{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ  : 29/03/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ : DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ : 23/01/2024<br>DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ : 29/03/2024<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Başkanın görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, davaya konu şirketler birer aile şirketi olup aile şirketlerine davacının ortak olduğunu, ... A.Ş müvekkilin babası ... ve kardeşleri tarafından kurulmuş devam kuruluşundan sonra müvekkil çalışmaya hayatına bu şirkette başlamış en nihayetinde bu şirkette yıllarca çalışmaya devam ettiğini, çalışması karşılığında ilk başta ... tarafından müvekkiline ... A.Ş. yönetim kurulu başkan yardımcılığı görevi verilmiş ve ayrıca ilk olarak %2 hisse verildiğini, müvekkilinin ... A.Ş'de olan emekleri karşılığında %100 hissesinin %26’sı müvekkiline devrinin kararlaştırıldığını, devirden önce ve sonra müvekkiline ödenen kar payı ödemeleri ile müvekkiline o dönemde verilmiş geniş kapsamlı şirket vekaleti, müvekkilinin ortak olarak yapmış olduğu faaliyetler ve kefaletler bu durumu ayrıca sübuta erdirdiğini, davalı ... A.Ş'nin %26 lık payının müvekkilinin emanetçisi olan ... alınarak müvekkiline tescil edilmesini talep ettiklerini, diğer muhatap ... Ticaret Limited Şirketi’nin ise her ne kadar hisseleri ... ve ... adına kayıtlı olsa da bu şirket müvekkilinin ortaklık talep ettiği (ortağı olduğu) ... A.Ş nin sermayesi ve kaynakları ile kurulmuş bir şirket olup bu şirket hisselerinin %33’ü müvekkiline ait olduğunu, davalı ... ile ... ilgili ... şirketini kuracak ayrı ne bir sermayeleri ne de bir makine araç parkurları bulunmadığını, dava konusu edilen hisse payları olduğu için davalıların dava konusu şirketlerin yönetiminde devam etmeleri halinde müvekkilinin haklarının önüne geçmek adına yapacakları muvazaalı işlemlerin önlenmesi adına davalı şirketlere Yönetim kayyımı atanmasını, mahkemece yönetim kayyımı talebimiz uygun görülmemesi halinde denetim kayyımı atanmasını talep ettiklerini, davaya konu şirketlere ait ... bünyesinde tutulan maden arama ve çıkarma ruhsatları kaydı ile .... . .... ve şirketlere ait menkul ve gayrimenkuller kaydına 3. kişilere devrinin önlenmesi için teminatsız olarak tedbir konulmasına, mümkün olmaması halinde davalıdır şerhi işlenmesine ... emaneten bulunan .... A.Ş’nin %26 lık hissesinin müvekkile tescili bu durumun şirket pay defterine derç edilmesine, ... ve ... emaneten bulunan ... Ticaret Limited Şirketi nin %33 lük hissesinin müvekkiline devir ve tesciline, mümkün olmaması durumunda fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile inançlı işlem nedeniyle uğranılan zararın şimdilik 100,00 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tazminine, dava konusu edilen hisse payları olduğu için davalıların dava konusu şirketlerin yönetiminde devam etmeleri halinde müvekkilinin haklarının önüne geçmek adına yapacakları muvazaalı işlemlerin önlenmesi adına davalı şirketlere yönetim kayyımı atanmasına, mahkemece yönetim kayyımı talebi uygun görülmemesi halinde denetim kayyımı atanmasına, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince verilen ara kararda; \"HMK.'nun 389. maddesinde; ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\"<br>6100 sayılı HMK 389 ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir  hukuki müsessesi ile davanın açılması ve hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması mümkündür. Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilecek hükmün icrası, mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir müessesesi kabul edilmiştir. <br>6100 sayılı HMK'nın 390. maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. <br>Kanunun lafzından anlaşıldığı üzere, ihtiyati tedbir kararı ancak ilgili dosyada uyuşmazlık konusu hakkında verilebilir. Davaya konu uyuşmazlık şirket hissesinin davacı adına tescili, bu mümkün olmadığı takdirde bedelinin tahsili talebine ilişkin olup, tedbir talep edilen davalı şirketlerin menkul ve gayrimenkulleri ya da şirkete ait maden ruhsatı davada uyuşmazlık konusu olmadığından, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Davacı vekili ayrıca davalı şirketlere yönetim kayyumu atanmasını, bu talep uygun görülmediği takdirde denetim kayyumu  atanmasını talep etmiştir.<br>Davacı taraf davalı şirketlerde hissesi olduğunu iddia etmekte olup, hali hazırda davalı şirketlerin resmi kayıtlarında davacı pay sahibi değildir. Pay sahibi olmayan davacı tarafın davalı şirketlere kayyum atanmasını talep edebilmesi mümkün olmarığı gibi, şirketlerde asıl olan, ortakları tarafından alınan kararlar ile belirlenen yöneticiler tarafından yönetilmesidir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık her açıdan yargılamayı gerektirmekte olup, yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle davacı tarafın iddialarının yaklaşık olarak ispatının sağlanamadığı, yargılamanın ilerleyen aşamalarında değişen durum ve koşullara göre ihtiyati tedbir koşullarının mahkemece yeniden değerlendirilebileceği de dikkate alınarak davacının bu talebinin de reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  davaya konu şirketlerin birer aile şirketi olduğunu, bu aile şirketlerine davacının resmi sicillerde yer almamış olsa da ortak olduğunu,  müvekkilin çalışma hayatına bu şirkette başladığını ve yıllarca çalışmaya devam ettiğini, bu çalışması karşılığında ilk başta ... tarafından müvekkiline ... A.Ş. yönetim kurulu başkan yardımcılığı görevi ve ilk olarak %2 hisse verildiğini, akabinde bu yüzde 2 hisseyi müvekkilden ... ve ... devretmesinin talep edildiğini, müvekkilin bu devri herhangi bir bedel almadan gerçekleştirdiğini, devam eden süreçte Müvekkil şirket hissedarı ve ortağı sıfatı ile çalışmalarına devam ettiğini, müvekkilin ... olan emekleri karşılığında %100 hissesinin %26’sı müvekkiline devrinin kararlaştırıldığını, Kardeşler arası eşitlik olması adına şirkette hiçbir faaliyeti ve emeği olmayan ... adına da  %26 olmak üzere hisse devri kararlaştırıldığını, ancak müvekkilin o dönemdeki mevcut evliliğinde ve kendi özel iş hayatında devam eden sıkıntılı süreçler aynı zamanda vergi borçları nedeniyle müvekkilin hissesi olan %26 lık pay yönetim kurulu başkanı olan ... tarafından emaneten kardeşi ... ’a öncelikle %50 ve devamında yüzde 2 olmak üzere iki safhada devredildiğini, bu devirden önce ve sonra müvekkile ödenen kar payı ödemeleri ile müvekkile o dönemde verilmiş geniş kapsamlı şirket vekaleti, müvekkilin ortak olarak yapmış olduğu faaliyetler ve kefaletlerin bu durumu ayrıca sübuta erdirdiğini, öte yandan diğer muhatap .... Limited Şirketi’nin ise her ne kadar hisselerinin ... ve ... adına kayıtlı olsa da bu şirketin müvekkilin ortaklık talep ettiği (ortağı olduğu) ... A.Ş nin sermayesi ve kaynakları ile kurulmuş bir şirket olduğunu, bu şirket hisselerinin %33’ünün müvekkiline ait olduğunu, bu şirket de esasen eşit üç ortaklı olarak kurulması gerekirken müvekkilin geçmiş dönemden yaşadığı hukuki sıkıntılar sebebi ile %50 %50 mevcut ortakları adına kurulduğunu, bu sebeple de davalı ... Ticaret Limited Şirketi  %33.3 lük payının müvekkiline ait olup iş bu şirketin belirttikleri payının müvekkile tescilinin gerektiğini, davalı ... evveliyatında .... ülkesinde eşi ile yaşamaktayken davalı  ... A.Ş ile hiç bir ilgi ve alakası yokken müvekkil ve ailesinin (anne ve babasının) talebi ile Türkiye'ye döndüğünü ve yerleştiklerini, dolayısı ile davalı ... davalı şirketlerden ... hiç bir ilgisi, bilgisi ve bu şirkette çalışmışlığı ve emekleri yokken özellikle müvekkilin iyiniyetli daveti ile ... gelip yerleştiklerini, daha açık bir anlatımla müvekkilin ve ailesinin inisiyatifi ile davalı ... A.Ş ye ortak edilen ... gelinen gün itibari ile öz kardeşi olan müvekkile sırtını döndüğünü, müvekkilin uhdesinde tuttuğu hisselerini vermeme yoluna gittiğini, davalı şirketi babası ile bugünlere getiren şirketin büyümesinde büyük emekleri olanın müvekkili olup kendisine ait hisselerin davalı ile aralarındaki sonradan çıkan husumet nedeni ile verilmediğini, yukarıda da belirttiğimiz üzere davalı ...'un öncesinde ... ülkesinde bambaşka işler ile iştigal etmekte iken müvekkilimin iyi niyetli ısrarları ve baba ve annelerinin talepleri ile eşi diğer davalı ... ile ... döndüklerini, bu durumun hem geçmiş pasaport kayıtları hem de tanık anlatımları ile subut bulacağını, davalı ... ve ... ve müvekkil ... A.Ş de olan faaliyetlerine devam etmekte iken başkaca maden sahalarında faaliyet göstermek üzere diğer davalı ... şirketini üç ortaklı olarak kurmak istediklerini, ilgili şirketin kurulduğu dönemlerde müvekkilin içinde bulunduğu kamu borçları ve özel borçları nedeni ile de bu şirketin iki davalı adına kurulmasına karar verdiklerini, en nihayetinde ilgili şirketin davalı ... ve ... adına kurulduğunu, müvekkilin yıllarca davalı ... A.Ş adına tam yetkili olarak çalıştığına dair geniş yetkileri içerir vekaletname sureti delil olarak dava dilekçesi ile mahkeme bilgilerine sunulduğunu. bu vekaletnamenin dahi müvekkilin davalı ... A.Ş nin ortağı olduğunun en açık ispatı olduğunu, müvekkil ... nezdinde davalı şirket tarafından kullanılan krediye müvekkilin kefil olduğunu ve şirketin idamesi için şahsi kefaletini ortaya koyduğunu, gerek emek gerekse mal varlığını sermaye koyarak ortak olduğunu, bu ortaklığın müvekkilin ailevi durumları nedeni ile bazen resmi olarak devam ettiğini bazen de adi ortaklık hükümlerince devam ettiğini, müvekkil tüm ruhsat ve işletmelere ortak olduğu halde hissesini talep ettiğini ve hissesi kendisine iade edilmediğini, yine davalı şirketten müvekkiline uzun süre ödenmiş olan ödemelerin banka hesap hareketleri celp edildiğinde ayrıca ortaya çıkacak bu durum müvekkilin şirket ortağı olduğunu sübuta erdireceğini, davaya konu şirketlerdeki hakları müvekkilin yıllarca zor şartlarda çalışarak elde ettiği hakları olduğunu, gelinen gün itibari ile davacıya ait şirket hisselere davalılar tarafından fikir birliği içerisinde iade edilmemekle birlikte şirketlere ait maden ruhsatlarının ve taşınmazların ve kıymetli makine ve ekipmanları başkaca şahıslara devir edileceği tehdidi altında müvekkilinin hakkını arama hakkının elinden alınmak istendiğini, Yukarıda açıklanan sebepler muvacehesince davalılar uhdesinde bulunan emanet hisselerin şirketlerin içerisi boşaltılmadan iadesi için huzurdaki davayı açma ve yargılama sürecinde hak kayıplarının önüne geçilmesi amacıyla ihtiyati tedbir talep etme gereğinin hasıl olduğunu, ihtiyati tedbirin, “kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş, geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki koruma” olarak tanımlandığını, etkin hukuki korumanın ve hak arama hürriyetinin zorunlu bir parçası olan ve anayasal bir temele sahip olan geçici hukuki korumanın, asıl hukuki korumaya ek olarak benimsenmesinin temelinde, telafisi imkansız sonuçların ortaya çıkmasının önlenmesinin yattığını, yukarıda ayrıntılı bir şekilde izah edildiği üzere haklı davaları neticelendirilene kadar geçecek süre içerisinde davalılarca gerçekleştirilecek haksız eylemlerle müvekkilin kavuşmayı talep ettiği haklarının zarara uğrayacağını, telafisi imkansız zararların ve hak kayıplarının önüne geçmek amacı ile talep etmiş oldukları ihtiyati tedbir taleplerinin ilk derece mahkemesince reddedilmesinin kabul edilebilir hiç bir tarafı olmadığını,  ilk derece mahkemesi dosya kapsamında sundukları hiç bir delili değerlendirmediğini; menkul, gayrimenkullerin ve maden ruhsatının dava konusu olmadığından ayrıca davacının resmi kayıtlarda pay sahibi bulunmadığından bahisle tedbir taleplerinin tamamını reddettiğini, Maden ruhsatlarının, menkul, gayrimenkul malları davalı şirketlerin esas sermayelerine ilişkin olması nedeni ile uyuşmazlık konusu olmadığından bahisle ihtiyati tedbir talebinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Konuya ilişkin Maden Kanunu’nun 40. Maddesinde; \"...Ancak işletme hakkı ile bir bütün teşkil eden 1 inci fıkrada yazılı tesis, vasıta, alet ve malzemenin tamamı veya çıkarılmış cevherlerle bu cevherlerin bakiyeleri ve cürufu üzerine haciz ve ihtiyati tedbir konulabilir...\" denildiğini,  Madenin işletilmesi amacıyla gerekli olan tesisteki vasıtaların üzerine tek tek haciz ve ihtiyati tedbir konulamayacağını; ancak işletme hakkı içerisinde yer alan her türlü ekipmana bir bütün halinde haciz veya tedbir uygulanabileceğini. bu kapsamda dava dilekçesi ile talep ettikleri üzere davalı şirketlere ait menkul, gayrimenkul ve işletme ruhsatı üzerine tedbir konulması hususunda hukuka aykırılık bulunmadığını, HMK 390. maddesinde tedbir talep eden tarafın dilekçesinde dayandığı tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerektiğinden bahsettiğini, ilk derece mahkemesinin izah edilen madde kapsamında gereken şartları taşır niteliklere haiz ihtiyati tedbir taleplerini hukuku aykırı gerekçelerle reddi yönündeki ara kararın kaldırılarak tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yazılı gerekçeyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi ara kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden alınmasına yer olmadığına, <br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. 29/03/2024<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"487eacd76d71071e","SID":"5480c6280ca69cd5"}}