL olduğunu, bu miktarın 6.000,00-TL lik kısmını Gebze 2. İş Mahkemesinin 2007/44 esas sayılı dosyasıyla hüküm altına alındığını, bakiyenin 32.629,00TL'lik kısmı Gebze 3. İş Mahkemesinin 2012/517 esas sayılı takip dosyası ile taraflarınca talep edildiğini, yerel mahkemenin 29.11.2012 tarihinde 2012/517 esas ve 2012/839 karar sayılı hükmü ile tazminatlarını yasal faizi ve ferileriyle birlikte davalı şirketten alınması yönünde hüküm kurulduğunu, Gebze 3. İş Mahkemesinin 2012/517 esas sayılı dosyası üzerinden alınan ilam İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile işleme konduğunu, borçluya tebliğ edildiğini, ancak borçlunun diğer alacakları gibi bu alacağını da ödemediğini, açıklanan sebeplerle Davalı ... A.Ş.'nin iflasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket hakkında mahkememizin 2009/656 esas sayılı iflas erteleme konulu dava dosyasında davanın kabulüne ve davalı şirketin iflasının 12.10.2010 tarihinden itibaren 1 yıl süre ile ertelenmesine ve 25.06.2009 tarihli tedbir kararının davamına karar verildiğini, yine mahkememizin 2011/1181 esas sayılı dosyasıyla yapılan inceleme de belirtilen iflas erteleme ve 25.06.2009 tarihli tedbir kararının devamına kararı verildiğini, iş bu dava dosyasının da derdest olduğunu, dava dosyasının sonuçlanmasının beklenilmesini talep ettiklerini, arz olunan ve taraflarınca resen gözetilecek usul ve esasa ilişkin sebeplerden dolayı davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece \"Dava, İİK'nun 177/4 maddesi uyarınca ilama dayalı alacağın ödenmemesi üzerine doğrudan iflas talebidir. Yapılan yargılama uyarınca; davacının işçi alacaklarına dair Gebze 2. İş Mahkemesinin 2007/44 E. 2009/293 K sayılı ilamı uyarınca Kocaeli .... İcra Müdürlüğünün ... E takip sayılı dosyası ile Gebze 3. İş Mahkemesinin 2012/517 E 2012/839 K sayılı ilamı uyarınca başlattığı İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı ilama dayalı takip dosyaları uyarınca işçi alacağının ödenmediği, bu defa mahkememizden İİK'nun 177/4 maddesi uyarınca doğrudan iflas talebinde bulunulduğu, mahkememiz tarafından gerekli ilanların yapıldığı, şirket temsilcilerinin usulüne uygun olarak duruşmaya davet edildiği, ancak gelmedikleri ve kesinleşmiş mahkeme ilamlarına rağmen borcun ödenmediği anlaşılmakla yasal olarak şirketin iflasına karar vermekten başka yol olmaması nedeniyle açılan davanın kabulüne\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme gerekçeli kararında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında her ne kadar borçlu /davalı müvekkil şirkete ödeme emrinin tebliğ edildiği belirtilmişse de anılan icra dosyasından yapılan tebligatın usule uygun olarak tebliğ edilmediği hususunu nazara alınmadan hüküm tesis etmiştir. İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından inceleme yapılarak konusunda uzman bilirkişilerden rapor alınmış ve müvekkili şirket hakkında iflasına yer olmadığına karar verilmişken Sayın yerel Mahkeme iş bu hususları nazara almadan, konusunda uzman bilirkişilerce inceleme yaptırılmadan, sadece davacının iddia ve belgelerini nazara alarak davanın kabulüne karar vermiştir. Ayrıca, Sayın Mahkemenin nazara almadığı önemli bir husus daha vardır ki; davalı müvekkil şirkete kanunda açıkça yer aldığı şekilde süre vererek teminat yatırması hususunda depo kararı verilmesi gerekirken Sayın yerel mahkeme depo kararı vermeden ve bu kararı usulüne uygun şekilde davalı müvekkil şirkete bildirmeden dosyada hüküm tesis etmiştir. Oysa ki; sayın mahkeme, davalı müvekkil şirkete kanunda yer alan şekilde teminatın depo edilmesi yönünde karar vermiş olsa idi davalı müvekkil şirketin dava konusu ilama dayalı borcu ödeme kabiliyetine sahip olduğunu açıkça görebilecek idi.\" şeklinde beyanda bulunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.Dava, İİK 177/4. Maddesi gereğince doğrudan doğruya iflas istemine ilişkindir.Davacının işçi alacaklarına dair Gebze 2. İş Mahkemesinin 2007/44 E. 2009/293 K sayılı ilamı uyarınca Kocaeli ... İcra Müdürlüğünün ... E takip sayılı dosyası ile Gebze 3. İş Mahkemesinin 2012/517 E 2012/839 K sayılı ilamı uyarınca başlattığı İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı ilama dayalı takip dosyalarında davalıya icra emirlerinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, işçi alacaklarının davalı tarafça ödenmediği, ilamların kesinleştiği görülmektedir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2004 sayılı İİK ‘nun 177.maddesinde, “ Doğrudan Doğruya İflas Halleri “ üst başlığı altında, “Evvelce takibe hacet kalmaksızın iflas”, “ Alacaklının talebi” düzenlenmiştir. 177/1. fıkrada, aşağıdaki hallerde alacaklının evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebileceği ifade edilmiştir. Yasada belirtilen “4” bent ise sırasıyla,\"1- Borçlunun  malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoluyla  yapılan takip sırasında mallarını saklarsa; 2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa; 3-308 inci maddede ki hal varsa; 4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse,..” şeklinde sayılmıştır. İlamı icraya koyarak borçluya icra emri gönderen alacaklı, icra emrine konu alacağın ödenmemesi üzerine haciz yolu ile takibe devam edebileceği gibi haciz yolu ile takibini İİK 43/2'ye göre iflas yoluna çevirmeden ticaret mahkemesine başvurarak borçlunun doğrudan doğruya iflasına karar verilmesini isteyebilir. Bu halde borçluya icra emri tebliği yeterli olup, ayrıca iflas ödeme emri tebliğine gerek bulunmamaktadır. İİK'nın 177/4 maddesi gereğince doğrudan doğruya iflas davası açmak için kural olarak ilamın kesinleşmesine gerek yoktur. Ancak, takibin dayanağı ilam için istinaf mahkemesinden ya da Yargıtay'dan \"icranın geri bırakılması\" kararı alınması halinde ticaret mahkemesi, ilamın kesinleşmesini \"bekletici mesele\" yapmalıdır (Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, 2. Baskı, sayfa 726). Somut olayda ilamlar kesinleşmiştir.İflas davasında yetkili mahkeme, İİK'nın 154/3 maddesi uyarınca borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesidir. Bu yetki, kamu düzenine ilişkindir. Davalı şirketin muamele merkezi Maltepe/İstanbul olup, dava görevli ve yetkili mahkemece açılmış, davacı tarafından İİK'nın 160.maddesi uyarınca iflas avansı yatırılmıştır. İİK 177/son maddesi göndermesi ile İİK 178/2 ve İİK 166.maddesi uyarınca Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ve ... Gazetesinde 09/02/2022 tarihinde yasal ilanlar yapılmıştır. İİK'nın 177/1.4. bent 2. cümlesi, ''Türkiye'de yerleşim yeri veya mümessili bulunan borçlu dinlenmek için kısa bir müddette mahkemeye çağırılır'' hükmü uyarınca davalı şirket temsilcisinin dinlenilmek üzere meşruhatlı davetiye ile çağrılması, davetiyeye uyarak gelmesi halinde dinlenmesi gerekmektedir. Bu hüküm emredici nitelikte olduğundan mahkemece re'sen gözetilmesi zorunludur. Dosya kapsamı incelendiğinde; davalı şirket yetkililerine bizzat davetiye tebliğ edildiği, şirket yetkililerinin duruşmaya katılmadığı mahkemece yasa hükmünün yerine getirildiği anlaşılmıştır.  İİK 37 ve İİK 177/4 hükümlerine dayanılarak açılan iflas davalarında depo emri  çıkartılmasına gerek bulunmamaktadır. Mahkemece icra emri tebliğine rağmen ödeme yapmayan davalı şirketin iflasına karar verilebilir. (Yargıtay 19.HD 08/10/1998 5729/5865- 03/03/2005 12356/2159) Davanın konusuz kalabilmesi için davaya dayanak yapılan ilamlı takibe dayalı dosya borcunun tamamen ödenmesi gerekmektedir. Davalının borcu ödemediği sabittir.Yine davalı vekili, davalı şirketin borca batık olmadığını ileri sürmüş ise de; doğrudan iflası düzenleyen İİK'nın 177/1.4 maddesinde yer alan şekli düzenleme nedeniyle davalının aciz halinde olup olmaması önem taşımadığı gibi ( Yargıtay 19. HD 12/07/2007 3244/7428) icra emrine rağmen borcun ödenmemesi karşısında, bu aşamadan sonra ödeme kabiliyetinin bulunması yada tasarrufu dışında sebeplerle ödeme yapılamaması ise bir önem arz etmemektedir. Sonuç olarak, istinaf başvurusunda bulunan davalı, icra emri tebliğine rağmen ilama bağlı alacağı ödemediğinden, İİK'nın 177/1.4. Maddesi uyarınca iflas kararı verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.İlk derece mahkemesince hukuki nitelendirmenin dosya kapsamına uygun olarak belirlendiği, ihtilafa uygulanması gereken yasal mevzuatın doğru olarak tespit edildiği, taraflarca ileri sürülen iddia ve savunmaların tartışılarak gerekçeli kararın oluşturulduğu, hükmün yasal unsurları taşıdığı, karar gerekçesiyle hüküm fıkrasının birbiriyle uyumlu olduğu belirlendiğinden ve re'sen yapılan incelemede kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilemediğinden, usul ve yasaya uygun olan karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nun 361/1. fıkrası ve 2004 sayılı İİK'nın  181.maddesi yollaması ile İİK'nın 164. maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.27/03/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5f283c7822dfba24","SID":"76bc2ef30aa8e62d"}}