{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2024/202 <br>KARAR NO\t: 2024/559<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                           K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/11/2019<br>NUMARASI\t\t: 2018/312 E.  -  2019/424 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLLERİ\t: <br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali ve Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tDairemizin 24/02/2022 tarih ve 2020/875 E. - 2022/229 K. sayılı kararı, yapılan temyiz başvurusu sonucunda Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/12/2023 tarih ve 2022/3693 E. - 2023/7578 K. sayılı kararı ile bozulmuş olmakla, dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili Şirketin İngiltere menşeli, endüstri, tarım ve inşaat sektöründe kullanılan iş makineleri üretimi konusunda uzman bir şirket olduğunu, müvekkiline ait ... markasının tanınmış marka olarak kayıtlı bulunduğunu, ayrıca yalnızca şekilden ibaret tescilli markanın da olduğunu, davalı Şirketin ise 2017/17325 sayılı \"...+şekil\" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın önce Markalar Dairesi Başkanlığı, sonrasında ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili markaları ile dava konusu başvuru arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olduğunu, marka kapsamlarındaki malların da aynı bulunduklarını, davalı Şirketin başvurusunun kötü niyetli olduğunu, zira başvuru sahibi Şirketin adresinde üç farklı aramada müvekkiline ait  markalarını taşıyan taklit ürünlerin ele geçirildiğini, bu nedenle şirket yetkilisi ... ...’ın 2 ayrı davada, ... ...’ın ise 1 davada cezalandırılmasına karar verildiğini ileri sürerek, YİDK'in 2018-M-4223 sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava  etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı Şirket vekili, müvekkilin 1990 yılında kurulduğunu, sektörün önde gelen yedek parça sağlayıcısı olduğunu, müvekkili başvurusu ile davacı markaları arasında  hiçbir benzerliğin bulunmadığını, markalarda yer alan kelime unsurlarının farklı olduğunu, davacı markasını oluşturan yamuk şeklinden ibaret markanın zayıf marka niteliğinde bulunduğunu, müvekkilinin ticaret unvanı nedeniyle dava konusu başvuru üzerinde kazanılmış hakkının olduğunu, müvekkili adına tescilli 2005/16194 sayılı markanın davacı markalarından önceki tarihli bulunduğunu, markalarda yer verilen sarı ve siyah renklerin tehlikeli iş alanlarında sıklıkla kullanıldıklarını, yine ambalaj üzerinde aynı markanın belli aralıklarla bir sıralı düzen halinde basılmasının ürünler üzerinde bile uygulanır olduğunu, marka kapsamlarında yer alan yalnızca 7.sınıf malların ortak bulunduğunu, ilgili tüketicinin profesyonellerden oluştuğunu ve markaları karıştırmayacaklarını, taraflar arasındaki mahkemeye yansıyan uyuşmazlıkların henüz kesinleşmiş bir kararla sonuçlanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>  İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:\tMahkemece, davalının \"... şekil\" ibareli başvuru markasıyla davacının \"...+şekil\" ibareli tescilli markaları arasında  görsel olarak ortalama (hedef) tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, dava konusu mallar/hizmetler açısından ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde her iki markanın işletmesel kökenlerinin aynı olduğu, idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletmeye ait markalar olarak algılanabileceği, bu açıdan taraf markaları arasında iltibas-benzerlik bulunduğundan SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 2018-M-4223 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2017/17325 sayılı marka tescilli olduğundan hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, başvuruda yer verilen \"...\" ibaresinin ayırt ediciliği sağladığını, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da oluşmadığını, davacının kötü niyet iddiasının da yerinde olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br> \t Davalı Şirket vekili, müvekkili başvurusuna konu işaret ile davacının itirazına mesnet marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin ticaret hayatının başından beri ... marka ibaresini yamuk çerçeve içinde kullandığını, bu şekilde müvekkili adına tescilli 2005/16194 sayılı markanın bulunduğunu, taraf markalarında kullanılan rengin de aynı olmadığını, iş makineleri, inşaat vb. dikkat gerektiren tehlikeli sektörlerde sarı rengin kaçınılmaz olarak kullanıldığını ve hatta sarı siyah renk kombinasyonunun da dikkat ve tehlike işaretlerinin olmazsa olmazı olduğunu, ayrıca taraf markalarında ortak olan tek sınıfın 7. sınıf bulunduğunu, yerel mahkeme kararında taraf markalarının tescilli olduğu sınıf/alt sınıfların \"tek tek\" karşılaştırması gerekirken, bu yönde bir inceleme yapılmaksızın sınıfların aynı/aynı tür olduğu şeklinde genel bir ifadeyle sınıf incelemesinin eksik yapıldığını, dava konusu markanın kapsadığı malların alıcısının genellikle tacir kimseler olacağını ve uzmanlıkları kapsamında alım ve seçim yapacaklarını, dolayısıyla malları yakından tanıdıklarını, daha dikkatli olmalarının bekleneceğini ve bu nedenlerle de karıştırma ihtimallerinin zayıf olduğunun dikkate alınması gerektiğini, markalar arasında bu nedenlerle karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunu hazırlayan heyete sektör bilirkişinin eklenmemesinin eksiklik olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.  <br><br><br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemize ait 24/02/2022 tarih ve 2020/875 E. - 2022/229 K. sayılı sayılı kararıyla, \"...+şekil\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"şekil\" ve \"...\" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira her ne kadar dava konusu başvuruda yer verilen kelime unsuru ile davacı markaları arasında bir benzerlik yoksa da, şekil, renk, genel görünüm yönünden markalar arasında yüksek dereceli görsel benzerlik olduğu, bu durumun genel izlenim üzerinde etkili bir rolünün bulunduğu, dolayısıyla marka işaretleri arasında karıştırılmaya yol açacak derecede benzerlik olduğu, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında yer alan 7. sınıf mallarla, dava konusu başvurunun kapsamında yer alan 7. sınıf mallar ve bu malların satışına özgü 35. sınıf perakendecilik hizmetleri arasında da benzerlik bulunduğu, buna göre SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının somut olayda gerçekleştiği, öte yandan sarı ve siyah renklerin uyarı işaretlerinde veya inşaat araçlarında kullanılmasının da, dava konusu başvurunun davacı markaları ile benzerliğini ortadan kaldırmadığı, çünkü markalar arasında benzerliği yaratan tek unsurun renkler olmayıp, benzerliğin şekil ve genel görünümden de kaynaklandığı, dava konusu başvuruda davacı markalarına yanaşıldığından, davalı Şirket adına tescilli 2005/16194 sayılı markanın, davalı yararına müktesep hak sağlamayacağı gerekçesiyle, HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. <br><br>YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 21/12/2023 TARİH VE 2022/3693 E. - 2023/7578 K. KARAR SAYILI KARARININ ÖZETİ: Dairemiz kararının, davalılar vekillerince temyizi üzerine, anılan Yargıtay ilamı ile özetle, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne kabulüne karar verildiği, davalı taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının 6100 sayılı Kanun’un 353. maddesinin birinci fıkrasının b bendinin 1. alt bendi uyarınca esastan reddedildiği, Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesinin hüküm yerinde değerlendirme kapsamına almadığı davalı müktesep hak savunmasının ayrıca değerlendirilip gerekçelendirildiği, bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilemeyeceği, bu gibi hâllerde de esastan yeni bir hüküm kurulması gerektiği, aksi halde, incelenen kararda olduğu gibi, bir yandan kararın gerekçesinde yargılama eksikliğine ve bunun giderildiğine değinilirken, bir yandan da ancak ilk derece yargılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hâllerde verilmesi gereken istinaf başvurusunun esastan reddi biçimindeki hüküm fıkrası arasında çelişki ve infazda tereddüt oluşacağı, bu durumun ise kanuna açık aykırılık nedeniyle re’sen bozma nedeni teşkil edeceği, Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında bir karar tesis edilmesi gerekirken 6100 sayılı Kanun’un  353. maddesinin birinci fıkrasının b bendinin 1. alt bendi  kapsamında istinaf başvurusunun reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle Dairemiz kararının usulden bozulmasına karar verilmiştir.<br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDairemizce usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyulmuştur. <br>\tYukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine dair Dairemizin önceki kararı, ilk derece mahkemesince değerlendirilmeyen davalı tarafın müktesep hak savunmasının ilk kez Dairemizce değerlendirildiği, bu durumda davalıların istinaf başvurularının esastan reddedilemeyeceği gerekçesiyle usulden bozulmuştur. Dairemizce de bozma ilamına uyulduğundan, davalıların istinaf başvurularının değerlendirilip, Dairemizce yeni bir hüküm kurulması gereklidir.<br>\tDavalının 2017/17325 sayılı başvurusu \"...+şekil\" unsurundan oluşmaktadır. Davacı ise \"...+şekil\" ve şekil unsurlu markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz etmiştir. Buna göre \"...+şekil\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"şekil\" ve \"...+şekil\" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesi mevcuttur. Zira her ne kadar dava konusu başvuruda yer verilen kelime unsuru ile davacı markaları arasında bir benzerlik yoksa da, şekil, renk, genel görünüm yönünden markalar arasında yüksek dereceli görsel benzerlik bulunmaktadır. Bu durumun genel izlenim üzerinde etkili bir rolünün bulunduğu, dolayısıyla marka işaretleri arasında karıştırılmaya yol açacak derecede benzerlik olduğu, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında yer alan 7. sınıf mallarla, dava konusu başvurunun kapsamında yer alan 7. sınıf mallar ve bu malların satışına özgü 35. sınıf perakendecilik hizmetleri arasında da benzerlik bulunduğu, buna göre SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının somut olayda gerçekleştiği kanaatine varılmıştır. Öte yandan sarı ve siyah renklerin uyarı işaretlerinde veya inşaat araçlarında kullanılması da, dava konusu başvurunun davacı markaları ile benzerliğini ortadan kaldırmamaktadır. Çünkü markalar arasında benzerliği yaratan tek unsur renkler olmayıp, benzerlik şekil ve genel görünümden kaynaklanmaktadır. Buna göre, dava konusu başvuru ile davalı başvuru arasında, başvuru kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler yönünden, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi bulunmaktadır.<br> \tYargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19.09.2008 tarih ve 2007/7547 E.-2008/10251 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kazanılmış hakkın varlığının kabulü için, kazanılmış hakka dayanak teşkil eden tescilli marka ile yeni markadaki ibarelerde, asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılması, karşı taraf markalarına yanaşma niyeti olmadan ve iltibas tehlikesi yaratmayacak şekilde, eski ve yeni markalar arasında işletme ile bağlantının ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunmuş bulunması, yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması şartlarının bir arada bulunması gerekmektedir. <br>Bu açıklamadan sonra somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, davalı Şirketin müktesep hak teşkil ettiğini savunduğu 2005/16194 sayılı marka, 15.07.2006 tarihinde tescil edilmiş olup \"...+şekil\" unsurlu ise de bir bütün olarak dava konusu başvuruda, tertip tarzı ve genel görünüm itibariyle davacı markalarına yanaşıldığından, davalı Şirket yararına müktesep hak koşullarının oluşmadığı kabul edilmiş ve davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>\t<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br><br>\t1-Davanın KABULÜ ile YİDK'nın 21/06/2018 tarih ve 2018-M-4223 sayılı kararının İPTALİNE,<br>\t2-Dava konusu 2017/17325 sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜ ile SİCİLDEN TERKİN EDİLMESİNE,<br>\t3-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 35,90.TL harcın mahsubu ile bakiye 391,70.TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t4-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00.TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t5-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 1.800,00.TL bilirkişi ücreti, 128,00.TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 95,00.TL  tebligat ve posta giderleri olmak üzere toplam 2.023,00.TL yargılama giderine, 35,90.TL peşin harç, 35,90.TL başvuru harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.094,80.TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>\t6-Davalı şirket ve davalı kurum tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, <br>\t7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t8-Davalı şirket ve davalı kurumdan ayrı ayrı alınması gereken 427,60.TL maktu istinaf karar ve ilam harcından davalılar tarafından peşin olarak yatırılan 54,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20.TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t9-Dairemizce bozma ilamı üzerine duruşma açıldığından Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı ilamı gereğince yapılan istinaf duruşması nedeniyle taraflar lehine vekalet ücreti takdir ve tayinine yer olmadığına, <br>\tDair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı şirket vekili, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı,  yapılan açık yargılama sonucunda 20/03/2024 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde  TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.20/03/2024<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/03/2024<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"505dede3f5c5e37d","SID":"92e570ddcf5c50b3"}}