{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2020/1746 <br>KARAR NO\t\t: 2024/728<br>KARAR TARİHİ\t: 28/03/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/07/2020<br>NUMARASI\t\t: 2017/1486 Esas 2020/448 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 28/03/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 28/03/2024<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı-alacaklı ile davalı arasında cari hesap ilişkisine dayalı ticari ilişkinin bulunmakta oluğunu, İşbu dava konusu icra takibine konu borcun, davacının davalıya teslim ettiği malların bedellerine ilişkin olarak davacı tarafından tanzim edilen , fakat bedelleri davalı tarafından ödenmeyen faturalar uyarınca meydana gelen 24.07.2017 tarihli ve 24.937,88.-TL tutarındaki cari hesap bakiyesi borcundan dolayı olduğunu, Davacı tarafından defalarca söz konusu borcun ödenmesi davalıdan talep edilmiş ise de davalı tarafından borcun uzunca bir süre ödenmemei üzerine işbu takibe girişilmiş olduğunu,Davalının ödemeyi geciktirebilmek için işbu icra takibine kötüniyetli bir şekilde ititraz etmiş olduğunu,  Arz ve izah edilen nedenlerle, İzmir 19. İcra Müdürlüğü’nün 2017/10367 sayılı talip dosyası ile girişilen takibin davalının borca ve diğer tüm ferilerine karşı ileri sürdüğü vaki itirazlarının iptali ile takibin devamına, alacağın %20den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve bu tazminatın davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile yasal vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini  talep ve dava  etmişlerdir. <br>CEVAP: Davalı şirketin cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.<br>MAHKEMECE: \"...,Tarafların iddia ve savunmaları kapsamında ileri sürmüş oldukları delilleri mahkememizce toplanmıştır. <br>Mahkememizce aldırılan   10/12/2018 tarihli bilirkişi raporunda; davacı ... tarafından davalı ... San. Tic. Ltd. Şti firmasına kesmiş olduğu faturalar içeriği malların teslim edildiğinin kanıtlanmamış olduğu görüş ve kanaati ile Davalı ... Sanayi Tic. Ve Ltd. Şti firmasının davacı ... firmasına borçlu olmadığı görüş ve kanaatini bildirmiştir. <br>28/02/2020 tarihli bilirkişi raporunda ; Davacı şirketin 2014,2015,2017,2018 yıllarına ait Ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK 64/3. Maddesine göre noterden açılış onaylarının ve yevmiye defterlerinin kapanış onaylarının yaptırılmış olduğu tespit edilmiş olup,  Takdiri Sayın Mahkeme'nize ait olmak üzere; davacı şirketin ticari defterlerinin  6100 sayılı H.M.K 222. Maddesine göre delil vasfına sahip olma niteliğinde olduğu, Davacının ticari defter dökümlerine davalı ile 2014 yılında başlayan ticari ilişkileri olduğu, takip ve dava konusu yapılan cari hesap bakiyesini oluşturan ve davacının ticari defterlerinde kayıtlı olan faturaların ve fatura muhteviyatı malın davacı yanca davalıya teslim edildiğinin ispatlanamaması nedeni ile takip ve dava tarihi itibari ile davacının davalıdan alacaklı olmadığı kanaatine varılmıştır.<br>Davacı  davaya dayanak yapmış olduğu alacağını 2014 yılı Aralık döneminde vergi dairesine bildirmiş fakat Davalının celp edilen vergi kayıtlarında bu fatura kaydına rastlanmamıştır. Malın teslimine ilişkin ispat yükü davacı üzerinde olup teslim olgusu hukuki olup yazılı delille ispat edilmesi gerekmektedir. Davacı teslimi ispat için davalının isticvabını ve tanık deliline dayandığını belirtmiş ise de   dava konusu alacağın tanıkla ispat miktarını geçmekte olması sebebi ile tanık dinletme talebi Mahkememizce kabul edilmemiştir. Ayrıca isticvap vakıalara ilişkin hususlarda mümkün olup hukuki bir konu olan fatura içeriği malın teslimi için mümkün değildir. Teslimin yazılı delille ispatı gerekmektedir. Davacı yemin deliline de dayanmamıştır. Davacı davaya konu etmiş olduğu alacağına dayanak fatura içeriğindeki malları teslim ettiğini ispat edememiştir.<br>Denetime ve hüküm kurmaya elverişli ve tüm dosya kapsamı ile uyumlu  bilirkişi raporlarındaki tespit ve değerlendirmeler de dikkate alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir, gerekçesi ile,\" Davanın reddine,\" şeklinde karar verilmiştir,<br>Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararının tüm hüküm ve sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılması gerektiğini, müvekkilinin, davalı ile güvene dayanan bir ticari ilişki içerisinde olduğunu, bu nedenle irsaliyelerin tam ve gereği gibi düzenlenmesine ihtiyaç duymadığını ve ticari ilişki kapsamında faturalara konu tüm malları elden ve bizzat teslim ettiğini, nitekim bu hususun senetle ispatı gereken bir husus olmayıp; tanık delili ile ispatlanacak bir husus olduğunu, aynı davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin yetkilisi sıfatına haiz şahsın 6100 Hukuk Muhakemesi Kanunu madde 169 hükmü gereğince isticvap davetiye yoluyla çağrılması halinde de ispatlanabilecek, açığa kavuşturulabilecek bir husus olduğunu, tahkikat aşamasında defalarca bu hususun altını çizmelerin rağmen yerel mahkemenin bu yöndeki taleplerini  reddettiğini ve böylece savunma haklarını kısıtladığını, nitekim 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 64/III hükmü uyarınca müvekkilinin 2017 yılına ait yasal ticari defterleri kendi lehine delil teşkil eder durumda olduğunu, artık bunun aksini iddia etmenin mümkün olmadığını, nitekim davanın ispatı bakımından bu hususun başlı başına yeterli olup; tanık, yemin gibi başkaca bir delillerin varlığına gerek olmadığını, ancak yerel mahkemenin nedense salt irsaliyelerin imzasız olduğu hususuna takıldığını ve diğer her şeyi deyim yerindeyse görmezden geldiğini belirterek istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının itirazları  doğrultusunda kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, cari hesaptan kaynaklı  icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br> TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi \" (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>    (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. \" şeklinde düzenlenmiştir.<br>“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;<br>“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.<br>(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.<br>(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.<br>(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.<br>(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.<br>28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.<br>İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.<br>İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.<br>Davacı taraf,  tanzim edilen fakat bedelleri davalı tarafından ödenmeyen faturalar uyarınca meydana gelen 24.07.2017 tarihli ve 24.937,88.-TL tutarındaki cari hesap bakiyesi borcunun ödenmediği, davalının başlatılan  icra takibine de itiraz ettiği iddiasıyla dava açmış,  davalı, cevap dilekçesi sunmayarak davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, ispat yükü üzerinde olan davacının mal teslimini kanıtlayamadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin  tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM     : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/07/2020 tarih, 2017/1486 Esas ve 2020/448 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 373,20 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 28/03/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e0abe48ff6aad486","SID":"664519f480a605b2"}}