{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN\t<br>MAHKEMESİ: ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/09/2022<br>DAVANIN KONUSU: BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİ - İSTİRDAT<br>İSTİNAF TALEP TARİHİ: 02/11/2022<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/03/2024<br>KARARIN YAZIM TARİHİ: 28/03/2024<br><br><br>Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas, ... Karar sayılı  26/09/2022 tarihli kararı aleyhine davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş ve talebin süresinde olduğu anlaşılmakla; yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA :Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan dava dilekçesinde özetle; davacının işletmesinde kaçak elektrik tutanağı düzenlenerek 67.246,00 TL kaçak tahakkuku ve 13.870,00 TL kaçak ek tahakkuk faturası düzenlendiğini, yine 2019 yılında kullanılan elektrik tüketimine bağlı olarak 20.383,64 TL ek tahakkuk yapıldığını, davacının fatura bedellerini ödemek zorunda kaldığını, davacının kaçak elektrik kullanmadığını, yapılan tahakkukların, faturaların ve tahakkuk hesaplarının mevzuata aykırı olduğunu beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 2.000,00 TL'nin davalıdan ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>SAVUNMA :Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacının iş yerinde kaçak elektrik kullandığının tespit edilmesi nedeniyle kaçak kullanım ve kaçak kullanım ek tahakkuku yapıldığını, yapılan tahakkukun ve hesaplamaların mevzuata uygun olduğunu, davacının elektrik kullanımına ilişkin olarak düzenlenmiş olan 20.383,64 TL bedelli faturanın davalı şirket tarafından düzenlenmediğini, bu fatura yönünden husumet itirazları bulunduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI VE GEREKÇESİ :Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı 26/09/2022 tarihli kararı ile; \"Davaya konu 20.383,64 TL'lik fatura yönünden davanın husumetten reddine, Kalan kısım yönünden davanın kısmen kabulü ile; 14.642,04 TL'nin 07.12.2021 tarihinden işleyecek ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF TALEBİ VE SEBEPLERİ :Davalı vekili tarafından yasal süresi içerisinde sunulan istinaf dilekçesi ile; menfi tespit ve istirdat davalarının birlikte açılamayacağını, davalı tarafından yapılmış bir takip bulunmaması nedeniyle istirdat davasının yasal koşullarının da oluşmadığını, ilk derece mahkemesince tensip zaptı ile ön inceleme aşamasına son verildiğini ve tahkikat aşamasına geçilmesine karar verilerek dosyanın bilirkişiye tevdi edildiğini, 26/09/2022 tarihli ilk duruşmada ön inceleme duruşması yapılmadığını, doğrudan tahkikata geçilerek bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeden hukuki dinlenme hakkı ihlal edilerek karar verildiğini, davacının kaçak elektrik kullandığının sabit olduğunu ve Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 44 ve 45. maddeleri gereğince yapılan hesaplamaların doğru olduğunu, alınan bilirkişi raporunun denetim ve hüküm kurmaya elverişli bulunmadığını beyanla hukuka aykırı olan ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 355/1 maddesi gereğince istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin olarak yapılan incelemede; <br>Dava, kaçak elektrik kullanımı nedeniyle davalı şirket tarafından tahakkuk ettirilen fatura bedellerinin ve davacının elektrik tüketimi nedeniyle ... A.Ş. tarafından düzenlenen fatura bedelinin ödenmesi nedeniyle istirdat istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davaya konu 20.383,64 TL'lik faturanın ... A.Ş. tarafından düzenlenmesi ve kaçak elektrik kullanımı ile ilgisi bulunmaması nedeniyle bu fatura yönünden davalı şirkete husumet düşmeyeceği, davacının kaçak elektrik kullandığının sabit olduğu, alınan ve benimsenen bilirkişi raporuna göre 14.642,04 TL fazla kaçak elektrik tahakkuku yapılarak davacıdan tahsil edildiği gerekçesiyle; \"Davaya konu 20.383,64 TL'lik fatura yönünden davanın husumetten reddine, Kalan kısım yönünden davanın kısmen kabulü ile; 14.642,04 TL'nin 07.12.2021 tarihinden işleyecek ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\" karar verilmiştir.<br>Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>1-28.07.2020 tarih ve 31199 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 Sayılı Kanun ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun basit yargılama usulüne ilişkin 4. Maddesi gereğince uyuşmazlık basit yargılama usulüne tabidir. <br>Hemen bu noktada uyuşmazlığın çözümü için basit yargılama usulünün özellikleri üzerinde durulmasında yarar vardır:<br>6100 sayılı HMK’da iki temel yargılama usulü düzenlenmiştir. Bunlar; yazılı (m. 118- 186) ve basit (m. 316-322) yargılama usulleridir. Davanın açıldığı mahkemeye veya uyuşmazlığın niteliğine göre uygulanacak yargılama usulü farklılık göstermektedir. Örneğin asliye hukuk mahkemelerinde kural olarak yazılı yargılama usulü uygulanırken, sulh hukuk mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır. <br>6100 sayılı HMK’nın “Basit yargılama usulüne tabi dava ve işler” başlıklı 316. maddesinin (g) bendi düzenlemesi uyarınca; “Diğer kanunlarda yer alan ve yazılı yargılama usulü dışındaki yargılama usullerinin uygulanacağı belirtilen dava ve işler”  basit yargılama usulüne tabidir.<br>6100 sayılı HMK’da yazılı yargılama usulü ayrıntılı olarak düzenlenmiş, basit yargılama usulü ise temel özellikleri ve farklı noktalarıyla belirtilmiş olup, hüküm bulunmayan hâllerde yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümlerin uygulanacağı ifade edilmiştir (m. 322/1). <br>Basit yargılama usulü, daha çabuk sonuçlandırılması gereken, daha kısa bir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş daha basit, daha seri bir yargılama usulüdür.<br>Basit yargılama usulünde, dava ve davaya cevap verilmesi yazılı yargılama usulünde olduğu gibi dilekçe ile olur (m. 317/1). Ancak dava ve cevap dilekçeleri, yönetmelikte belirlenecek formun doldurulması suretiyle de verilebilir (m. 317/4). Burada amaç, basit işlerde avukat tutamayanlara kolaylık ve böyle bir durumda dahi dava ve cevap dilekçelerinin bir düzen içinde mahkemeye verilmesini sağlamak, ayrıca hak kayıplarının önüne geçmektir.<br>Basit yargılama usulünde cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak, mahkeme duruma göre, bu sürede cevap dilekçesi verilmesi zor ise, bu süre içinde başvurulmak kaydıyla bir defaya mahsus olarak ve iki haftayı geçmeyecek ek bir süre verebilir (m. 317/2).<br>6100 sayılı HMK'nın 317. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, basit yargılama usulünde, dava ve cevap dilekçesi dışında cevaba cevap (replik) ve ikinci cevap (düplik) dilekçesi verilemez. Bu çerçevede, taraflar dilekçeleriyle birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek, ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de, bunların bulunabilmesini sağlayacak bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadırlar. Dilekçe sayısı, bu usulde görülecek işlerin basit olması ve kısa sürede karara bağlanmasını sağlamak amacıyla sınırlandırıldığından, birer defa dilekçe vermek durumunda olan tarafların daha dikkatli davranmaları gerekmektedir.<br>Basit yargılama usulünde iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı, yazılı yargılama usulünden farklı olarak dava açılmasıyla ve cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar (m. 319).<br>6100 sayılı HMK’nın basit yargılama usulünde “Ön inceleme ve tahkikat” başlıklı 320. maddesi uyarınca; “Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir. Daha önce karar verilemeyen hâllerde mahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder.”<br>Görüldüğü üzere, basit yargılama usulünde, yazılı yargılama usulünden farklı olarak ön inceleme ve tahkikat işlemleri de basitleştirilmiştir. Bu kapsamda eğer, dosya üzerinden karar verilmesi mümkünse (örneğin, geçici hukuki korumalarda), taraflar duruşmaya çağrılmadan sadece dilekçe ve delilleri dikkate alınarak karar verilebilir.<br>Buna göre; HMK’nın 320. maddesinin açık düzenlemesi karşısında mahkeme, basit yargılama usulüne tabi dava ve işlerde, dava şartları yoksa davayı usulden reddedebilir; ilk itirazlar hakkında ya da dilekçelere eklenen deliller yeterli görülürse davanın esası hakkında karar da verebilir. Dilekçeler aşamasının tamamlanmasından sonra, tarafların dilekçelerine ekledikleri ya da ilgili yerlerden getirtilmesini istedikleri delillerin toplanması ile mahkemece tarafların iddia ve savunmaları ile delilleri incelenmiş olacaktır. Bu nedenle ön inceleme duruşması yapılmadan dosya üzerinden, mevcut deliller ile dava şartları ve ilk itirazlardan başka, davanın esası hakkında da karar verilmesi mümkündür. Bu şekilde dosya üzerinden karar verildiğinde, taraflara dava ve cevap dilekçesinin tebliği ile bu dilekçelerinde bildirdikleri deliller toplanmış olacağından, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğinden de söz edilemeyecektir. <br>Yukarıda açıklandığı üzere, dosya üzerinden karar verilemiyorsa, bu durumda mahkeme ön inceleme yapar. Burada da, mahkeme dava şartları ve ilk itirazların varlığını inceleyerek, hak düşürücü süreler ve zamanaşımı süreleri hakkında tarafları dinler. Bundan sonra hâkim, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit ederek, tarafları sulhe teşvik eder. Tarafların sulh olup olmadıkları; sulh olmamışlarsa anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılır ve tutanak hazır bulunanlarca imzalanır. Tahkikat bu tutanağa göre yürütülür (m. 320/2).<br>Yukarıda belirtilen ön incelemeden sonra mahkeme, tarafların dinlenmesi, delillerin incelenmesi ve tahkikatın yürütülmesi için en fazla iki duruşmada yargılamayı tamamlamak zorundadır ve duruşmaların arası da en fazla bir ay olmalıdır (m. 320/3-c.1). <br>Basit yargılama usulünde tahkikat tamamlandıktan sonra sözlü yargılama için ayrı bir kesit öngörülmemiştir. Hâkim tahkikatın tamamlandığı duruşmada, tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini belirterek hükmünü tefhim eder (m. 321/1). Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.03.2014 tarihli ve E:2013/10-777 E., 2014/396 K.; 26.06.2013 tarihli ve 2013/18-18 E., 2013/891 K.; 30.04.2014 tarihli ve 2013/21-1655 E., 2014/558 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.<br>Bu düzenlemeler yanında savunma hakkı aslen Anayasa ile de güvence altına alınmış haklardandır. Buna göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia, savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir. (1982 Anayasası m. 36)<br>Karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın 27. maddesi hükmüne göre, davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; tarafların yargılama konusunda tam bilgi sahibi olmalarını, açıklama ve ispat hakkını eşit olarak kullanabilmelerini, yargı organlarının tarafların açıklamalarını dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermelerini zorunlu kılmaktadır.<br>Bu bağlamda hâkim, tarafları dinlemeden, açıklama ve ispat hakkını kullanmaları için onları kanuna uygun biçimde duruşmaya davet etmeden karar veremez. (YHGK. 2009/52 E., 2009/105 K.)<br>Somut uyuşmazlığın incelenmesine gelince; mahkemece, tensip zaptının taraflara, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden sonra bilirkişi raporu alınarak, ön inceleme duruşması yapılmadan duruşma günü tayin edilerek, davalının bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeden davanın esasına yönelik karar verildiği, bu şekilde tarafların hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği anlaşılmaktadır.<br>Hal böyle olunca mahkemece; dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşaması tamamlandıktan sonra, öncelikle dosya üzerinden dava şartları ve ilk itirazların incelenerek olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi; dosya üzerinden karar verilemeyen dava şartları ile ilk itirazlar hakkında karar verilmek ve diğer ön inceleme işlemlerini yapmak üzere tarafların ön inceleme duruşmasına davet edilmesi, ön inceleme duruşmasında gerekli usul işlemleri yapıldıktan sonra gerekli görülmesi halinde tahkikat duruşmasına geçilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, tüm bu hususlar göz ardı edilmek suretiyle tarafların hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek ve ön inceleme duruşması yapılmadan yazılı şekilde talebin esasına yönelik karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı görülmüştür. <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nun 353/1-a.6 maddesine göre ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine, bu aşamada sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, <br>2-HMK'nun 353/1.a-6 maddesi uyarınca Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/09/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,    <br>3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren yerel mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, bu aşamada sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,<br>4-Peşin alınan istinaf karar harcının talebi halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,<br>5-İstinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydedilmesine,<br>6-İstinaf eden davalının istinaf aşamasında yaptığı yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince nihai kararla değerlendirilmesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere,oybirliği ile karar verildi. 28/03/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f58584119c0cf1e4","SID":"c9b27ce81682ee4b"}}