{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2143 Esas <br>KARAR NO: 2024/521 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2018/244 Esas - 2021/201 Karar<br>TARİHİ: 06/04/2021<br>DAVA: Tespit<br>KARAR TARİHİ: 21/03/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin ... İli, ... İlçesi, ... semtinde yıllardır kuyumculuk faaliyeti yapmakta olduğunu, davacının işyerinin turizm bölgesi olması nedeniyle hem yerli hem de yabancı müşterilerine nakit, kredi kartından ve banka kartlarından ödemeli olarak satışlar yapılmakta olduğunu, bu sebeple gerekmesi halinde hem yerli bankalara hem de yabancı bankalara ait kartlardan ödeme yapıldığını, müvekkilinin emtia alım ve satımlarında talep halinde banka kartlarından ödeme alabilmek için pos cihazına ihtiyaç duyduğunu, bunun içinde ... Bankası A.Ş'nin Beyazıt Şubesin'den yıllar önce pos cihazı aldığını, müvekkilinin davalı bankadan pos cihazı alırken muhatap bankayla arasında hangi bankaların ya da hangi ülkelerin bankalarına ait kartlara çekim yapılmayacağı şeklinde bir sınırlamanın olmadığını ve davalı banka tarafından da müvekkiline pos cihazı kullanımı süreci içinde hangi yerli bankaların ya da hangi ülkelerin banka kartlarına pos çekim işlemi yapılmayacağına dair herhangi bir uyarının yapılmadığını, müvekkilinin davalı bankaya ait pos cihazından yaptığı tüm emtia satımlarına ait pos çekimlerinin slip dökümlerinin hepsinin ödemelerini davalı banka şubesinden sorunsuz olarak zamanında tahsil ettiğini, olay tarihinde davalı bankanın şubesinden görevlilerin müvekkili firmaya gelip hiçbir yasal açıklama yapmadan işyerinde kullanımda olan pos cihazını alıp gittiklerini, sadece genel müdürlükten gelen bir talimat ile pos cihazını aldıklarını söylediklerini, müvekkilinin davalı banka ile 5-6 yıldır çalışmakta olduğunu ve şimdiye kadar herhangi bir sorunla karşılaşılmadığını, yaşanılan bu olay nedeniyle müvekkilinin davalı bankayla olan tüm ticari müşteri işlemlerini keserek hesaplarını da kapattığını, müvekkili şirketin yetkilisinin daha sonra başka bir bankadan pos cihazı almaya gittiğinde banka görevlisinin kendisine, \"... Bankası tarafından kara listeye alınmışsınız, kredi sicilinize olumsuz kayıt düşmüşler, bu sebeple size pos cihazı verememekteyiz\" dediğini, davalı ...Bankası A.Ş'nin müvekkili firmayı kara listeye alma, kredi sicil kaydına olumsuz kayıt düşülmesi işleminin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin davalı bankaca kredi sicil kaydına olumsuz kayıt düşülmesini gerektiren bir eyleminin ve işleminin olmadığını, davalı bankanın yaptığı haksız ve hukuka aykırı kredi sicil kaydına olumsuz kayıt düşülmesi işlemi nedeniyle müvekkili firmanın başka bankalardan pos cihazı ve banka kredileri alamadığını , ticari itibarının zedelendiğini ve ticari faaliyetinin zarar gördüğünü, müvekkilinin başta davalı banka olmak üzere hiçbir bankaya kredi kartı, kredi ve sair borcunun olmadığını, müvekkili şirketin hem müşteri çevresinde hem de banka kredi kuruluşları nezdinde yıllardır itibar kazanmış , takdir edilmiş ve güvenilir bir işletme olduğunu, müvekkiline yönelik kredi sicil kaydına olumsuz kayıt düşülmesi işleminin üç gün içinde silinmesi, iptali edilmesi ve düzeltilmesi için davalı bankaya İstanbul ... Noterliği'nin 30.01.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bildirildiğini, ancak bu haklı yasal taleplerine bir yanıt alamadıklarını beyanla davalı banka tarafından yapılan kredi sicil kaydına olumsuz kayıt düşülmesi işleminin iptaline ve silinmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının dilekçesinden, üye işyeri sözleşmesi ile kendisine teslim olunan pos vasıtası ile yapılan bankalar arası Kart Merkezi üzerinde 20.10.2017-19.10.2018 dönemi için chargeback penceresinin açılmış olması, dolayısı ile müvekkili banka yetkililerince üye işyeri sözleşmesinin ilgili maddesi gereğince haklı nedenlerle pos cihazının geri alınmasına ve sonuçlarına itirazının olduğu, bu itirazları ile ilgili husumeti de müvekkili bankaya yönelttiğinin anlaşıldığını, davacının itirazına dair işlemlerde, müvekkili bankanın sözleşme ve kanundan kaynaklı yasal haklarının korunması için hareket ettiğini, bu durumun davacının mağduriyetini yarattığı iddiasının dayanaksız olduğunu, haklı zeminde olanın müvekkili banka olduğunu, davacının kara listeye alınma işlemini tesis edenin müvekkili banka olmadığını, müvekkili bankanın böyle bir yetkisinin de olmadığını, üye işyeri sözleşmesinin müvekkili banka ve tacir olan davacı şirket yetkilileri tarafından imza altına alındığını, bu durumun mezkur olay bakımından davacının sözleşme hükümleri gereğince üye işyeri hakkında müvekkili banka tarafından olumsuz istihbarat edinilmesi hükmüne istinaden tek taraflı olarak fesih hakkının olduğu bilgisinin tam olduğuna ve müvekkili bankaya kusur izafe edilemeyeceğine delalet etmekte olduğunu, davacının sözleşme gereğince üye işyerine verilen pos cihazının kullanımında kayıp, çalıntı, sahte kart kullanımına karşı korunmasında gösterilmesi gereken özenin bizatihi davacı tarafından gösterilmemiş olması nedeniyle ağır kusuru ile neden olduğunu,  müvekkili bankadan davacı tarafından yapılacak sahte, kayıp çalıntı kart ile yapılacak işlemin sorumluluğuna katlanmasının beklenemeyeceğini, chargeback penceresinin açılması , kayıp, çalıntı, sahte kartlarla yapılan toplam işlem tutarının toplam ciroya oranının %8'i geçmesi durumunda işyerlerinin bu programa dahil olduğunu, chargeback penceresinin açılmasının amacının, işyerinin bundan sonra yapacağı işlemlerden herhangi birinden dolayı, karşı bankanın parayı geri talep etme hakkı oluştuğunda ,bankanın davacı ile çalışmasını üye işyeri sözleşmesinin 21.maddesinin XV.bendine istinaden sonlandırdığını, aynı sözleşmenin 24.maddesi gereği üyeliğin güvenlik nedeniyle kapatılmasının nedenleriyle birlikte bankalararası kart merkezine bildirildiğini, müvekkili bankanın kendi haklarını korumak gayesi ile ve tamamen sözleşmeye, yasalara ve bankalararası kart merkezi üye işyeri kaidelerine uygun şekilde yaptığı tasarrufun, diğer bankalarca taleplerinin reddine neden gösterilmesinde müvekkili bankaya kusur izafe edilemeyeceğini, müvekkili bankanın yasal sorumluluğu gereğince yapmış olduğu işlemi bankalararası kart merkezine ve diğer otoritelere bildirmek yükümlülüğünde olduğunu, müvekkili bankanın kara listeye alma, olumsuz sicil kaydı oluşturma gibi bir eyleminin ve yetkisinin bulunmadığını, böyle bir işlem söz konusu olmadığından bu işlemin iptalinin talep edildiği davanın konusunun ve davacının hukuki menfaatinin kalmadığını, sahte , kayıp, çalıntı kartlarla işlem kabul edilmemesinin davacının akdi ve kanuni yükümlülüğü olduğunu, veri güvenliği standartlarına tüm bankaların ve üye işyerlerinin ve hizmet sağlayıcıların uymasının zorunlu olduğunu, üye işyerinin kart ve kart hamili verilerinin güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğunu, davacının pos cihazı ile yapmış olduğu olumsuz işlemler nedeniyle hakkında chargeback penceresi açılmasının tamamen kendi kusurlu davranışı sonucunda ortaya çıktığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 06/04/2021 tarih ve 2018/244 Esas - 2021/201 Karar sayılı kararında;\"Dava; davalı tarafından yapıldığı iddia edilen kara listeye alma ,  kredi sicil kaydına olumsuz kayıt düşme işleminin haksız ve hukuka aykırı olması nedeniyle iptaline ve silinmesine yöneliktir.Taraflarca sunulan deliller toplanmış ve bilirkişi raporu alınmıştır. ...Dava ve cevap dilekçeleri, sunulan deliller, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından ; davacı her ne kadar davalı tarafından kara listeye alma ve olumsuz kayıt düşme işlemi yapıldığını, bu işlemlerin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek iptalini istemiş ise de alınan bilirkişi raporlarında detayları açıklandığı üzere, davacının farklı bankalardan yaptığı işlemler nedeniyle Chargeback penceresi açıldığı, davalı bankanın diğer banka veya bankalar tarafından chargeback penceresinin açılmış olması nedeniyle davacı hakkında edindiği  olumsuz istihbarat sebebi ile banka ve kredi kartları ile ilgili yerleşik uygulama ve sözleşmeden aldığı yetkilere istinaden Bankalararası Kart Merkezi'ne davacı şirketin üye işyeri sözleşmesinin feshedildiği hususunu bildirdiği, yapılan işlemin sadece sözleşmenin feshedildiği yönünde bir bildirim olduğu, bu bildirimin diğer bankalarca da görülebildiği ve davacı ile işlem yapıp yapmama hususunun her bankanın kendi insiyatifinde olduğu, davalı bankanın  yaptığı işlemin keyfi olmadığı, sözleşme ile kararlaştırılmış olan yetkisini kullandığı, Chargeback penceresinin davalı banka tarafından açılmadığı ancak Chargeback penceresi açıldığını gören davalı bankanın davacı ile çalışmama kararı aldığı ve bu durumu Bankalar Birliği Risk Merkezine bildirdiği, bu bildirimi diğer bankaların da görebildiği ve buna rağmen davacı ile çalışmalarının önünde bir engel bulunmadığı ancak bankaların risk almak istemediği, bu durumda davalı tarafa izafe edilecek bir kusur ve haksız bir işlemin olmadığı, başka bankalarının davacı ile çalışmak istememesi durumunda davalının hukuka uygun olarak yapmış olduğu fesih bildirimi nedeniyle sorumlu tutulamayacağı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; Yerel mahkemece verilen aleyhe kararı kabul etmediklerini, Yerel mahkeme kararının davacı müvekkili lehine bozulması talebiyle istinaf başvurusunda bulunduklarını, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, kararın dayanağının bilirkişi raporları, yasal somut delillere dayanmadığını, davalı bankanın Bankalar Birliği Risk Merkezindeki sisteme müvekkili aleyhinde olumsuz şerhler/kayıtlar girmesine ve müvekkilinin bankalar birliği risk merkezindeki kara listeye alınmasına ve tüm bankalar nezdindeki sicilinin bozulmasına neden olmasının da yasal, haklı ve somut dayanağının olmadığını;Bilirkişi raporundaki tespitlerin yasal ve hukuki somut dayanaktan yoksun olduğunu, davalı bankanın, yasal olmayan keyfi haksız işlemleri ile davacının banka kredi siciline olumsuz kayıtlar düştüğünü ve kara listeye alarak ihbar olunan davalının da davalının haksız ve yasal dayanağı olmayan keyfi işlemlerinin hukuki yasal somut dayanağının olup olmadığını araştırıp incelemesi ve sonucuna göre işlem yapması gerekirken aksi bir düşünce ile davalı bankanın haksız ve yasal dayanaksız kara listeye alma işlemlerine bir anlamda onay verdiğini; 30/09/2019 tarihli asıl bilirkişi raporunun gerekçesinde, davalı bankanın davacı hakkındaki kara listeye alma ve sair işlemlerinin davacının bankalar nezdindeki itibarını ve sicilini olumsuz etkileyeceğini ve davacı tarafın bu kara listeye alma ve sair işlemlerden dolayı olumsuz etkilenip zarar görebileceğini tespit ettiğini, 15/06/2020 tarihli ek raporda ise davalı bankanın ve ihbar olunan tarafın kara listeye alma ve olumsuz sicil oluşturma işlemlerinden dolayı davacının olumsuz etkilenmeyeceğini ve zarar görmeyeceğini belirttiğini, bu yönlerden bakıldığında 30/09/2019 tarihli bilirkişi raporu ile 15/06/2020 tarihli ek bilirkişi raporu arasında tam çelişkinin mevcut olduğunu, bu temel noktadaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini; Her iki rapordaki davacı aleyhindeki tespitlerin ve kanaatlerin yasal somut dayanaklarının bulunmadığını, bu nedenle de her iki rapordaki davacı aleyhindeki tespitlere ve kanaatlere itibar edilmemesi ve hükümde dikkate alınmaması gerektiğini, davacı müvekkili hakkında, davalı bankaca yasaya, hukuka aykırı olarak keyfi işlemler ile kara listeye alma ve banka kredi kayıtlarına olumsuz kayıtlar düşüldüğünün, bu nedenle de müvekkilinin hem diğer bankalar nezdinde hem de ticari alanda ve ticari çevrede büyük maddi ve manevi zararlar gördüğünün ve görmeye devam ettiğinin açık ve net olarak ortada olduğunu, davacı müvekkili kara listeye alma ve kredi sicilinde olumsuz kayıtlar düşülmesi nedeniyle diğer bankalardan kredi ve çek koçanları alamadığını, piyasada tüm esnaf ve tacirlerin her türlü işlemlerini banka kredileriyle, çeklerle, pos cihazlarıyla yapmakta bulunduğundan bahisle davacının ne kadar büyük maddi manevi zararlara uğratıldığının ve uğramaya devam ettiği hususlarının izaha gerek olmayacak şekilde ortada olduğunu, 15/06/2020 tarihli ek bilirkişi raporundaki ve 30/09/2019 tarihli bilirkişi raporunun aleyhdeki tespitleri ve sonuç bölümünün aleyhdeki kısımları kabul etmeyip itiraz ettiklerini, her iki bilirkişi raporunun, hem kendileriyle çeliştiğini hem de kendi içlerinde çelişkiler barındırdığını; Bilirkişi raporlarının gerekçe ve sonuç bölümlerinin büyük çelişkiler içerdiğini, davacı müvekkilinin, davalı bankadan pos cihazı alıp kullandığını, müvekkilinin pos cihazından kredi kartıyla ya da banka kartlarıyla çekim yapılıp ödeme yapılırken normal tacirin göstermesi gereken dikkat ve özeni gösterdiğini, tüm kartlarla yapılan pos  ödemelerinde kart sahibi müşterilerinden kimlik bilgileri ve suretleri alınarak siliplere eklendiğini, kartlarla yapılan ödemelerin siliplerinin davalı bankaya teslim edilip bedellerinin sorunsuz tahsil edildiğini, eğer davalı bankanın beyan ettiği gibi kartlarda çalıntı/kopya kartlardan alışveriş yapıldığı doğru olsaydı davalı bankanın bu durumu davacıya bildirmesi ve gerekli uyarıları yapması gerektiğini, davalı bankanın çalıntı/kopya kartlarla toplam cironun %8 i oranında işlem yapılmış iddiasının doğru olmadığını, gerçekte böyle bir durum vardıysa davalı bankanın bu kartlarla yapılan ödemelerin siliplerini kendisine teslim edildiğinde bedellerini davacıya ödememesi gerektiğini; Davalı bankanın iddiaları ve beyanlarının, kendi keyfi haksız ve hukuka aykırı davacı hakkındaki işlemlerinde haklı dayanak oluşturma amacına yönelik olduğunu, davalı bankanın iddiaları ve beyanlarının gerçekdışı olduğunu, davalı bankanın toplam cironun %8 ine ulaşan oranda çalıntı/kopyalanmış kartlarla alışveriş yapıldığı iddiasında samimi ise ve bu iddiaları doğruysa neden pos siliplerinin bedellerini davacıya ödediğini, bu konuda davalı bankanın neden müşterisi olan davacıyı uyarmadığını, bilgilendirme yapmadığını merak ettiklerini, davalı bankanın iddialarının doğru olması halinde davalı bankanın bu hususlarda davacıyı uyarması ve bilgilendirmesi gerektiğini ancak davalı bankanın kendi görev ve sorumluluğunu yerine getirmediğini, davalı banka iddialarında samimi ise ve davacı ile çalışmak istemiyorsa sadece kendisine ait pos cihazını alıp gidebileceğini ancak bunu yapmadığını, hiçbir uyarı ve bilgilendirme yapmadan baskın yapar gibi davacıya ait işyerine gelip pos cihazını söküp alıp gittiğini, davalı bankanın bunu yaparken davacıyı hiçbir şekilde açıklama ve izahta bulunmadığını; Davalı bankanın, müvekkilinden pos cihazını alıp gittikten sonra da bankalar arası kredi kayıt siciline olumsuzluk kaydı düştüğünü ve kara listeye aldığını, davalı bankanın sisteme olumsuzluk kaydı düşmesi ve kara listeye alma işlemleri nedeniyle de diğer tüm bankalar nezdinde davacı müvekkilinin sicilinin olumsuz etkilendiğini, ticari itibarının zedelendiğini ve diğer bankalardan kredi alma ve sair işlemlerini yapamaz hale geldiğini, davalı bankanın sorumluluğu ihbar olunan davalıya attığını, ihbar olunan davalının da sorumluluğu davalı bankaya attığını, davaya konu yasaya ve hukuka aykırı işlemlerden hem davalı bankanın hem de ihbar olunan davalının müştereken birlikte sorumlu olduklarını, her iki davalıya dava açılmadan önce haksız ve hukuka yasaya aykırı işlemlerin düzeltilmesini ve sistemdeki olumsuzluk kaydının silinmesini talep ettikleri halde gereğinin yapılmadığını; Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezinde ve davalı banka kayıtlarındaki davacıyla ilgili sisteme işlenmiş kara listeye alma ve olumsuzluk kaydı ile ilgili kayıtlar ve belgelerin dosyaya celp edilmediğini, davalı bankanın cevabında ileri sürdüğü kayıp çalıntı kopyalanmış kartlarla alışverişler yapıldığına dair kart hamillerinden şikayetler alındığı iddialarının gerçekdışı olduğunu, buna dair somut bilgi belge ibraz edilmediğini, böyle bir şey varsa bu hususta davacıyı önceden uyarmaları bilgilendirmeleri gerektiğini, bunların hiçbirinin yapılmadığını, davalı bankanın iddiaları doğru olsaydı kart siliplerinin bedellerini davacıya ödemeyeceğini, davalı bankanın yasaya aykırı haksız işlemlerine dayanak gösterdiği hususlarda kart hamilleri tarafından yargıya taşınmış bir dava da olmadığını, davalı bankanın davacıyı uyarmadan açıklama yapmadan baskın yapar gibi işyerine gelinip pos cihazı sökülüp götürüldüğünü, bununla da yetinmeyen davalı bankanın kredi kaydı siciline olumsuzluk kaydı düştüğünü ve davacıyı kara listeye alarak bankalar nezdindeki ticari itibarını zedelediğini, sicilini bozduğunu; Davalı bankanın davacı ile çalışmak istemediğinde verdiği pos cihazını geri alabileceğini ancak davalı bankanın bununla yetinmeyerek davacıyla ilgili bankalar birliğindeki kredi kaydı siciline olumsuzluk kaydı düştüğünü ve kara listeye aldığını, Bankalar Birliği Risk Merkezi'nin de bu durumun yasal somut dayanağı olup olmadığını araştırmadan incelemeden buna onay verdiğini, davalıların, yapılan işlemin haksız olduğunu yasal somut dayanağının olmadığını sistemdeki olumsuzluk kaydının silinmesini iptal edilmesini talep ettiği halde bu talebinin yerine getirilmediğini, bilirkişinin rapor gerekçesinde çalıntı/kayıp/kopyalanmış kartlarla ilgili kart hamillerinden şikayet gelmesi halinde yada bu tür kartlarla alışveriş yapılması durumunda davalı bankanın müşterisini uyarması ve bilgilendirmesi gerektiğini ancak raporun sonuç kısmında yapılan fesih bildiriminin silinmesinin davalı bankanın inisiyatifinde olduğunu belirttiğini; Raporların tatminkar bir tespit ve sonuç içermediğini, rapordaki tespitler yasal dayanaktan yoksun olup yorum ve kanaate dayalı olduğunu, davalı bankanın haksız yasaya aykırı işlemine gerekçe gösterdiği kartları silip bedellerini davacıya sorunsuz ödemiş olmasının davacının kartlı ödemelerde üzerine düşen gerekli özeni ve titizliği gösterdiğini gösterdiğini, aksi durumda bankanın kart silip bedellerini davacıya ödemekten imtina etmesi gerektiğini, bilirkişinin; davalı bankanın iddiasına konu ettiği kartlarla ilgili kart hamillerinin savcılığa ya da yargıya intikal eden davanın şikayet olup olmadığı, davacının kartlı ödemelerde gerekli özeni gösterip göstermediği, davalı bankanın iddialarına konu olayda davacının bir kusuru olup olmadığı, davalı bankanın yasal somut dayanak olmadan keyfi olarak davacı hakkında kredi kaydı sicilinde olumsuz kaydı kara listeye alma (chargeback penceresi açma) işleminde haklı olup olmadığı hususlarında inceleme ve tespit yapması gerekirken bunları yapmadığını; Müvekkilinin kara listeye alınmasının ve Bankalar Birliği Risk Merkezindeki ve tüm bankalar nezdindeki ticari sicilinin olumsuz etkilenmesine neden olan haksız ve hukuka aykırı olarak sisteme olumsuz kayıtları girme işlemlerini davalı bankanın yaptığını, Bankalar Birliği Risk Merkezi'nin de davalı bankanın sisteme girdiği olumsuz kayıtları dikkate alarak müvekkili hakkındaki kara listeye alınma ve olumsuz ticari sicil kaydı oluşmasına sistemden onay verdiğini, davalı banka ve ihbar olunanın müvekkili hakkındaki kara listeye alınma ve olumsuz sicil kaydı oluşmasında birlikte ve müştereken sorumlu olduklarını beyanla Yerel mahkemece verilen kararın kaldırılmasına, davalı bankanın müvekkili hakkındaki işleminin haksız ve hukuka aykırı olduğunun tespitine, Bankalar Biliği Risk Merkezi sistemindeki kayıtta davacı müvekkili hakkındaki olumsuzluk kaydının, kara listeye alma işlemlerinin silinmesine ve iptal edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:  HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalı banka tarafından davacının Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi nezdinde kara listeye alınması işlemi ile sicil kaydına eklenen olumsuz kaydın iptali talebine ilişkindir.Davacı taraf, kuyumcu olduğunu ve yaptığı satış işlemlerinde davalı bankaya ait pos cihazını kullandığını, davalı bankanın müşterilerin kartla yaptığı tüm işlemlerin karşılığını kendisine ödediğini, buna rağmen davalı banka çalışanının işyerine gelerek pos cihazını alıp gittiğini,  bundan sonra davalı nezdindeki tüm hesaplarını kapattığını, başka bir bankadan pos cihazı almak istediğinde ise kendisine, davalı banka tarafından kara listeye alındığının beyan edildiğini, bu nedenle diğer bankalardan da kredi ve pos cihazı alamadığını beyan ederek davalı tarafından yapılan işlemin iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf davacı hakkında kara listeye alma gibi bir işlemi yapma yetkisinin olmadığını, davacı ile aralarındaki üye işyeri sözleşmesinin, hakkında diğer bankalar tarafından Bankalararası Kart Merkezi üzerinde chargeback penceresi açılması üzerine oluşan risk nedeniyle feshedildiğini ve pos cihazının geri alındığını, sözleşmenin feshinin zorunlu olarak Bankalararası Kart Merkezi'ne bildirildiğini, başkaca bir işlem yapılmadığını, davacının diğer bankalardan kredi ve pos cihazı alamamasının sorumlusunun kendisi olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, kök ve ek  rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir. HMK'nın 282. maddesinde \"Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.\" yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davacı tarafça ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan dava, cevaba cevap, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında bu iddialar ve itirazlar  değerlendirilmiş, gerekçeli kararda her bir iddia sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmış olup dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; davacının bu davadaki iddiası ve talebinin davalı banka tarafından Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi nezdinde kara listeye alındığından bahisle yapılan işlemin iptaline ilişkin olduğu, davalı bankanın üye işyeri sözleşmesini haksız şekilde feshettiğini iddia etmediği ve herhangi bir tazminat talebinde bulunmadığı, davalı banka tarafından, davacı hakkında Bankalararası Kart Merkezi nezdinde 20.10.2017 ila 19.10.2018 tarihleri arasında chargeback penceresi açılması üzerine taraflar arasındaki üye işyeri sözleşmesinin, sözleşmenin 20. maddesi uyarınca 03.01.2018 tarihinde olumsuz istihbarat gerekçesi ile feshedildiği ve gerek bilirkişi raporları, gerekse Türkiye Bankalar Birliği  Risk Merkezi'nden gelen 13.06.2019 tarihli cevaptan, davalı tarafından davacının Bankalar Birliği Risk Merkezi nezdinde kara listeye alınması, siciline olumsuz kayıt girilmesi gibi bir işlem yapılmadığının anlaşıldığı, yapılan işlemin yalnızca üye işyeri sözleşmesinin feshinin Bankalararası Kart Merkezine bildiriminden ibaret olduğu, kurucu, davacının hukuki durumunu değiştirecek nitelikte bir işlem tesis edilmediği, bildirimden ibaret olan bir işlem ile ilgili iptal kararı verilemeyeceği gibi, bildirim sözleşmenin feshine ilişkin olup sözleşme feshedildiğinden, davacının sözleşmenin feshi ile ilgili herhangi bir talebi olmayıp, feshin haksız olduğuna dair bir karar da verilmediğinden yapılan bildirimin dayanağının bulunduğu ve silinmesinin söz konusu olamayacağı, bu bildirimin diğer bankalar tarafından görülüyor/biliniyor olmasının da sonucu değiştirmeyeceği, diğer bankaların davacı ile kredi sözleşmesi imzalamaları veya davacıya pos cihazı vermelerinin yapılan bildirimden bağımsız olarak kendi inisiyatiflerinde bulunduğu, davacı tarafından ilk kez istinaf dilekçesinde ileri sürülen chargeback penceresi açılması işleminin iptali talebinin de, işlem davalı banka tarafından gerçekleştirilmiş olmadığından davalıya karşı ileri sürülemeyeceği, bu minvalde Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 21/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0084e0f16485c933","SID":"272d961a55f1a745"}}