{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ  : 15/03/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ : DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ : 22/12/2020<br>DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ : 15/03/2024<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, davacı şirketin petrol istasyonu işlettiğini, davalının ise; nakliye işi ile iştigal ettiğini, davacı ile davalı arasında 2016 yılından bu yana devam eden bir ticaret ilişkisi bulunduğunu, güven ilişkisine dayalı bu ticarette davalının davacıdan veresiye mal aldığını, sonrasında gerek havale ve kredi kartı yoluyla gerekse de çek yoluyla çeşitli ödemeler yaptığını; ancak davalı ile davacı şirket arasındaki cari hesabın kontrol edilmesi üzerine davalının borcunun arttığı tespit edildiğini ve davalıdan cari hesabı kapatmasının istenildiğini; ancak davalının davacı şirketi oyaladığını bu sebeple davalı hakkında Denizli 9.İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirtilerek, borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptaline ve takibin devamına, takip konusu alacağın %20 sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili, davalının davacı tarafa hiçbir borcunun bulunmadığını, davalının davacı taraftan değişik zamanlarda takribi 113.000,00-TL'lik akaryakıt aldığını ve davacı tarafça satılan bu akaryakıtlar karşılığında bir kısım faturaların kesildiğini, davalının ise; basiretli bir tacir olarak almış olduğu akaryakıtın bedelini gerek banka havalesi ile gerekse de müşteri çekleri ile gerekse de kredi kartı ile ödediğini, bu durumun tarafların ticari defterleri ile de sabit olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini, davacının kötü niyeti göz önünde tutularak takip konusu alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"Davacı şirketin usulüne uygun tutulmuş defter ve kayıtlarına göre, takip tarihi itibarıyla davalıdan alacağının 32.711,91-TL olduğu, davalı ...’nın resmi ticari defter ve belgelerinde yapılan inceleme ve tespitler neticesinde, davacıya 09/02/2018 tarihi itibarıyla 4.914,79 tutarında borcu olduğunun görüldüğü, davacı şirketin takibe konu etmiş olduğu 15/12/2017 tarihli ... nolu 16.505,08-TL tutarlı fatura ile 31/12/2017 tarihli ... nolu 11.292,04-TL tutarlı faturanın davalının defter ve kayıtlarında yer almadığı, gerek faturalarda gerekse pompa satış raporlarında teslim alan bilgisi bulunmadığı,  davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini ispat etme yükümlülüğünde olduğu ve HMK'nun ispat kuralları gereği miktar yönünden yazılı delille ispat etmesi gerektiği halde bu konuda yazılı delil ibraz edilemediği, davacının yemin deliline dayandığı ve davalıya yemin teklif ettiği, davalının duruşmaya katılarak takip konusu faturaları teslim almadığı ve faturalardan dolayı borcu olmadığı hususunda yemin icra ettiği, bu nedenle davacının, davalının defterlerinde kayıtlı olduğu  4.914,79-TL borç miktarı yönünden alacaklının olduğunun kabulü gerektiği, fazlaya ilişkin talepleri yönünden davasını ispat edemediği anlaşılmıştır.<br>İİK.'nun 67/2 maddesi; \"Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, takibinde haksız ve kötüniyetli görülürse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne, göre red veya hükmolunan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkum edilir\" hükmünü içermektedir. YHGK.'nun 17.10.2012 tarih ve 9-838 E, 715 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; genel bir kavram olarak “likid (liqiude) alacak”; “tutarı belli (muayyen), bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır.” Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit  bir alacaktan söz edilemez (YHGK.'nun 14.07.2010 gün ve 19-376 Esas 397 Karar sayılı ilamı).  Dava; iki adet faturadan kaynaklanan bakiye alacak için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına ilişkin olup, varlığı kabul edilen alacak davalının defterlerinde kayıtlı, dolayısıyla alacağın miktarı davalı yönünden bilinebilir, hesap edilebilir, belirlenebilir, yani likit alacak niteliğinde olduğundan davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiği\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  Davacı şirket ile davalı arasında 2016 yılından bu yana akar yakıt alım-satımı ticareti yapıldığını, güven ilişkisine dayalı bu ticarette, veresiye yapılan akaryakıt alımı nedeniyle, davalının ödemeleri banka havalesi, kredi kartı veya çek yoluyla yaptığından davacı şirket ile davalı şirket arasında cari hesap oluştuğunu, davalının icra dosyasına yaptığı itirazda, sadece borcunun olmadığını, davacı şirket ile ticari ilişkiye herhangi bir itirazda bulunulmadığını, dosyaya sunulan 18.03.2019 tarihli bilirkişi raporunda; davacı şirketin 2017 yılı ticari defterleri 213 Sayılı VUK'un 220.maddesi ve ilgili madde hükümlerine göre açılış tasdiki zamanında yapıldığı, TTK hükümlerine göre, yevmiye defteri kapanış tasdiki zorunlu olan defterlerden olduğunu ve 2017 yılı defter tasdikinin yasal süresi içinde yapıldığını, davacı ... Ldt. Şti'nin detaylı pompa satış raporu ile ilgili dökümleri düzenlenen faturalar ile bire bir uyumlu olduğunu, ilk başlarda ödemelerin düzenli olduğunu, bu nedenle iskonto uygulandığını, ödemelerin aksaması sonucu iskonto uygulamasının kaldırıldığı tespitlerine yer verilerek davacı şirketin davalıdan 32.711,91-TL alacaklı olduğunun rapor edildiğini, dosyaya sunulan 30.06.2019 tarihli bilirkişi ek raporu ile kök raporda değişikliği gerektirecek bir durumun olmadığını, davacı şirket tarafından davalıya kesilen faturaların tamamının, plakalara kesilen motorin pompa satış raporlarına göre düzenlendiğini, davalı ...'nın, 2017 yılı muavin defterinde müvekkili şirketin kesmiş olduğu 15.12.2017 tarihli ... nolu fatura 16.505,08-TL ve 31.12.2017 tarihli 34201 nolu 11.292,04-TL faturaların dürüstlük kuralına aykırı olarak işlenmediğinin tespit edildiğini, müvekkili şirketçe düzenlenen faturaların, EPDK tarafından denetlenen pompa satış raporlarıyla da uyumlu olduğunu, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve özellikle bilirkişi raporları ile davacı şirketin alacağının kanıtlandığını, davalıya teklif edilen yeminin usulüne uygun ettirilmediğini,  yemin eden kimsenin beyanının  dinlenip, tutanağa geçirileceği ve yazılanları yüksek sesle huzurunda okunup; beyanında ısrar edip etmediğini sorularak, verilen cevabın tutanağa kaydedileceği belirtilmiş olmasına rağmen mahkemece bu usüllere uyulmadığını <br>beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, Denizli 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafça itiraz edilmesi üzerine duran takibe ilişkin açılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.<br>Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>İlk Derece Mahkemesince davalı tarafından icra edilen yeminin usulüne uygun eda edilmediğine ilişkin husus davacı vekilince istinaf sebebi yapılmış olup; öncelikle bu istinaf istemi irdelenmiştir.<br>Yemin usulü; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 233. maddesi  ve devamı maddelerinde açıklanmakla;<br>a)Yemin, mahkeme huzurunda eda olunur.<br>b)Hâkim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlam ve önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker.<br>c)Yemin edecek kimse, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse; hâkim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhâl bu konuda kararını verir.<br>d)Sonra \"Size sorulan sorular hakkında, gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz?\" diye sorar. O kimse de \"Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum.\" demekle yemin eda edilmiş sayılır.<br>e)Yemin eda edilirken, hâkim de dâhil olmak üzere hazır bulunan herkes ayağa kalkacağı belirtilerek yeminin şekli anlatılmıştır.<br>Bu doğrultuda; İlk Derece Mahkemesince, davalı tarafın yemin yaptırılmadan önce, davalıya tam olarak hangi hususlarda yemin  edeceği ve hakimin yeminin anlam ve önemini anlatıp ve yalan yere yemin edilmesi halinde yemin edenin cezalandırılacağı hususunda tarafların dikkatini çekmesi ve bu hususları zapta geçmesi gerekirken bu hususlarda bir şerhin duruşma tutanağında yer almadığı anlaşılmıştır.<br>Yine 6100 Sayılı HMK'nun 238. maddesinde yer alan; \"Hâkim, yemin eden kimsenin beyanını dinleyip tutanağa geçirir ve yazılanları yüksek sesle huzurunda okur; beyanında ısrar edip etmediğini sorar ve verilen cevabı tutanağa kaydeder.\" şeklindeki yasal düzenleme gereğince hakimin; yemin eden davalının beyanını alıp tutanağa geçirdikten sonra  davalıya yemininde ısrar edip etmediğini sorup aldığı cevabı tutanağa geçirmesi gerekirken bu yönde bir usul işleminin de yapılmamış olmasının 6100 sayılı HMK'nun 238. maddesine aykırı olup, davalıya yemin yaptırılması esnasında 6100 sayılı HMK'nun 233. ve 238. maddelerinde öngörülen şekil kurallarına ve usulün emredici hükümlerine riayet edilmediği anlaşılmıştır.<br>Dolayısıyla usulüne uygun olmayan şekilde yaptırılan yemine dayalı olarak karar verildiği, HMK'nın öngördüğü şekilde usulüne uygun şekilde yemin yaptırılarak sonucuna göre HMK 297. maddesine uygun şekilde karar verilmesi gerektiği gözetilmelidir. <br>Bu durumda, İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması nedeniyle, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,\t<br>2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 22/12/2020 tarih ve ... Esas ...Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın  ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE, <br>5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, <br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından  davacı  lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, <br>8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi. 15/03/2024<br><br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2ac263bef5f6edc1","SID":"e51bc5136c90eb2c"}}