{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM <br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/130 <br>KARAR NO: 2024/516<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/09/2020<br>NUMARASI: 2018/30 Esas -  2020/304 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/04/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; plakası ve sürücüsünün kim olduğu tespit edilemeyen bir araçla, vekil edeninin sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosikletin çarpışması neticesinde meydana gelen 15/02/2013 günlü trafik kazasında müvekkili davacının ağır bir biçimde yaralanarak malul kaldığını, uğranılan bedensel zararın giderilmesinden Güvence Hesabı'nın sorumlu olduğunu ve oluşan zararın tazmini amacıyla Güvence Hesabı'na yapılan başvuru sonucunda davacıya 43.105,00-TL tazminat ödemesi yapılmış ise de; yapılan bu ödemenin gerçek zararı karşılamadığını, bu nedenle davalı kuruma yeniden başvuruda bulunulduğunu ancak bu ikinci talebin 25/12/2017 tarihinde haksız biçimde reddedildiğini beyanla, fazlaya ilişen haklar saklı kalmak kaydıyla, 100,00-TL'si geçici ve 100,00-TL'si de kalıcı iş göremezlik zararına karşılık olmak üzere toplam 200,00-TL maddi tazminatın temerrüt  tarihinden işletilecek ticari faiziyle birlikte davalı Güvence Hesabı'ndan tahsiline karar verilmesini istemiş, 04/06/2020 işlem tarihli dilekçe ile de; fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı tutulmak suretiyle, geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin istek miktarını 7.095,11-TL'ye, kalıcı iş göremezlik tazminatına ilişkin istek miktarını da 58.536,69-TL'ye çıkarttıklarını açıklamıştır. Davalı Güvence Hesabı vekili cevap dilekçesinde özetle; zaman aşımı definde bulunarak, 200,00-TL bedel üzerinde dava açılmasının dürüstlük kurallarıyla bağdaşmadığını, ayrıca davacının talep konusu kazaya plakası tespit edilemeyen ikinci bir motorlu aracın karıştığını ve kazaya da bu aracın sebebiyet verdiğini kanıtlaması gerektiğini, kaldı ki geçici iş göremezlik talebinin muhatabının Güvence Hesabı olmadığını, söz konusu bu talebin teminat dışı bulunduğunu, keza dava öncesi vekil edeni kuruma yapılan başvuru neticesinde ibraname karşılığında 43.105,00-TL tazminat ödemesi yapılarak esasen tüm sorumluluğun da yerine getirildiğini, bu durumda davacının kendisine yapılan ödemenin gerçek zararı karşılamadığını ve aralarında fahiş fark bulunduğunu kanıtlaması gerektiğini ve davacının fazlaya ilişen talepleri bakımından temerrüt hali oluşmadığından faize ilişkin talebinin reddi gerektiğini, ticari faiz talebinin de yersiz bir talep olduğunu ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; iddia savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları, olayla ilgili olarak Reyhanlı Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen 2013/752 nolu soruşturma dosyası ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek, davacının yaralanmasıyla sonuçlanan 15/02/2013 günlü trafik kazasının oluşumunda, kazaya karıştığı anlaşılan ve fakat plakası belirlenemeyen araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, kaza neticesinde davacının %10,3 oranında çalışma gücünü kaybettiği, iyileşme süresinin 9 ay bulunduğu, her ne kadar davalı tarafça zaman aşımı definde bulunulmuş ise de; eldeki davada uygulanması gerekin uzamış ceza zaman aşımı süresinin 8 yıl olduğu, bu durumda kazanın 15/02/2013 tarihinde meydana geldiği, davanın ise 11/01/2018 tarihinde açıldığı gözetildiğinde, zaman aşımı itirazının yerinde olmadığı, reddi gerektiği ve davalı Güvence Hesabı tarafından yapılan önceki ödemenin kısmi ödeme niteliğinde olduğu benimsenerek, 20/02/2020 günlü aktüer bilirkiş raporu doğrultusunda; -Davanın KABULÜ ile;-58.536,69-TL sürekli iş göremezlik ve 7.095,11-TL geçici iş göremezlik olmak üzere toplamda 65.631,80-TL maddi tazminatının 09.12.2016 kısmi ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Karara karşı davalı Güvence Hesabı ve davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davalı vekilinin istinaf nedenleri; plakası tespit edilemeyen aracın varlığı ve varsa bile kazaya kusuru ile sebep olduğu somut olarak kanıtlanamadığı gibi, kazaya karıştığı ileri sürülen aracın ZMM sigortası yaptırması zorunlu araçlardan olup olmadığının dahi araştırılmadığı, ayrıca kusur ve maluliyet durumuna ilişkin belirleme ve değerlendirmelerin de hatalı olduğu, kusurun belirlenmesi için ATK'dan rapor alınması gerekirken bunun yapılmadığı, keza davacının kaza anında koruyucu tertibat kullanmaması nedeniyle, müteraffik kusurlu sayılması gerektiğine ilişkin itirazların üzerinde de durulmadığı, vekil edeni kurumun geçici iş göremezlik zararına ilişkin sorumluluğunun SGK'ya  geçtiğinin mahkemece göz ardı edildiği, keza tazminat hesaplamasının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1,8 teknik faiz uygulaması ile yapılması ve Güvence Hesabı tarafından yapılan ödemenin güncellenmiş halinin belirlenen tazminatlardan düşülmesi gerekirken böyle bir indirim yapılmamış olmasının da isabetsiz olduğu, esasen kurumca yapılan ödemenin ödeme tarihindeki verilere göre davacının zararını fazlasıyla karşıladığı, bakiye bir zararın mevcut bulunmadığı sabit olduğu halde bakiye tazminata hükmedilmesinin haksız bir uygulama niteliği taşıdığı ve ıslah edilen kısım yönünden zamanaşımı süresinin de geçirilmiş olduğunun gözetilmediği, faiz başlangıcının hatalı belirlendiği; tüm bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiğine yöneliktir.Davacı vekilinin istinaf nedenleri ise; davalı kuruma yapılan ilk başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü geçildikten sonra, temerrüt tarihinin oluştuğu kabul edilerek, buna göre faiz başlanığının belirlenmesi gerekirken  faizin kısmi ödeme tarihinden itibaren başlatılmış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, bu husustaki hatalı uygulamanın düzeltilmesi gerektiğine ilişkindir.Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen cismani zarara dayanılarak açılmış maddi tazminat istemine ilişkindir.Dosya kapsamından, plakası tespit edilemeyen beyaz renkli Şahin marka bir aracın karıştığı 15/02/2013 günlü trafik kazası neticesinde davacının yaralandığı, olay yerinde yapılan ilk müdahaleden sonra davacının Hatay Devlet Hastanesi'ne kaldırıldığı ve olayla ilgili olarak Reyhanlı Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldığı ve fakat çarpan araç ve sürücüsüne ulaşılamaması nedeniyle daimi ara kararı verildiği, müteakip davacı tarafından Ankara Üniversiteni Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 01/07/2016 tarihli rapora ve soruşturma evraklarına dayanarak, Güvence Hesabı'na yapılan başvuru neticesinde, kendisine 06/12/2016 günlü \"Makbuz ve İbraname\" başlıklı belge uyarınca 09/12/2016 tarihinde 43.105,00-TL tazminat ödemesi yapıldığı, davacı tarafından yapılan bu ödemenin yetersiz olduğu ileri sürülerek yapılan ikinci başvurunun ise; yapılan ödemenin yeterli olduğu beyan edilmek suretiyle reddedildiği ve eldeki davanın da 11/01/2018 tarihinde açıldığı anlaşılmakta olup, açıklanan bu hususlarda taraflar arasında da esasen herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, görülmekte olan davada Güvence Hesabı'nın sorumluluğuna gidilebilecek olup olmadığı, 09/12/2016 tarihinde yapılan ödemenin davacının uğradığı gerçek zararı karşılayıp karşılamadığı, keza 06/12/2016 günlü \"Makbuz ve İbraname\" başlıklı belgenin ibraname niteliği taşıyıp taşımadığı, ibraname niteliğinde ise eldeki davanın 2918 sayılı KTK'nın 11.maddesinde düzenlenen 2 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı, bu belge ibraname niteliğinde değil ise davacının karşılanmamış zarar miktarının ne olduğunun  usulüne uygun şekilde belirlenip belirlenmediği, davacının bedel arttırımının zaman aşımına uğrayıp uğramadığı, kusura ve maluliyete ilişkin tespitlerin de doğru olup olmadığını ve davalının temerrüt halinin ne zaman oluştuğuna ilişkindir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesine dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde ve özellikle davacının yaralanmasıyla sonuçlanan kazaya plakası tespit edilemeyen bir aracın karıştığına ilişkin davacı taraf iddiasının yerinde olduğu resmi makamlarca kabul edilerek, konuya ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığı'nca soruşturma başlatıldığı ve daimi arama kararı verildiği ve dahi davacının bu yöndeki taleplerinin davalı Güvence Hesabı tarafından kabul edilerek kendisine ödeme yapıldığı anlaşılmış olmasına göre davalı Güvence Hesabı'nın sorumluluğu yoluna gidilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir durum tespit edilememesine; Keza 06/12/2016 günlü \"Makbuz ve İbraname\" başlıklı belgenin fazlaya ilişen haklar saklı tutulmak kaydıyla yani itirazi kayıtla imzalanmış olması nedeniyle, yapılan bu ödemenin kısmi ödeme niteliğinde olduğunun kabul edilmiş olmasında ve buna göre hüküm tesis edilmiş bulunmasında da bir yanılgı mevcut olmamasına; Ayrıca yargılama sırasında temin edilen 13/09/2019 günlü kusur raporundaki kazanın oluş şekli ile tarafların kusur durum ve oranlarının ne olduğuna ilişkin belirleme ve değerlendirmelerin dosyaya oluşa uygun denetlenebilir gerekçeler içermesi ve her durum ve olayda mutlaka ATK'dan kusur raporu alınması gibi bir zorunluluk da olmaması karşısında 13/09/2019 günlü yeterli ve geçerli nitelik taşıyan kusur raporunun hükme esas alınmasında da bir isabetsizlik bulunmamasına; Yine davacının uğradığı maluliyeti gösterir 01/07/2016 günlü raporun Ankara Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'nca kaza tarihinde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranının Tespiti İşlemlerinin Yönetmeliği hükümleri uyarınca ve davacının görmüş olduğu tüm tedavi evraklarının değerlendirilmesi neticesinde düzenlenmiş olması ve dahi bu raporun benimsenmesi neticesinde davalı Güvence Hesabı tarafından davacıya ödeme yapıldığı hususu birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu bu raporla belirlenen maluliyet oranı ve iyileşme süresine bağlı kalınarak tazminat hesaplaması yapılmış olmasının da doğru olmasına; Tüm bunlardan ayrı, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve prograsif rant uygulamasıyla düzenlendiği anlaşılan 20/04/2020 günlü aktüer bilirkişi raporundaki hesaplama yöntem ve şeklinin Yargıtay'ın yerleşmiş ve güncel uygulamalarına uygun olması ve bu suretle belirlenen tazminat miktarından da davalı Güvence Hesabı tarafından yapılan kısmi ödemenin rapor tarihi itibariyle güncellenmiş halinin düşülmesiyle sonuç tazminatın belirlenmiş olmasında ve geçici iş göremezlik zararının esasen bedensel zararın bir türü olması nedeniyle (Bkn; İBAM 8. Hukuk Dairesinin 2020/1932 esas - 2023/2002 karar sayılı ilamı) davalı sigorta şirketinin davacının uğradığı geçici iş göremezlik zararından sorumlu tutulmuş bulunmasında da herhangi bir yanılgı olmamasına;Ve dahi eldeki davada uygulanması gereken uzamış ceza zaman aşımı süresinin 8 yıl olduğu, kazanın da 15/02/2013 tarihinde gerçekleştiği dikkate alındığında; dava tarihi (-11/01/2018) ve bedel arttırım tarihi (-04/06/2020) itibariyle zaman aşımı süresinin geçirmemiş olduğunun da sabit bulunması ve davalı Güvence Hesabı tarafından ilk başvuru neticesinde yapılan kısmi ödeme tarihinin 09/12/2016 tarihinde gerçekleştirildiği gözetildiğinde, bakiye tazminat bakımından temerrüt halinin 09/12/2016 tarihi olduğu konusunda da duraksamamak gerektiğinden, mahkemece hüküm altına alınan tazminatlara bu tarihten itibaren yasal faiz uygulanmasının da doğru olmasına ve davacı motosiklet sürücüsünün kaza anında koruyucu ekipman kullanmadığına ilişkin dosya kapsamında soyut bir belirleme bulunmadığından, mahkemece müterafik kusur indirimi yapılmaksızın karar verilmiş olmasında da hatalı bir uygulama tespit edilemediğine göre; Mahkemece yazılı biçim ve şekilde karar verilmiş olmasında istinaf edenlerin sıfatına ve istinaf nedenlerine göre; usul ve yasaya aykırı herhangi bir durum tespit edilemediğinden, davalı Güvence Hesabı vekili ve davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki biçimde hüküm tesis edilmiştir.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca,1-Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davacı vekili ve davalı Güvence Hesabı vekili tarafından yapılan istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin yatırılan 54,40-TL harcın düşümü ile bakiye 373,20-TL maktu istinaf karar ve  ilam harcının  davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, -İstinaf eden davalıdan alınması gereken 4.483,30-TL harçtan peşin yatırılan 1.120,85-TL harcın düşümü ile bakiye 3.362,45-TL nispi istinaf karar ve  ilam harcının davalı Güvence Hesabından alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerin ise yapan taraf  üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361. Madde hükmü uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay nezdinde  temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.05/04/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b68e56475b04c2bb","SID":"6b0a7d6453ba2cb7"}}