{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2021/507 <br>KARAR NO\t: 2024/556<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/09/2020<br>NUMARASI\t\t: 2018/45 E.  -  2020/187 K.<br><br>DAVACI                                :<br>VEKİLİ                                  :<br>DAVALI\t: <br><br>DAVA\t: Marka Hakkına Tecavüzün Önlenmesi, Haksız Rekabetin Tespiti,  Maddi- Manevi Tazminat, Hükmün İlanı <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/09/2020 tarih ve 2018/45 Esas - 2020/187 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: <br><br>  TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, 2001 yılından beri yürüttükleri ticari faaliyetleri kapsamında, 2007 yılında 03. ve 05. sınıflara giren emtialarda kullanmak üzere tescil ettirdikleri “...” markası altında üretim ve satış yaptıklarını, davalının tek paydaşı olan dava dışı 3. bir firmanın anılan markalarının kullanılmaması nedeniyle Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2014/40 esasında kayıtlı iptal davası açtığını,  yapılan yargılama sonucunda bu davanın reddedildiğini, davalının “...” markası altında satışlar yaptıklarının tespiti üzerine davalı aleyhine suç duyurusunda bulunduklarını, aynı zamanda davalının ürünlerini satan dava dışı 3. firmalara ihtarname gönderdiklerini, bu firmalarda savcılık vasıtasıyla yapılan aramalar neticesinde “...” markalı ürünler bulunduğunu ve bu ürünlere el konulduğunu, bu gelişmeler üzerine davalı ve davalının tek paydaşı olan firmanın kendileri aleyhine markaya tecavüz ve haksız rekabetin olmadığının hükmen tespiti ve muarazanın men’i talepli1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde 2016/431esasında kayıtlı davanın açıldığını, o davanın da reddedildiğini,Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2014/40 esas sayılı dava dosyasının Yargıtay incelemesi devam ederken, davalının tek paydaşının bu sefer de SMK hükümleri gereğince davacının markasının kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğü talepli yeni bir dava açtığını, davanın derdestlik nedeniyle usulen reddedildiğini, davalının bu sefer de aynı davayı kendisinin ve B grubu imza yetkilisi ... adına açtığını, Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2017/201 esasına kaydedilen davanın devam ettiğini, davalının \"...\" ibareli kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, davalının aleyhine verilmiş yargı kararlarını tanımadan \"...\" markalı ürünlerin ticaretini yapmaya devam ettiğini  ileri sürerek, markaya tecavzün önlenmesine, haksız rekabetin tespitine, davalının ihlal oluşturan kullanımların bulunduğu tüm ürünlerin, reklam vasıtalarının , basılı tüm evrak ve kağıtların toplatılmasına ve imha edilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla SMK’nın 151/2-b maddesi uyarınca 100.000 TL maddi, 1.000.000 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden işleyecek avans faiziyle tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>                             Davalı vekili, davacının parfüm ve kozmetik ürünleri için kullanmadığı tescilli markasının mevcudiyeti nedeniyle dava dışı ....’nın marka başvuruları tescil edilemediğinden,  dava dilekçesinde bahsi geçen kullanmama nedeniyle hükümsüzlük davasının açıldığını, davacının  farklı savcılıklara şikayette bulunarak, davalının ticari faaliyetlerini engellemeye çalıştığını, bu şikayetler sonucunda yürütülen soruşturmaların devam ettiğini, davacının  haksız fiillerine karşı açtıkları muarazanın men’i ve menfi tespit davasının da usulden reddedilmesine rağmen henüz kesinleşmediğini, sürekli ceza tehditi altında bırakılan davalının ve davalının şirket yetkilisinin bu gelişmeler üzerine davacının markasının “parfümeri ve kişisel kullanım amaçlı koku vericiler”de kullanılmaması nedeniyle kısmen hükümsüzlüğü davasını açtıklarını ve bu davanın yargılamasının halen devam ettiğini, davalının tüm dünyada kozmetik-parfümeri sektöründe tanınmış olan ... grubunun Türkiye iştiraki olduğunu, pek çok tanınmış markanın sahibi bulunduğunu, davacının “...” markasının parfümeride ve kişisel amaçlı koku verici ürünlerde kullanılmadığını, davacının markasını endüstriyel yağ sökücüleri, kara ve hava taşıtları için temizleyiciler, gıda üretim tesisleri ve endüstriyel mutfak donanımları için temizleyiciler, otomobil temizleme ürünleri ve benzeri alanlarda kullanılan endüstriyel temizlik ürünlerinde kullandığını, davacının markası ile müvekkilinin dava konusu kullanımları arasında iltibas bulunmadığını, müvekkilinin markalarının “...” ibaresiyle birlikte kullanıldığını, taraflara ait ürünler arasında belirgin bir kalite farkının da bulunduğunu, davacının kullanmadığı bir ürüne dayanarak kazanç kaybı talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, açılan davanın haksız ve kötü niyetli  bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı tarafın \"...\" ibaresini içeren ürünleri dava dışı firmalara sattığı, davalının buna yönelik bir itirazının olmadığı, davalının  dava konusu \"şekil+...\" ibaresini,  davacının 2007/71094 sayılı ve \"...\" ibareli markasının tescilli bulunduğu parfümler ve kişisel kullanım amaçlı koku vericileri kapsayan mallarında kullandığı, tarafların markaları arasında  arasında görsel ve sesçil olarak  ortalama (hedef) tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerliğin bulunduğu,  işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, her iki işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı (hedef) kitlesinin, yargılama konusu davalının satışa sunduğu markalı ürünleri gördüğünde bu ürünün davacıya ait tescilli marka kapsamında olan bir ürün olarak algı yaşayabileceği yani yanılabileceği,  her iki markalı ürünün işletmesel kökenlerinin aynı olduğu, idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletmeye ait markalar olarak algılanabileceği yani markalar arasında karıştırılma ihtimalini yaşayabileceği, davalının bu eyleminin markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, davalının \"...\" markalı reklam ve promosyon amaçlı mal ithalatının başladığı tarihin 16.06.2014, dava tarihinin ise 29.01.2018 olduğu, davalının 10.01.2017 - 29.01.2018 tarihleri arasında (SMK’nın yürürlükte olduğu dönemde) faaliyet kârı/net kazanç elde etmediğinin anlaşıldığı, bu durumda yoksun kalınan kazanç hesabının 556 sayılı KHK m.66/2-b çerçevesinde yapılan dönemle (16.06.2014 – 10.01.2017) kısıtlı kalacağı, bu dönemde davalının net kazancının 285.336 TL olduğu, bu net kazanca “...” markasının etkisinin/katkı olasılığının %10’dan fazla olmadığı,  davacının talep edebileceği maddi tazminatın  (285.366 TL x %10) 28.536,60 TL olduğu, manevi tazminat koşulları da oluşmakla 30.000,00 TL (otuzbin) manevi zararın uygun görüldüğü, bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere davacının, davanın açıldığı 29/01/2018 tarih ile 29/01/2013 tarihleri arasında \" ...\" markasını tescilli bulunduğu “şampuanlar, duş jelleri, el temizleme jelleri, kremleri, solüsyonları, sıvı el temizleyicileri, köpük sabunlar, ıslak mendiller, parfümler, yüksek parfümlü genel temizleyiciler, çok yüksek kokulu konsantre parfümler, hidroalkolik jeller, koku giderici oda sıvıları, otomat deterjanları”nda Türkiye içerisinde ciddi biçimde kullandığı, bu nedenle davalının kullanmama def'inin de yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı tarafa ait 2007/71094 sayılı tescilli marka hakkının davalı tarafça satışa sunulan ürünler dolayısıyla marka tecavüzünde ve haksız rekabette bulunulduğunun  tespit edilmekle marka tecavüzünün önlenmesine, men’ine, davalı eylemi nedeniyle davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan ürünlerin, reklam vasıtalarının, basılı tüm evrak ve kağıtların Türkiye sınırlarında nerede bulunursa bulunsun toplatılıp  imha edilmesine, 28.536,60 TL maddi, 30.000 TL manevi tazminatın tazminatın, 6769 sayılı SMK'nın yürürlüğü girdiği 10/01/2017 tarihinden itibaren yürütülecek ticari faiziyle tahsiline, hükmün ilanına ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda maddi tazminat hesabının davalı tarafça sunulan bilgi ve belgeler dikkate alınarak yapıldığını, davalının ticari defter ve kayıtlarının incelenmediğini, mahkemece davalının ihlal oluşturan dava konusu kullanımları ile ilgili olarak ithalat bilgilerine  Gümrük İdaresine müzekkere yazılmasına karar verildiği halde bu kararın yerine getirilmediğini, bizzat davalı tarafça hazırlanan belgelerin tazminat hesabında esas alınmayacağını, davalının 2018 yılı için hiçbir kayıt sunmadığını, gerekli inceleme yapılmadığından faiz başlangıç tarihinin tespit edilmediğini, öte yandan maddi tazimat hesaplama biçiminin de hatalı bulunduğunu, zira davanın SMK’nın yürürlükte olduğu dönemde açıldığını, bu nedenle maddi tazminat hesabında SMK hükümlerinin dikkate alınması gerektiğini, ayrıca bilirkişi raporunda markanın davalının satışa etkisinin  oranının % 10 olarak belirlenmesinin somut bir veriye dayanmadığını, diğer yandan mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının da düşük olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasını, tahkikatın genişlettirilerek davalının ihlal tarihi ila dava tarihi aralığındaki ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi heyeti eliyle incelettirilip, davalının dava konusu ibarenin kullanıldığı ürün ve hizmetlerden elde ettiği net kazancının belirlenmesi ve  ihlal tarihinden itibaren başlatılacak avans faiziyle birlikte maddi tazminat olarak ödenmesine, manevi tazminat taleplerinin de tam olarak, kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı vekili, davacının dava konusu markasının parfümler emtiasında ciddi olarak kullanmadığını, davacının bu kapsamda delil olarak dayandığı ve müvekkili tarafından davacıya ait markanın kullanmama nedeniyle iptali istemiyle açılan dava dosyasına sunulan delillerin kullanımı ispatlar nitelikte olmadığını, zira sunulan delillerin hediye olarak verilen 1 ve 2 ml’lik eşantiyon parfümlere ilişkin bulunduğunu, ayrıca davacının bu kapsamda sunduğu delillerin mahkemece verilen kesin süreden sonra sunulduğunu, davanın açılmasında 3 aylık döneme ilişkin kullanımların dikkate alınmaması gerektiğini, davacının markasının kullanımının ispatlandığı ürünlerin benzer ürünler yönünde de kullandığının kabulü anlamına gelmeyeceğini, diğer yandan müvekkiline ait parfüm ürünlerinin davacının markası ile karıştırılma ihtimaline yol açmayacağını, tarafların faaliyet  alanlarının farklı bulunduğunu, davacının üretim yaptığı esas ürünün temizlik ürünleri olduğunu, ürünlerin kokusu ve ambalajlarının da farklı bulunduğunu, dava konusu kullanımların ”... ...”  ibareli olup “...” ibaresinin asıl unsur olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, ürünlerin dağıtım kanallarının farklı bulunduğunu, diğer yandan davacının maddi ve manevi zarara uğradığını ispatlayamadığını, davacı tarafça talep edilen maddi ve manevi tazminat tutarlarının fahiş olduğunu, davacının kötü niyeli bulunduğunu bu iddiasının hiç değerlendirilmediğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t:1-Dava, marka hakkına tecavüzün önlenmesi, haksız rekabetin tespiti,  maddi- manevi tazminat, hükmün ilanı  istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>                          Dosyaya sunulan belgelerden, davalı tarafından satışa sunulan dava konusu ürünlerde yer alan \"...\" ibarelerinin, davacı adına tescilli olan ve uyuşmazlık konusu parfüm malları bakımından kullanıldığı usulüne uygun olarak ispatlanan 2007/71094 sayılı \"...\" ibareli markayla iltibas  yaratacak derecede benzer olduğu, davalının söz konusu markasal kullanımının, davacı markasına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği, maddi ve manevi tazminat koşullarının oluştuğu, davacının dava açmakta kötü niyetli bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>2-Yukarıda özet kısımından da anlaşılacağı üzere davacı taraf maddi  zararının, 151/2-b maddesi uyarınca belirlenmesini tercih etmiştir. Mahkemece alınan  bilirkişi raporunda ise davalı tarafça dosyaya sunulan belgelerden, davalının ihlal oluşturan ürünlerin satışından 2014-2016 yıllarında toplam 285.366,00 TL kar elde ettiği, 2017 yılında kar elde etmediği, 2018 yılına ilişkin kayıtların ise sunulmadığı, SMK'nın yürürlüğüne girmesinden önceki dönemde gerçekleşen ihlal nedeniyle 556 sayılı KHK hükümlerinin, SMK'nın yürürlüğe girdiği tarihten sonraki dönem içinse SMK'nın 151/2-b hükmüne göre tazminat istenebileceğinin kabul edilmesi halinde SMK'nın yürürlükte olduğu dönem için davalının ihlal oluşturan ürünlerden elde ettiği net kazancının bulunmadığı, davalının \"...\" markalı reklam ve promosyon amaçlı mal ithalatının başladığı tarihin  16.06.2014 olduğu, davalının 2014, 2015, 2016 yıllarında dava konusu ürünlerden elde ettiği net kazanç olan 285,366.00 TL’nin %10’luk kısmının, “...” markasının kullanılmasından kaynaklandığı, buna göre davacının talep edebileceği tazminat miktarının 28.536,60 TL olduğu,  davanın açıldığı 29.01.2018 tarihinde yürürlükte olan mevzuatın 6769 sayılı SMK olduğu gözetilerek, tazminat miktarının SMK hükümlerine göre hesaplanması takdir edilirse de;  davalının 2014-2017 döneminde “...” markalı ürünlerin satışından elde ettiği net kazancın 285.366 TL olduğu belirtilmiş, ilk derece mahkemesince de  tazminat hesabında SMK'nın yürürlüğe girmesinden önceki dönemde gerçekleşen ihlal nedeniyle 556 sayılı KHK hükümlerinin, SMK'nın yürürlüğe girdiği tarihten sonraki dönem için de SMK hükümlerinin uygulanması gerektiği kabulüyle bilirkişi raporunda buna göre hesaplanan 28.536,60 TL maddi tazminat olarak hüküm altına alınmıştır.<br>Ancak,  dava 29/01/2018 tarihinde açılmış olup, 6769 sayılı SMK’nın geçici 1/1 maddesi uyarınca, marka başvurularının sonuçlandırılması yönünden, başvuru tarihinde geçerli kanun hükümlerinin uygulanmasının gerekmesine rağmen, münhasıran açılan hükümsüzlük davaları ile tecavüz davaları yönünden SMK’nın 192. maddesi uyarınca davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan yeni SMK’nın hükümlerinin uygulanması gerektiğinden, ilk derece mahkemesinin 556 sayılı KHK'nın yürürlükte bulunduğu dönemde gerçekleşen eylemler için anılan KHK hükümlerinin, SMK'nın yürürlükte bulunduğu dönem içinde SMK hükümlerinin uygulanması gerektiği kabulü yerinde görülmemiştir.<br>Ayrıca, SMK'nın 151/2-b maddesi uyarınca talep edilen maddi tazminatın sadece davalı tarafın dosyaya sunduğu belgeler incelenerek, hesaplanması da doğru olmamıştır. Zira bu madde kapsamında davalının tecavüz oluşturan ürünlerden elde ettiği net  kazancının, davalının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi suretiyle tespit edilmesi gerekir. Davacı tarafça bu hususta davalının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi talep edilmesine rağmen, sadece davalı tarafça sunulan belgelerin dikkate alınarak tazminat hesabı yapan bilirkişi raporunun hükme esas alınması mümkün değildir<br>Dairemizce, davacı vekilinin yukarıda açıklanan hususlara ilişkin istinaf itirazları yerinde görülerek, duruşma açılmasına  karar verilmiş, öncelikle davalı Şirketten ticari deftere ve kayıtlarının bulunduğu yeri bildirmesi istenmiş, davalı Şirket tarafından ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer bildirildikten sonra, İstanbul Anadolu Nöbetçi  Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine talimat yazılarak, davalının ilk ihlal tarihi olan 16/06/2014 ve 29/01/2018 dava tarihi arasındaki ticari defter ve  kayıtları incelenerek SMK'nın 151/2-b maddesi uyarınca,  davalının dava konusu markayı kullanmak suretiyle elde ettiği net kazanç yönünden maddi tazminatın hesaplanması için  bilirkişi raporu alınmıştır.<br>Dairemizce talimat yolu ile alınan bilirkişi raporunda,  davalı Şirketin 2014  yılında fiziki olarak,  2015 – 2018 yıllarında ise  e-defter niteliğinde tutulan ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olduğu, anılan ticari defterler, dava konusu ürünlere ilişkin olan gümrük beyannameleri, satış faturaları v.s belgelerin incelenmesinden, 16/06/2014 ve 29/01/2018 dava tarihi arasında, davalının  dava konusu markayı kullanmak suretiyle elde ettiği net kazancının 285.201,00 TL olduğu açıklanmış, Dairemizce de  bilirkişi raporunun ayrıntılı,  denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu kanaatine varıldığından, davacının SMK'nın 1512/-b maddesi kapsamında talep edebileceği maddi tazminat miktarı 285.201,00 TL olarak kabul edilmiş, ancak davacının talebi 100.000,00 TL olduğundan, taleple bağlı kalınarak anılan miktar maddi tazminat olarak hüküm altına alınmıştır.<br>3-Taraf vekillerinin manevi tazminat yönünden istinaf itirazlarının incelemesince gelince, davacının markasının ihlali nedeniyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 149/1-ç maddesine dayalı olarak manevi tazminat talebinde bulunabileceği pek tabiidir. Ancak özel durumlar göz önünde tutularak hükmedilecek manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Somut uyuşmazlıkta manevi tazminat koşullarının davacı yararına gerçekleştiği yönündeki ilk derece mahkemesi kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığından, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Mahkemece hükmedilen manevi tazminat tutarı, olayın oluş şekli, olay tarihindeki paranın satın alma gücü gözetildiğinde, hakkaniyete uygun görülmediğinden, davacı vekilinin bu husustaki istinaf itirazları haklı bulunmuş ve açıklanan hususlar dikkate alındığında Dairemizce 50.000,00-TL manevi tazminatın, somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun olduğu değerlendirildiğinden, anılan tutar manevi tazminat olarak hüküm altına alınmıştır.                  <br>    Davalının ihlal oluşturan eyleminin 16.06.2014 tarihinde başladığı ve uyuşmazlığın niteliği gözetildiğinde, Dairemizce hüküm altına alınan tazminat tutarlarına  davacının talebi gibi 16.06.2014  tarihinden itibaren  avans faizi işletilmiştir.<br>SMK'nın 149/1- d ve f maddeleri uyarınca sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, tecavüz konusu ürünlere el konulmasını ve ürünler üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhasını talep edebileceğinden, SMK'nın 149/1-g maddesi uyarınca da, sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesini veya ilgililere tebliğ edilmesini isteyebileceğinden, Dairemizce davacı vekilinin dava konusu \"...\" ibaresini taşıyan davalıya ait ürünlerin, reklam vasıtalarının, basılı tüm evrak ve kağıtların toplatılıp edilmesi talepleri de yerinde görülmüş, hüküm özetinin ilanı talebinde bulunmasında da menfaatinin olduğu düşünüldüğünden, ilan talebinin de kabulüne karar verilmiştir.<br>Dairemizce, taraf vekillerinin yukarıda açıklanan istinaf itirazlarının değerlendirilmesi amacıyla duruşma açıldığından,  davacı vekilinin yine yukarıda açıklanan hususlarda istinaf itirazları yerinde görüldüğünden, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.  <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 14/09/2020 gün ve 2018/45 Esas 2020/187 Karar  sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın kısmen kabulü ile, davalının, davacının 2007/71094 sayılı markasına tecavüz oluşturan dava konusu \"...\" ibareli kullanımlarının ÖNLENMESİNE, <br>\t3-Davalının dava konusu \"...\"  ibareli kullanımlarının haksız rekabet teşkil ettiğinin TESPİTİNE,<br>\t4-Dava konusu \"...\" ibaresini taşıyan davalıya ait ürünlerin, reklam vasıtalarının, basılı tüm evrak ve kağıtların toplatılıp İMHA EDİLMESİNE,<br>\t5-100.000,00 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın 16.06.2014 tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine<br>\t6-Hükmün kesinleşmesini müteakip gideri davalıdan alınmak suretiyle Türkiyede ulusal çapta yayın yapan yüksek trajlı bir gazetede ilanına, <br>\t7-Harçlar Kanunu'na göre maddi olmayan istemler yönünden 427,60-TL maktu, maddi tazminat talebi yönünden 6.831,00-TL nispi, manevi tazminat talebi yönünden 3.415,50-TL nispi olmak üzere alınması gereken 10.674,10-TL karar ve ilam harcının peşin olarak alınan 18.785,25-TL harçtan mahsubu ile bakiye 8.111,15-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine, <br>\t8-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan maddi olmayan istemler yönünden 25.500,00-TL, maddi tazminat talebi yönünden 25.500,00-TL, manevi tazminat talebi yönünden 25,500,00-TL olmak üzere toplam 76.500,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br><br>\t9-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, reddedilen manevi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 25.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>10-Davacı tarafından tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.400,00-TL bilirkişi ücreti, 135,50-TL tebligat ve posta gideri, istinaf aşamasında yapılan 9.000,00-TL bilirkişi ücreti, 341,50-TL tebligat ve posta gideri, 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 12.039,10-TL yargılama giderinden davanın kabul ret oranına göre takdiren 8.427,37-TL'ye, mahsup edilen 10.674,10-TL peşin harç ve 35,90-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 19.137,37-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, <br>\t11-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan 35,30-TL posta masrafı, 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 197,40-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan takdiren 59,22-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,<br>\t12-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),<br>   13-Davacıdan peşin olarak alınan 59,30-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>   14-Davalıdan peşin olarak alınan 1.000,00-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,<br>15-Davacı kendisini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiğinden ve birden fazla duruşma yapıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre hesaplanan 20.400,00-TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak ile davacıya verilmesine,<br>\t16-Davalı kendisini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiğinden ve birden fazla duruşma yapıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre hesaplanan 20.400,00-TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak ile davalıya verilmesine,<br>\tDair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı şirket vekilinin yüzlerine karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 20/03/2024 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde  TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.20/03/2024<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/04/2024 <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ac3c6762415f9d3e","SID":"a83a160265cb076b"}}