{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/572 <br>KARAR NO: 2024/527<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/02/2024<br>NUMARASI: 2024/82 Esas 2024/81 Karar <br>DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/04/2024<br>Davanın yargı yolu görev  dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkili ...'un hissedarı olduğu ...  29 Mayıs 2015 tarihinde BDDK tarafından TMSF'ye devredildiğini, 18 Kasım 2015 tarihinde ...'un hissedarı ve yönetim kurulu üyesi olduğu ... kayyım atandığını, el konulan şirketlerin 1 yıl sonra da TMSF'ye devredildiğini, müvekkillerin hissedarı olduğu diğer şirketlere, İstanbul Anadolu 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 27/07/2016 tarih ve 2016/3302 D. İş sayılı kararı ve İstanbul Anadolu 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 03/08/2016 tarih ve 2016/3475 D. İş sayılı kararı ile kayyım atandığını, 01/12/2016 tarihinde İstanbul 11. Sulh Ceza Hakimliğinin 2017/1322 D. İş sayılı kararı ile tüm malvarlığına el konulmasına karar verildiğini, söz konusu kararlara karşı itiraz edildiğinden hukuki süreç devam ederken 27/03/2017 tarihinde İstanbul Anadolu 7.Sulh Ceza Hakimliğinin 2017/1322 D. İş sayılı kararı ile CMK 133 ve 674 Sayılı KHK'nın 13. Maddesi uyarınca TMSF yetkili kılınarak şahsi malvarlığına kayyım atandığını, müvekkilleri hakkında 08/03/2018 tarihinde İstanbul 33.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/82 esas sayılı dosyada başlanılan yargılamanın devam ettiğini, Müvekkillerce, TMSF nin sahsi malvarlığına kayyım olarak atandığı gerçek kişilerin, yine \"Fon\"un kayyım olarak atandığı ... Tic AŞ'de bulunan toplam (... % 42 ve ... %8) %50 oranındaki hisseleri bir araya getirilerek \"Fon\" Kurulu Kararı ile oluşturulan ve satışına karar verilen \"... %50 Oranındaki Hisseleri Ticari ve İktisadi Bütünlüğü\", 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında KHK nin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 19 ve 20'nci maddeleri ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134'üncü maddesi ve TMSF tarafından Ticari ve İktisadi Bütünlük Oluşturan Mahcuzların Satışına İlişkin Yönetmelik kapsamında, kapalı zarf ve açık artırma usullerinin birlikte uygulanması suretiyle cebri icra yoluyla haciz, rehin gibi yasal takyidatlardan ari olarak ihale şartnamesinde (\"Sartname\") belirtilen kayıt ve şartlarla satışa çıkarıldığını, satış kararının 24 Ocak 2024 Tarih ve 32439 sayılı RG'de yayınlanan ilandan öğrendiğini,  TMSF Fon Kurulunun satışa karar verdiği ... Tic. AŞ'nin, İstanbul Anadolu 5.Sulh Ceza Hakimliği'nin 2016/3302 D.İş nolu, 27.7.2016 tarihli kararı ile; ... ,  ..., ..., ..., ...,  ... ve ...'ün CMK'nın 133/1 maddesi gereğince yönetim organinin kullanmak tüm yetkilerini ve yeni yönetim kurulunu oluşturmak üzere kayyım olarak atanmalarına kararı ile devredildiği tarihteki ortakları, ... (%42 Hissedar) ... (%50 hissedar) hissedar), ve ... (%8 hissedar) olduğunu, bilahare İstanbul Anadolu 1.Sulh Ceza Hakimliği'nin 2016/4512 D.İş nolu, 21.10.2016 tarihli kararı ile; 674 sayılı Kanun Hükmünde Karamame' nin 19/1 maddesi \"Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce kayyım alınmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyumların yetkileri, görevi sona erer” hükmü gereğince; Şirket için önceden görevlendirilen kayyımlara ait tüm yetkilerin TMSF'ye devredilmesine karar verildiğini, bu münasebetle .... AŞ'nin de kayyımdan önceki son YK Başkan Yardımcısı ve %42 Hisse sahibi olduğunu, 15 Temmuz 2018 tarih ve 2018/1 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararnamesine göre TMSF'nin Cumhurbaşkanlığına bağlandığını, şirketin satış ve tasfiyesine karar verilmesi yetkisinin Cumhurbaşkanlığında olduğunu,  davalı idarenin kayyım sıfatıyla yönettiği şirketlerin hak ve taraf ehliyetlerini koruduğunu, anılan şirketlere ilişkin olarak kayyımın ticârî gerekliliklere göre gerçekleştirdiği iş ve işlemlerin idarî işlem veya eylem niteliğinde olmadığını, kayyım sıfatıyla ticârî kural ve teamüllere dayanılarak tesis edilen işlemlerde kamu yararının değil ticârî faaliyet gereklerinin esas alındığı ve kayyım işlemlerinin idare hukuku ilkelerine göre değil ticaret hukuku ilkelerine göre tesis edildiğini,uyuşmazlığın adlî yargı yerlerince çözümlenmesi gerektiğini,Cumhurbaşkanı kararı olmadan TMSF'nin tek başına satış ve tasfiye kararı vermesinin 6758 sayılı Kanun'un 19. maddesi, 6758 Sayılı Kanun'un 19. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esasların 7. Maddesi ve Cumhurbaşkanlığı'nın 2018/1 Sayılı Genelgesi'ne açıkça aykırı olduğunu, şirketlerin satışı için haklı ve hukuka uygun, ticari gereklilik için sebep olmadığını,ihalenin yapılması halinde 3. Kişilerin ihale usulü yapılması nedeniyle iyi niyet iddiaları halinde, çok değerli mülk içeren hisselerin satışıda imkansız olacağından zararın artacağını, tüm bu nedenlerle 24 Ocak 2024 Tarih ve 32439 Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan ilandan anlaşıldığı üzere, Müvekkilin hissedarı olduğu ... Ticaret A.Ş.'ye ait hisse, 14.02.2024 tarihinde Saat 11.00 da satışına dair karar ve ihalenin ihtiyati tedbir vaazı ile durdurulmasına, ayrıca davaya konu edilen TMSF Fon Kurulunun 24.01.2024 tarihli 34439 sayılı RG de yayınlanan, ... Tic A.Ş.'de İhale usulü ile 14.02.2024- 16.02.2024 Tarihlerinde yapılacak hisselerin  satışa çıkarılmasına satışına ilişkin TMSF kararına dayanak varsa  Cumhurbaşkanı kararının iptallerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, davacı vekili, dava dilekçesinin ekinde \"... %50 Oranındaki Hisseleri Ticari Ve İktisadi Bütünlüğü \" Satış Komisyonu Başkanlığından Ticari ve İktisadi Bütünlük Satış İlanı\"  başlıklı satış ilanını bıraktığını, bir sureti dosya içerisine bırakılan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesinin 2022/1263 esas 2022/1109 karar 24/05/2022 tarihli kararında da görüldüğü üzere ticari ve iktisadi bütünlük kararının TMSF'alması nedeniyle davanın idari yargıda görülmesi gerektiği adli yargının görevsiz olduğunu, HMK 114/b bendinde \"yargı yolunun caiz olması\" dava şartı olarak düzenlendiğini, HMK 115.maddesi gereği dava şartlarının resen inceleneceği, davada yargı yolunun caiz olmadığı idari yargının görevli olduğu, ihtiyati tedbir istemininde görevli mahkemece değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından HMK 115 ve HMK 114/b bendi gereğince açılan davanın yargı yolu caiz olmadığından dava şartı yokluğundan usulden reddine  karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili; eldeki davada tafsilatlı olarak davaya konu işlemin TMSF tarafından, 674 sayılı KHK ve 6758 sayılı Kanun'la kendisine verilen görevlerin ifası kapsamında kamu gücü kullanılmak suretiyle ticari gereklere göre yönetimine ilişkin dava konusu işlemin tesis edildiğinden bu ihtilafın çözüm yerinin adli yargı mahkemesi kapsamında kaldığını, aynı hususun İdari Yargı mercilerince de hükme bağlanmış olup, davalı idarenin kayyım sıfatıyla yönettiği şirketlerin hak ve taraf ehliyetlerini koruduğunu, anılan şirketlere ilişkin olarak kayyımın ticârî gerekliliklere göre gerçekleştirdiği iş ve işlemlerin idarî işlem veya eylem niteliğinde olmadığını, kayyım sıfatıyla ticârî kural ve teamüllere dayanılarak tesis edilen işlemlerde kamu yararının değil ticârî faaliyet gereklerinin esas alındığı ve kayyım işlemlerinin idare hukuku ilkelerine göre değil ticaret hukuku ilkelerine göre tesis edildiğini, davalı idarenin, kayyımı olduğu şirketlere ilişkin olarak 6758 sayılı Kanun'un 20. maddesi uyarınca  5411 sayılı Bankacılık Kanunu'ndan kaynaklanan yetkilerini kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde kıyasen uygulayabilmesinin kayyımlık sıfatını ve uyuşmazlığın özel hukuka ilişkin olma niteliğini etkilemediği anlaşıldığından, uyuşmazlığın esas itibarıyla Türk Medenî Kanunu'nda düzenlenen kayyımlık görevinin nasıl îfâ edileceğine dair ilke ve kurallar ile Türk Ticaret Kanunu hükümleri dikkate alınmak suretiyle adlî yargı yerlerince çözümlenmesi gerektiği sonucuna varıldığını, öncelikle tedbir kararı verilerek satışın durdurulmasını, kararın kaldırılarak görevli mahkemenin adli yargı olduğunun belirlenmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava, davacıların şahsi malvarlığına kayyım olarak atanan TMSF'nin ... şirketinin %50 payına ilişkin oluşturulan iktisadi bütünlüğün satışına ilişkin olarak alınan Fon Kurulu Kararı'nın  iptali istemine ilişkindir. Davacı dava dilekçesinin netice talep kısmında; dava konusu edilen işlemlerin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanmaları halinde telafisi mümkün olmayan zararlara sebebiyet verecek olmaları ve ihaleye kısa süre kalması nedeniyle karar ve ihalenin ihtiyati tedbir vaazı ile durdurulmasına, ayrıca davaya konu edilen TMSF Fon Kurulunun 24.01.2024 tarihli 34439 sayılı Resmi Gazete yayınlanan, ... A.Ş.'de İhale usulü ile 14.02.2024 -16.02.2024 Tarihlerinde satışına ilişkin Fon Kurulu'nun kararı varsa Fon Kurulu kararına dayanak Cumhurbaşkanı kararının iptaline karar verilmesi talep edilmiştir. 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine dair kanunun19/3 maddesinde kendisine kayyım atanan şirketlerin, soruşturma ve kovuşturma sonuna kadar, TMSF'nin gözetiminde, TMSF'nin ilişkili olduğu Bakanın atadığı yöneticiler tarafından ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli tüccar gibi yönetileceği, bu şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının tespit edilmesi durumunda, şirketin yahut varlıklarının veya CMK'nın 128 inci maddesinin 10. fıkrasında belirtilen malvarlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine TMSF'nin ilişkili olduğu Bakan tarafından karar verilebileceği düzenlenmiştir.Anılan Kanun m.19/9'da, TMSF'nin kayyımlık görevini yürüttüğü şirketlerin genel kurullarının yetkilerinin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olunmaksızın TMSF'nin ilişkili olduğu Bakan tarafından kullanılabileceği, 10. fıkrada ise, TMSF'nin ilişkili olduğu Bakanın, bu madde kapsamındaki yetkilerini kısmen veya tamamen TMSF Başkanına veya Fon Kuruluna devredebileceği kabul edilmiştir.Kanun'un 20/1. maddesinde de, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralınan şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkilerin, bu Kanun ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde, bu şirketlerin yahut bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına ve varlıkları üzerinde Fon haczi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanacağı düzenlenmiştir. Başbakanlık tarafından onaylanan 10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 19. maddesi kapsamında hazırlanan Yetki Devri Yönergesi’nin “Devredilen Yetkiler” başlıklı 5’inci maddesinin (c) ve (ç) bentleri ile “şirketin yahut varlıklarının veya malvarlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verme yetkisi” ve \"gerektiğinde TTK hükümlerine tabi olmaksızın genel kurul yetkilerini kullanabilme yetkisi\" Fon Kuruluna devredilmiştir.32439 sayılı ve 24/01/2024 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan TMSF “... %50 Oranındaki Hisseleri Ticari ve İktisadi Bütünlüğü” Satış Komisyonu Başkanlığı tarafından yapılmış Ticari ve İktisadi Bütünlük Satış İlanı'nda \"Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (“Fon”) şahsi malvarlığına/hissesine kayyım olarak atandığı gerçek kişiler ile Fon’un kayyım olarak atandığı şirketlerin, ... A.Ş.'de bulunan hisselerinden Fon Kurulu Kararı ile oluşturulan ve satışına karar verilen ... %50 Oranındaki Hisseleri Ticari ve İktisadi Bütünlüğü, 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 19 ve 20’nci maddeleri ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 134’üncü maddesi ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Tarafından Ticari ve İktisadi Bütünlük Oluşturan Mahcuzların Satışına İlişkin Yönetmelik (“Yönetmelik”) kapsamında, kapalı zarf ve açık artırma usullerinin birlikte uygulanması suretiyle cebri icra yoluyla haciz, rehin gibi yasal takyidatlardan ari olarak ihale şartnamesinde (“Şartname”) belirtilen kayıt ve şartlarla satışa\" çıkarılmıştır.İdari işlem; idarenin, hukuk âleminde değişiklik, yenilik doğuran idare açıklaması olup, bir tasarruf veya kararın idari işlem sayılabilmesi için, idari makamca verilmiş olması ve idarenin, idare hukuku alanında gördüğü idari faaliyete ilişkin olması gerekmektedir.İdari makamların, idari faaliyetin görülmesi sırasında kullandıkları kamu gücü ise, söz konusu makamlara, bireyler ile girdikleri ilişkilerde, onların iradesinden bağımsız bir şekilde, hatta karşıt iradelerine rağmen, tek yanlı olarak hukuki sonuçlar ve etkiler yaratabilecek işlemler yapabilme yetki ve yeteneği tanıdığından, kamu gücünün kullanılmasından doğan uyuşmazlıkların idari yargı yerinde görülmesi gerektiği açıktır. Bankacılık Kanununun 111. maddesinde, TMSF'nin kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve malî özerkliğe sahip bir kuruluş olduğu kabul edilmiştir. TMSF Fon Kurulu'nun taşınmazların satışına izin kararı ve buna bağlı işlemler, kamusal mahiyette 6758 sayılı Kanunla kendisine verilen görevin ifası amacıyla kamu gücü kullanılarak tek taraflı olarak alınmış  idari bir karardır. Buna göre, 6758 sayılı Kanundan kaynaklanan ve davaya konu idari karar-işlemlere ilişkin uyuşmazlığın çözümü de idari yargının görev alanında bulunmaktadır (Aynı yönde bkz. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 2022/1237 E., 2022/2728 K. sayılı ve 05/10/2022 tarihli ilamı). Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 114/1. maddesinde, yargı yolunun caiz olması dava şartları arasında sayıldığı,mahkemece, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığından istinaf nedenleri yerinde olmayan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davacılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 15/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"28979cc0d421d7b8","SID":"bef27572fb059e4a"}}