{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2082 Esas <br>KARAR NO\t: 2024/559 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ : İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t : 2019/848 Esas -  2021/225 Karar <br>TARİHİ  :10/03/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 28/03/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı şirket tarafından LPG dolumu yapılan üçüncü kişiye ait ... plakalı tankerin 06.08.2005 tarihinde karıştığı ölümlü-yaralanmalı trafik kazasında 19 kişinin hayatını kaybettiğini, ölenlerin yakınları tarafından maddi ve manevi tazminat davalarının açıldığını, davalı şirket nezdinde müvekkili lehine düzenlenmiş ... poliçe nolu 3. Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi'nin olduğunu, müvekkili aleyhine açılan davaların bir kısmının Yargıtay onamasından geçtiğini, mahkeme kararıyla belirlenen ve icra takibine konu edilen tazminat tutarlarının icra baskısı ile müvekkili tarafından ödendiğini, Gaziantep İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasına 19.03.2019 tarihinde 48.614,65-TL, Gaziantep ... icra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasına 18.10.2017 tarihinde 21.675,00-TL, Gaziantep .... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı manevi tazminata ilişkin icra takipli dosyasına 26.06.2019 tarihinde 188.600,00-TL, Gaziantep ... İcra Müdürlüğünün ... K.sayılı maddi tazminata ilişkin icra takipli dosyasına 20.06.2019 tarihinde 70.100,00 TL ödendiğini, ödenen toplam 328.989,65 TL'den 3. Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında %10 muafiyet uygulayarak 296,090,68-TL üzerinden İstanbul ... İcra Müdürlüğü\"nün ... E sayılı dosyasında takip tarihi itibariyle işleyecek avans faiziyle icra takibine geçildiğini, davalı ... şirketinin söz konusu tutardan 74,022,75-TL'sinden sorumlu olduklarını belirterek fer'ileri ile 85.126,52 TL'lik kısmı ödediğini ve diğer kısma itiraz ederek takibin durmasına sebep olduklarını beyanla   itirazın iptaline, takibin devamına, haksız itiraz sebebiyle %20'den aşağı olmamak üzere davalı borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine,  yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına  karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Davacının ... poliçe nolu 3 Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ve ... poliçe nolu Tehlikeli Maddeler Zorunlu Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında talepte bulunduğunu, ... poliçe nolu Tehlikeli Maddeler Zorunlu Sorumluluk Sigorta Poliçelerinin \"üretim-depolama” ve \"taşıma'’ işine ilişkin olduğunu, bu kapsamdaki talebin yerinde olmadığını, Kazaya karışan aracın davacıya ait olmadığını, talebin ancak ... poliçe nolu 3. Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında olabileceğini, talebe ilişkin tutarın içerisinde maddi ve manevi tazminat ile icra masraflarının da dahil edildiğini, sorumluluğun kapsamında manevi tazminat ile icra masraflarının olmadığını, müteselsil sorumluluğun zarar görenlerin zararına ilişkin olduğunu, rücuya konu Mahkeme gerekçeli kararlarında LPG dolumu yapan ... şirketinin %20, ... Şirketi firma sorumlusunun %5 kusurlu olduğunun belirtildiğini, müvekkil şirketin sorumluluğu belirlenirken poliçede yer alan muafiyete ilişkin düzenleme kapsamında %10 muafiyet uygulanması gerektiğini, alacağın likit olmadığını ve yargılamaya ihtiyaç duyduğunu, icra inkar tazminat talebinin reddedilmesi gerektiğini beyanla haksız açılan davanın reddini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 10/03/2021 tarih 2019/848 Esas -  2021/225 Karar sayılı kararında; \"Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine İİK 67 maddesi kapsamında açılan itirazın iptali davasıdır. Davacı taraf, 06.08.2005 tarihinde meydana gelen kazada ölenlerin yakınlarına icra baskısı altında ödediği tazminat tutarlarını sigorta poliçesi kapsamında davalıdan tahsili için başlattığı icra takibine davalı tarafça yapılan kısmi itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı taraf, kazaya karışan aracın davacıya ait olmadığı,  talebe ilişkin tutarın içerisinde maddi ve manevi tazminat ile icra masraflarının da dahil edildiğini, sorumluluğun kapsamında manevi tazminat ile icra masraflarının olmadığını, müvekkilinin davacının kusuru oranında sorumlu olabilduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 25/09/2019 tarihli arabuluculuk son anlaşmazlık tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların anlaşamadığı anlaşılmıştır. İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde;alacaklı davacı tarafından borçlu davalı aleyhine \"03/07/2019 Gaziantep İcra Müdürlüğünün ... E., ... E., ... E., ... E. Sayılı dosyalarına ödenen tazminat tutarlarının ... poliçe nolu 3. Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında borçludan tahsili\" sebebine dayalı toplam 296.090,68-TL üzerinden icra takibi yapıldığı, davalı tarafça takip çıkışı tutarının 222.067,93-TL'lik kısmına ve bu kısmın fer'ilerine itiraz edildiği, davalının kısmi itirazı üzerine takibin itiraz edilen kısım yönünden durduğu, itirazın iptali davasının süresinde açıldığı anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki ihtilaf, 3. Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamanda davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı ve takibe yapılan itirazın haklı olup olmadığından kaynaklıdır. Mahkememizce davaya konu icra takip dosyası, takibe konu alacak istemine dayanak icra ve dava dosyaları celp edilerek incelenmiş, celp edilen ve taraflarca sunulan belgeler ile tüm dosya kapsamı üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi heyeti Lojistik ve Taşıma Uzmanı Öğretim Üyesi ..., Trafik Kusur Uzmanı Doç.Dr.... ve Nitelikli Hesap Uzmanı ... tarafından düzenlenen 09/07/2020 tarihli raporlarında özetle;\"Taraflar arasında akdedilen ... nolu poliçenin 31.12.2004-2005 vadeli ve kaza başına poliçe teminat üst limitinin 3.000,000,00 USD olduğu,  Poliçenin \"Özel Koşullar\" başlığı altında; \"Herbir maddi hasarda, hasarın %10’u min, 50 USD muafiyet uygulanacaktır'' Poliçenin ‘'Teminatın Kapsamı\" başlığı altında, \"1-İşbu sigorta poliçesi, aşağıda sayılan riskler sonucu sigortalının Türkiye Cumhuriyetinin hukuki sorumlulukla ilgili mevzuatı hükümleri muvacehenesiııdc ve işbu poliçede tespit olunan teminat limitlerine kadar aşağıda sayılan riskler sonucu sigortalının sorumluluğunu gerektiren üçüncü şahıslara verilen zararları karşılamak üzere Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi, Tüpguz ve Tehlikeli Maddeler Zorunlu Sorumluluk Sigortası teminat limitleri üzerinde çalışacaktır, 2-Sigortalı işbu sigorta poliçesi ile sigortalıya ait dolum tesisleri ve tüp depolun ile işbu poliçe döneminde açılacak dolum tesisleri ve tüp depolarında ve sigortalıya dolum yapım diğer LPG şirketlerine ait diğer dolum ve depolunla istasyonlarında LPG boru hatlarında yükleme, boşaltma ve dolum platformlarında muhallerinde bulunan dökme ve her nevi sıvılaştırılmış petrol gazlarının tüpleri, tunlar ve sarnıçlar içerisinde dolumu ve depolanması, nakil, sigortalıya ve diğer şirketlere ait hangi marka hacimde olursa olsun (standartlara uygun olmak kaydıylu) tüplere ve tanklara doldurulması, nakil ve nakliyecinin kiraladığı araçlara taşınması ile bu tankların kullanılmasından mütevellit vukuu bulabilecek kaza ve hasarları teminat altına almaktadır, 3-Ayrıca mülkiyeti sigortalıya ait olan veya sigortalı tarafından kiralanan kara ve diniş taşımasında kullanılan vasılalar ile sigortalının personelinin kullanımına verilen vasıtaların kullanımları esnasında 3. şahıslara verebileceği bedeni ve maddi zararlar nedeniyle oluşabilecek hukuki sorumluluğu ve yine sigortalının eyleminden sorumlu olduğu personeli, nakliyeciler bayileri ve bunların talimatı ile iş yapan elemanların mesleki faaliyetlerinin İcrası sırasında 3. Şahıslara verebilecekleri zararlar ile sigortalının distribütörlüğünü yaptığı benzinli araçların LPG dönüşümü sırasında (KİT) sistemleri için yurt içindeki bayiliklerinin bu sistemi araca kurması nedeniyle oluşabilecek zararlardan sigortalıya terettüp edecek mali vc hukuki sorumluluğu teminat altına almaktadır.4-Sigortalıya ait nakil vasıtalarının ve ..., ..., ..., ... .... AŞ Limanı, Maltepe ve Kartal Limanlarındaki faaliyetleri de poliçe teminat kapsamındadır, 5-Sigortalının ... bayilerinin stok tanklarına doldurarak teslim edeceği otogazın ... bayilerine kadar taşınması ve ... bayilerinin stok tanklarına boşaltılması ve teslim edilmesine kadar olan faaliyetler de poliçe teminatlarına dahildir.\" Poliçenin ‘3. Şahıs Tanımı\" başlığı altında; \"Sigortalının dolum, dağıtım ve nakliye işlerindeki işletmeleri, müteahhitleri, bayi, tali bayii müşterileri, dağıtıcı, satıcı, dolum ile iş yapan şahıslar sigortalının veya bayilerinin veya nakliyecilerinin dağıtım ve nakliye için tahmil ve tahliyelerde kullandıkları vasılalar bu işleri yaptırdıkları şahıslar sigortalıya dolum hizmeti veren 3, Şahıslara ait depolar ile bilcümle sigortalıya ait mahallerde her türlü kıymete haiz emtia bulundurulan sigortalıya ait sıvılaştırılmış petrol gazını kullananlar (her nevi tüplti ve dökme tüketiciler) işbu sigorta poliçesi anlamında 3. şahıs ad ve itibar ve bunların maruz kalacakları zararlar teminata dahildir.\" hükümleri bulunmakta olduğu,Somut olayda; Davacı tarafından LPG dolumu yapılan üçüncü kişiye ait ... plakah tankerin 06.08.2005 tarihinde karıştığı ölümlü-yaralnamalı trafik kazasında 19 kişinin hayatını kaybettiği, ölenlerin yakınları taralından maddi ve manevi tazminat davaları açıldığı, davacı tarafın ödemek zorunda kaldığı bir kısım tazminatları poliçe kapsamında davalı ... şirketine rücu talebinde bulunduğunun anlaşılmış olduğu, davacının davalı ... şirketine davasını yöneltmesinin yerinde olduğunun anlaşılmış olduğu, Rücuya konu tazminat davalarının 4 adet olduğunun görüldüğü, bunların;1-Gaziantep 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/531 E. 2017/88 K sayılı kararının Gaziantep BAM 17. HD’nin 2018/259 E. 2019/134 K. sayılı dosyası ile değişiklik yapılarak onanmış olduğu, davanın kısmen kabul kısmen kabulüne, toplam 55.900,00 TL manevi tazminata, maddi tazminata ilişkin olarak ... için 18.812.48-TL, ... için 78,233,47-TL yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiği, Gaziantep İcra Dairesi ... E sayılı dosyasında yapılan takipteki toplam alacağın 41.704,75 TL olduğu, bu tutarı 19.03.2010 tarihinde 48,614,65 TL olarak ödenerek kapatıldığı, söz konusu takibe ilişkin açıklama kısmında \"Gaziantep 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2005/531 E 2017/88 K sayılı dosyada da maddi ve manevi tazminata hükmetmiştir, Dosya istinaf edilmiş ve Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2018/259 E. 2019/134 K sayılı kararında hükmedilen maddi tazminat, vekalet ücreti ve yargılama masrafları bakımından değişiklik yaparak karara bağlamıştır. İş bu Takip talebi ve ödeme emrinde talep edilen miktarlar değişiklik ile artan farktan ibarettir\" ifadesi olduğunun görüldüğü, Bu açıklamadan icra takibindeki tutarlar içerisinde rücu edilemeyecek manevi tazminata ilişkin bir miktarın olmadığı, söz konusu 48.614,65 TL'nin tamamının davalı ... şirketine rücu edilebilecek tutar olduğunun anlaşıldığı, 2-Gaziantep 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.11.2015 T. 2006/169 E ve 2015/799 K sayılı kararı ile 7.000,00 TL maddi hasar bedelinin ve 1.350.00 TL kazanç kaybından kaynaklanan talebin kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiği, manevi tazminata hükmolunmadığı,  Gaziantep .... İcra Dairesi ... E sayılı dosyasında yapılan takipteki toplam alacağın 18,507,66 TL olduğu, bu tutarın 18.10.2017 tarihinde 21.675,00 TL olarak ödenerek kapatıldığı, mahkeme kararına konu alacağın tamamında rücu edilemeyecek manevi tazminata ilişkin bir miktarın olmadığı, söz konusu 21.675,00 TL’nin tamamının davalı ... şirketine rücu edilebilecek tutar olduğunun anlaşıldığı,3-Gaziantep 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.10.2015 T. 2013/222 E ve 2015/831 K sayılı kararı ile davanın kısmen kabul kısmen kabulüne, toplam 66,000,00 TL manevi tazminata, maddi tazminata ilişkin olarak ...  ... için 11.750,01 TL, ... için 13.376,13 TL, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmolunduğu, Gaziantep .... İcra Dairesi ... E  sayılı dosyasında yapılan takipteki toplam alacağın 136.431,67 TL olduğu, bu alacağın 66.000,00 TL'lik kısmının manevi tazminat ve bu tazminata 07.08.2005 tarihinden itibaren işletilen faizin 61.906,19 TL olduğu, icra takibindeki tutarın 26.06.2019 tarihinde 188.600,00 TL olarak ödendiği, takibe konu alacak (136.431,67 TL) içerisinde manevi tazminat ve manevi tazminata işletilen faiz toplamının (66,000 + 61,906,19 =127.906,19 TL) oranı (127.906,19/136.431,67) %93,75 olup, yargılama ve vekalet giderleri ile faizlerinin (326.00+451,80+3.78+5.24=786,82) manevi tazminata ait olan kısmının (786,82*0,9375-737,64 TL) 737,64 TL olduğu, Takipteki 136.431.67 TL'nin 128.643,83 TL’sinin manevi tazminata ilişkin olduğu, yani alacağın (128.643,83/ 136.431,67 = 0,9429) %94,29’unun manevi tazminat ilişkin olduğu, 26.06.2019 tarihinde 188.600,00 TL olarak ödenen tutarın 177.830,94 TL'lik kısmının manevi tazminata ilişkin ve rücuya konu edilemeyecek tutar olduğu, 10.769,06 TL’lik kısmın rücuya konu edilebileceği,4-Gaziantep 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.10.2013 T. 2013/222 E ve 2015/831 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabul kısmen kabulüne, toplam 66.000,00 TL manevi tazminata, maddi tazminata ilişkin olarak ... için 11.750,01 TL, ... için 13.376,13 TL yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmolundıığu, Gaziantep İcra Dairesi ... E sayılı dosyasında yapılan takipteki toplam alacağın 52.176,08 TL olduğu, bu tutarın 20.06.2019 tarihinde 70.100.00-TL olarak ödenerek kapatıldığı, takipteki alacağın kalemler itibariyle incelenmesinde alacak kalemleri içerinde manevi tazminat kaleminin olmadığı, alacağın tamamın maddi tazminat ve buna ilişki yargılama gideri, vekalet ücreti ve faizlerine ilişkin olduğu anlaşıldığından, söz konusu 70.100,00 TL’nin tamamının davalı ... şirketine rücu edilebilecek tutar olduğunun anlaşıldığı, Davacı ... AŞ'nin LPG dolumu yapılan üçüncü kişiye ait ... plakalı tankerin 06.08.2005 tarihinde karıştığı ölümlü-yaralanmalı trafik kazasından dolayı ödemek zorunda kaldığı maddi ve manevi tazminatların davalıdan tahsili talebine ilişkin olarak; - Rücu edilebilecek toplam tutarın (48,614,65 + 21,675,00 + 10.769,06 + 70.100,00= 151,158,71 TL), bu tutara uygulanan %10 poliçe muafiyet (15,115,87 TL) sonrası 136,042,84 TL olduğu, bu tutardan davalı ... şirketi tarafından ödenen (takip çıkış tarihindeki) 74.022,75 TL'nin mahsubu ile bakiye tazminat tutarının 62.020,09 TL olduğu, söz konusu tutara icra takibinin başlatıldığı 03.07.2019 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi gerektiği,\" şeklinde  görüş bildirmişlerdir. Taraf vekillerinin rapora itirazları doğrultusunda Bilirkişi heyeti Lojistik ve Taşıma Uzmanı Öğretim Üyesi  ..., Trafik Kusur Uzmanı  ... ve Nitelikli Hesap Uzmanı ...  tarafından düzenlenen  21/01/2021  tarihli ek raporlarında özetle;\"Taraflar arasında akdedilen ... nolu poliçenin 31.12.2004-2005 vadeli ve kaza başına poliçe teminat üst limitinin 3.000.000,00 USD olduğu, Poliçenin “3. Şahıs Tanımı\" başlığı altında; \"Sigortalının dolum, dağıtım ve nakliye işlerindeki işletmeleri, müteahhitleri, bayi, tali bayii müşterileri, dağıtıcı, satıcı, dolum ile iş yapan şahıslar sigortalının veya bayilerinin veya nakliyecilerinin dağıtım ve nakliye için tahmil ve tahliyelerde kullandıkları vasıtalar bu işleri yaptırdıkları şahıslar sigortalıya dolum hizmeti veren 3. Şahıslara ait depolar ile bilcümle sigortalıya ait mahallerde her türlü kıymete haiz emtia bulundurulan sigortalıya ait sıvılaştırılmış petrol gazım kullananlar (her nevi tüplü ve dökme tüketiciler) işbu sigorta poliçesi anlamında 3. Şahıs ad ve itibar ve bunların maruz kalacakları zararlar teminata dahildir. İşbu sigorta poliçesi teminatına aşkın ve haksız talepler dışında kalan manevi tazminata ilişkin talepler dahil edilmiştir.” hükümleri bulunmakta olduğu, Davacı ... AŞ’nin LPG dolumu yapılan üçüncü kişiye ait ... plakalı tankerin 06.08.2005 tarihinde karıştığı ölümlü-yaralanmalı trafik kazasından dolayı ödemek zorunda kaldığı maddi ve manevi tazminatların davalıdan tahsili talebine ilişkin olarak;  Rücu edilebilecek toplam (48.614,65 + 21.675,00 + 188.600,00 + 70.100,00) = 328.989,65 TL’nin, bu tutara uygulanan %10 poliçe muafiyet (32.898,96 TL) sonrası 296.090,69 TL olduğu, bu tutardan davalı ... şirketi tarafından ödenen (takip çıkış tarihindeki) 74.022,75 TL’nin mahsubu ile bakiye tazminat tutarının 222.067,94 TL olduğu, söz konusu tutara icra takibinin başlatıldığı 03.07.2019 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi gerektiği,\" şeklinde görüş bildirmiştir.Davaya konu  ... Poliçe Numaralı 3. Şahıs Mali Sorumluluk Poliçesi'nin incelenmesinde; poliçenin 31.12.2004-2005 vadeli ve kaza başına poliçe teminat üst limitinin 3.000.000,00 USD olduğu, teminat kapsamı başlığı altındaki 3 numaralı fıkrada \"ayrıca mülkiyeti sigortalıya ait olan veya sigortalı tarafından kiralanan kara ve deniz taşımasında kullanılan vasıtalar ile sigortalının personelinin kullanımına verilen vasıtaların kullanımları esnasında 3. Şahıslara verebileceği bedeni ve maddi zararlar nedeniyle oluşabilecek hukuki sorumluluğu ve yine sigortalının eylemlerinden sorumlu olduğu personeli, nakliyecileri, bayileri ve bunların talimatı ile iş yapan elemanların mesleki faaliyetlerinin icrası sırasında 3.şahıslara verebilecekleri zarar ile.... oluşabilecek zararlardan sigortalıya terettüp edecek mali ve hukuki sorumluluğu teminat altına almaktadır.\" ...\"İşbu sigorta poliçesi teminatına aşırı ve haksız talepler dışında kalan manevi tazminata ilişkin talepler dahil edilmiştir.\" şeklindeki düzenlemelere yer verildiği görülmüştür.Aynı olay ve poliçeden kaynaklı alacak talebine ilişkin yapılan yargılamada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/02/2019 tarih, 2016/1255 Esas-2019/139 Karar sayılı kararı ile 3.533.099,32-TL asıl alacak yönünden hüküm kurulduğu, uyuşmazlık konusu poliçe teminat üst limitinin 3.000.000,00-USD olduğu, eldeki davada talebin 222.067,93-TL olduğu, mevcut durumda poliçe üst limitinin aşılması ihtimalinin olmadığı anlaşılmıştır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, incelenen takip ve dava dosyaları, düzenlenen bilirkişi raporu ve ek raporu, toplanıp değerlendirilen delillere göre; Taraflar arasında  31.12.2004-2005 vadeli 3. Şahıs Mali Sorumluluk Poliçesi düzenlendiği, davacı tarafça LPG dolumu yapılan ... plakalı aracın 06/08/2005 tarihinde karıştığı trafik kazası nedeniyle 19 kişinin hayatını kaybettiği, ölenlerin yakınları tarafından davacı şirket ve diğer sorumlular aleyhine maddi ve manevi tazminat talepli davaların açıldığı, dava konusu icra takibine dayanak alacak isteminin;  Gaziantep 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/531 Esas - 2017/88 K. Sayılı kararına dayalı olarak başlatılan Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyasına davacı tarafça ödenen 48.614,65-TL, Gaziantep 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/169 Esas - 2015/799 K. Sayılı kararına dayalı olarak başlatılan Gaziantep .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyasına davacı tarafça ödenen 21.675,00-TL, Gaziantep 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/222 Esas - 2015/831 K. Sayılı kararına dayalı olarak başlatılan Gaziantep .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyasına davacı tarafça ödenen 188.600,00-TL, Gaziantep 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/222 Esas - 2015/831 K. Sayılı kararına dayalı olarak başlatılan Gaziantep ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyasına davacı tarafça ödenen 70.100,00-TL olmak üzere, Davacı tarafça kesinleşen yargı kararları akabinde başlatılan icra takiplerine istinaden yapılan ödemelere ilişkin olduğu, davacının talebini 3. Şahıs Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesine dayandırdığı, kazanın poliçe teminat süresi içinde gerçekleştiği ve teminat kapsamında kaldığı, zira talebe dayanak poliçenin yukarıda belirtilen ilgili hükümleri ile davacıya düşecek mali ve hukuki sorumluluklar ile aşırı ve haksız talepler dışında kalan manevi tazminata ilişkin taleplerin teminat kapsamında kaldığının düzenlendiği, kesinleşen mahkeme kararlarında davacının dava dışı diğer sorumlular ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verildiği, davacı tarafça icra tehdidi altında  talebe konu edilen ödemelerin yapıldığı, davacının kendi riskini sigorta eden davalıdan sigorta poliçesi kapsamında ödediği tutarı talep etme hakkının olduğu, davaya konu talep tutarının poliçe teminat limiti dahilinde olduğu, dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunan bilirkişi heyeti ek raporu ile tespit edilen 222.067,94-TL alacak tutarına yönelik icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın haksız olduğu anlaşılmakla, davanın kabulüne, alacak likit ve itiraz haksız olduğundan asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. \"gerekçesi ile,  Davacı tarafça açılan DAVANIN  KABULÜ ile; a) Davacı tarafın başlattığı İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından 222.067,93-TL asıl  alacağa yönelik yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin belirtilen miktar yönünden takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden devamına, b) Hükmolunan  222.067,93-TL asıl alacağın %20'si  oranında hesaplanan 44.413,58-TL  icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkeme tarafından verilen hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu; dava konusu talepler yönünden ... nolu üçüncü şahıs mali mesuliyet sigorta poliçesi kapsamında  icra dosyasına ödeme yapılarak sorumluluğun yerine getirildiğini, Yerel Mahkemede görülen davanın, 06.08.2005 tarihli kaza sebebiyle davacı tarafından zarar görenlere, davacının kendi kusurunu aşan miktarda ödemek durumunda kaldığı tazminat tutarının tamamını, poliçe kapsamında müvekkili şirketten talep edip edemeyeceğine ilişkin olduğunu, Davacı tarafça 06.08.2005 tarihli ölümlü/yaralamalı trafik kazası neticesi vefat edenlerin geride kalan hak sahipleri tarafından açılan muhtelif davalar sebebiyle icra dosyasına ödenen tutarların rücuen tazmini amacıyla müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra dosyası kapsamında müvekkili şirket tarafından poliçe teminatı ve sorumluluk gereğince 86.126,52-TL ödeme yapıldığını, Dosya kapsamında sunulu tüm beyan ve savunmalarında, müvekkili şirketin sorumluluğunun ancak sigortalının kusuruna denk düşen miktarla (poliçe muafiyeti de göz önüne alınarak) sınırlı olduğu, bu doğrultuda davacıya gerekli ödemenin yapılarak tüm sorumluluğun yerine getirildiği, başkaca bir borcun bulunmadığı, davacının kendi kusuruna denk düşen miktarı aşan tutarlar açısından dava dışı diğer sorumlulara rücu etmesi gerektiğinin ifade edildiğini,  bu bağlamda, dava konusu uyuşmazlığın, davacının kusurunu aşan miktarda ödemek durumunda kaldığı tutarların tamamı için müvekkili şirketten talepte bulunup bulunamayacağı noktasında toplanmakta olduğunu,  Yerel Mahkeme’ye taraflarınca sunulan ve Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Sayın Dr. ... tarafından hazırlanan mütalaada da ifade edildiği üzere, 6102 Sayılı Kanun’un 1473. maddesinin emredici bir hüküm olmayıp, kanunun, tarafların bu hususta aksini kararlaştırmasına cevaz verdiğini, TTK'nun 1473/1 maddesinde,  \"Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.\" düzenlemesinin yer aldığını, madde metninde açıkça ifade edildiği üzere “sözleşmede aksine hüküm yoksa” bu maddenin doğrudan tatbik edilebileceğini; dolayısıyla, Yerel Mahkeme’nin bu kanun maddesine atıfta bulunarak davanın kabulüne karar vermesinin haksız ve mesnetsiz olduğunu,  Nitekim poliçe metninin Özel Koşullar – Teminat Kapsamı başlığı altındaki 3 numaralı fıkrada “… poliçe … oluşabilecek zararlardan sigortalıya terettüp edecek mali ve hukuki sorumluluğu teminat altına almaktadır” ifadesinin  yer aldığını, bu doğrultuda, kanunun aksine cevaz verdiği noktada, sözleşme serbestisi ilkesi dikkate alınarak, taraflar arasında “sigortalıya terettüp edecek mali ve hukuki sorumluluğu teminat altına alındığı” hususunda anlaşma olduğu ve sözleşmenin bu suretle akdedildiğinin son derece açık olduğunu, Sigortalıya terettüp eden, diğer bir ifadeyle, “sigortalının üzerine düşen” mali ve hukuki sorumluluk denildiğinde; bu sorumluluğun yorum yoluyla genişletilerek farklı kişilerin (sigortalının hakimiyetinde bulunan sigortalı grup şirketleri ve personel hariç olmak üzere) sorumluluğunun sigortacıya yüklenmesinin kabul edilemeyeceğinin tartışmasız olduğunu; dava konusu talep açısından, müşterek müteselsil sorumluluk gereği, davacının kendi kusurunun dışında kalan kusura denk düşen tazminatı asıl ve öncelikli olarak ödemekle yükümlü olan kişilerin, müvekkili şirketin sigortalısı olmadığını; dava konusu edilen ve bu kişilerin ödemekle yükümlü olduğu tutarların esasen “sigortalının üzerine düşen” mali ve hukuki bir sorumluluk olmadığından, poliçe teminatı kapsamında müvekkili şirketten talep edilmesinin de mümkün olmadığını,  Yine teselsül hükümleri gereği davacının katlanmak durumunda kaldığı sorumluluk, hukuki dayanaktan yoksun yorumlarla poliçe teminatına dahil edilemeyeceğini; tarafların sözleşmede kararlaştırılanın aksine taleplerinin teminat dışı olduğu ve öte yandan primlendirilmemiş bir risk sebebiyle sigortacının ödeme yapmakla yükümlü tutulamayacağının izahtan vareste olduğunu, Ayrıca, yine hukuki mütalaada değinildiği üzere, 6102 Sayılı Kanun’un 1476. maddesinde düzenlenen “kesinleşmiş tazminatı ödeme borcu”nun da üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmekle birlikte; sigorta ettiren ve sigortalının aynı kişi olduğu işbu dava açısından, davacı sigortalıya her türlü özel şart ileri sürülebileceğinden, söz konusu hükmün dava konusu uyuşmazlık kapsamında tatbik edilemeyeceğini, müteselsil sorumluluğun, yalnızca davacının zarar görenlere karşı sorumluluğu hususunda söz konusu olduğunu; sigortalının, sigortacıya ileri süreceği talepler yönünden geçerlilik arz etmediğini, 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun m.50, 51 ile 141 ve devamı maddeleri ile (6098 sayılı TBK.nın m.61, 62 ile 162 ve devamı maddelerinde) düzenlenmiş bulunan teselsül kuralları, birden çok kişinin birlikte bir zarara yol açmaları ve aynı zarardan dolayı sorumlu olmaları durumuna dair olup zarara yol açanlar ile zarar gören arasındaki ilişkinin düzenlenmesine yönelik olduğunu; rücu ilişkisinde ise, sorumlular arasında teselsül hükümlerinin uygulanamayacağını; iç ilişkide sorumluların ancak kendi kusurları oranında sorumlu olduklarını, Uyuşmazlık konusu mahkeme kararları incelendiğinde, “… LPG dolumu yapan ... şirketinin %20, … ...Şirketi firma sorumlusunun %5…” kusurlu olduğu hususunun tereddüte yer bırakmayacak şekilde açık bir şekilde hüküm altına alındığını, Anılan olayda zarar verenlerin sorumluluğu, yasadan kaynaklanan müteselsil sorumluluk ve aralarındaki ilişkinin ihtiyari dava arkadaşlığı olduğunu; alacaklıyı tatmin eden bir borçlu, kendisine isabet eden paydan daha fazla bir ödemede bulunduğu takdirde bu fazlalık ölçüsünde diğer borçlulara başvurabileceğini; bu durum bir borçlunun alacaklıyı tatmin etmesi halinde diğer borçluların da alacaklı karşısında alacaklının tatmin edilmesi ölçüsünde borçtan kurtulmalarının doğal bir sonucu olduğunu; buna bağlı olarak yasa koyucu da alacaklıyı tatmin eden borçlunun kendi payından fazla ödemede bulunması durumunda bu fazlalık ölçüsünde diğer borçlulara başvurabileceğini açıkça düzenlediğini,  Davacı tarafın zarar görenlere karşı diğer tazminat yükümlüleri ile birlikte müteselsilen sorumlu olsa da davada taraf olmayan müvekkili sigorta şirketi ile arasındaki sigorta sözleşmesi kapsamında zararın tamamının tazminini talep edemeyeceği, poliçe kapsamında müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun ancak ve ancak sigortalıları olan davacının nihai sorumluluğu ile sınırlı olacağı, davacının sorumluluğunu aşan kısımlara yönelik rücu hakkının müvekkili sigortacıya karşı değil, ancak diğer sorumlulara karşı ileri sürebileceğinin her türlü izahtan vareste olduğunu; teselsül, ister yasadan, ister sözleşmeden doğmuş olsun, bu kuraldan yararlanma hakkının sadece zarara uğrayanın olduğunu, Yine bu konu hakkında ... ’ın Uygulamalı Zarar Sigortaları Hukuku kitabında da; sigortacının sorumluluğu açısından “… sigorta ettirenin kusuru esas alınmış” olduğu, “Bu durum karşısında sigorta ettirenin kusursuz sorumluluğunu gerektiren olayların sorumluluk sigortası kapsamında kalmayacağı sonucu ortaya çıkmaktadır.” ifadesi ile sigorta ettirenin kusursuz olarak sorumlu tutulduğu hallerin Üçüncü Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında –aksi kararlaştırılmadıkça- sigortacının sorumluluğuna girmeyeceğinin açıkça ifade edildiğini, Davacı tarafın, TBK’nın haksız fiil ve teselsül hükümleri gereği, husumeti müvekkili şirkete değil, diğer haksız fiil sorumlularına yöneltmesi gerektiğini, diğer haksız fiil sorumlularının uhdesinde kalması gereken tazminat tutarlarını müşterek müteselsil sorumluluk gereği ödeyen davacı tarafın; söz konusu ödemeyi kusur oranları doğrultusunda diğer sorumlulardan talep etmek yerine müvekkili şirketten talep etmesinin iyi niyetli bir yaklaşım olmadığını,  davacının, TBK’nın haksız fiil ve teselsül hükümleri gereği diğer sorumlulara doğrudan rücu hakkı mevcutken, müvekkili şirketten poliçe teminatı kapsamına dahil edilmeyen bir tazminat kalemini talep etmesinin, mal varlığındaki eksilmeyi kısa yoldan tazmin etmeye yönelik bir yaklaşım olduğunu, davacının bu hususta seçimlik bir hakkı bulunmadığı ve rücu talebini diğer haksız fiil sorumlularına yöneltmek zorunda olduğunun tartışmasız olduğunu, Müvekkili şirketin, teminat altına almadığı bir tazminat kalemini ödemeye ve ardından borcun asıl muhatabı olan haksız fiil sorumlularına rücu etmeye mahkum edilmesinin usul ekonomisi ile de bağdaşmamakla birlikte, müvekkili şirketi haksız olarak dava ve takip külfetine katlanmaya mecbur edeceğini,  Dava konusu talep ile aynı cihette, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi’nin oybirliği ile verilen güncel tarihli emsal kararının ekte sunulmakta olduğunu,  Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/245 E 2017/1338 K sayılı ilamı ile “sigorta şirketinin, sigortalısına, ilam neticesinde ödemek durumunda kaldığı tutarı ödemek ve ardından sigortalısının kusuruna isabet etmeyen tutarlar açısından diğer sorumlulara rücu etmekle yükümlü olduğu” gerekçesiyle –diğer bir ifadeyle Yerel Mahkeme kararı ile aynı gerekçeye dayanarak- davacının davasının kabulüne karar verildiğini ancak taraflarınca istinaf kanun yoluna başvurulduğunu ve başvurularının haklı bulunması neticesinde, Yerel Mahkeme kararının kaldırıldığını, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından müvekkili şirketin poliçe teminatı kapsamında “yalnızca sigortalının kusuruna denk düşen miktarda tazminat ödemekle sorumlu tutulabileceği” gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiğini; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5.HD.’nin 2018/293 E 2019/198 K sayılı kararının kesin olmakla birlikte oy birliğiyle alındığını ve Yerel Mahkeme dosyasına sunulduğunu, İşbu dava kapsamında, yukarıda belirtilen davadaki istem ile aynı doğrultuda, davacının yaptığı tüm ödemeyi kusurdan bağımsız olarak müvekkili şirketten talep ettiğini; dava konusu talepler aynı olmakla, taleplere konu olan poliçelerin de ihtiyari mali mesuliyet poliçeleri olduğu göz önüne alındığında; aynı hükümlerin mahkemece de tatbik edilmesi ve haksız davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Bilirkişi raporunda davacı tarafından ödemeye dayanak gösterilen; Gaziantep l . Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/531 E. 2017/88 K. sayılı dosya, Gaziantep 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/169 E. 2015/799 K. sayılı dosya, Gaziantep 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/222 E. 2015/831 K. sayılı dosyaların, kesinleşmiş olması sebebiyle davacı tarafından ödenen tazminatların ve meydana gelen dava konusu olayda varsa tarafların kusur durumlarının yeniden değerlendirilmeyeceği yönündeki tespitlerin de hatalı olduğunu,  ancak bilirkişi heyeti tarafından gözden kaçırılan hususun işbu dosyalarda müvekkil şirket taraf olmadığından dolayı verilen kararların müvekkil şirket yönünden bağlayıcılık arz etmediğini, bu kapsamda davacı aleyhine açılan yukarıda bilgileri bulunan dosyalar kapsamında alınan bilirkişi raporlarında (kusur-aktüer) müvekkili şirket aleyhine olabilecek tespitleri kabul etmediklerini, iş bu dosyada müvekkili şirketin davalarda taraf olmadığı için ilgili dava dosyasında yokluklarında yargılama yapılmış olup yine yokluklarında bilirkişi raporları alındığını; müvekkili şirketin taraf olmadığı bir davada verilen karar yönünden müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, işbu dosyalarda müvekkili şirketin taraf sıfatı haiz olmadığından müvekkili şirket açısından kesin hüküm teşkil etmeyeceğini,Yerel Mahkeme tarafından mükerrer tazminata hükmedildiğini; gerekçeli karardan da görüleceği,  Gaziantep 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/222 E. 2015/831 K. sayılı ilam kapsamındaki mükerrer olarak hesaplanmış olup kararın bu yönüyle de hatalı olduğunu, Müvekkili şirket nezdinde düzenli 6350183 poliçe nolu 3. şahıs mali sorumluluk sigorta poliçesi özel şartlarında manevi tazminat taleplerinin dahil olduğu yönündeki değerlendirmelerin kabulünün mümkün olmayıp; açıkça manevi tazminat taleplerinin teminat dışında olduğunu, poliçede \"İşbu poliçe tarafların riayetle yükümlü oldukları ilişk sigorta genel şartları madde 2`de yeralanlara ilaveten aşağıda sayılanlar da teminat haricindedir. C)Cezalar, para cezaları, manevi ve ibretamiz hasarlar.\" hükmünün yer aldığını, Hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişsiz ve çelişkili olduğunu, bilirkişi heyetinin kanaatlerini TTK 1473 vd. maddelerine dayandırdığı görülmekte ise de, TTK 1473 vd. maddelerinde veya gerekçede bu yönde bir düzenleme bulunmadığını; bahsedilen kanun maddelerinin sorumluluk sigortalarının genel hükümlerini düzenlemekte olup, sigortalının müşterek müteselsil sorumluluk gereği diğer haksız fiil sorumlularının kusuruna denk düşen tazminatları ödemek durumunda kalması halinde, ödeme tutarının tamamını sigortacıdan isteyebileceği yönünde bir hüküm içermediğini; diğer bir ifadeyle, sigortacının, sigortalının kusurunu aşan fakat ödemek durumunda kaldığı tazminat bedelini üstleneceğine dair herhangi bir kanuni düzenleme bulunmadığını; TTK 1473’te, sigortacının “sigorta sözleşmesinde öngörülen miktar kadar sorumlu olacağı” belirtildiğini,  bu kanun maddesinden hareketle, sigortacının, sigortalının kusurunu ve esasen sigortalının kendi verdiği zararı aşan ve diğer haksız fiil sorumlularının uhdesinde olması gereken bir tazminat tutarını sigortacının yüklenmesi gerektiği gibi bir sonuç çıkartılamayacağını; aksinin kabulünün kanuna ve gerekçeye aykırılık teşkil etmenin yanı sıra, kanunda veya poliçe genel şartlarında hiçbir şekilde sigortacıya yüklenmemiş yeni bir sorumluluk kaleminin ortaya çıkmasına sebebiyet vereceğini; teminata dahil edilmediğini ve primlendirilmemiş bir riziko sebebiyle sigortacının ödeme yapmaya mecbur bırakılmasının gerek sigorta hukuku temel prensipleri gerekse hakkaniyet ilkesi açısından kabul edilemeyeceğini,Dava konusu uyuşmazlığın, sorumluluk sigortalarının özel bir alanına dair olup özel ve teknik bilgi gerektirdiğini; hükme esas alınan birlikişi raporunu hazırlayan heyetin, dava konusu uyuşmazlığın gerektirdiği uzmanlık ve yetkinliğe sahip olmadığını, dava konusu uyuşmazlığın, Üçüncü Şahıs Mali Mesuliyet sigorta poliçesine dayanmakta olduğunu; uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik sigorta hukuku bilgisi gerektirdiğini; söz konusu poliçe türünün, genel şartlar vasıtasıyla düzenlenmekte ve gerektiğinde tebliğler vasıtasıyla tadil edilmekte olduğunu; her ne kadar kaynağını ve çerçevesini TTK’dan alsa da, anlaşılması ve yorumlanmasının uzmanlık gerektirdiğini,  Davacı lehine avans faizine hükmedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının, avans faizi isteminin yasaya aykırı olduğunu; davaya konu uyuşmazlığın “haksız fiil”den kaynaklandığını; haksız fiilden kaynaklanan taleplerde uygulanacak faizin, yasal faiz olduğunu; bu nedenle, talep edilen avans faizi talebinin haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu,  yine, davacı tarafın mahkeme kararları gereği yapmak zorunda kaldığı ödemeler incelendiğinde, tazminat bedellerinin yasal faiz işletilmek suretiyle hüküm altına alındığının anlaşıldığını; dolayısıyla, davacı tarafın avans faizi talebinin bu yönüyle de haksız ve mesnetsiz olduğunu, Dava konusu ve tarafları aynı olan İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1255 E. 2019/139 E. sayılı dosyası halihazırda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2019/1782 Esas sayılı dosya ile; yine İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/242 E. 2020/707 K. sayılı dosyası  halihazırda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2021/401 Esas sayılı dosya ile istinaf incelemesinde bulunmakta olup işbu dava neticesinin bekletice mesele yapılmasını talep ettiklerini, bu aşamada dava konusu ve tarafları aynı olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesi 2019/1782 Esas sayılı dosya ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2021/401 Esas neticesinin beklenmesi talep olunduğunu, Mahkemece hükmolunan icra inkar tazminatının usul ve yasaya aykırı olduğunu; icra inkar tazminatının yasal şartlarının oluşmadığını, gerek öğretide gerek Yargıtay kararlarında genel olarak kabul edildiği üzere; eğer alacak likid değilse ve yargılamayı gerektirmekte ise borçlunun itiraz etmekte haklı olduğunu ve itirazın iptali davasını kaybetse dahi inkâr tazminatına mahkûm edilemeyeceğini; genel bir kavram olarak “likid (liquide) alacak”, “tutarı belli (muayyen), bilinebilir, hesaplanabilir alacak anlamında olduğunu ancak taraflar arasındaki somut uyuşmazlıkta dava konusu taleplerin poliçe teminatları dahilinde bulunup bulunmadığı hususunun yargılamayı gerektirmekte olduğunu, Müvekkili şirket aleyhine hükmolunan icra inkar tazminatının yukarıda izah edilen nedenlerle, kabulünün mümkün olmadığını; kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla alacağın likid bir alacak olmamakla birlikte yine dava ve takip konusu alacağın poliçe teminatları kapsamında olup olmadığı ancak ve ancak yargılama ile belirlenebilecek nitelikte olduğundan icra inkar tazminatına ilişkin verilen kararın da usul ve yasaya aykırı olduğunu,  İleri sürerek, gerek yukarıda sunulan; gerekse  re'sen dikkate alınacak sebeplerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın  reddine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesi 2019/1782 Esas sayılı  ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2021/401 Esas  dosyalarının bekletici mesele yapılmasına, tüm istinaf ve yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı şirket tarafından LPG dolumu yapılan üçüncü kişiye ait tankerin karıştığı kaza nedeniyle davacıya karşı açılan tazminat davalarında verilen kararlara dayalı olarak başlatılan ilamlı takip dosyalarına yapılan ödemelerin, üçüncü kişi mali mesuliyet sorumluluk sigortacısı olan davalıdan, poliçe kapsamında tahsili için başlatılan takibe vaki kısmi itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Somut olayda, tanker sürücüsü Metin Uçar'ın sevk ve idaresindeki Dökme sıvı LPG taşıyan LPG tanker ve dorsesinin E-90 kara yolu üzerinde Gaziantep girişinde 06/08/2005 tarihinde saat 13.30 sularında devrilmesi sonucu, LPG tankından çevreye yayılan LPG gazının sürtünmeden veya eksoz araçlarından alev alarak yanması ile oluşan patlama sonucunda 600 metre çapında bir alev topunu oluşturduğu ve çevrede tanker sürücüsü ile birlikte 18 kişinin ölümüne ve bir kişininde yaralanmasına sebebiyet verdiği, kaza nedeniyle dava dilekçesinde bildirilen tazminat davalarının açıldığı, açılan davalarda Patlayan LPG tankının dolumunu yapan davacı şirkete de husumet yöneltildiği, bu davalarda iş bu dosya davacısı dolum şirketinin de kusurlu olduğu tesbit edilip hükmedilen tazminatların tüm davalılardan müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine karar verildiği, bu kararların ilamlı icraya konulması üzerine davacı tarafından icra dosyalarına kapak hesabına göre ödeme yapıldığı, davacının iş bu davaya konu ettiği icra dosyalarına toplam 328.989,65-TL ödediği, davacı tarafından poliçeye göre %10 oranında muafiyet tenzilatı yapılarak davalı ... şirketi aleyhine 296.090,68-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlattığı, davalının, davacı tarafından ödeme yapılan takip dosyalarının dayanağı ilamlara göre kazada davacının %25 oranında kusurlu bulunduğu, sigortacının sorumluluğunun sigortalısının kusuru nispetinde olduğu gerekçesi dosyaya 74.022,75-TL ödeme yaptığı, kalan kısma itiraz ettiği, kısmi itiraz üzerine duran takibin iptali için eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; takip dayanağı ilamlara konu trafik kazasında, sigortacının poliçe gereği yalnızca sigortalısı olan davacının kusuru oranında ödeme yapmakla yükümlü olduğu, manevi tazminatın teminat kapsamında olmadığı, mükerrer hesaplama yapıldığı, davalı aleyhine avans faize hükmedilemeyeceği, inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı yönündedir.Davacı ile davalı arasında 31/12/2004 başlangıç ve 31/12/2005 bitiş tarihli ....183 poliçe nolu üçüncü şahıs mali sorumluluk sigorta poliçesi düzenlendiği,  kaza başına poliçe teminat üst limitinin 3.000,000,00 USD olduğu, poliçe özel koşullarında; herbir maddi hasarda, hasarın %10’u minimum, 50 USD muafiyet uygulanacağının kararlaştırıldığı,  poliçe özel şartlarının \"teminatın kapsamı\" başlıklı kısmında; sigorta poliçesinin poliçede sayılan rizikoların gerçekleşmesi sonucunda, Türkiye Cumhuriyetinin hukuki sorumlulukla ilgili mevzuatı hükümleri çerçevesinde ve poliçede tespit olunan teminat limitlerine kadar, davacı sigortalının sorumluluğunu gerektiren üçüncü şahıslara verilen zararları karşılamak üzere Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi, Tüpguz ve Tehlikeli Maddeler Zorunlu Sorumluluk Sigortası teminat limitleri üzerinde çalışacağı, poliçenin,  sigortalıya ait dolum tesisleri ve tüp depoları ile poliçe döneminde açılacak dolum tesisleri ve tüp depolarında ve sigortalıya dolum yapım diğer LPG şirketlerine ait diğer dolum ve depolunla istasyonlarında LPG boru hatlarında yükleme, boşaltma ve dolum platformlarında muhallerinde bulunan dökme ve her nevi sıvılaştırılmış petrol gazlarının tüpleri, tunlar ve sarnıçlar içerisinde dolumu ve depolanması, nakil, sigortalıya ve diğer şirketlere ait hangi marka hacimde olursa olsun (standartlara uygun olmak kaydıylu) tüplere ve tanklara doldurulması, nakil ve nakliyecinin kiraladığı araçlara taşınması ile bu tankların kullanılmasından mütevellit vukuu bulabilecek kaza ve hasarları, mülkiyeti sigortalıya ait olan veya sigortalı tarafından kiralanan kara ve deniz taşımasında kullanılan vasılalar ile sigortalının personelinin kullanımına verilen vasıtaların kullanımları esnasında 3. şahıslara verebileceği bedeni ve maddi zararlar nedeniyle oluşabilecek hukuki sorumluluğu ve yine sigortalının eyleminden sorumlu olduğu personeli, nakliyeciler bayileri ve bunların talimatı ile iş yapan elemanların mesleki faaliyetlerinin İcrası sırasında 3. Şahıslara verebilecekleri zararlar ile sigortalının distribütörlüğünü yaptığı benzinli araçların LPG dönüşümü sırasında (KİT) sistemleri için yurt içindeki bayiliklerinin bu sistemi araca kurması nedeniyle oluşabilecek zararlardan sigortalıya terettüp edecek mali ve hukuki sorumluluğu teminat altında aldığı düzenlenmiş, yine özel şartlar kısmında poliçenin teminatına aşırı ve haksız talepler dışında kalan manevi tazminata ilişkin taleplerin de dahil olduğu kararlaştırılmıştır. Üçüncü Şahıslara Karşı Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları'nın birinci maddesine göre; bu sigorta gerçek ya da tüzel kişilerin, kendilerinin veya çalışanlarının üçüncü şahıslara verebilecekleri her türlü bedeni ve maddi zararlar nedeniyle kendilerine yöneltilebilecek tazminat talepleri ile ilgili sorumluluklarını teminat altına alan sigorta türüdür. Dava konusu poliçenin yukarıda açıklanan kapsamına göre, üçüncü şahısların zararına sebep olan kaza poliçede sayılan rizikolar kapsamında olup, davalının savunmasının aksine poliçede sigortalıya yüklenecek hukuki ve mali sorumluluğun teminat altındaki kısmının yalnızca sigortalının kusur orana denk düşecek tutar ile sınırlı tutulduğuna dair açık bir düzenleme bulunmadığı, buna göre davacının, dava dışı üçüncü kişilere gerçekleşen riziko kapsamında yaptığı tüm maddi tazminat ödemelerini fer'ileri ile birlikte poliçe kapsamında davalıdan talep edebileceği, davalının sigortalısına ödeme yaptıktan sonra halef sıfatıyla rizikonun gerçekleşmesinde ve zararın doğmasında sorumluluğu bulunan üçüncü kişilere rücu edebileceği,  yine davalı savunmasının aksine manevi tazminat taleplerinin de fahiş olmamak kaydıyla teminat kapsamına alındığı, somut olayda dava dışı üçüncü kişilerce açılmış davalarda manevi tazminat tutarının mahkemece takdir edildiği,  buna göre ilk derece mahkemesinin kazadaki kusur oranını dikkate almaksızın ve manevi tazminatın da teminat kapsamında olduğu gerekçesi ile, davanın kabulüne karar vermesinde isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır ( bk. tarafları ve konusu itibariyle aynı doğrultuda Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin  2021/6449 esas, 2023/1784 karar sayılı ilamı)HMK'nun 282 maddesi uyarınca, mahkemenin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe takdir edeceği, çözümü hukuki bilgi gerektiren konularda değerlendirme yapma yetkisinin ise münhasıran mahkemeye ait olduğu, buna göre dava konusu sorumluluk sigortasında, poliçede yer alan düzenlemelere göre teminatın kapsamını belirleme yetkisinin de mahkemeye ait olduğu anlaşılmış olup, davalı yanın sorumluluk sigortaları alanında uzman bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılması gerektiği, mevcut bilirkişi raporunun yetersiz olduğu yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacının kesinleşmiş mahkeme ilamlarına dayalı olarak yaptığı ödemeleri, poliçe kapsamında davalıdan talep ettiği, alacak tutarının likit olduğu, mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yerinde olduğu anlaşılmış, davalının icra inkar tazminatına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Dava; haksız fiile dayalı rücuen tazminat davası olmayıp, poliçeye dayalı alacak davasıdır. Diğer ifade ile davacı, poliçe ile teminat altına alınan riskin gerçekleştiğini, kendisinin prim ödeme borcunu yerine getirdiğini belirterek, davalıdan poliçeden/sigorta sözleşmesinden doğan borcunun ifasını talep etmektedir. Her iki tarafın tacir olduğu davada, davalı ... şirketinin poliçeden doğan borcu da TTK'nun 19/1 maddesi uyarınca ticari mahiyette olup, mahkemece talep gibi avans faize hükmedilmesinde de isabetsizlik yoktur. Aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir. Sonuç itibariyle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı; kamu düzenine aykırılık da mevcut olmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin  istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine  karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 15.169,46-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 3.792,50-TL harcın mahsubu ile bakiye 11.376,96‬-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/03/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"438039b35c705b33","SID":"e05b3dc1ef6ff189"}}